Selçuk Şirin – Ya Adalet Ya Sefalet (2023)

 

Şimdi umutsuzluğa teslim olma zamanı değil!

Bizi buraya ne coğrafya ne de “kader” getirdi.

Bizi buraya geçmişteki tercihlerimiz getirdi.

Şimdi Türkiye’nin önünde bir yol ayrımı var.

Ya sefalette ısrar edeceğiz ya da yeni bir hikâye yazmak için yola çıkacağız. Tercih bizim.

Hem iyi bir araştırmacı hem de en karmaşık meseleleri herkese anlatabilecek kadar güçlü bir yazar olan Selçuk Şirin, “Ümitsiz olsam iki yılımı bu kitaba vermezdim” diyor.

Şirin bu çalışmasında, Türkiye’nin acilen çözülmesi gereken 7 temel meselesini verilerle ve yaşanmış gerçek insan hikâyeleriyle ortaya koyuyor, her bir soruna tarihimizden ve dünyadan iyi örneklerle somut çözümler sunuyor.

Şirin, bu 7 temel sorunu şöyle sıralıyor: istihdam, barınma, sağlık, eğitim, çevre, toplumsal güven ve yaşam kalitesi.

Okudukça Türkiye’ye bakışınız değişecek, kendinizi daha umutlu ve güçlü hissedeceksiniz.

Çünkü değişim ümit etmekle başlar.

Kitap, Türkiye’nin daha saygın bir noktaya ulaşması için önemli ipuçları taşıyor.

‘Ya Adalet Ya Sefalet’, rakamlar, bilimsel kaynaklar ve yaşayanların kendi tecrübeleri ile bezenmiş çok önemli bir eser.

  • Künye: Selçuk Şirin – Ya Adalet Ya Sefalet: Daha Yaşanır Bir Türkiye İçin 7 Mesele 7 Reçete, Doğan Kitap, inceleme, 240 sayfa, 2023

John Steiner – Ruhsal İnzivalar (2023)

Bazen hastalar bir yerde analistle bağlantılarını koparıp, genellikle uzamsal olarak saklanabilecekleri bir yer gibi deneyimledikleri ruhsal durumlarda inzivaya çekilirler.

Bunları ruhsal inzivalar, sığınaklar, barınaklar, korunaklar ya da güvenli limanlar olarak adlandıran John Steiner, burada bunların faaliyet gösterme biçimlerini aydınlatıyor.

Steiner’a göre ruhsal inzivaların belki de en zorlayıcı türü, sahte bir temasın teklif edildiği ve analistin yüzeysel, sahtekâr ya da sapkın yollara başvurmaya davet edildiği türüdür.

Yazar, ilk olarak, ruhsal inzivaların patolojik kişilik örgütlenmelerinin faaliyetlerini yansıttıkları yönündeki temel düşünce de dâhil olmak üzere, ruhsal inzivalar teorisinin ana hatlarını çizerek kitaptaki başlıca temalardan bazılarına giriş yapıyor.

Ruhsal inzivaların paranoid-şizoid ve depresif kaygılara karşı bir sığınak görevi görme biçimlerini göstermek amacıyla klinik malzemeden yararlanıyor.

Yanı sıra paranoid-şizoid konum, depresif konum ve özgün kaygılarını gözden geçiriyor.

Ayrıca, özellikle Klein’cı yazarlara odaklanarak narsisist nesne ilişkileri ve patolojik kişilik örgütlenmeleri konusunda daha önce yapılmış çalışmaları gözden geçiriyor.

  • Künye: John Steiner – Ruhsal İnzivalar: Psikotik, Nevrotik ve Sınır Hastalarda Patolojik Örgütlenmeler, çeviren: Ezgi Trak, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, psikanaliz, 182 sayfa, 2023

Kolektif – Kültür Mirası Yönetimi (2023)

Türkiye’de “kültür ve tabiat varlıklarının korunarak gelecek kuşaklara aktarılması” bir söylem ve pratik olarak kültür mirası yönetiminin odağında yer almıştır.

Bu “koruma” ve “aktarma” eylemi farklı dönemlerde farklı kavramlar ve uygulamalarla karşımıza çıkar.

Erken Cumhuriyet’in kültür mirası tanımı, koruma ve yönetim uygulamaları dönemin siyasi, ekonomik ve kültürel bağlamı çerçevesinde farklı önceliklerle şekillenirken, bugün kültür mirasını yeni kavram ve yaklaşımlarla düşünüyoruz.

Yakın dönemde kültür mirası alanında yürütülen araştırma ve çalışmaları, hem miras tanımının kapsamını hem de miras yönetimi anlayışını genişleten ve dönüştüren ulusal ve uluslararası tartışmalar yönlendiriyor.

Bu tartışmaları şekillendiren etmenler arasında, değişen ulusal ve yerel öncelikler kadar, küreselleşme ve teknolojik gelişmelerin ekonomileri birbirine girift biçimde eklemlemesi de var.

Turizm, yaratıcı endüstriler gibi sektörler tüm ekonomilerde payını artırırken, kentleşme dünyanın her yerinde baskın dinamik haline geliyor, kırsal kültürler ve tarihten kalan birçok değer yok oluyor.

İklim değişikliği, savaşlar, toplumsal çalkantılar, göçler kültür mirasının korunmasını öncelikli hale getirirken, geçmişle yapılan yüzleşmeler, adalet ve çoğulculuk odaklı hak arayışları ve insan hakları perspektifi kültür mirası araştırmalarının ve yönetiminin rotasını çiziyor.

‘Kültür Mirası Yönetimi: Neden ve Nasıl? (Türkiye’den Deneyimler ve Tartışmalar)’ başlıklı bu kitap, Türkiye’de kültür ve tabiat varlıklarının korunarak gelecek kuşaklara aktarılması konusundaki güncel yaklaşımları ve uygulamaları günümüz ulusal ve uluslararası tartışmaları bağlamında, eleştirel bir bakış açısıyla ele alıyor.

Kültür ve tabiat varlıkları kavramlarının kapsamı, koruma ve miraslaştırma süreçleri ve bu değerlerin yönetimi konularında Türkiye’deki güncel politikaların ve uygulamaların niteliğini ve ne tür değişim dinamikleri ile karşı karşıya olunduğunu kitaba katkıda bulunan elliyi aşkın yazar değerlendirmekte ve tartışıyor.

Bu değerlendirmeler yapılırken uluslararası akademik tartışmalar, yeni düşünsel açılımlar, UNESCO ve ICOMOS gibi uzman uluslararası kurumların geliştirdiği ilkeler, kavramlar, yöntemler, sözleşmeler ve uygulama rehberleri ışığında yapılmış.

  • Künye: Kolektif – Kültür Mirası Yönetimi: Neden ve Nasıl? (Türkiye’den Deneyimler ve Tartışmalar), derleyen: Asu Aksoy, Deniz Ünsal, Ebru Omay Polat, Gül Pulhan, İclal Dinçer, Nuran Zeren Gülersoy, T. Gül Köksal, Zeynep Ahunbay ve Zeynep Enlil, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, inceleme, 792 sayfa, 2023

Kolektif – “Kanal İstanbul Projesi”ndeki Türkiye (2023)

Bundan iki yıl önce, tüm dünyayla beraber hayatımızı tümden değiştiren olumsuzluklar yaşanırken, pandemiye de yol açan ulus-devlete dayalı sermaye birikim makinesinin Türkiye’deki bir örneği ile yüzleştik; “Kanal İstanbul Projesi”.

Türkiye’de hızlanan değişim/çürüme sürecinin bir temsili olan mega -kendi deyimleriyle “çılgın”- projeler, kalkınma ve bağımsızlık vurguları ile gündemimizi belirler oldu.

“Kanal İstanbul Projesi”, bileşenlerinden hareketle analiz edildiğinde Türkiye hakikatini ele verir nitelikte.

Bu derleme, bu hakikati farklı boyutlarıyla irdeleyen, konu üzerine çok kapsamlı bir tartışma.

Kitabın ilk bölümü, “Kanal İstanbul Projesi” sürecini planlama gündemi, şehircilik, projenin yapılabilirliğine ilişkin eleştirel okuma, proje alanı ve çevresindeki köylerde yapılan saha araştırması, doğal eşikler, İstanbul’un kuzeyine yönelen mega projelerin gerçekleştirilme biçimleri gibi farklı açılardan ele alıyor.

Sonraki kısım, doğal yapı ve ekoloji, kır-kent ilişkisi, tarımsal üretim, kültürel miras ve farklı biçimleriyle yıkımları irdeliyor.

Kitapta bunun yanı sıra, “Kanal İstanbul Projesi” süreci mücadele deneyimleri ve emek perspektifinden tartışılıyor, ayrıca bu projeye Türkiye’nin içinden geçtiği genel dönüşüm süreci üzerinden bakılıyor.

Kitapta, 1949 yılında yayımlanan “Marmara ve Karadeniz’in Birleştirilmesi”ne dair yazısıyla önemli Osmanlı tarihçisi İsmail Hakkı Uzunçarşılı da yer alıyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Pelin Pınar Giritlioğlu, İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Mustafa Sönmez, Cihan Uzunçarşılı Baysal, Çiğdem Toker, Cevahir Efe Akçelik, Mete Durdağ, Jean François Pérouse, Tuğçe Tezer, Gürkan Akgün, Binnur Öktem Ünsal, Ferda Uzunyayla, Sıla Demirörs, Esra Çeviker Gürakar, Fevzi Özlüer, Abdullah Aysu, İclal Dinçer, Yiğit Ozar, İrfan Emre Kovankaya, Berkan Özyer, Çare Olgun Çalışkan, Besim Sertok, Mücella Yapıcı, Enis Rıza, T. Gül Köksal, Eylem Can, Esin Köymen, Raşit Fırat Deniz, Utku Fırat ve Fuat Ercan.

  • Künye: Kolektif – “Kanal İstanbul Projesi”ndeki Türkiye, editör: Fuat Ercan ve Tuğçe Tezer, Bağlam Yayınları, siyaset, 732 sayfa, 2023

Ross Wilson – Yaşamın Diyalektiği (2023)

Çağdaş düşüncenin en önemli figürlerinden Adorno felsefesinin temel kaygılarını anlaşılabilir bir biçimde sunan iyi bir kitap.

Ross Wilson, Adorno’nun fikirlerinin ortaya çıktığı tarihsel bağlamı da ihmal etmiyor.

  • Bizi bir ‘zombi’den ayıran şey nedir?
  • Nabzınızın atıyor olması yaşıyor olduğunuz anlamına gelir mi?
  • Gaz odalarında toplu katliamları ve Hiroşima’yı gerçekleştiren ve önleyemeyen bir kültürde ‘ahlak’ ve ‘sanat’ ne anlama gelir?
  • Kültür ürünlerinin ‘tüketim’inde ne kadar özgürüz?
  • İçerisine hapsedildiğimiz ‘dokuz altı yolları’ndan arta kalan ‘boş’ vakitleriniz aslında çalışmanın uzantısı olabilir mi?

Adorno’ya göre yaşam yalnızca özgürleşmiş bir dünyada bütünüyle yaşam olabilir.

O güne kadar bizler, yaşayan ölüler olmaya mahkûmuz.

Adorno’nun ardında bıraktıklarının kapsamı ve kavrayışının derinliği hem nefes kesici hem de ürkütücüdür.

Modern endüstri toplumuna yönelik yıkıcı suçlamaları, Homeros’tan Hollywood’a, Aydınlanmadan Nazizme kadar Batı kültürüne ilişkin derinden kavrayışı onu Çağdaş Düşüncenin en önemli figürlerinden biri hâline getirmiştir.

Aynı zamanda Frankfurt Okulunun ve Eleştirel Teorinin önde gelen isimlerinden biri olan Adorno’nun, edebiyat kuramı, kültürel çalışmalar ve estetik teori üzerindeki etkisi muazzamdır.

Adorno’yu anlamak bir anlamda çağdaş Kıta felsefesini, siyaset felsefesini, sanat eleştirisini anlamaya adım atmaktır.

Bu kitap, aydınlanma, ahlak, sanat, bilgi ve felsefenin neliği dolayımında Adorno düşüncesini arşınlıyor.

Bunu yaparken Kant, Hegel, Kierkegaard’ın yanında, Adorno’nun düşüncesinin oluşumunda Sartre, Benjamin, Horkheimer, Jameson, Bernstein’ın etkisinin izini sürüyor.

  • Künye: Ross Wilson – Yaşamın Diyalektiği: Adorno’yu Anlamak, çeviren: E. Erman Rutli, Fol Kitap, felsefe, 184 sayfa, 2023

 

Kolektif – Son Osmanlılar: Yunanistan’da Müslüman Azınlık (2023)

Türkiye ile Yunanistan arasında yapılan nüfus mübadelesi sözleşmesinde (1923), İstanbul, Gökçeada ve Bozcaada’da oturan Rumlar ile Batı Trakya’nın Müslüman nüfusu mübadele dışı tutulmuştu.

Lozan Antlaşması’nın “Azınlıkların Korunması” bahsinin 45. maddesinde şöyle denmişti: “İşbu kesim hükümleri ile Türkiye’nin Müslüman olmayan azınlıkları için tanınan haklar, Yunanistan tarafından da kendi topraklarında bulunan Müslüman azınlığa tanınmıştır.”

Kevin Featherstone, Dimitris Papadimitriou, Argyris Mamarelis ve Georgios Niarchos tarafından ortaklaşa kaleme alınmış ‘Son Osmanlılar. Yunanistan’da Müslüman Azınlık (1940-1949)’, tarihi yeteri kadar araştırılmamış bu azınlık toplumunun kritik on yılına ışık tutuyor.

  • Bu on yılda önce II. Dünya Savaşı’na, acımasız bir işgale ve direnişe, savaştan sonra da bu kez kardeş kavgasına, bir iç savaşa sahne olan Yunanistan’da bu azınlık (veya onu oluşturan cemaatler) neler yaşamıştı?
  • Jeostratejik koşullar, Türk-Yunan ilişkileri ve iç dinamikler bu süreçte ne oranda rol oynamıştı?

Yunanistan’ın Müslüman azınlığı sadece tarihsel kökenleri itibariyle değil, o dönemde kendini hissettiren kültürel değişim nedeniyle de ‘Son Osmanlılar’ olarak nitelendirilebilirdi, çünkü Batı Trakya Türkleri arasında ağırlıkta olan gelenekçi eğilimin yerini artık Türkiye Cumhuriyeti’ndeki değişimin izinden giden seküler ve modernist eğilim alıyordu.

İç Savaş’a ELAS saflarında katılan Mihri Belli’nin “Kapetan Kemal” kod adıyla komuta ettiği birliğin “Osmanlı Taburu” diye anılması ise bu geçiş sürecini belki de en güzel yansıtan göstergelerden biriydi.

Yunanistan, Bulgaristan, Türkiye, İngiltere ve ABD arşivlerinden daha önce gün ışığına çıkmamış belgelerin yanı sıra, dönemin yerel basınının, broşürlerin, sahada yapılmış çok sayıda kişisel görüşmenin ve anıların da kullanıldığı bu çalışma önemli bir boşluğu dolduruyor.

  • Künye: Kevin Featherstone, Dimitris Papadimitriou, Argyris Mamarelis ve Georgios Niarchos – Son Osmanlılar: Yunanistan’da Müslüman Azınlık (1940-1949), çeviren: Özkan Akpınar, İş Kültür Yayınları, tarih, 480 sayfa, 2023

Nesrin Yarar Aksoy – Dijital Etnografi (2023)

Dijital etnografi, dijital aktarılan hikayelerin karakteristik özellikleri aracılığıyla gerçek yaşam kültürünün temsillerini araştırır.

Nesrin Yarar Aksoy, dijital medya çağında nitel araştırmanın dönüşümünü izliyor.

Kitabın özgün yanı, dijital teknolojiyi, mimarisi, kullanım biçimleri, potansiyelleri açısından incelemesinin yanı sıra dijital etnografi metodolojisi konusundaki geniş, dağınık ve üzerinde tartışma olan konuları sistematik ve analitik biçimde ele alması.

Dijital sahaların her geçen gün genişlediği son yıllarda bu alanların araştırılmasına duyulan ihtiyaç artarken, yöntem konusunda yeni yaklaşımlar gündeme geliyor ve enformasyon-zengin bu sahaların yoğun teknik repertuvarlarla incelenmesi araştırmacılara cazip geliyor.

Bir taraftan nicel yöntemler ve araçlarda ortaya çıkan yeni olanaklar enformasyonun hızlı akışını yakalamaya çalışırken, diğer taraftan da bir hermenötik geliştirebilmek ve sosyal fenomenleri derinlemesine inceleyebilmek için nitel araştırma yöntemlerinin geçmişte hiç olmadığı kadar yaygınlaştığı görülüyor.

Dijital etnografi yöntemi üzerine gerçekleşen bu çalışmanın analitiği, etnografiyi ve dijital etnografiyi kendi doğaları gereği “kavramsal” ve “yöntemsel” olarak ikiye ayırarak inceleme üzerine kurulu.

Dijital etnografiden önce ilk bölümde özet olarak etnografi ele alınıyor, böylece dijital etnografinin teorik ve yöntemsel bakış açısını belirleyen metodolojik ve kavramsal dönüşümün temelleriyle geleneksel etnografi karşılaştırması mümkün oluyor.

İkinci bölümde ise dijital etnografinin de içinde bulunduğu internet çalışmaları ve bilgisayar dolayımlı iletişim çatısı altında araştırma metodolojisinin kavramsal ve metodolojik unsurları ele alınıyor, interneti bir fenomen veya saha olarak inceleyen yaklaşımlara yönelik bir bakış oluşturuyor.

Nesrin Yarar Aksoy’un uzun süreli yoğun çalışmasının ürünü olan ‘Dijital Etnografi: İlkeler, Yaklaşımlar, Teknikler’, Türkiye’deki sosyal bilim araştırmaları için özgün ve önemli bir katkı.

Kitap eleştirel medya çalışmaları, antropoloji, kültürel çalışmalardan davranış bilimlerine ve pazarlama araştırmalarına kadar geniş bir alanı birleştiriyor, yeni iletişim teknolojilerinin ortaya çıkardığı kuramsal ve metodolojik yaklaşımları bilim insanlarının, akademisyen ve araştırmacıların bilgisine sunuyor.

  • Künye: F. Nesrin Yarar Aksoy – Dijital Etnografi: İlkeler, Yaklaşımlar, Teknikler, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, antropoloji, 216 sayfa, 2023

Esra Mungan – Geştalt Kuramı (2023)

Bu kitap, psikolojinin bugüne dek geliştirdiği belki de en ilginç ancak en az anlaşılmış kuram olan Geştalt kuramına dair, psikoloji tarihi içinde küçük bir “bellek tazeleme” çalışması sayılabilir.

Esra Mungan, orijinal hali hakkında çok az şey bilinen, bilinenlerin ise –kimi zaman tercüme eksiği veya hatalarından, kimi zaman da orijinal eserlerin okunmamasından– ya çok eksik ya da düpedüz yanlış olduğu, dünyaya bambaşka gözlüklerle bakan bu çarpıcı kurama hakkını iade ediyor.

Kuramın özellikle iki yönü oldukça heyecan verici.

Bunlardan biri, kuramın algı dışında psikolojinin tüm diğer alanlarına dair de önermelerinin bulunması ve hatta psikolojinin ötesine de uzanabilecek kapsamda bir genel kavrayışın üzerine kurulu olması.

Bir diğeri ise, psikoloji tarihi içinde –hele ki Anglo-Amerikan psikoloji ekolünün adeta “dayatmasıyla”– her şeyin iki zıt kamp üzerinden tanımlanmasını tümüyle reddetmesi.

Geştalt kuramını “tarihin tozlu sayfalarındaki bir kuram” olarak görmek hayli yanlış olur.

Özellikle anaakım psikolojide “tarihe gömüldüğü” söylenen bu kuram ilginç bir şekilde aslında hiçbir zaman tam olarak gömülemedi.

Hele ki sofistikasyonu giderek artan matematiksel modellerin gelişi, nörobilim ve bilgisayar bilimlerindeki çarpıcı gelişmeler bir anda Geştalt kuramını yeniden çalışmaların odağına yerleştirmiş gibi görünüyor.

Kuramın parmak bastığı çok can alıcı meseleler var ve yirmi birinci yüzyılda, olayları daha karmaşık dinamik sistemler üzerinden inceleyebilen bir bakışa ihtiyaç duyulacağa benziyor.

  • Künye: Esra Mungan – Geştalt Kuramı: İnsana Dair Başka Bir Bilim Mümkün mü?, Metis Yayınları, psikoloji, 248 sayfa, 2023

Kolektif – Yatılı (Okulda) Büyümek (2023)

‘Yatılı (Okulda) Büyümek’, yatılı okulda büyüyenlerin ve yatılı okulda çalışmış olanların deneyimlerini içtenlikle ve cömertlikle paylaştıkları bir kitap.

Kitabın yazarları arasında yatılı bir kurumda bulunmamış tek istisna, Nurcan Demir, ki kendisi Türkiye’de ilk kez yatılılık üzerine yüksek lisans tezi yazmış bir isim.

Kitapta yatılılığın görmeye alışık olduğumuz eğlenceli, coşkulu, yaramaz hallerinden çok bugüne kadar pek de düşünülmeyen, konuşulmayan, dile gelmeyen, hatta belki akla bile gelmeyen yönleri ele alınmış.

Kitap, “Yatılı okulda büyümek olağanüstü bir durum olmadıkça çocuğu güçlendiren çok muazzam bir deneyimdir” şeklindeki yaygın kabul görmüş fikrin ötesine geçiyor.

Yatılı büyümenin ruhsallığı nasıl şekillendirdiğine odaklanan kitap, yatılılık hakkında düşünmek ve okumak isteyenlerle hem teorik çalışmaları hem de bizzat yakılı okulu deneyimlemiş insanların kendi deneyimlerini paylaşarak bireysel ve toplumsal düzeyde bu konuda sahip olunan bilgi ve farkındalığa katkı sağlıyor.

Burada, Okul Tıraşı filminin yönetmeni Ferit Karahan ile yapılmış bir söyleşi de yer alıyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Şükran Başarır, Ayça Gürdal Küey, Nurcan Demir, Alper Şahin, Hakan Yılmaz, Yankı Yazgan, Burçin Balkaş, Mustafa Balkaş, Özlem Altıparmak, Margaret L. Halıcıoğlu ve Ferit Karahan.

  • Künye: Kolektif – Yatılı (Okulda) Büyümek, hazırlayan: Şükran Başarır, çizimler: Yankı Yazgan, Bağlam Yayınları, inceleme, 256 sayfa, 2023

Hanna Segal – Melanie Klein’ın Çalışmasına Giriş (2023)

 

Nesne İlişkileri Kuramı öncüsü Melanie Klein’ın düşüncesini anlaşılır ve incelikli bir şekilde aktarmayı başarabilen bir kitap.

Hanna Segal’in klinik örnekleriyle zenginleşen bu başucu kitabı, çocuk analizi alanında çığır açıcı keşifleri olan ilk kadın psikanalistlerden Klein’ın kayıp nesne, yas ve onarım, yıkıcılık ve yaratıcılık, haset ve şükranı temel alan kuramını daha iyi anlamamızı sağlıyor.

Klein, Freud’un yaşamının son yıllarında ortaya attığı tartışmalı bir kavram olan ölüm dürtüsü kavramını kuramının merkezine yerleştirir.

Ancak Freud’dan farklı olarak dürtü doyumundan ziyade nesneye verdiği önemle klasik Freudcu kuram ile Nesne İlişkileri Kuramı arasında köprü vazifesi gören bir kuram geliştirir.

Oyun tekniği sayesinde bilinçdışı düşlemlerin ve simge gelişiminin iç dünyanın oluşumundaki önemini keşfeder.

Üstbenlik ve Oidipus karmaşasının öncüllerini Freud’un tanımladığından daha erken bir döneme çeker.

Oidipus öncesi dönemlere dair gözlemleri sayesinde ruhsallığın gelişiminde gelişimsel evrelerden ziyade kendine has kaygılar, bunlara karşı kurulan savunmalar ve belirli nesne ilişkileri içeren paranoid-şizoid ve depresif konumları tanımlar.

Klein’ın kuramına farklı seviyelerde ilgi duyan psikanalist ve adayların, ruh sağlığı çalışanları ve öğrencilerin Klein’ın özgün metinlerinden önce ya da yanında rahatlıkla okuyabilecekleri bu eser, onun tüm yayınlarının kronolojik listesinin yanı sıra Türkçe yayınların da bir listesini içeriyor.

  • Künye: Hanna Segal – Melanie Klein’ın Çalışmasına Giriş, çeviren: Melis Tanık Sivri, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, psikanaliz, 144 sayfa, 2023