Ali Akyıldız – Para Pul Oldu (2025)

Osmanlı İmparatorluğu’nun modernleşme süreci, yalnızca kurumların dönüşümüyle değil, ekonomik araçların değişimiyle de şekillendi. Bu dönüşümün en dikkat çekici unsurlarından biri ise kâğıt paranın – yani kaimenin – devlet ve toplum hayatına girişi oldu. Artan savaş giderleri, büyüyen bütçe açıkları ve siyasi krizlerle baş edebilmek için Osmanlı yönetimi, yeni bir finansal çözüm arayışına yöneldi. Böylece kâğıt para, bir geçici önlemden çok, modern mali sistemin habercisi haline geldi.

İlk kaimeler yüksek faizle basılsa da zamanla bu faiz oranı düştü, ardından karşılıksız kaimeler piyasaya sürüldü ve para hızla değer kaybetti. Halkın gözünde para hâlâ “şıkırtılı” metalden ibaretken, devlet “kaime altın gibidir” iddiasını ne kadar tekrarlasa da güven krizi kaçınılmazdı. Bu da kâğıt paranın ekonomik olduğu kadar toplumsal bir meseleye dönüştüğünü gösterdi. Kâğıt para, yalnızca kasaları değil, kamuoyunu da etkilemeye başladı.

Prof. Dr. Ali Akyıldız’ın ‘Para Pul Oldu’ adlı eseri, bu karmaşık tarihî süreci kapsamlı bir arşiv çalışmasına dayanarak inceliyor. Kâğıt paranın Osmanlı’daki serüveni üzerinden maliye politikaları, kriz yönetimi, toplumsal tepkiler ve devletin meşruiyet sorunları gibi çok yönlü dinamikler analiz ediliyor. Tanzimat’tan Birinci Dünya Savaşı’na kadar birçok dönüm noktası, paranın dönüşümü ekseninde yeniden anlamlandırılıyor.

Kitap, seri numarasız kaimelerle yürütülen gizli para politikalarından Galata bankerlerinin etkisine, Avrupa sermayesinin müdahalelerine ve kalpazanlığa kadar geniş bir yelpazede Osmanlı’nın finansal evrimini gözler önüne seriyor. Zengin görseller ve özgün belgelerle desteklenen bu eser, yalnızca tarihçilere değil, ekonomik ve toplumsal dönüşümleri merak eden herkese hitap ediyor.

  • Künye: Ali Akyıldız – Para Pul Oldu: Osmanlı’da Kâğıt Para, Maliye ve Toplum, Vakıfbank Kültür Yayınları, tarih, 352 sayfa, 2025

Ali Akyıldız – Kral Öldü, Yaşasın Kral (2021)

Osmanlı padişahlarının tahta çıkışlarıyla buna bağlı olarak gerçekleştirilen uygulama, tören ve ritüeller üzerine çok önemli bir çalışma.

Konuyu devletin kuruluşundan itibaren bir bütünlük içerisinde ele alan Ali Akyıldız, Osmanlı’nın 600 yılı aşan tarihi boyunca teşrifat kurallarıyla müesseselerin gelişimine paralel olarak cülûs ve cülûs ritüellerinde ortaya çıkan değişim ve dönüşümü ortaya koyuyor.

Çalışmanın bir diğer önemi de bu alanda yapılacak benzer çalışmalara öncülük edecek nitelikte olması.

‘Kral Öldü, Yaşasın Kral’, Osmanlı padişahlarının tahta çıkışlarını ifade eden “cülûs” kavramı bağlamında Osmanlı tarihine farklı bir açıdan bakmak isteyen okurların severek okuyacağı bir çalışma.

  • Künye: Ali Akyıldız – Kral Öldü, Yaşasın Kral: Osmanlı’da Cülus, Veraset ve Meşruiyet, Timaş Yayınları, tarih, 512 sayfa, 2021

Kolektif – Osmanlı Tarihçiliğine Yön Veren Konuşmalar (2021)

Türkiye tarihçiliğinin son yıllardaki macerası hakkında usta işi bir envanter.

Türkiye’nin önde gelen tarihçilerinin makalelerinden oluşan bu derleme, Osmanlı tarihi çalışmalarının mevcut durumu hakkında ufuk açıcı değerlendirmeler sunuyor.

Buradaki yazılar, Osmanlı tarihini, kitabi kaynaklardan harem çalışmalarına, askeri tarihten deniz tarihi araştırmalarına, şeriyye sicillerinin Osmanlı araştırmaları için öneminden iktisat tarihi araştırmalarının serencamına, tıp tarihi çalışmalarındaki sorunlardan sınır araştırmalarına kadar geniş bir yelpazede ele alıyor.

Kitaba katkıda bulunan tarihçiler ise şöyle: Abdülkadir Özcan, Ahmet Yaşar Ocak, Ahmet Tabakoğlu, Ali Akyıldız, Berch Berberoglu, Feridun Emecen, Gábor Ágoston, İdris Bostan, Mehmet Akif Aydın, Michael Ursinus ve Nil Sarı.

  • Künye: Kolektif – Osmanlı Tarihçiliğine Yön Veren Konuşmalar, editör: Arif Bilgin ve M. Bedizel Aydın, Kronik Kitap, tarih, 304 sayfa, 2021

Ali Akyıldız ve Azmi Özcan (haz.) – Namık Kemal’den Mektup Var (2013)

  • NAMIK KEMAL’DEN MEKTUP VAR, Ali Akyıldız ve Azmi Özcan, İş Kültür Yayınları, mektup, 280 sayfa

NAMIK

Bilindiği gibi Namık Kemal, Türkiye edebiyatında mektup türünün yaygınlık kazanmasında önemli katkıları olmuş yazarlarımızdan. Namık Kemal’in bu kitapta bir araya getirilen ve her biri önemli bir tarihi belge niteliğindeki mektupları da, yaklaşık beş yıla yakın süren Midilli ve bir kısmı da Rodos ve Sakız mutasarrıflıkları dönemlerinde kaleme alınmış. Çoğunluğu Hüseyin Hilmi Efendi’ye yazılmış, geri kalanı ise resmi/özel kişi ve kurumlara hitap eden mektuplar, dönemin tarihi olaylarına dair pek çok ipucu sunduğu gibi, Namık Kemal’in bir insan olarak iç dünyasına, özel hayatına ve kişiliğine dair ayrıntılar da barındırıyor.

Ali Akyıldız – Sürgün Sefir Sadullah Paşa (2011)

  • SÜRGÜN SEFİR SADULLAH PAŞA, Ali Akyıldız, İş Kültür Yayınları, biyografi, 488 sayfa

 

Ali Akyıldız ‘Sürgün Sefir Sadullah Paşa’da, büyükelçi olarak uzun yıllar görev yapmış ve bir Tanzimat aydını olan Sadullah Bey’in kapsamlı bir biyografisini sunuyor. Berlin ve Viyana Büyükelçisi olarak görev yapmış Sadullah Paşa, Ayastefanos Antlaşması ve Berlin Kongresi’nin müzakerelerine de katılmıştı. Sadullah Paşa’nın ailesi, eğitimi ve kariyerini inceleyerek çalışmasına başlayan Akyıldız, ardından, Paşa’nın devlet adına kabul ettiği görevleri ve beklenmedik intiharının arkasındaki nedenleri ele alıyor. Akyıldız ayrıca, Sadullah Bey’in eserlerini ve görüşlerini irdeliyor ve böylece onun bir Tanzimat aydını olarak portresini çiziyor.