Aníbal Quijano — İktidarın Kolonyalitesi (2026)

 

Bu kitap, Aníbal Quijano tarafından geliştirilen “iktidarın kolonyalitesi” kavramı etrafında, modern dünyanın kökenlerini ve işleyişini köklü biçimde yeniden yorumlayan kurucu bir metin olarak öne çıkıyor.

Quijano, modernitenin Avrupa’nın kendi iç dinamiklerinden doğmuş doğal bir süreç olduğu fikrine karşı çıkarak, onun Amerika kıtasının sömürgeleştirilmesiyle birlikte ortaya çıkan küresel bir iktidar düzeninin ürünü olduğunu söylüyor. Bu bağlamda modern dünya, yalnızca ekonomik bir sistem değil; emek, bilgi, kültür ve toplumsal hiyerarşileri birbirine bağlayan bütüncül bir tahakküm ağı olarak tanımlanıyor.

Eserin merkezinde yer alan “iktidarın kolonyalitesi” kavramı, sömürgeciliğin yalnızca tarihsel bir dönem olmadığını, günümüze kadar uzanan bir güç ilişkileri sistemi olduğunu gösteriyor. Quijano’ya göre bu sistemin en temel unsurlarından biri, ırk fikrinin küresel ölçekte bir sınıflandırma aracı hâline getirilmesidir. İnsanlar, sömürgecilik sürecinde geliştirilen bu ırksal hiyerarşiler üzerinden konumlandırılmış ve bu yapı modern kapitalizmin temelini oluşturmuştur.

‘İktidarın Kolonyalitesi’ (‘Coloniality of Power’) ayrıca bilgi üretimi alanına da odaklanıyor. Avrupa-merkezcilik, yalnızca bir bakış açısı değil, aynı zamanda neyin “bilgi” sayılacağını belirleyen hegemonik bir çerçeve olarak ele alınıyor. Bu durum, Batı dışı toplumların deneyimlerinin ya değersizleştirilmesine ya da Avrupa kategorileri içinde yeniden tanımlanmasına yol açıyor.

Quijano’nun analizi, kapitalizm ile kolonyalitenin ayrılmazlığını da vurguluyor. Modern kapitalist sistemin, küresel işbölümünü ve emek biçimlerini sömürgecilik mirası üzerinden organize ettiğini gösteriyor. Böylece ekonomik eşitsizlikler ile kültürel ve epistemik tahakküm arasında doğrudan bir bağ kuruluyor.

Çalışma, moderniteyi ilerleme ve rasyonellik anlatısı üzerinden değil, sömürgecilik, ırk ve iktidar ilişkileri üzerinden yeniden düşünmeye çağırıyor. Bu yönüyle kitap, dekolonyal düşüncenin temel taşlarından biri olarak, günümüz küresel eşitsizliklerini anlamak için vazgeçilmez bir kuramsal çerçeve sunuyor.

Aníbal Quijano — İktidarın Kolonyalitesi: Avrupa Merkezcilik ve Latin Amerika
Çeviren: Hasan Aksakal • Beyoğlu Kitabevi
Tarih • 96 sayfa • 2026

Samir Amin – Avrupa-Merkezcilik (2018)

Samir Amin sisteminde Avrupa-merkezciliğe getirdiği eleştiriler yoğundur ve Amin’in bu bağlamda yaptığı en önemli katkılardan biri, Marksizmi Avrupa-merkezci bakış açısından koparmasıdır.

Yakın zamanda aramızdan ayrılan Amin’in elimizdeki kitabı ise, hem Avrupa-merkezciliği tarihsel, eleştirel ve kapsamlı bir şekilde tartışması hem de çağdaş dünyaya ilişkin Avrupa-merkezci olmayan bir görüşün dinamiklerini ortaya koymasıyla çok önemli.

Amin burada,

  • Avrupa ve Ortadoğu’da haraççı ideolojinin oluşumunu,
  • Kapitalizm öncesinde dünyanın diğer kültürel alanlarındaki haraççı kültürün yapısını,
  • Avrupa-merkezciliğin güdük evrenselciliğini ve kültürcü içe kapanmayı,
  • Metafiziğin aşılmasını ve dinin yeniden yorumlanmasını,
  • Avrupa-merkezli kültürcülüğün oluşumunu,
  • Var olan kapitalizmin meydan okuması karşısında Marksizmin tavrını,
  • Bölgecilik ve köktencilik arasındaki bağı,
  • Evrensel bir kültür için temel kavramları,
  • Merkantilizmi ve kapitalizme geçiş sürecini,
  • Avrupa-merkezcilik ve ulus kuramı arasındaki ilişkiyi,
  • Çağdaş dünyaya ilişkin Avrupa-merkezli olmayan bir görüşün dinamiklerini,
  • Ve bunun gibi pek çok önemli konuyu tartışıyor.

Künye: Samir Amin – Avrupa-Merkezcilik: Bir İdeolojinin Eleştirisi, çeviren: Mehmet Sert, Yordam Kitap, inceleme, 272 sayfa, 2018

Susan Buck-Morss – Hegel, Haiti ve Evrensel Tarih (2012)

  • HEGEL, HAİTİ VE EVRENSEL TARİH, Susan Buck-Morss, Metis Yayınları, inceleme, 172 sayfa

 HEGEL

Susan Buck-Morss, yayınlandığı günlerde önemli tartışmaları da ateşleyen elimizdeki makaleleri, tarih ile felsefe arasındaki sınırda duruyor. Yazar, kitabının ilk makalesi olan ‘Hegel ve Haiti’de, Haiti devrimini, Hegel’in “efendi-köle” diyalektiği bağlamında ele alıyor. Burada Avrupamerkezciliği eleştiren Buck-Morss’un tartışma yaratmasının en önemli nedenlerinden biri, Batı modernliğinin mirasını merkezinden edip modernliği evrensel bir yönelim olarak değerlendirmesiydi. Kitabın ‘Evrensel Tarih’ başlıklı ikinci makalesi ise, Buck-Morss’un, ilk makalesine getirilen eleştiri ve yorumlara verdiği yanıtlardan oluşuyor.