David Boratav – Beyoğlu’nda Fısıltılar (2010)

David Boratav ‘Beyoğlu’nda Fısıltılar’da, başkahramanının, babasının ölümünün ardından köklerine dönüşünü; Türkiye’ye, Beyoğlu’na yaptığı yolculuğu hikâye ediyor.

Roman, amansız bir hastalığın pençesine düşmüş babanın trajedisiyle açılır.

Babanın ölümü, oğlunu büyük bir anlamsızlık girdabına sürükler.

Genç adam şimdi, biraz tereddütleri olmakla birlikte, yaşadığı şoku atlatabilmek amacıyla, köklerine doğru bir yolculuğa çıkacak, soluğu Beyoğlu’nda alacaktır.

Boratav elimizdeki romanıyla, Fransa’da yazarların ilk romanlarına verilen Gironde ödülünü kazanmıştı.

  • Künye: David Boratav – Beyoğlu’nda Fısıltılar, çeviren: Aysel Bora, Can Yayınları, roman, 344 sayfa

Kenzaburo Oe – Kişisel Bir Sorun (2010)

Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Kenzaburo Oe’nin ‘Kişisel Bir Sorun’ adlı romanı, engelli bir çocuk sahibi olduktan sonra tüm hayalleri yıkılan başkahramanı Bird’ün yaşadıklarını anlatıyor.

Büyük, oldukça gürültülü bir şehirde yaşayan dershane öğretmeni Bird’in hayali, Afrika gezisine çıkmaktır.

Fakat şimdi önündeki en büyük engel, karısının doğum yapmak üzere olmasıdır.

Gezi planlarını belirsiz bir zamana erteleyen Bird, doğan çocuğunun beyin fıtığı gibi nadir görülen bir hastalığa sahip olduğunu öğrenir.

Yaşadığı kötü durumun önce alkole ve kaçışa yönelttiği Bird, kısa bir süre sonra da çocuğun yaşamaya hakkı olup olmadığını sorgulamaya başlar.

Çocuğu öldürmeyi planlayan Bird, aynı esnada kendisiyle büyük bir hesaplaşmaya girişecektir.

Kenzaburo Oe’nin de başkahramanı Bird gibi engelli bir çocuğa sahip olması, hikâyeyi gerçekçi kılan hususlardan biri.

  • Künye: Kenzaburo Oe – Kişisel Bir Sorun, çeviren: H. Can Erkin, Can Yayınları, roman, 232 sayfa

Thierry Paquot – Lükse Övgü (2010)

Lüks, herkesin ona kendince anlamlar verdiği kavramlardan.

Dolayısıyla, bir hayli çeşitlilik gösteren lüks düşüncesi, gizli ve değişken bir öznellik payı da içerir. Thierry Paquot ‘Lükse Övgü’de, hem kavram hakkında yapılmış tanımlamaları hem de lüks konusunu enine boyuna irdeliyor.

“Lüks, insana düş kurdurur. Onun başlıca işlevi budur.” diyen yazar, eski lüks ürünlerle günümüzün “demokratik” lüks ürünleri arasındaki farkları, lüks ekonomisinin işleyişini ve bu sektörde çalışanları ele alıyor.

Paquot ayrıca, lüksün küreselleşen ekonomisinin, onun üretim alanlarının genişlemesini ve müşteri kitlesinin uluslararasılaşmasını sağladığını da gözler önüne seriyor.

  • Künye: Thierry Paquot – Lükse Övgü, çeviren: Orçun Türkay, Can Yayınları, kültür, 143 sayfa

Isabel Allende – Denizin Altındaki Ada (2010)

Türkiyeli okurların daha önceki romanlarından iyi bildiği Isabel Allende, ‘Denizin Altındaki Ada’ adlı romanında, köle kadın Zarité’nin hayatını anlatıyor.

Dokuz yaşındayken zengin bir toprak ağasına satılan Zarité, hayatının büyük bölümünü evde çalışan bir hizmetkâr olarak yaşayacaktır.

Zarité burada, şekerkamışı tarlalarında insanlık dışı koşullarda çalıştırılan kölelerin ve onlara bu eziyeti yapan efendileri beyaz adamların kötülüklerine tanık olacaktır.

Fakat bir gün Zarité, efendisi tarafından New Orleans’a götürülür. Bu yeni yer genç kadın için, özgürlüğün farkına vardığı ve kendisi için kölelikten öte bir hayat kuracağı mucizevî bir dünyadır.

  • Künye: Isabel Allende – Denizin Altındaki Ada, çeviren: İnci Kut, Can Yayınları, roman, 586 sayfa

Karl Olsberg – Sistem (2010)

Karl Olsberg, gerilim romanı ‘Sistem’de, yarattığı yapay zekânın başına umulmadık belalar açtığı Marc’ın yaşadıklarını hikâye ediyor.

Marc, Google’a rakip olacak bir arama motoru geliştirmiştir.

Yapay zekâyla oluşturulan Pandora adlı bu program, internet teknolojilerinde devrim yaratacak niteliktedir.

Fakat kısa bir süre sonra, yazılımın hazırlanmasında çalışan iki programcı esrarengiz bir şekilde öldürülür.

Yeni nesil bir bilgisayar virüsüne dönüşmüş olan Pandora, dünyadaki internet ağına hızla yayılarak her yerde kaos yaratmıştır.

İşlenen iki cinayetin zanlısı olarak aranmaya başlayan Marc, suçsuzluğunu ispat etmek ve daha da önemlisi hayatını kurtarmak için mücadele edecektir.

  • Künye: Karl Olsberg – Sistem, çeviren: Ömürnaz Kurt, Can Yayınları, roman, 375 sayfa

Stefan Zweig – Clarissa (2010)

‘Clarissa’, ünlü edebiyatçı Stefan Zweig’ın ölmeden önce üzerinde çalıştığı son eser. X

Yazar burada, Avusturyalı bir subayın kızı olan Clarissa Schuhmeister’in hayatı ekseninde, 20. yüzyılın başlangıcından, Avrupa’yı etkisine alan Birinci Dünya Savaşı’nın patlak verişine kadar geçen süreyi tasvir ediyor.

Roman, gençlik dönemlerinde mutlu bir evlilik yapan ve ardından çocuk sahibi olan Clarissa’nın, yaşadığı coğrafyayı alt üst eden savaşla ilişkisini, bu olumsuz durumun onun karakterini nasıl şekillendirdiğini yetkin bir üslupla resmediyor.

Zweig’ın 1942’deki intiharıyla yarım bıraktığı ‘Clarissa’, yazarın yayıncısı Knut Beck tarafından tamamlanmış.

  • Künye: Stefan Zweig – Clarissa, çeviren: Gülperi Sert ve Serpil Yalçın, Can Yayınları, roman, 184 sayfa

Lev Nikolayeviç Tolstoy – Savaş ve Barış (2010)

Tolstoy, dev eseri ‘Savaş ve Barış’ta, bilindiği gibi Napoleon’un Rusya’yı işgal edişini hikâye ediyor. Roman, bu işgali çok yönlü ve yetkin bir üslupla işlemesi kadar, Rus toplumuna dair ayrıntılı ve mükemmel gözlemler barındırmasıyla da dikkat çekiyor.

Rostov ve Bolkonik ailelerinin kaderleri etrafında 19. yüzyılın ilk çeyreğinde Rus toplumunun bir tablosunu çizen yazar, diğer yandan da 1800’lerin Rusya askeri tarihini anlatıyor.

Prens Andrey Bolkonski, Nataşa Rostov, Piyer Bezuhov, Anatoliy Kuragin ve Yelena Kuragin gibi, hepsi birbirinden canlı ve çarpıcı şekilde tasvir edilmiş karakterler arasındaki karmaşık ilişkiler, Napoleon’un işgaliyle başa çıkmaya çalışan bir ülkenin mücadelesi ekseninde hikâye ediliyor.

Dünya edebiyatının bu dev isminin dev romanı, Zeki Baştımar ve Nâzım Hikmet’in muhteşem çevirileriyle Türkçede.

  • Künye: Lev Nikolayeviç Tolstoy – Savaş ve Barış, çeviren: Zeki Baştımar ve Nâzım Hikmet, Can Yayınları, roman, 2 Cilt, 1704 sayfa

Halide Edip Adıvar – Âkile Hanım Sokağı (2010)

Halide Edip Adıvar ‘Âkile Hanım Sokağı’nda, İstanbul’un bir sokağındaki hayatlar üzerinden, Türkiye’nin geleneksel ve çağdaş kesimleri arasındaki ilişkileri, canlı ve zengin bir üslupla tasvir ediyor.

Roman, evli olan Tarık ile Nermin’in, Ankara’daki sıradan hayatlarıyla başlar.

Tarık, bir yurt dışı görevi için Roma’ya gitmek zorunda kalınca, Nermin de onu, İstanbul’da bulunan eniştesinin konağında beklemeyi uygun bulur.

Nermin burada kısa bir süre sonra, Ankara’daki hayatından daha farklı dünyaların bulunduğunu fark edecektir.

Zira Âkile Hanım’ın konağıyla komşu olan bu evde kadın, tanık olduğu birbirinden farklı hikâyeler aracılığıyla, Türkiye’nin değişen yüzünü görecektir.

  • Künye: Halide Edip Adıvar – Âkile Hanım Sokağı, Can Yayınları, roman, 245 sayfa

Sam Stall – Uygarlığı Değiştiren 100 Köpek (2010)

Sam Stall ‘Uygarlığı Değiştiren 100 Köpek’te, köpeklerin tarih boyunca bilime, sanata, devlet yönetimine, tarihe, dine ve insana yaptığı önemli katkılara odaklanıyor.

İkinci Dünya Savaşı’nın en çok madalya alan köpeği Chips; Büyük İskender’in hayatını kurtaran Peritas; en minik savaş köpeği Smokie; on yıllık çalışması esnasında kırk yolcunun hayatını kurtaran, Sanbernarların en yücesi Barry; orduda Amerikan İç Savaşı’nda pek çok kanlı çarpışmaya katılan Jack; kedi seven köpeklerin en ünlüsü Ginny; sinema yıldızı Drew Barrymore’u yangından kurtaran Flossie, Stall’ın hikâyelerini anlattığı, tarihte önemli roller üstlenmiş köpeklerden birkaçı.

  • Künye: Sam Stall – Uygarlığı Değiştiren 100 Köpek, çeviren: Ayşen Anadol, Can Yayınları, tarih, 170 sayfa

Nadeem Aslam – Kaybolan Sevgililere Yollar (2010)

Pakistan göçmeni yazar Nadeem Aslam ‘Kaybolan Sevgililere Yollar’da, beklenmedik bir anda ortadan kaybolan bir çift üzerinden, göç ettikleri ülkeden kendilerini soyutlayarak yaşayan bir ailenin inatla aidiyetlerini korumaya çalışırken savruldukları tehlikeleri, aşırılıkları ve acıları tasvir ediyor.

İngiltere’nin küçük bir kentinde yaşayan Pakistanlı Jugnu ile sevgilisi Chanda, aniden ortadan kaybolurlar.

Sevgilileri arama çalışmaları sonuç vermez ve bu esnada ülkede yaşayan Pakistan cemaati arasında sevgililere dair dedikodular dönmeye başlar.

Aradan kısa bir süre geçtikten sonra, Chanda’nın erkek kardeşleri cinayet suçlamasıyla tutuklanacaktır.

  • Künye: Nadeem Aslam – Kaybolan Sevgililere Yollar, çeviren: Ufuk Boran Kaptan, Can Yayınları, roman, 465 sayfa