Simone de Beauvoir – Sartre’a Mektuplar 1 (2022)

Simone de Beauvoir, 1983’te Jean-Paul Sartre’ın ona göndermiş olduğu mektupları yayımlatmış, fakat kendisinin ona yazdıklarını gün ışığına çıkarmaya niyeti olmadığını belli etmişti.

Soran dostlarına, bunların ancak ölümünden sonra, bulunursa belki basılabileceğini söylemişti.

Söz konusu mektupları kızı Sylvie Le Bon de Beauvoir, onun vefatının hemen ardından, Kasım 1986’da bir dolabın dibinde buldu.

Bu kitapta, “Mösyö Sartre”a hitaben yazılmış, çoğu zarfların içinde katlanmış halde bekleyen mektuplardan 1930-1939 yıllarına ait yüz kırkı bir araya geliyor.

Simone de Beauvoir, en eski hayallerinden birinin, tüm varlığının devasa bir kayıt cihazıyla kaydedilip bir yerlerde saklanması olduğunu sık sık söylerdi.

Onun sesini, en kırılgan ve en güçlü tonlamalarıyla duymamızı sağlayan ‘Sartre’a Mektuplar’, Simone de Beauvoir’ın iç dünyasını tüm çıplaklığıyla ortaya koyarken, hiçbir konuda konuşmaktan çekinmeyen büyük bir 20. yüzyıl entelektüelinin sesini ve düşünsel evrenini de bugüne taşıyor.

  • Künye: Simone de Beauvoir – Sartre’a Mektuplar 1: 1930-1939, çeviren: Damla Kellecioğlu, Everest Yayınları, mektup, 452 sayfa, 2022

 

Hanns Zischler – Kafka Sinemaya Gidiyor (2022)

Franz Kafka, günlüklerinden de anlaşıldığı üzere tutkulu bir sinemaseverdi, anlatı tarzında sinemadan da çokça esinlenmişti.

Ayrıntıların peşinden dur durak bilmeden koşan azimli yazar Hanns Zischler, Kafka’nın metinlerini yıllarca inceledi, yerli ve yabancı pek çok arşivi taradı, kütüphanelerde araştırmalar yaptı, dönemin gazetelerini didik didik etti, fotoğraflar, program broşürleri, film ilanları, posterler topladı, Kafka’nın gittiği sinemaların, seyrettiği filmlerin, hayranlık duyduğu sahnelerin ve etkilendiği oyuncuların izini sürüyor.

Tüm bu çabalarının sonucunda ortaya çıkan ve Kafka araştırmalarına önemli bir temel oluşturan bu eşsiz eser, ele aldığı sessiz filmler ve yaratıcı sanatçılarla da sinemanın ilk zamanlarına büyülü bir keşif gezisi.

  • Künye: Hanns Zischler – Kafka Sinemaya Gidiyor, çeviren: Esen Akyel, Everest Yayınları, sinema, 208 sayfa, 2022

Carl Seelig – Robert Walser ile Yürüyüşlerimiz (2022)

Carl Seelig’in Robert Walser ile yürüyüşlerine dair kayıtları, gerek bu iki yazarın bir parçası olduğu İsviçre edebiyatında, gerek dünya edebiyatında benzersizdir.

Walser, ellinci doğum gününden sonra yazmayı bırakmış ve yaşamını bir ruh ve sinir hastalıkları hastanesinde sürdürmüştü.

Ona ve eserlerine destek olmak isteyen Seelig, Walser’i hastanede sık sık ziyaret eder, böylece “birlikte yürümek” alınyazıları haline gelir.

1936’dan 1956’ya dek çıktıkları yürüyüşlerdeki hayat, edebiyat ve siyaset üzerine konuşmalarından süzülen notlar, dünyaya sırt çevirecek kadar “hassas” ve “suskun” bir yazarın portresini çizer.

Bu notlardan hareketle Percy Adlon’un yazıp yönettiği Der Vormund und sein Dichter filmi de büyük ilgi toplamış, 1979’da iki Adolf Grimme Ödülü’ne layık görülmüştü.

  • Künye: Carl Seelig – Robert Walser ile Yürüyüşlerimiz, çeviren: Aysin Önen, Everest Yayınları, anı, 148 sayfa, 2022

Pierre Bayard – Peki, Ya Eserler Yazar Değiştirseydi? (2022)

Borges sayesinde artık hepimiz ‘Don Quijote’nin gerçek yazarının Pierre Ménard olduğunu biliyoruz.

Peki Kafka’nın ‘Yabancı’yı, Tolstoy’un ise ‘Rüzgâr Gibi Geçti’yi yazdığını ya da Hitchcock’un ‘Potemkin Zırhlısı’ filmini çektiğini biliyor muydunuz?

Edebiyat profesörü ve denemeci Pierre Bayard’a göre, eserlerin müelliflerini değiştirmek ve onları başka bir bakış açısıyla incelemeye çalışmak hem algımızı zenginleştiren hem de bizi daha çok hayal kurmaya teşvik eden bir yöntem.

Bayard, Don Quijote’yi bir 20. yüzyıl bilimkurgu yazarına atfeden Borges’in ve 1968’de “müellifin ölümü”nü ilan eden Roland Barthes’ın yolundan ilerliyor; Nietzsche’yi Karamazov Kardeşler’i yazmaya iten sebepleri sorguluyor, Balzac’ın Parma Manastırı’ndaki üslubunu inceliyor.

Peki, Ya Eserler Yazar Değiştirseydi? tarihe ters köşe yaparak alışılmadık bir okuma biçimi öneriyor.

  • Künye: Pierre Bayard – Peki, Ya Eserler Yazar Değiştirseydi?, çeviren: Murat Erşen, Everest Yayınları, deneme, 156 sayfa, 2022

Joshua Sperling – John Berger: Zamanımızın Bir Yazarı (2022)

John Berger’ın hayatı ve macerası üzerine muazzam bir kitap.

Joshua Sperling, Berger’ın bir hikâyeci ve bir düşünür olarak ne denli benzersiz bir yere sahip olduğunu gözler önüne seriyor.

‘Zamanımızın Bir Yazarı’nda Sperling, 2. Dünya Savaşı sonrasında Avrupa’nın kültür alanında tartışmasız en önde gelen figürlerinden biri olan Berger’ı konu ediyor: Roman ve denemelerinin yanı sıra tiyatro oyunları, foto-metinleri, televizyon programlarıyla Berger’ın bir hikâyeci ve bir düşünür olarak benzersiz bir yere sahip olduğuna hiç şüphe yok.

Henüz yirmi altı yaşındayken “Siyaseti sanata sokmak şöyle dursun, asıl sanat beni siyasete sürükledi,” diyen Berger ölene dek devrimci tavrından vazgeçmedi, işçilerin, göçmenlerin, ezilenlerin haklarını savundu.

Sperling, yayımlanmamış röportajlardan, elyazmalarından, British Library’de yeni erişime açılmış John Berger Arşivi’nde bulunan belgelerden yararlanarak okuyucuyu kışkırtıcı düşünceleri, çelişkileriyle bu çok yönlü insanın dünyasına davet ediyor.

  • Künye: Joshua Sperling – John Berger: Zamanımızın Bir Yazarı, çeviren: Özge Özgür, Everest Yayınları, biyografi, 352 sayfa, 2022

Simone de Beauvoir – Müphemlik Ahlakı Üzerine / Pirus ve Sineas (2022)

 

Simone de Beauvoir’den özgürlük ve özgürlük etiği üzerine eskimeyecek iki eşsiz deneme.

de Beauvoir burada varoluşçu ahlak, sonsuzluk, insanlık, ötekiler, eylem gibi sorularla özgürlüğün başat olduğu bir varoluşu tartışıyor.

Yirminci yüzyılın en etkili yazar ve düşünürlerinden de Beauvoir’ın bu kitapta bir araya gelen ‘Müphemlik Ahlakı Üzerine’ ile ‘Pirus ve Sineas’ başlıklı felsefi denemeleri sırasıyla 1947’de ve 1944’te yayımlandı.

‘Müphemlik Ahlakı Üzerine’, varoluşçuluğun temelindeki özgürlük ve bu bağlamda varoluşçu bir ahlak için ihtimallere dair bir sorgulamayı içerir.

Yazar felsefi birikime, Sartre, Montaigne, Kant, Hegel, Kierkegaard gibi düşünürlere dayanarak insanlık durumunun müphemliğinin kabulü ve bu kabule dayalı bir ahlak üzerine düşünür.

Beauvoir’ın ilk felsefi denemesi olan ‘Pirus ve Sineas’ Plutarkhos’un bir metninde geçen, Kral Pirus ile Sineas arasındaki bir konuşmadan yola çıkarak sonsuzluk, insanlık, ötekiler, eylem gibi sorularla özgürlüğün başat olduğu bir varoluşu tartışır.

Her iki metin de varlığını hep koruyan özgürlük ve özgürlüğün etiği sorusuna rehberlik eder.

  • Künye: Simone de Beauvoir – Müphemlik Ahlakı Üzerine / Pirus ve Sineas, çeviren: Gülçin Kaya-Rocheman, Everest Yayınları, deneme, 240 sayfa, 2022

Miguel Herráez – Julio Cortázar (2021)

Yirminci yüzyıl dünya edebiyatının devlerinden Julio Cortázar’ın hayatı ve yazarlık serüveni hakkında muhteşem bir biyografi.

Akademisyen, gazeteci, yazar Miguel Herráez, yazarın Brüksel’de başlayan ardından Buenos Aires ve Paris’te devam eden yaşamında ve yazarlık serüveninde soluksuz bir yolculuğa çıkarıyor.

Herráez’in saysız mektup, gazete yazısı ve birebir yapılan görüşmeleri temel alarak yazdığı bu detaylı inceleme, Cortázar’ın ailesi, öğretmenlik serüveni, aşkları, çevirmenlik kimliği, dostlukları, yolculukları, siyasal aktivizmi gibi yaşamının birçok farklı katmanına ışık tutarken bir yandan da hayatı boyunca ona hep eşlik eden edebiyatla ilişkisini de çok kapsamlı bir şekilde ele alıyor.

Son olarak Herráez’in, öyküleri ve romanları bugün hâlâ sayısız okuyucuya ulaşan Cortázar’ın çocukluğundan başlayıp son günlerine dek geçirdiği değişimlere odaklanıyor ve bu değişimlerin eserlerini nasıl şekillendirdiğini anlayabilmesi için okuyucuya eşsiz bir fırsat sunuyor.

  • Künye: Miguel Herráez – Julio Cortázar, çeviren: Çağla Işıl Soykan, Everest Yayınları, biyografi, 2021

Susan Sontag – Radikal İrade Üslupları (2021)

Susan Sontag’ın ne denli büyük bir denemeci olduğunu yakından görmek için bu kitap harika bir vesile.

‘Radikal İrade Üslupları’, Sontag’ın sanat, edebiyat, tiyatro ve sinemadan Vietnam Savaşı’na kadar birçok konuda kaleme aldığı denemeleri içeriyor.

Sontag kitabın ilk iki bölümünde sanatta sessizlik, edebiyatta pornografi, Cioran’ın felsefesi ve yazını, tiyatronun gelişimi ve sesli sinemanın doğuşu, Bergman, Godard ve Bresson’un sinemasına dair zihin açıcı yorumlarda bulunuyor.

Üçüncü ve son bölümdeki en hacimli denemesinde ise davet üzerine iki hafta zaman geçirdiği Vietnam’daki deneyimlerini aktarıyor.

‘Radikal İrade Üslupları’, hem radikal tavrıyla Sontag’ın sadık okurları hem de yazarla ilk defa tanışacaklar için birçok kez dönüp okunacak bir kitap.

  • Künye: Susan Sontag – Radikal İrade Üslupları, çeviren: Nuray Önoğlu, Everest Yayınları, deneme, 325 sayfa, 2021

Franco “Bifo” Berardi – Sonun Fenomenolojisi (2021)

Pandemi, insan denen hayvanın yeryüzündeki sonunu getirebilir.

Franco “Bifo” Berardi, ancak radikal ekonomik eşitlik ve kültürel özgürlükle bu gelecek perspektifinden kurtulabileceğimizi belirtiyor.

Kapsamlı bir kuramsal temel ve düşünsel arka plana sahip ‘Sonun Fenomenolojisi’, Covid-19 pandemisinin gezegeni ve üzerinde yaşayan hepimizi cevapsız sorularla baş başa bırakan belirsizlik sürecinde olup bitenleri analiz ediyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Sonun fenomenolojisi. İyi de neyin sonu? Bu bize bağlı, bu sana bağlı.

Hiçbir politikanın gerçekleştiremediği ve bir virüsün paradoksal biçimde uçurumun kıyısında, aynı zamanda da kurtuluşun eşiğindeki insanlığın elini uzatınca tutacağı kadar yakınına getirdiği, iki yüzyıldır beklenen ve vaat edilen bir son: Paraya ve ücretli emeğe dayalı önyargıdan kurtuluş.

Bu koşulları sağlamayı beceremezsek, o zaman sözünü etmek durumunda kalacağımız son, insanlığın sonu olacak. Paylaşılan değer olarak, duyarlılık, zekâ ve anlayış olarak insanlığın, ama aynı zamanda tür olarak da insanlığın: İnsan denen hayvanın yeryüzündeki sonu.

Bu kez işin şakası yok: Dünyanın yarısındaki orman yangınları, buzulların erimesi, Afrika Boynuzu’nda görülen çekirge istilası, silahlanma yarışı, dünyanın birçok bölgesine geri gelen açlık ve bir sağlık terörü dönemini haber veren viral pandemi.

Bütün bunlar tek bir anlama geliyor: Yokoluş gündemde ve radikal ekonomik eşitliğin, kültürel özgürlüğün, hareketlerin yavaşlığı ile düşüncelerin hızı dışında bu gelecek perspektifinden çıkışın bir yolu yok.”

  • Künye: Franco “Bifo” Berardi  – Sonun Fenomenolojisi, çeviren: Bengi Oya, Mert Erarslan ve Serhan Ada, Everest Yayınları, siyaset, 256 sayfa, 2021

Pierre Drieu La Rochelle – Hayalet Işık (2021)

Paris’te derbeder bir hayat yaşayan Alain’in dünyasına inen çarpıcı bir roman.

Pierre Drieu La Rochelle’in, otuz yaşında intihar eden arkadaşı Jacques Rigaut’dan etkilenerek kaleme aldığı ‘Hayalet Işık’, psikanalizi ustaca kullanmasıyla da dikkat çekiyor.

La Rochelle, arkadaşının ölümünden bir yıl sonra ‘Hayalet Işık’ı kaleme almıştı.

Rigaut’nun son günleri, Rochelle’in kitabının kahramanı Alain’e esin kaynağı olur.

‘Hayalet Işık’, askerlik hizmetinden döndükten sonra derbeder bir hayat yaşamış, kadınlara ve paraya düşkün, uyuşturucuya bağımlı hale gelmiş Alain’in ışığıdır.

Bağımlılığı için tedavi gördüğü kliniğin doktoru onun artık iyileştiğinden, klinikte kalmasına gerek olmadığından emindir.

Doktorla aynı fikri paylaşmayan Alain, Paris’teki eski arkadaşlarını ziyaret etmeye karar verir.

Arkadaşları hayatla arasındaki bağı onarabilecek, ona yardım edebilecek midir?

Yeni Dalga akımının önde gelen isimlerinden Louis Malle’in 1963 yılında “Le Feu follet” adıyla sinemaya uyarladığı, 2011 yılında bu kez Joachim Trier’in Oslo, 31 Ağustos filmine ilham kaynağı olan ‘Hayalet Işık’, güncelliğini koruyan, zamansız bir anlatı.

  • Künye: Pierre Drieu La Rochelle – Hayalet Işık, çeviren: Emre Tokcael, Everest Yayınları, 112 sayfa, 2021