Axel Honneth – Sosyalizm Fikri (2016)

Sosyalizmin teorik öncüllerini temelden sorgulayarak onun günümüze hitap etme imkânlarını açığa çıkarmayı, yani sosyalizm fikrini güncellemeyi amaçlayan bir çalışma.

Axel Honneth, sosyalizmin yeni toplumsal çerçevelere taşınması halinde, son yılların anti-kapitalist protesto ve ayaklanma hareketlerine sağlam bir yanıt verebileceğini düşünüyor.

  • Künye: Axel Honneth – Sosyalizm Fikri, çeviren: Cem Şentürk, İletişim Yayınları

Kültegin Ögel – Bağımlılık Asla Sadece Bağımlılık Değildir (2020)

Bağımlılığı yalnızca tek bir etkene indirgemek ya da nesneleştirmek, onu hiç anlamamak demektir.

Çünkü bağımlılık, yalnızca psikolojik bir durum olmaktan öte, sosyolojik, kültürel, siyasi ve tarihsel arka planlara da sahip bir olgudur.

Kültegin Ögel’in bir anlamda toplumsal bir eleştiri olarak okunabilecek bu kitabı, kimseyi yargılamadan bağımlılığın sosyolojik, siyasi ve tarihsel dinamiklerini aydınlatıyor.

Kitapta, İstanbul’un eroin fabrikalarından bir homurdanma ve isyan mekânı olarak kahvehaneler ve meyhanelere, ticari bir ürün olarak bağımlılıktan tarihten ilginç bağımlılık öykülerine, devletin bağımlılık söz konusu olduğunda yasaklamadan para kazanmaya uzanan çelişik tavrından bu topraklara özgü bağımlılık kültürüne, edebiyatta bağımlılıktan sinemada bağımlılığın işlenişine ve ilaç niyetine uyuşturucu kullanımından bağımlılığın sosyal arka planına pek çok konu ele alınıyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Bağımlılık insanidir. Bağımlılık siyasidir. Bağımlılık bir kültürdür veya kültürden oluşur. İçinden ekonomi geçer. Geleneklerle yoğrulur. Tarihtir. Bağımlılığı beynin içinde görebilirsiniz. Bağımlılığın arkası psikolojidir. Bağımlılık itişme ve kakışmaların ortasındadır. Bağımlılık bireydir, ailedir, toplumdur, çevredir. Deneyimdir, sanattır, inançtır, ideolojidir.”

  • Künye: Kültegin Ögel – Bağımlılık Asla Sadece Bağımlılık Değildir, İletişim Yayınları, sosyoloji, 264 sayfa, 2020

 

Reyhan Ünal Çınar – Ecdadın İcadı (2020)

AKP, iktidara geldiği 2002 yılından beri inanılmaz bir bellek mücadelesi verdi.

İktidarın toplumsal belleğe hâkim olma mücadelesindeki ilk safha, Kemalist-cumhuriyetçi hafızaya alternatif bir karşı hafızayı canlandırmaktı.

Sonraki safha, bu karşı hafızanın iktidar hafızasına dönüştürülmesiydi.

İşte Reyhan Ünal Çınar’ın bu nitelikli çalışması da, söz konusu dönüşümü çok yönlü bir bakışla izliyor.

Bu süreci “Tüm hatırlayış ve unutuşları tektipleştiren, dahası dikte eden bir bellek terbiyesi” olarak tanımlayan Çınar, AKP’nin Türkiye’nin kurucu belleği diyebileceğimiz Kemalist belleği nasıl yıkacağı ve yıktıklarının yerine yeni olarak ne koyacağıyla açıklanan Yeni Türkiye’nin kurucu iktidarı olma kapasitesi(zliği) ve imkânını irdeliyor.

“Yeni Türkiye” söyleminin Kemalizm’den ayrıştırmak istediği Yeni Osmanlıcılık olduğunu iddia ettiği anlam borcu ve köken anlatısının, esasında AKP’nin gelecek vaadi olduğunu belirten Çınar, AKP’nin son dönemlerinde gerek iç, gerek dış meselelerle ilgili sık ve kısa sürede değişen tutarsız siyasetinin, AKP’nin nasıl bir gelecek kuracağını ve AKP döneminin nasıl hatırlanacağını anlamamızda önemli bir veri olduğunu söylüyor.

Çalışma, AKP’nin Kemalizm karşısında nasıl karşı hafızadan, bir iktidar hafızasına dönüştüğünü tarihsel bir bakışla izlemek için çok iyi fırsat.

  • Künye: Reyhan Ünal Çınar – Ecdadın İcadı: AKP İktidarında Bellek Mücadelesi, İletişim Yayınları, siyaset, 268 sayfa, 2020

 

Özgür Mutlu Ulus – Türkiye’de Sol ve Ordu (2016)

1960’lı yıllardan itibaren kitleselleşmeye başlayan Türkiye’de sol hareketlerin orduya ve cuntacılığa yaklaşımlarını ortaya koyan bir inceleme.

Çalışma bu anlamda, 1960-1971 zaman aralığına Yön-Devrim hareketinden başlayarak Türkiye İşçi Partisi, Milli Demokratik Devrim, Türkiye Komünist Partisi ve Kıvılcımlı gibi farklı sol fraksiyonları irdeliyor.

  • Künye: Özgür Mutlu Ulus – Türkiye’de Sol ve Ordu, İletişim Yayınları

Fırat Mollaer – Tekno Muhafazakârlığın Eleştirisi (2016)

Türkiye’de çağdaş siyasi düşünce ve hayata damgasını vuran egemen bir ideolojinin düşünsel kaynakları, rasyonalitesi ve söylemsel pratiklerine dair eleştirel politik denemeler.

Nurettin Topçu’dan Necip Fazıl’a, muhafazakâr düşüncede etkili olan pek çok aktör üzerine yeniden düşünen Fırat Mollaer, sağlam ve eleştirel bir Türk muhafazakârlığı portresi sunuyor.

  • Künye: Fırat Mollaer – Tekno Muhafazakârlığın Eleştirisi, İletişim Yayınları

Ulaş Sunata – Hafızam Çerkesçe (2020)

150 yıl önce anavatanlarından zorunlu bir göçle bu topraklara gelen Çerkesler, tarihin en görmüş geçirmiş kolektif hafızalarından birine sahip.

Ulaş Sunata’nın bu enfes sözlü tarih çalışması, farklı yaş ve cinsiyet gruplarından, farklı coğrafi bölgelerden, farklı siyasi görüşlerden Çerkeslerle yapılan birebir görüşmelerle, okurunu Çerkesler ve Çerkeslik hakkındaki aydınlatıyor.

Bir üstanlatı olarak oluşturulan milli tarihte bir Öteki olarak sunulan Çerkesler bağlamını yapısöküme uğratan çalışma, Öteki’nin çoğul tarihleri olarak okunabilir.

Çerkes çalışmalarına yeni ve kapsamlı bir örnek olan ve hep sözü edilen Çerkeslerin söz sahibi olarak yer bulduğu ve kendinden olmayana Çerkesliği anlattığı kitapta, Ulaş Sunata’nın diasporanın sosyokültürel hafızası olarak Çerkes köyünü ve Bahar Ayça Okçuoğlu’nun ise, kimlik inşası ve referansları bağlamında Türkiye’de Çerkes diasporasını irdelediği birer yazısı da bulunuyor.

  • Künye: Ulaş Sunata – Hafızam Çerkesçe: Çerkesler Çerkesliği Anlatıyor, İletişim Yayınları, sosyoloji, 342 sayfa, 2020

Onur Gezer – Osmanlılarda Esrar ve Esrarkeşler (2020)

 

Bugün adı anıldığında çoğunlukla ahlâki ve yasadışı çağrışımlar uyandıran esrar, tarih boyunca çok az maddenin tattığı bir şöhrete sahip.

Onur Gezer’in bu harikulade çalışması da, esrarın eşsiz bir lütuftan uyuşturucu zehre seyreden ilginç serüvenini Osmanlı İmparatorluğu bağlamında izliyor.

Kitap, bu topraklarda esrarla ilk ne zaman tanışıldığı; kimler tarafından ne amaçla, nasıl, nerelerde ve ne şekillerde kullanılıp ne gibi sonuçlara ulaşıldığı; ilmi, dinî, hukuki ve edebi boyutları hakkında ne söylenilip ne yazıldığı ve esrarla nasıl mücadele edildiği sorularına yanıt arıyor.

Esrarın, toplumun her kesiminden kişiler arasına nasıl sokulduğu ve kültürel izleri üzerine çok iyi bir çalışma.

  • Künye: Onur Gezer – Osmanlılarda Esrar ve Esrarkeşler: Hayaller Sancağının Kuru Sarhoşları, İletişim Yayınları, tarih, 183 sayfa, 2020

İbrahim Küreken – “Parçası, Tanığı, Mahkûmu, Sürgünü Oldum” (2016)

Kürt siyasetçi İbrahim Küreken’den, 1960’lardan günümüze Kürt hareketine dair anılar.

Küreken, DDKD (Devrimci Demokratik Kültür Derneği) günlerinden TKDP’deki (Türkiye Kürdistanı Demokrat Partisi) ve Kawa hareketindeki mücadelelere, hapishane günlerinden Hak-Par tecrübesine, Kürt hareketinin dönüm noktalarına dair merak edilenleri paylaşıyor.

  • Künye: İbrahim Küreken – “Parçası, Tanığı, Mahkûmu, Sürgünü Oldum”, İletişim Yayınları

Yannis Hamilakis – Ulus ve Harabeleri (2020)

Arkeoloji, tarih, siyaset ve antropolojinin kesiştiği noktada yer alan özgün bir çalışma.

Yannis Hamilakis ‘Ulus Harabeleri’nde, Yunanistan’da klasik antikite, arkeoloji ve ulusal imgelem arasındaki ilişkileri çok yönlü bir bakışla inceliyor.

Bunu yaparken günümüz toplumu ve siyasetiyle geçmişin izleri ve yansımaları arasındaki karmaşık ilişkiyi gözler önüne seren Hamilakis, belirli bir disipline hapsolmadan, uzmanlardan meraklı genel okuyuculara kadar uzanan geniş bir okur kitlesine hitap ediyor.

Ulus tasavvurunun geçmişe ait maddi izlere neden ihtiyacı vardır?

Bu izler, ulusun hayal edilme sürecinde nasıl bir işlev görür?

Batı modernliğinin araçlarından biri olan arkeoloji, ulusun varlığına kanıt oluşturduğu düşünülen eserleri nasıl üretir?

Ulus-devletler, aydınlar ve ulusun “ötekileri” de dâhil olmak üzere farklı gruplar, kendi ulusallık fikirlerini kurgulamada eski eserleri nasıl kullanırlar?

Hamilakis, disiplinlerarası bir bakışla bu ve bunun gibi pek çok ilginç sorunun yanıtını tartışıyor.

  • Künye: Yannis Hamilakis – Ulus ve Harabeleri: Yunanistan’da Antikite, Arkeoloji ve Ulusal İmgelem, çeviren: Ayşe Boren, İletişim Yayınları, arkeoloji, 480 sayfa, 2020

Ertuğrul Meşe – Komünizmle Mücadele Dernekleri (2016)

1960’lardan itibaren varlık göstermeye başlayan Komünizmle Mücadele Dernekleri aracılığıyla üretilen antikomünist fikirler, sadece ortaya çıktıkları dönemi değil, bugüne kadar sağ siyasi yelpazede yer almış politikacıların söylemlerini de belirledi.

İşte bu önemli çalışma, bu derneklerin doğuşu ve siyasal yaşama etkilerini tartışıyor.

Ertuğrul Meşe araştırması için pek çok zengin kaynaktan yararlanmış.

  • Künye: Ertuğrul Meşe – Komünizmle Mücadele Dernekleri, İletişim Yayınları