Asef Bayat – İslâm’ı Demokratikleştirmek (2015)

Mısır ve İran’da siyasetin nasıl şekillendiğini; siyasal güçlerin tarihsel, siyasal, sınıfsal ve dinsel kökenlerini irdeleyen ufuk açıcı bir inceleme.

Toplumsal hareketler ve toplumsal değişim, din ve siyaset, İslâm ve modern dünya, kentsel mekân ve siyaset gibi alanlarda çalışan önde gelen isimlerden Asef Bayat, bu iki ülkede son 20-30 yıldaki dinsel hareketlerin mücadele pratiklerini ortaya koyarken, Türkiye’deki post-İslamcı siyasetlerin mantığına dair bize de çok şey söylüyor.

Müslüman Ortadoğu bağlamında, farklı hareketlerin, toplumsal ve siyasal değişim yaratabilmek, otoriter bir iktidarı meşrulaştırmak ya da tam tersine demokratik bir yönetim biçimini kucaklayan kapsayıcı bir inanç inşa etmek üzere dine anlam yükleyen hareketlerin pratiklerini inceleyen, çok önemli bir eser.

  • Künye: Asef Bayat – İslâm’ı Demokratikleştirmek, çeviren: Özgür Gökmen, İletişim Yayınları, siyaset, 376 sayfa, 2015

Chantal Mouffe – Sol Popülizm (2019)

Günümüzde neoliberal hegemonik yapı krizle boğuşuyor.

Chantal Mouffe de, bu krizin daha demokratik bir düzenin inşa edilme olasılığına kapı araladığını ve belirtiyor.

Mouffe ‘Sol Popülilzm’de, son otuz yıldır maruz kaldığımız dönüşümlerin doğasını irdeliyor ve bu dönüşümlerin demokratik politika açısından sonuçlarıyla yüzleşmemizin şart olduğunu söylüyor.

Mouffe’un buradaki temel argümanı, içinde bulunduğumuz hegemonik krize müdahil olabilmek için bir politik sınır inşa etme gerekliliğidir, “halk” ve “oligarşi” arasında inşa edilecek politik sınırın söylemsel bir stratejisi olarak anlaşılabilecek sol popülizmin mevcut konjonktürde demokrasiyi iyileştirmek ve derinleştirmek için gereken tarzda bir politikayı oluşturmasıdır.

Yazar, sol popülist bir stratejinin, toplumlarımızın politik muhayyilesinde demokratik söylemin oynadığı hayati rolü kabul ederek ve tabiiyet karşısında konumlanan türlü çeşit mücadeleler arasında bir eşdeğerlik zinciri tesis etmesiyle, insanların büyük bölümünün özlemlerinde yankı uyandıracağını söylüyor.

Zira Mouffe, önümüzdeki birkaç yıl içinde, politik çatışmanın temel ekseninin sağ popülizm ve sol popülizm arasında konumlanacağını iddia ediyor.

Yazar ayrıca, politik sınırların yeniden yaratılması durumunda, “popülist moment”in, post-politikanın revaçta olduğu onca yıldan sonra “politik olanın geri dönüşü”ne işaret edeceğini de savunuyor.

Bu geri dönüşün, liberal demokrasinin kurumlarını zayıflatan rejimler vasıtasıyla otoriter çözümlere meydan verebileceğini ama demokratik değerlerin yeniden tasdik edilmesinin ve

genişlemesinin yolunu da açabileceğini belirten Mouffe, her şeyin, politik güçlerin mevcut demokratik talepleri hegemonik hale getirmekte başarılı olup olamamasına ve post-politikaya galebe çalan bir tür popülizmin su yüzüne çıkmasına bağlı olduğunu söylüyor.

Kitabın sonunda, Ahmet İnsel’in Mouffe ile yaptığı aydınlatıcı bir söyleşinin yer aldığını da ayrıca belirtelim.

  • Künye: Chantal Mouffe – Sol Popülizm, çeviren: Aybars Yanık, İletişim Yayınları, siyaset, 136 sayfa, 2019

Kolektif – Milliyetçilik ve Toplumsal Cinsiyet (2015)

Bir siyaset tarzı, ideoloji ve siyasal-kültürel bir olgu olarak farklı biçimlerde işletilen milliyetçiliğe içkin toplumsal cinsiyet rejimlerine, Türkiye özelinde bakan makaleler.

Kitap, milliyetçilik ve toplumsal cinsiyet ilişkisini medyatik, edebi ve siyasi perspektiflerden irdelemesiyle önemli.

Kitapta tartışılan kimi konular şöyle:

  • Popüler kültür ve milliyetçilik,
  • Kadınların milliyetçiliği,
  • Bir erkeklik fantezisi olarak Kurtlar Vadisi,
  • Haberlerde milliyetçi ve cinsiyetçi söylem,
  • Güzellik yarışmaları ve milliyetçilik,
  • Halkevi sahnelerinde kadın imajları,
  • Halide Edip Adıvar, Yakup Kadri Karaosmanoğlu ve Peyami Safa’nın ütopyacı gelecek kurgularında ideoloji ve toplumsal cinsiyet,
  • Milliyetçi-muhafazakâr tahayyül ve 12 Eylül filmleri…

Çalışmaya katkıda bulunan isimler ise şöyle: Suavi Aydın, Aksu Bora, Tanıl Bora, Simten Coşar, Kadir Dede, Tuba Kancı, Funda Gençoğlu Onbaşı, Eylem Özdemir, Aylin Özman, Çağla Karabağ Sarı, Burcu Şenel, Nagehan Tokdoğan, Sinan Yıldırmaz ve Yasemin Temizarabacı Yıldırmaz.

  • Künye: Kolektif – Milliyetçilik ve Toplumsal Cinsiyet, derleyen: Simten Coşar ve Aylin Özman, İletişim Yayınları, toplumsal cinsiyet çalışmaları, 389 sayfa, 2015

Tim Lewens – Bilimin Anlamı (2019)

Bu kitap, bilim felsefesine iyi bir giriş yapmak isteyen okurların kaçırmak istemeyeceği türden.

Tim Lewens, bilimsel işleyişin önemi hakkında bizi aydınlatıyor ve daha da önemlisi, bilim dediğimizde ne demek istediğimizi ve bizim için bilimin anlamını açıklıyor.

Önde gelen bilim felsefecileri Karl Popper ve Thomas Kuhn’un teorilerinden yola çıkan Lewens, hem bilimi, bilim felsefesinin büyüteci altında inceliyor hem de bilimdeki etik ve ahlâki sorunların izini sürüyor.

Lewens bunu yaparken de,

  • Bilginin çeşitliliği,
  • Bilim ve sözde bilim,
  • Yanlışlanabilirlik,
  • Kuram ve gözlem,
  • Kanıt ve akıllı tasarım,
  • Homeopati ve plasebonun doğası,
  • Bilimsel devrimlerin yapısı,
  • Evrimsel ilerleme,
  • Modellerin çoğulluğu,
  • Eksik belirlenim,
  • Ve bunlar gibi, bilim ve bilim felsefesi alanına giren pek çok konuyu ele alıyor.

Künye: Tim Lewens – Bilimin Anlamı, çeviren: Kerem Kaynar, İletişim Yayınları, bilim, 256 sayfa, 2019

Ferhunde Özbay – Kadın Emeği (2019)

KADIN EMEGI

Daha önce burada, Ferhunde Özbay’ın kadın emeği, aile, nüfus dinamikleri ve politikaları alanlarındaki bütün üretimlerini ortaya koyan, harika bir derleme olan ‘Dünden Bugüne Aile, Kent ve Nüfus’ adlı kitaba yer vermiştik.

Kolektif bir çalışmayla gün yüzüne çıkan bu kitap ise, Özbay’ın kadın emeği üzerine 1979 ile 2011 tarihleri arasında kaleme aldığı seçme makalelerini bir araya getiriyor.

Makaleler, Özbay’ın arkadaşları, öğrencileri ve genç araştırmacı ve akademisyenlerin sunuşları ve açıklayıcı notlarıyla da zenginleşmiş.

Özbay’ın külliyatına çok önemli bir katkı olarak düşünülebilecek çalışma, Yıldız Ecevit’in, Özbay’ın Türkiye’de kadın ve çocuk emeğinin kavramsallaştırılmasına yaptığı katkıları ortaya koyduğu giriş yazısıyla açılıyor.

Kitabın devamında da,

  • Türkiye’de kadın emeği ve istihdamına ilişkin çalışmaların gelişimi,
  • Kadın istihdamının politika söyleminde 1970’lerden bugüne geçirdiği dönüşümler,
  • Türkiye’de kırsal/kentsel kesimde eğitimin kadınlar üzerindeki etkisi,
  • Kırsal yörelerde kadının statüsü, işgücüne katılımı ve eğitim durumu,
  • Kırsal ve kentsel kesimlerde kadın emeği,
  • Ücretli ve ev içi ücretsiz emek tartışmaları bağlamında kadın emeğinin bütünlüğü,
  • Türkiye’de kadın ve çocuk emeği,
  • Ev içinde sosyal sınıf dinamikleri,
  • Evlerdeki cariyeler, evlatlıklar ve gelinlerin emeği,
  • Türkiye’de ev emeğinin dönüşümü gibi konular ele alınıyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Saniye Dedeoğlu, Ayşe Durakbaşa, Yıldız Ecevit, İpek İlkkaracan ve Şemsa Özar.

  • Künye: Ferhunde Özbay – Kadın Emeği: Seçme Yazılar, yayına hazırlayan: Şemsa Özar, İletişim Yayınları, toplumsal cinsiyet çalışmaları, 325 sayfa, 2019

Ahmet İnsel – Türkiye Toplumunun Bunalımı (2019)

Ahmet İnsel’in ilk baskısı 1990’da yapılan ‘Türkiye Toplumunun Bunalımı’ şu cümleyle açılıyor:

❝Türkiye toplumu bir yüzyıldan beri dünya değiştirme sancısıyla yaşıyor.❞

Şimdi genişletilmiş baskısıyla raflardaki yerini alan kitap, ülkenin sancılı modernleşme sürecinin toplumsal dinamiklerini kavramak açısından önemli saptamalar barındırıyor.

İnsel burada, çağdaşlaşma sürecinin toplumsal sorunlarından liberalizm ile muhafazakârlığın Türkiye’ye ilişkin tahayyüllerine, Türkiye’nin kronik rejim bunalımından iktidarda bulunmalarını olağanüstü şartlara borçlu olanlara, siyasal ve iktisadi bir bütün olarak devletçilikten silahlı kuvvetlerin siyasete etkilerine ve Türkiye’nin parlamenter düzeninde siyaset yapmanın belli başlı zorluklarına pek çok konuyu tartışıyor.

Ahmet İnsel, Türkiye’nin içinde bulunduğu siyasi krizi analiz etmekle kalmıyor, bu bunalımın arzulanır bir toplumsal dinamiğe dönüşmesinin koşulları üzerine de düşünüyor.

Akademik veya bilimsel jargona başvurmayan, anlaşılabilir, açık bir üslupla yazılmış kitabın da her seviyeden okura hitap ettiğini de söylemeliyiz.

  • Künye: Ahmet İnsel – Türkiye Toplumunun Bunalımı, İletişim Yayınları, siyaset, 328 sayfa, 2019

Kolektif – İstanbullu Rumlar ve 1964 Sürgünleri (2019)

1964 yılı, İstanbullu Rumlar ve İstanbul için kara bir yıldır.

Rumlar bu tarihte evlerini terk etmek zorunda bırakıldılar doğup büyüdükleri bu şehirden sürgün edildiler.

Rumlar 1964 yılında başlayan korkunç süreç için apelassis sözcüğünü kullanırlar.

Apelassis kovulma, evinden ayrılmaya zorlanma, sürülme, sürgün edilme anlamlarına gelir.

İşin kötüsü, 1964 Sürgünleri hakkında bizde yapılmış kayda değer çalışmalar çok azdır.

İşte bu derlemede bir araya getirilen makaleler, aradan elli yıldan fazla süre geçse de 1964 Sürgünlerini derinlemesine incelemesiyle önemli bir boşluğu dolduruyor diyebiliriz.

Kitap, dört bölümden oluşuyor.

Birinci ve ikinci bölümler, 1964 Sürgünlerinin ortaya çıkış nedenlerini kapsamlı şekilde irdeliyor.

Üçüncü bölüm, 1964 Sürgünlerinin şimdiye kadar yazılı olarak nasıl aktarıldığı konusuna odaklanıyor.

Dördüncü bölüm ise, İstanbullu Rumların sınır dışı edilmelerinden sonra neler olduğuna bakıyor, Sürgünlerin Atina’da yaşadıklarını ayrıntılı bir şekilde ortaya koyuyor.

Kitaba katkıda bulunan yazarlar da şöyle: İlay Romain Örs, Baskın Oran, Alper Kaliber, Rita Ender, Yorgos Katsanos, Emilia Themopolou, Anna Theodorides, Alexis Alexandris, Elçin Macar, Herkül Millas, Stavros Anestidis, Christina Vamvouri, Vassilis Messis, Emre Can Dağlıoğlu, Koray Yaşar, Emre Metin Bilginer, Hakan Yücel, Süheyla Yıldız, Maria Kazantzidou, Eleni İoannidou, Nikolaos Uzunoğlu, Cengiz Aktar ve Samim Akgönül.

  • Künye: Kolektif – İstanbullu Rumlar ve 1964 Sürgünleri: Türk Toplumunun Homojenleşmesinde Bir Dönüm Noktası, derleyen: İlay Romain Örs, İletişim Yayınları, tarih, 392 sayfa, 2019

İlkay Kara – Açık Yaranın Sesi (2019)

Ahmet Kaya, bundan 18 yıl önce aramızdan ayrıldı, ama her büyük sanatçı gibi şarkıları, olanca çarpıcılıklarıyla yaşamaya devam ediyor.

Kaya, politik müziğe yepyeni bir soluk getirdi.

Buna rağmen Türkiye onun kıymetini takdir etmedi, onu şiddetli bir yalnızlığa, yabancılığa ve dilsizliğe sürükledi, onu yaşatamadı.

İlkay Kara’nın doktora tezi olan ve şimdi kitap halinde yayımlanan bu çalışması da, Ahmet Kaya şarkılarının sözlerini içinde bulunduğu politik-kültürel ortam içinde yeniden okuyarak Türkiye’nin politik müziği üzerine derinlemesine düşünüyor.

Kara buradan yola çıkarak kültür tartışmalarından müzik meselelerine, dünyada çığır açmış müzik türlerinden bizdeki “milli musiki” tartışmalarına uzanıyor.

Ahmet Kaya’nın biyografik hayatından detaylarla da zenginleşmiş İlkay Kara’nın çalışmasını nitelikli kılan hususlardan biri de, Ahmet Kaya’nın şarkıları üzerinden bir alternatif Türkiye yakın tarihi okuması yapması.

  • Künye: İlkay Kara – Açık Yaranın Sesi: Bir Politik Anlatı Olarak Ahmet Kaya Şarkıları, İletişim Yayınları, inceleme, 191 sayfa, 2019

Kolektif – Türkiye’de Hukuku Yeniden Düşünmek (2015)

Bugünkü vaziyeti bir yana bırakalım, Türkiye’nin hukuk tarihine yüzeysel bir bakışla baktığımızda dahi, ülkenin bugüne kadar ya hukuk krizi ya da kriz hukuku ile yönetildiğini görebiliriz.

Bu kitap ise, alanında uzman isimlerin katkılarıyla zenginleşen, Türkiye’nin hukuk sorununu kapsamlı bir perspektifle irdeleyen makaleler sunuyor.

Yeni anayasa çalışmaları ve başkanlık sistemi tartışmaları, basın özgürlüğü ve görüş edinme hakkı, 6638 sayılı iç güvenlik kanunu, yargı bağımsızlığı ve bunun gibi pek çok güncel konu, burada tartışılıyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Haluk İnanıcı, İbrahim Ö. Kaboğlu, Hayrettin Ökçesiz, Osman Doğru, Tolga Şirin, Serap Yazıcı, Ersan Şen, Fikret İlkiz, Köksal Bayraktar, Ercan Kanar, Ali Pehlivan, Tankut Centel, Ulaş Karan, Ayhan Erdoğan, Ergin Cinmen, Arif Ali Cangı, H. Fehmi Demir, Seda Akço Bilen ve Zehra Çiğdem Özcan.

  • Künye: Kolektif – Türkiye’de Hukuku Yeniden Düşünmek, derleyen: Haluk İnanıcı, İletişim Yayınları, hukuk, 379 sayfa, 2015

Burcu Şentürk – Bu Çamuru Beraber Çiğnedik (2015)

Ankara-Mamak’taki Ege Mahallesi’nin doğumunu, gelişimini ve ölümünü öznelerinin hayat hikâyeleri eşliğinde anlatan dikkat çekici bir çalışma.

Köy hayatı ve göç hikâyeleriyle başlayan kitap, bu gecekondu mahallesinin 1970’lerde kırsal göçmenler tarafından kuruluşunu, mahallede yaşanan toplumsal ve iktisadi dönüşümü, kentsel dönüşümün buradaki muazzam sonuçlarını kayıt altına alıyor.

İlgi çekici hikâyelerle zenginleşen kitabın asıl özgünlüğünün ise, gecekondu olgusuna farklı bir pencereden bakmasıdır diyebiliriz.

Zira Burcu Şentürk, gecekonduyu ortak hayat kurma ve dayanışma pratiklerinin sergilendiği, buna ek olarak kentsel hareketlerin ve mücadelelerin özgün ve canlı bir örneği olarak bakıyor.

  • Künye: Burcu Şentürk – Bu Çamuru Beraber Çiğnedik: Bir Gecekondu Mahallesi Hikâyesi, İletişim Yayınları, inceleme, 261 sayfa, 2015