James McGregor – Tarihöncesinden Bugüne Akdeniz Dünyası ve Doğa (2021)

Dünyanın bugün karşı karşıya olduğu çevre krizinin kökenini tarihöncesi dönemden bugüne Akdeniz dünyasında doğa imgesinin dönüşümü üzerinden bakan çok özgün bir çalışma.

James McGregor, Antik Akdeniz’de geleneksel tarımın, doğal ekosistemlerin temel özelliklerine aykırı olmadığını, zengin olduğunu ve kendi kendini düzenleme kabiliyetine sahip olduğunu belirtiyor.

Bu ilişkinin, doğanın, insanın müdahale etmediği yabani kırsal olarak algılanmaya başladığı 18. yüzyılın sonlarında sona erdiğini belirten McGregor, bu tarihten başlayarak tarım dünyasının doğa dünyasından ayrıldığını, bu ani ve çarpıcı değişimin de ekolojik anlayışı baş aşağı ederek halen mücadele etmekte olduğumuz çok önemli sorunlara sebep olduğunu söylüyor.

Yazar böylece, dünyanın bugün karşı karşıya olduğu çevre krizinin kökeninde Batı toplumunun “İlk Doğa” ilkesini, insan toplulukları ile doğa dünyası arasındaki uyumlu ilişkiyi terk etmesinin yattığını savunuyor.

Kitap bu yönüyle, doğadaki yerimize dair eski anlayışı yeniden edinmemiz gerektiğini hatırlatıyor, doğaya karşıt ve hasım konumumuzu terk etmemizi, doğuştan ait olduğumuz biyolojik dünyada geçmişin kendini ispatlamış teknikleriyle yetiştiricilik yapan kimliğe dönmemizi telkin ediyor.

  • Künye: James H. S. McGregor – Tarihöncesinden Bugüne Akdeniz Dünyası ve Doğa: Kriz Çağına Nasıl Geldik?, çeviren: Barış Gönülşen, İş Kültür Yayınları, tarih, 412 sayfa, 2021

Ayşe Nükhet Adıyeke ve Nuri Adıyeke – Osmanlı Dönemi Kısa Girit Tarihi (2021)

Girit adası, coğrafi konumu açısından Doğu Akdeniz’in kilit noktasıdır.

Ayşe Nükhet Adıyeke ve Nuri Adıyeke’nin otuz yıllık Girit çalışmalarının ürünü olan bu kitap da, Osmanlı dönemindeki Girit’i fethinden savaşlarına, toplumsal yapısından bölgede yaşanan ayaklanmalara ve adanın diplomasideki hayati yerine, konuyu çok zengin bir pencereden izliyor.

Girit kültürü kendine özgüdür.

İçinde, eski dönemlerden Miken, Minos, Roma, Hellen, Bizans ve biraz da Arap kültürü barındırır.

Ortaçağ ve hemen sonrasında, bu kadim kültürün üstüne kalın bir Venedik kültürü katmanı eklendi.

Bu senteze son olarak da Osmanlı kültürü katıldı.

Bütün bunlar Akdeniz mirasının özgün bir parçası haline gelen Girit kültürünü oluşturdu.

İşte elimizdeki kitap, bu olağanüstü tarihsel hikâyenin Osmanlı kısmı ayrıntılı olarak inceliyor.

Yazarların Girit kadı sicillerini de kapsayan çok geniş bir arşiv, yazma ve belge taramasının sonucu olan kitap, bilinçli popüler tarih tercihiyle, başta Giritliler olmak üzere, Osmanlı dönemi Girit tarihini merak eden tüm okuyuculara kolay okunan bir anlatı sunuyor.

  • Künye: Ayşe Nükhet Adıyeke ve Nuri Adıyeke – Osmanlı Dönemi Kısa Girit Tarihi, İş Kültür Yayınları, tarih, 416 sayfa, 2021

Ioan James – Büyük Biyologlar (2021)

Lamarck, Humboldt, Darwin, Galton, Mendell…

Oxford Üniversitesi matematik profesörlüğünden emekli olan Ioan James, bugünden 400 yıl geriye uzanarak bilim tarihinde devrim yaratmış otuz sekiz büyük biyoloğun biyografilerini sunuyor.

James, biyologların bilimsel başarılarının yanı sıra her biri oldukça merak uyandırıcı yaşam öyküleri üzerinde de titizlikle duruyor.

Kronolojik olarak düzenlenmiş biyografilerle, biyolojinin yıllar içinde hangi toplumsal koşullarda geliştiğine dair çarpıcı bir tablo sunan, bilimsel ve biyolojik teknik ayrıntıları asgaride tutan kitap, konuya ilgi duyan bütün okurları modern gelişmeleri kolayca izlemeye davet ediyor.

Aralarında Sloane, Linnaeus, Banks, Lamarck, Humboldt, Hooker, Owen, Aggassiz, Darwin, Galton, Mendel, Wallace, Huxley ve Crick gibi pek çok büyük biyoloğa ait ilginç hayat hikâyelerinin yer aldığı çalışma, bir yandan da modern tıp ve genetik biliminin bugünkü birikimine nasıl kavuştuğunu gözler önüne seriyor.

  • Künye: Ioan James – Büyük Biyologlar, çeviren: Cumhur Öztürk, İş Kültür Yayınları, bilim, 312 sayfa, 2021

Zafer Toprak – Cumhuriyet ve Antropoloji (2021)

Erken Cumhuriyet dönemindeki antropolojik araştırmaların arkasındaki siyasi ve ideolojik saikler nelerdi?

Zafer Toprak’ın yeni bir baskıyla raflardaki yerini alan bu nitelikli çalışması, 1930’lu yıllarda gerçekleştirilen bilimsel ve kültürel devrimin geri planında yer alan birikime odaklanıyor.

Bir anlamda, Tanzimat sonrası yüz yılı kapsayan bir bilim tarihi olarak da okunabilecek ‘Cumhuriyet ve Antropoloji’de tartışılan kimi ilgi çekici konular şöyle:

  • Erken Cumhuriyet dönemi Türkiye’sinde antropolojinin doğuşu,
  • Cumhuriyet’in Ankara’da tasarladığı ilk fakülte olan 1923 tarihli İçtimaiyyat Fakültesi,
  • Antropoloji ve Türk Tarih Tezi,
  • Şevket Aziz Kansu ve antropolojinin evrimi,
  • Sosyal Darwinist tarih ve Türk Tarih Tezi,
  • Osmanlı proto-antropolojisi ve toplumsal cinsiyet ırkçılığı,
  • Erken Cumhuriyet’in doğa bilimleri,
  • Türkiye’de tarih eğitiminin evrimi,
  • 1939 Beynelmilel XVIII. Antropoloji ve Prehistorik Arkeoloji kongresindeki tartışma konuları,
  • Dil devrimi ve Sadri Maksudi,
  • Antropolojik dilbilim ve Güneş-Dil teorisi,
  • Atatürk ve ezoterik arkeoloji,
  • Toplum mühendisliği ve antropolojik ırk sorunu…

Künye: Zafer Toprak – Cumhuriyet ve Antropoloji, İş Kültür Yayınları, antropoloji, 624 sayfa, 2021

Bekir Koç – Osmanlı Modernleşmesi ve Midhat Paşa (2021)

Osmanlı modernleşmesinde Midhat Paşa’nın önemli rolü vardır.

Bekir Koç da, Midhat Paşa’nın Tuna Valiliği yaptığı yılları (1864-1868) merkeze alarak hem bu rolü ayrıntılı bir şekilde ortaya koyuyor hem de modernleşme serüvenimizi çarpıcı bir şekilde izliyor.

Koç’un çalışmasının merkezinde, Midhat Paşa’nın, dönemin taşra sorunlarına çözüm bulmak amacıyla ilan edilen Vilayet Nizamnamesi’ni Tuna’da da nasıl başarılı bir biçimde uyguladığı yer alıyor.

Osmanlı Devleti’nin yeniden yapılanmasını zorunlu kılan sosyopolitik ve ekonomik gelişmeleri de irdeleyen yazar, Midhat Paşa’nın çalışmaları neticesinde katılımcı yerel yönetim, kanun hâkimiyetinin sağlanması, denetimin kurumsallaşması gibi, devlet yurttaş ilişkilerinin daha rasyonel ve çağdaş yönde dönüştüren uygulamaları inceliyor.

Çalışma bilhassa, taşra belediyeleri, nizamiye mahkemeleri, çocuk esirgeme kurumları, kız ve erkek meslek okulları, hapishane atölyeleri, kasaba buğday pazarları, siyasi polislik, tahsildarlık ve taşra basını gibi birçok kurum ve uygulamanın günümüze ulaşmasında Midhat Paşa’nın katkılarını geniş bir çerçevede ortaya koymasıyla önemli.

  • Künye: Bekir Koç – Osmanlı Modernleşmesi ve Midhat Paşa, İş Kültür Yayınları, tarih, 384 sayfa, 2021

Anne Conway – En Kadim ve Modern Felsefenin İlkeleri (2021)

Yaşadığı dönemin ilk kadın filozofu olan Anne Conway’in ‘En Kadim ve Modern Felsefenin İlkeleri’ adlı bu yapıtı, düşünürün ölümünden sonra yayımlanmıştı.

1631-1679 yılları arasında yaşamış Conway’in bu eseri, döneminin popüler felsefelerine cephe almasıyla öne çıkıyor.

Kartezyen düalizme karşı çıkan Conway, burada Spinoza ve özellikle de Hobbes’un felsefelerine sıkı eleştiriler getiriyor.

Conway’in Leibniz ve Kabalist van Helmont’un etkilerinin görülebildiği bu çalışması, Türkçede ilk kez yayımlanıyor.

  • Künye: Anne Conway – En Kadim ve Modern Felsefenin İlkeleri, çeviren: Ferit Burak Aydar, İş Kültür Yayınları, felsefe, 128 sayfa, 2021

James H. Meyer – İmparatorluklar Arası Türkler (2021)

Osmanlı’da İttihat ve Terakki’nin iktidarında siyasi ve kültürel arenada başı çeken iki merkez vardı.

Bunlardan biri Pan-Türkçüler, diğeri de Türk Yurdu dergisi çevresiydi.

İşte James Meyer de, bu yapıların Osmanlı-Çarlık Rusyası sınır boylarında Türk milliyetçiliği ve Müslüman kimliğini pazarlama stratejilerini geniş bir bağlamda izliyor.

‘İmparatorluklar Arası Türkler’, Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminde; 19. yüzyıl sonu ile 20. yüzyıl başında, söz konusu çevrenin hikâyesini merkeze alarak Türk milliyetçiliğinin de kurucuları arasında sayılan Yusuf Akçura, İsmail Gasprinskiy ve Ahmet Ağaoğlu’nun Rusya ve Osmanlı’daki dünyalarını mercek altına alıyor.

Meyer bunu da, eş merkezli üç çevreye odaklanarak yapıyor: En içerideki çemberde Türk Yurdu yer alıyor.

Bir sonraki daha geniş çemberde, Rusya taşrasında eğitim reformu için idareyle olduğu kadar kendi cemaatleri içinde de mücadele veren “usul-i cedid” taraftarları yer alıyor.

En geniş üçüncü çember ise, “imparatorluklar arası Müslümanlar”dan, yani imparatorluklar arasında gidip gelen; kâh birinde kâh diğerinde yaşayan tüccarlar, hacılar, mülteciler ve sayısız Müslümandan oluşuyor.

Arşivlerden kişisel mektuplara pek çok belgeden yararlanan Meyer, Akçura ve arkadaşlarının bu imparatorluklar arası cemaatin de ayrılmaz bir parçası olduklarını savunuyor.

  • Künye: James H. Meyer – İmparatorluklar Arası Türkler (1856-1914), çeviren: Renan Akman, İş Kültür Yayınları, tarih, 336 sayfa, 2021

Kolektif – Türkiye’nin Bütün Ağaçları ve Çalıları (2021)

Tam 813 tür barındıran, ayrıca renkli fotoğraflarla zenginleştirilmiş, Türkiye’nin ağaçları ve çalıları üzerine muazzam bir kaynak.

Ciltli olarak basılan çalışma, Türkiye’deki odunsu bitkilerin adlarını, türlerini ve nerelerde bulunduklarını açıklıyor, ayrıca onları nasıl tanıyacağımız konusunda anahtar bilgiler veriyor.

Editörlüğünü Türkiye’nin önde gelen orman botanikçilerinden olan Profesör Ünal Akkemik’in yaptığı ve şimdiye kadar bu alanda yapılmış en kapsamlı çalışma niteliğinde olan kitap, TEMA Vakfı’nın katkılarıyla ortaya çıkmış.

Her doğaseverin kitaplığında bulunması gereken bir eser.

  • Künye: Kolektif – Türkiye’nin Bütün Ağaçları ve Çalıları, editör: Ünal Akkemik, İş Kültür Yayınları, doğal yaşam, 1368 sayfa, 2021

Yaron Ayalon – Osmanlı İmparatorluğu’nda Doğal Afetler (2020)

Osmanlı İmparatorluğu’nda doğal afetler olgusuna çevresel ve toplumsal tarih ile felaket psikolojisini kullanarak bakan çok özgün bir çalışma.

Yaron Ayalon, Osmanlı’da doğal afetlere toplumun, devletin ve cemaatlerin nasıl tepki verdiğini araştırıyor ve doğal afetlere yaklaşım konusunda Müslümanlar ile gayrimüslimler arasındaki sınırların Osmanlı toplumu için sanıldığı kadar katı olmadığını ve dönemine göre değiştiğini ortaya koyuyor.

Felaketler karşısındaki kaçma, saklanma veya tevekkül gibi çeşitli davranış kalıplarına yeni bir ışık tutan ve tarihsel verilerle toplumsal psikoloji ve toplumbilim çalışmalarını harmanlayan çalışma, barındırdığı kimi ilginç tezlerle de dikkat çekiyor.

Örneğin Ayalon’a göre, Osmanlı devletinin kuruluşunda Kara Veba da önemli bir etkendi ve bu tür felaketlerle mücadele Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde de büyük önem taşıyordu.

  • Künye: Yaron Ayalon – Osmanlı İmparatorluğu’nda Doğal Afetler, çeviren: Zeynep Rona, İş Kültür Yayınları, tarih, 320 sayfa, 2020

Robert A. Norman ve Sharad P. Paul – Son Doğal İnsan (2020)

Protezler ve lazer cerrahisi gibi teknolojiler, çok daha sağlıklı hayatlar yaşamamıza vesile oldu.

Geleceğin insanı ise, daha da gelişkin teknolojiler sayesinde, bunun gibi pek çok yapay fakat çok cazip özelliğe sahip olacak.

Robert Norman ve Sharad Paul de bu kitaplarında, kapıda bizi bekleyen büyük buluşlar ve olağanüstü değişimlerin yaratacağı geleceğin insanının nasıl bir şey olacağı, neye benzeyeceği üzerine bilimsel bir tartışma yürütüyorlar.

‘Son Doğal İnsan’, bizi bekleyen geleceğe şüpheli bakmayı da ihmal etmeden,

  • Doğal ve yapay bağlamında gelecekte insan olmanın ne ifade edeceğini,
  • Bizi bekleyen asıl tıbbi ve sosyal sorunların neler olduğunu,
  • Başarıya giden en iyi yolu seçerken odaklanmamız gereken öncelikli hedeflerin hangileri olduğunu,
  • Ve bunun gibi ilgi çekici konuları tartışmaya açıyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Bir gün Son Doğal İnsan’ı çok özleyebiliriz, ne var ki belki de türümüzü devam ettirmek ve daha da ileriye gitmek için gereken niteliklere ancak geleceğin değiştirilmiş insanı sahip olabilir.”

  • Künye: Robert A. Norman ve Sharad P. Paul – Son Doğal İnsan: Nereden Geldik Nereye Gidiyoruz?, çeviren: Yonca Aşçı Dalar, İş Kültür Yayınları, bilim, 200 sayfa, 2020