James McGregor – Tarihöncesinden Bugüne Akdeniz Dünyası ve Doğa (2021)

Dünyanın bugün karşı karşıya olduğu çevre krizinin kökenini tarihöncesi dönemden bugüne Akdeniz dünyasında doğa imgesinin dönüşümü üzerinden bakan çok özgün bir çalışma.

James McGregor, Antik Akdeniz’de geleneksel tarımın, doğal ekosistemlerin temel özelliklerine aykırı olmadığını, zengin olduğunu ve kendi kendini düzenleme kabiliyetine sahip olduğunu belirtiyor.

Bu ilişkinin, doğanın, insanın müdahale etmediği yabani kırsal olarak algılanmaya başladığı 18. yüzyılın sonlarında sona erdiğini belirten McGregor, bu tarihten başlayarak tarım dünyasının doğa dünyasından ayrıldığını, bu ani ve çarpıcı değişimin de ekolojik anlayışı baş aşağı ederek halen mücadele etmekte olduğumuz çok önemli sorunlara sebep olduğunu söylüyor.

Yazar böylece, dünyanın bugün karşı karşıya olduğu çevre krizinin kökeninde Batı toplumunun “İlk Doğa” ilkesini, insan toplulukları ile doğa dünyası arasındaki uyumlu ilişkiyi terk etmesinin yattığını savunuyor.

Kitap bu yönüyle, doğadaki yerimize dair eski anlayışı yeniden edinmemiz gerektiğini hatırlatıyor, doğaya karşıt ve hasım konumumuzu terk etmemizi, doğuştan ait olduğumuz biyolojik dünyada geçmişin kendini ispatlamış teknikleriyle yetiştiricilik yapan kimliğe dönmemizi telkin ediyor.

  • Künye: James H. S. McGregor – Tarihöncesinden Bugüne Akdeniz Dünyası ve Doğa: Kriz Çağına Nasıl Geldik?, çeviren: Barış Gönülşen, İş Kültür Yayınları, tarih, 412 sayfa, 2021

Barbara Tversky – Hareket Halindeki Zihin (2020)

Düşüncenin temeli dil mi uzam mı?

Psikoloji profesörü Barbara Tversky, düşüncenin gerçek temelinin dil olmadığını, hareket ve uzamdaki etkileşimlerimiz olduğunu savunuyor.

Yazara göre uzamsal düşünüş, bedenlerimizden ve bedenlerimizin dünyadaki eylemlerinden anlam çıkarmamıza olanak sağlıyor.

Tversky, haritaları yaratma ve kullanma becerimizin, mobilya montajı yapabilmemizin, futbol stratejileri oluşturmamızın, binalar tasarlayabilmemizin, sanat üretebilmemizin, insanların, trafiğin, suyun ve fikirlerin akışını anlayabilmemizin altında yatan şeyin, uzamsal düşünüş olduğunu söylüyor.

‘Hareket Halindeki Zihin’, nasıl düşündüğümüz üzerine derinlemesine düşünmek ve bu konuda ilginç bilgilere ulaşmak için iyi fırsat.

  • Künye: Barbara Tversky – Hareket Halindeki Zihin, çeviren: Barış Gönülşen, Tellekt Kitap, bilim, 416 sayfa, 2020

Joseph Mazur – Matematik Sembollerinin Kısa Tarihi (2016)

Matematik tarihinin labirentlerinde keyifli bir yolculuk.

Joseph Mazur, hem bugün matematikte kullandığımız sembollerin nasıl ortaya çıkıp evrildiğini anlatıyor hem de matematiksel düşüncenin ilk ortaya çıkışından bugüne uzanarak matematiksel sembollerin düşünceyi, anlamı ve anlamayı nasıl dönüştürdüğünü açıklıyor.

  • Künye: Joseph Mazur – Matematik Sembollerinin Kısa Tarihi, çeviren: Barış Gönülşen, İş Kültür Yayınları

Jonathan B. Losos – Kader, Şans ve Evrimin Geleceği (2019)

Evrim biyolojisi hakkında güncel kaynak arayanlara ‘Kader, Şans ve Evrimin Geleceği’ni şiddetle öneriyoruz.

Özellikle konuyu sade bir üslupla ele almasıyla her seviyeden okura hitap eden kitabında Jonathan Losos, en son araştırmaların verilerinden yararlanarak ekosistemlerin korunması, zararlı virüs ve bakterilerle mücadele, uzayda yaşam gibi önemli konularda bizi aydınlatıyor.

Evrimin getirdiği çözümleri her seferinde yeniden deneyimliyoruz.

Fakat kimi zaman en ufak bir mutasyon bile evrim sürecini farklı bir mecraya sürükler.

İşte Losos’un çalışması da, tüm bu değişkenlerin evrimde oynadığı rolü açık bir şekilde ortaya koymasıyla, öte yandan evrimin geleceği üzerine yaptığı dikkat çekici öngörülerle büyük öneme haiz.

Kitaptan birkaç alıntı:

“(…) Staphylococcus (stafilokok enfeksiyonunun nedeni) direnç geliştirdi ve 1950’li yılların ortalarında penisilinden elde edilen sağlık kazanımlarının çoğu kaybedildi. Sonrasında her yeni antibiyotiğin geliştirilmesiyle bakteriler evrimle buna karşı hızla direnç geliştirdi.”

“… Yakınsamaya hak ettiği değeri vermiyor olabiliriz. Biz evrimsel tekizler (kiviler, ornitorenkler, bukalemunlar ve insanlar) benzersiz olabiliriz, ama vücudumuzdaki birçok bölüm başka organizmalarda yakınsak şekilde evrimleşmiştir.”

“Gerçek şu ki, biz insanlar, bir evrimsel tekizlik örneğiyiz; Dünya üzerinde hiçbir yerde hiçbir zaman bizim gibi bir şey evrimleşmedi. Yakınsak evrimin genel olarak her yerde görülmesi, görünüşe göre bizim evrimsel kaçınılmazlığımıza sınırlı bir destek sağlayabiliyor.”

“Evet, doğru; bundan 550 milyon yıl önce dünyada yüzerek dolaşan en yakın ortak atamızın bahse değer gözleri dahi olmamasına rağmen, ahtapotlar sizinle, benimle neredeyse tıpatıp aynı gözyuvarlarına sahiptir.”

“Geçmişte yaşanacak çok cüzi bir farklılığın (büyük-büyük-büyük-milyonuncu-nesilden-büyükbabamız Ernie’nin üzerine düşen bir ağaç, bir orman yangını, bir mutasyon) bizim gelecekteki varlığımızı bitirmeyeceğini kim bilebilir?”

“Kuzey Trinidad’daki tüm dere yataklarında aynı tezat tekrarlanıyor: nehrin aşağısında donuk mat balıklar; yukarısında süslü püslü, göz kamaştırıcı balıklar. Bu tam da bir evrimsel biyoloğu heyecanlandıracak cinsten bir gözlem.”

“Dinozorlar hayatta kalmış olsaydı, onların soyundan gelenler (hakikaten zeki dinozorlar bile) bugün bize hiç benzemeyeceklerdi. Süper boyutta beyne sahip bir tavuk, bundan daha doğru bir benzetme olurdu.”

“…Evrimi öngörebilir miyiz? Kısa vadede, evet, belli ölçüde. Fakat zamanın akışı uzadıkça, atalar ve koşullar farklılaştıkça başarıyla tahminde bulunma olasılığımız düşüyor.”

  • Künye: Jonathan B. Losos – Kader, Şans ve Evrimin Geleceği, çeviren: Barış Gönülşen, Tellekt Kitap, bilim, 376 sayfa, 2019

Kip Thorne – Yıldızlararası Bilimi (2015)

Kip Thorne, Christopher Nolan’ın gösterime girdiğinde büyük ilgiyle karşılanan Interstaller (Yıldızlararası) filminin bilim danışmanıydı.

Kitabında, filmin sonu hakkında kimi ipuçları da veren Thorne, söz konusu filmin dayandığı kara delikler, solucandelikleri, tekillikler ve beşinci boyut gibi bilimsel konuları ayrıntılı bir şekilde açıklıyor.

Filmi izlemeden önce, olmadı filmi izledikten sonra bakmakta fayda var.

Christopher Nolan’ın önsözüyle.

  • Künye: Kip Thorne – Yıldızlararası Bilimi, çeviren: Barış Gönülşen, Alfa Yayınları

Paul Davies – Tanrı ve Yeni Fizik (2014)

Yirminci yüzyılın büyük bilimsel devrimlerinden sonra, Tanrı’nın yeri nedir?

Paul Davies burada, inançlarının yeni fizikle uyumlu olduğunu iddia edenler ile bunun tersini savunanların tezlerini masaya yatırıyor.

Bazı insanlar boşuna yorulmasın diye baştan belirtelim: Davies bilimin Tanrı’ya ulaşmada dinden daha güvenli bir yol sunduğunu düşünüyor.

  • Künye: Paul Davies – Tanrı ve Yeni Fizik, çeviren: Barış Gönülşen, Alfa Yayınları

John Gribbin – Bilim Tarihi (2014)

Kopernik’in, dünyanın evrenin merkezinde olmadığını öne süren 16. yüzyıldaki çalışmalarıyla başlayan ve 17. yüzyılın başında bir teleskop kullanarak dünyanın güneşin etrafında dolanan bir gezegen olduğunu kanıtlayan Galileo’nun ardından hız kazanan bilimin büyüleyici öyküsü.

Bilim tarihinden kişisel dram ve başarıların bir dökümü.

  • Künye: John Gribbin – Bilim Tarihi, çeviren: Barış Gönülşen, Alfa Yayınları