Jan Spurk – Toplumsal Aklın Eleştirisi (2008)

Jan Spurk ‘Toplumsal Aklın Eleştirisi’nde, Frankfurt Okulu’nu ve bu okulun toplum teorisini değerlendiriyor.

Okulun önde gelen iki isminin, Theodor Adorno ve Max Horkheimer’ın tezlerini tahlil eden Spurk, iki ismin geliştirdiği eleştirel sosyolojiyi analiz ediyor.

Spurk, Frankfurt Okulu üzerine konuşmak için onları tanımanın birincil koşul olduğunu ve onlarla günümüz arasındaki bağın ortaya çıkarılması gerektiğini söylüyor.

Kitap da, Spurk’un bu çabasına işaret ediyor.

Yazar, modern toplumun kötülüklerini tahlil etmekten vazgeçmeyen bu iki düşünürün fikirlerinin, günümüzdeki sıkı kapitalist cenderenin gevşetilmesi için nasıl imkânlar barındırdığını araştırıyor.

  • Künye: Jan Spurk – Toplumsal Aklın Eleştirisi, çeviren: Işık Ergüden, Versus Kitap, sosyoloji, 266 sayfa

Marie-Carmen Smyrnelis (der.) – İzmir: 1830-1930 (2008)

İzmir, 1922 yılındaki yakılışından önce, Osmanlı’nın en parlak şehirlerinden biriydi.

Yangından önce şehir, Ortodoks ve Katolik Hıristiyanların, Yahudilerin ve Müslümanların bir arada yaşadığı, Avrupa’ya doğrudan açılan bir ticaret şehriydi.

İşte Marie-Carmen Smyrnelis’in derlediği elimizdeki kitap, Osmanlı’nın bu önemli liman kentinin daha çok yangından önceki dönemine odaklanan yazıları bir araya getiriyor.

Bir dönem “Doğu’nun küçük Paris’i” olarak tanımlanan İzmir’deki ortak yaşam; ticaret ve deniz yollarının şehre kazandırdıkları; şehrin modern ve kozmopolit yapısı, savaşla beraber yaşanan kopmalar, kitaptaki yazıların odaklandığı konularından.

  • Künye: Kolektif – İzmir: 1830-1930, derleyen: Marie-Carmen Smyrnelis, çeviren: Işık Ergüden, İletişim Yayınları, tarih, 280 sayfa

Paul Veyne – Foucault (2014)

Foucault’nun dostundan, O’nun kişiliği ve düşüncesinin derinlikli analizi…

Paul Veyne bununla da sınırlı kalmıyor: Foucault’nun 68 düşüncesine bağlı, yapısalcı, görececi veya tarihselci bir düşünür olmadığını, daha ziyade tam bir kuşkucu olduğunu savunarak, düşünüre dair algılarımızla yeniden yüzleşmemiz çağrısında bulunuyor.

  • Künye: Paul Veyne – Foucault, çeviren: Işık Ergüden, Alfa Yayınları

Henri Lefebvre – Mekânın Üretimi (2014)

Marksizm içinde ayrı bir yeri bulunduğu kadar, mekân araştırmaları alanında da bir başyapıt olarak kabul edilen ‘Mekânın Üretimi’, mekânın tarih içindeki yolculuğunun sosyal ve siyasi pratikle ilişkisini ayrıntılı bir şekilde irdeliyor.

Mekân üzerine düşünürken, felsefeden tarihe, fizikten metafiziğe, psikanalizden sanata ve dilbilimden ilahiyata, matematiğe kadar pek çok alanı eleştirel bir bakışla gezinen Henri Lefebvre, mekânın toplumsal ve siyasal alana izdüşümlerini tartışıyor.

Lefebvre’in çalışması, yaşadığımız mekânın politik, toplumsal ve pratik izdüşümleri konusunda aydınlanmak ve bu konuda siyaset geliştirmek için iyi bir kaynak.

  • Künye: Henri Lefebvre – Mekânın Üretimi, çeviren: Işık Ergüden, Sel Yayıncılık, siyaset, 447 sayfa

Georges Bataille – Lanetli Pay (2017)

Düşün tarihinin özgün isimlerinden Georges Bataille’ın ekonomi üzerine yoğun düşünüşünün meyvesi olan ‘Lanetli Pay’, ilk olarak 1949 yılında yayımlanmıştı.

Türkçede uzun zamandır bulunmayan kitabında düşünür, var olan kapitalist sistemin doğru diye dayattıklarını tartışmaya, ardından bunların tümünü ters yüz ederek alternatif bir ekonomik anlayış geliştirmeye girişiyor.

Filozof bunu yaparken de, hem mübadele, harcama ve tüketim olgusu gibi kavramları enine boyuna tartışıyor hem de dünya tarihinde farklı coğrafyalarda deneyimlenmiş toplumsal ve ekonomik sistemlere odaklanıyor.

Azteklerin ihtiyaç fazlası mallarını törenle yok etmeleri,

Potlach geleneği,

Askeri ve dini Müslüman toplumlar,

XX. yüzyılın sanayi yapıları,

Sovyet ekonomisi,

Marshall Planı…

Bu konuları, kadim toplumların deneyimleriyle süzerek irdeleyen Bataille, kapitalizme alternatif bir dünyanın mümkün olduğunu gözler önüne seriyor.

Hem de apaçık ve sağlam argümanlarla!

  • Künye: Georges Bataille – Lanetli Pay, çeviren: Işık Ergüden, Sel Yayıncılık, felsefe, 183 sayfa

François Dosse – Ufalanmış Tarih (2008)

François Dosse, ‘Ufalanmış Tarih’te, Annales ekolünün tarih konusunda getirdiği yorumun, günümüzde hegemonik bir yapıya büründüğü eleştirisini sunuyor.

Batı’da iki dünya savaşı arasında, Fransa’da yayınlanan Annales dergisi, tarih biliminin ve yazımının geniş bir okuyucu kitlesine ulaşmasında etkili oldu.

Dosse, bu dergi ve derginin getirdiği tarih yazımı anlayışını masaya yatırıyor.

Yazar ayrıca, “tarihin tarihini” yazan Georges Duby, Emmanuel Le Roy Ladurie, Pierre Chaunu, Jean Bouvier, Marc Ferro ve Fernand Braudel gibi tarihçilerin hikâyesini de eleştirel bir gözle veriyor.

  • Künye: François Dosse – Ufalanmış Tarih, çeviren: Işık Ergüden, İş Kültür Yayınları, tarih, 282 sayfa

Miguel Benasayag ve Florence Aubenas – Direnmek Yaratmaktır (2008)

  • DİRENMEK YARATMAKTIR, Miguel Benasayag ve Florence Aubenas, çeviren: Işık Ergüden, Versus Kitap, siyaset, 123 sayfa

İki yazarlı ‘Direnmek Yaratmaktır’, küreselleşme karşıtı hareketleri analiz etmeyi amaçlıyor. Benasayag ve Aubenas, bu hareketlerin ortak özelliğinin, bireycilikten ve eski tarz muhalefet anlayışından kopmak ve neo-liberalizmi aşılmaz ufuk olarak görmemek olduğunu söylüyor. Yazarlar, son zamanlarda oldukça öne çıkan küreselleşme karşıtı hareketlerin tümünün, ne önceden tarif edilmiş toplum modellerine göre hareket ettiğini, ne de iktidarı hedefleyen bir partinin direktifleriyle hareket ettiğini belirtiyor. Çalışma, bu hareketlerin dünya ölçeğinde ne tarz direnme imkânları yarattığını ve bunların geleceğin muhalefetini nasıl etkileyebileceğini anlatıyor.

 

Işık Ergüden – Hapishane Çağı (2017)

  • HAPİSHANE ÇAĞI, Işık Ergüden, Sel Yayınları, siyaset, Işık Ergüden, Sel Yayınları, siyaset, 180 sayfa

hapishane-cagi

Etrafından koparılan, dört duvar arasına kapatılan insan bize ne ifade ediyor? Örneğin insanların neyle suçlandıklarını bilmedikleri, rehine gibi tutuldukları ve hukuk sisteminin adeta bir intikam aracına dönüştürüldüğü bugün? Kendisi de uzun yıllar cezaevinde kalmış, hem bir denemeci hem de iki yüzden fazla kitabın çevirmeni olan Işık Ergüden, hapishane ve kapatılma kavramları üzerine derinlemesine düşünüyor. Ergüden’in kitabı, hapishanenin insanlık dışılığını gözler önüne seriyor ve bundan da önemlisi, bütün bu baskı ve şiddet çarkına rağmen ayakta kalmanın, direnmenin, onurunu ve haysiyetini korumanın, zamana ve mekâna meydan okumanın ve umudu diri tutmanın bu süreçte neden hayati olduğunu gösteriyor.

Gérard Rabinovitch – Terörizm mi Direniş mi? (2017)

  • TERÖRİZM Mİ DİRENİŞ Mİ?, Gérard Rabinovitch, çeviren: Işık Ergüden, Sel Yayınları, felsefe, 84 sayfa

terorizm-mi-direnis-mi

Bütün kötü iktidarların ilk faaliyeti, dili yozlaştırmak, kavramları dejenere etmektir. Hep söylenegeldiği gibi tahakküm en başta dilde kurulur ve buradan başka alanlara yayılır. İşte Fransız filozof ve sosyolog Gerard Rabinovitch bu kısa ama öz yapıtında, manipülasyonun sınır tanımadığı günümüzde bilinçli olarak birbiriyle karıştırılan veya yersiz şekillerde kullanılan “terörizm” ve “direniş” kavramlarını zengin bir düşünsel zemin bağlamında hakiki anlamlarına kavuşturuyor. Yazar bunu da Sokrates’ten Arendt’e, Adorno’dan Benjamin ve Camus’ye pek çok düşünürün fikirleri ile 2. Dünya Savaşı’ndaki direnişin deneyimleri bağlamında yapıyor.

Marcel Proust – Okuma Üzerine (2007)

  • OKUMA ÜZERİNE, Marcel Proust, çeviren: Işık Ergüden, Notos Kitap, anlatı, 71 sayfa

okuma-uzerine

İyi bir yazar oluşunun yanı sıra iyi de bir okur olan Marcel Proust ‘Okuma Üzerine’ isimli bu anlatısında, birey ile kitap arasındaki ilişkiye ve özgün psikolojik edim olarak okumaya odaklanıyor. “Bize yaşanmamış gibi gelen çocukluk yıllarımızda, çok sevdiğimiz bir kitapla geçirdiğimiz günler kadar dolu dolu yaşanmış başka zaman belki yoktur,” diyen Proust, kendi deneyimlerini merkeze alarak, okuma ediminin kendisindeki kaynaklarına, kökenlerine iniyor. Proust küçük yaşlarından itibaren okumaya başlamış ve diğer çocukların aksine daha yalnız geçen çocukluğunu kitaplarla telafi etmişti. İşte bu kitap, ünlü yazarı henüz çok erken yaşlarında etkisi altına almış okumaya dair düşüncelerini barındırmasıyla dikkat çekiyor.