David Ross – Aristoteles (2011)

David Ross’un ilk olarak 1923’te yayımlanan Aristoteles’i, kimilerince, düşünür üzerine kaleme alınmış en yetkin çalışmalardan biri olarak kabul ediliyor.

Kuşkusuz bunu sağlayan etmenlerin başında, Ross’un, Aristoteles’in düşüncesini çok kapsamlı bir bakışla ele alması.

Yani Aristoteles’in mantığını, fiziğini, biyolojisini, psikolojisini, metafiziğini, ahlakını, siyasetini, retoriğini ve poetikasını ayrı ayrı bölümler halinde açıklaması.

Düşünürün kitaplarını sırasıyla takip ederek bunlarda savunulan görüşleri, tezleri, kuramları sergileyen ve açıklayan Ross, böylece Aristoteles’in külliyatının nitelikli bir özetini ortaya koymuş oluyor.

  • Künye: David Ross – Aristoteles, çeviren: Ahmet Arslan, Kabalcı Yayınevi, felsefe, 468 sayfa, 2011

W. K. C. Guthrie – Yunan Felsefe Tarihi 1 (2011)

  • YUNAN FELSEFE TARİHİ 1, W. K. C. Guthrie, çeviren: Ergün Akça, Kabalcı Yayınları, felsefe, 528 sayfa

 

W. K. C. Guthrie’nin kaleme aldığı altı ciltlik ‘Yunan Felsefe Tarihi’nin elimizdeki ilk kitabı, Sokrates öncesi ilk Yunan filozoflarını ve Pyhthagorasçıları anlatıyor. Yunanistan’da felsefenin başladığı dönemi anlatarak çalışmasına başlayan Guthrie, sırasıyla Thales, Anaksimandros, Anaksimenes, Pythagoras, Hippasos, Petron, Arkhytas, Alkmaion, Ksenophanes ve Herakleitos gibi filozofların düşüncelerini izliyor. Felsefenin varlık bulduğu coğrafyanın kendine has özelliklerinin de irdelendiği bu kaynak kitap, Aristo’ya gelmeden önce burada özgün düşüncelerle ortaya çıkmış ve kimi pek ünlü olmayan filozofları duru bir anlatımla ele alıyor.

Spinoza – Ethica (2011)

  • ETHICA, Spinoza, çeviren: Çiğdem Dürüşken, Kabalcı Yayınları, felsefe, 860 sayfa

 

‘Ethica’, tanımları, açıklamaları, önermeleri, kanıtlamaları, notları ve yoğun mantık örgüsüyle, felsefenin en sıkı ve doğal olarak en zor anlaşılan kitaplarından biri. Spinoza burada, geometrik yöntem ile mantık kurallarını kullanarak “Tanrı”, “İnsan”, Beden”, “Zihin”, “Akıl”, “Duygular” ve “Özgürlük” gibi, felsefenin konusu olagelmiş önemli kavramları tartışmaya açıyor. Spinoza’ya göre, varlıkları ilk nedenlerini göz önüne almadan bilmeye çalışmak, önyargıların oluşumuna zemin hazırlar ve önyargıların artış göstermesi sonucunda toplum, aklı bir kenara koyup batıl inançlara yönelir. Buradan yola çıkarak varlıkların ilk nedenlerini araştırmaya koyulan düşünür, söz konusu ilk neden olarak batıl inançlar yerine doğru bilgileri koyan sevgiyi, özellikle en mükemmel sevgi olduğunu düşündüğü Tanrı sevgisini görüyor.

Friedrich Nietzsche – Ahlakın Soykütüğü (2011)

  • AHLAKIN SOYKÜTÜĞÜ, Friedrich Nietzsche, çeviren: Zeynep Alangoya, Kabalcı Yayınları, felsefe, 172 sayfa

 

Friedrich Nietzsche, bir polemik kitabı olarak tasarladığı ‘Ahlakın Soykütüğü’yle, Paul Rée’nin ‘The Origin of The Moral Sensation’ adlı kitabında dile getirdiği ahlakın kökeniyle ilgili tezlerine yanıt veriyor. Düşünür, ahlak felsefesinin önemli kaynaklarından biri olan üç bölümlük kitabında, “iyi”, “iyi olmayan”, “kötü”, “efendi ve köle ahlakı” ve “adalet” gibi kavramları, bu kavramların kökenlerini de sorgulayarak tartışıyor. Buradaki denemeleriyle Nietzsche, kültürün ve ahlakın ebedi gerçeklikler olmaktan çok, insan yapısı kavramlar olduğunu ortaya koyarak, kendisinden sonra da sürecek bir tartışmaya önemli bir katkı sunmuştu.

Platon – Ion: Şiir Üzerine (2011)

  • ION: ŞİİR ÜZERİNE, Platon, çeviren: Nihal Petek Boyacı, Kabalcı Yayınevi, felsefe, 77 sayfa

 

‘Ion’, Platon’un erken dönem diyaloglarından biri olarak kabul ediliyor. Platon’un, henüz siyasete adım atmadığı bir dönemde kaleme aldığı ‘Ion’, Sokrates ile şehir şehir dolaşarak ozanların şiirlerini halkın önünde okuyan bir rhapsodos olan Ion arasında geçer. Burada Sokrates, rhapsodos’un sanattan yoksun olduğunu; çünkü bir şeyin sanat niteliğini kazanması için, onun bilgi yoluyla icra edilmesi gerektiğini savunur. Ünlü filozofa göre, rhapsodos’un bir sanatı varsa, onun bir konusunun ya da nesnesinin de olması gerekir. Sokrates, ilerleyen sayfalarda, diğer sanatları örnek vererek, rhapsodosluğun bilgi ile icra edilmediğini savunur.

Platon – Euthyphron: Dindarlık Üzerine (2011)

  • EUTHYPHRON: DİNDARLIK ÜZERİNE, Platon, çeviren: Güvenç Şar, Kabalcı Yayınları, felsefe, 104 sayfa

 

Platon’un Euthyphron’unun, Sokrates’in suçlanması, yargılanması ve ölümüyle ilgili diyalogların başında yer aldığı söylenir. Diyalog, gençleri yoldan çıkarmak ve tanrılara saygısızlık etmek savıyla mahkemeye verilen Sokrates ile cinayet işlediği için kendi babasını mahkemeye veren Euthyphron arasında geçer. Bu diyaloğu özgün kılan hususların başında, Sokrates’in dine ve dindarlığa yaklaşımının ne olduğu hakkında önemli detaylar sunması. Diyaloğun diğer tarafı olan Euthyphron ise, düşünsel olarak tümüyle Sokrates’in karşıtı olmaktan çok, Atina halkının dinle kurduğu gülünç ilişkinin temsilcisi olarak yer alır. Metin boyunca Sokrates, Euthypron’a yönelik abartılı övgülerde bulunurken, Euthyphron da saflığından ve cahilliğinden kaynaklı olarak, bir türlü bu övgülerin ardına saklanmış ironinin farkına varmaz.

Platon – Symposion (2007)

  • SYMPOSION, Platon, çeviren: Eyüp Çoraklı, Kabalcı Yayınları, felsefe, 278 sayfa

Symposion, Platon’un, aşk ve ahlak konusundaki metinlerinden oluşuyor. Metinlerin ilgi çekiciliği, Platon’un bilinen uzun tartışmalar, karmaşık akıl yürütmelerden mürekkep tarzından çok, derin düşüncelerle temellendirilmiş eğlendirici hikâyelerden meydana gelmesi. Atinalı tragedya şairi Agathon İÖ 416 yılında ilk tragedyasıyla kazandığı birinciliği kutlamak amacıyla o dönemde Atina’nın önde gelen bilim, sanat, politika ve felsefe adamlarının katıldığı bir symposion düzenler. Bu symposiona katılan herkes aşka övgü niteliğinde bir konuşma yapar. Platon’un bu kitaptaki metinleri de, Agathon’un öncülük ettiği söz konusu symposiona dayanıyor.

C. S. Lewis – Korkunç Kale (2007)

  • KORKUNÇ KALE, C. S. Lewis, çeviren: Fethi Aytuna, Kabalcı Yayınları, roman, 420 sayfa

C. S. Lewis’in ‘Korkunç Kale’si, kendisinin ‘Kozmik Üçleme’ isimli dizisinin üçüncü cildini oluşturuyor. Bu romanda olaylar, Jane Studdock’un gördüğü bir kâbusla başlar. Ertesi gün kâbusunda gördüğü yüzü gazetede görür: karısını zehirlediği için giyotinle idam edilmiş bir bilim adamıdır bu. Jane’in bu kâbusu, kendisinin seçilmiş biri olduğu anlamına gelecektir. Çünkü eşi Mark, insan hayatını uygar dünya adına bütünüyle denetlemek isteyen bir örgüte katılmış, bu durum da, özgürlük ve totaliter yönetim tehdidi arasında bir savaş tehlikesini beraberinde getirmiştir. Bu tehdidi özgürlük lehine dönüştürecek olan da Jane ve özgürlük taraftarı dostları olacaktır.

Eutropius – Roma Tarihinin Özeti (2007)

  • ROMA TARİHİNİN ÖZETİ, Eutropius, çeviren: Çiğdem Menzilcioğlu, Kabalcı Yayınları, tarih, 301 sayfa

Eutropius’un İ.S. 369 yılında imparator Valens’in isteği üzerine kaleme aldığı ‘Roma Tarihinin Özeti’, Roma’nın kuruluşundan, İ.S. 364 yılında İmparator Iovianus’un ölümüne kadar, Roma tarihinde geçen önemli olayları anlatıyor ve imparator Valens’in başlatmayı düşündüğü Pers seferinin propagandasını amaçlıyordu. Bu, eserde açıkça fark ediliyor. Çünkü Perslerle tarihte yapılmış savaşlar, kitabın neredeyse yarısını kapsar. Görüldüğü gibi, kitap, küçük bir kent devletinden bir dünya imparatorluğu haline gelen Roma İmparatorluğu’nun büyüklüğü ve gücüne övgü niteliğinde. Kitabın girişinde, yazara ve dönemine dair açıklayıcı bir yazının bulunduğunu da belirtelim.