Zeynep Çelik – Avrupa Şark’ı Bilmez (2020)

Osmanlı-Türk aydınlarının Edward Said ve diğer çağdaş düşünürlerden çok daha önce, 19. yüzyıl sonlarından itibaren Şarkiyatçılığa dair eleştirilerini bir araya getiren çok özgün bir çalışma.

Zeynep Çelik, Namık Kemal’den Ahmed Haşim’e, Halide Edib’ten Şevket Süreyya’ya ve Celal Esad’tan Ahmed Midhat ve Fatma Aliye’ye pek çok Osmanlı-Türk aydınının Şarkiyat eleştirilerini birebir onların metinleriyle sunuyor ve seçtiği bu metinleri kapsamlı bir giriş yazısında derinlemesine inceliyor.

Kitap, geç dönem Osmanlıların ayakları yere basan, entelektüel, kozmopolit bir dünyasının olduğunu, hem “modernite projeleri”ne katıldıklarını hem de Avrupalı bilim insanlarının “Şark” konusundaki varsayımlarını keskin bir eleştirel gözle değerlendirdiklerini gözler önüne sermesiyle önemli.

Bu yönüyle, 19. yüzyılın Şarkiyatçı kuramcılarına karşı çıktığı gibi, Şark’ın kuramsal kurtuluşunu Avrupa-Amerika entelektüel düşüncesinin evrenine yerleştiren bazı 21. yüzyıl düşünürlerinin görüşlerini de sarsacak çalışma, Osmanlı İmparatorluğu ve Ortadoğu’nun modernleşmesini anlamak için de büyük öneme haiz.

Geç dönem Osmanlı İmparatorluğu ve erken dönem Türkiye Cumhuriyeti’nde Batı’nın kültürel egemenliğine karşı entelektüel tartışmaların ne kadar zengin ve canlı olduğunu sergileyen çalışma, Şarkiyatçılık çalışmalarına büyük katkıda bulunacak bir çalışma.

  • Künye: Zeynep Çelik – Avrupa Şark’ı Bilmez: Eleştirel Bir Söylem (1872-1932), Koç Üniversitesi Yayınları, inceleme, 256 sayfa, 2020

Jennifer A. Doudna ve Samuel H. Sternberg – Yaratılıştaki Çatlak (2020)

CRISPR-Cas9 Gen Düzenleme yöntemi, biyoloji tarihinin dönüm noktası niteliğindeki teknolojilerdendir.

“Yaşamın kodunu yeniden düzenlemek” olarak nitelendirilen bu teknik, kâşifleri Jennifer A. Doudna ve Emmanuelle Charpentier 2020 Nobel kimya ödülünü kazandırdı.

Charpentier ve Doudna, çalışmalarında bakterinin “genetik makası” işlevi gören molekülü laboratuvar ortamında yeniden yaratmayı başardı.

Devrim niteliğindeki bu deneyi ardından bilim insanları bu genetik makası yeniden programlamak üzere çalışmalar yürüttü.

Molekül, virüs DNA’larını, hücre DNA’sından keserek ayırabiliyordu fakat Charpentier ve Doudna, molekülün DNA zincirini herhangi bir noktasına da aynı şekilde müdahale edebileceğini ispatladı.

Bu keşfin ardından, CRISPR-Cas9 sistemi dünya çapında genetik araştırmalarda kullanılmaya başladı.

İşte bu kitap da, CRISPR-Cas9 sistemini, bizzat bunun kâşiflerinden biri olan Jennifer Doudna’nın kaleminden anlatmasıyla önemli.

‘Yaratılıştaki Çatlak’, Doudna’yı ve çalışma arkadaşlarını bu biyoteknolojiye taşıyan upuzun, dolambaçlı ve zahmetli yol aynı zamanda bilimde yeni bilgilere ulaşmanın ancak kolektif çalışma ve dayanışmayla mümkün olduğunu gösteren göz kamaştırıcı bir hikâye olarak okunmalı.

  • Künye: Jennifer A. Doudna ve Samuel H. Sternberg – Yaratılıştaki Çatlak: Gen Düzenlemenin Evrime Hükmeden İnanılmaz Gücü, çeviren: Mehmet Doğan, Koç Üniversitesi Yayınları, bilim, 248 sayfa, 2020

Jo Boaler – Sınırsız Zihin (2020)

Egemen ve yanlış anlayışa göre, beyin sabittir; başka bir deyişle, genetik olarak belirlenmiş sabit bir yapıdır.

Eğitim profesörü Jo Boaler ise, nörobilim alanında yaşanan güncel gelişmelerden ve eğitim alanında yapılmış çalışmalara dayanarak “sabit beyin” fikrini çürütüyor.

Boaler bunu yapmakla da kalmıyor, aynı zamanda en güncel bilimsel bulgular ışığında, öğrenme potansiyelimizi nasıl geliştirebileceğimizi de açıklıyor.

Beynimizin “sabit” değil; her an değişim, büyüme, adaptasyon ve yenilenme içinde olduğunu ortaya koyan ‘Sınırsız Zihin’, her birimizin sınırsız potansiyele sahip olduğunu kanıtlaması ve daha da önemlisi bunu nasıl başarabileceğimize dair stratejiler sunmasıyla önemli.

  • Künye: Jo Boaler – Sınırsız Zihin: Sınırları Aşarak Öğren, Yönet ve Yaşa, çeviren: Zeynep Nur Ayanoğlu, Koç Üniversitesi Yayınları, bilim, 208 sayfa, 2020

Mariana Mazzucato – Her Şeyin Değeri (2020)

Kapitalizm, ürettiklerimize değer biçmez, onları gasp eder.

Kapitalist bir dünyada değerin gerçek anlamına ilişkin kavrayışımızı yitirmişizdir ve o nedenle de gerçek üreticiler ve onların ürettiklerinin değerini belirleyemiyoruz.

Bu işi, bizim yerimize kapitalizm üstlenir.

Peki, modern kapitalizmde, değer yaratma nasıl işler ve daha da önemlisi bu akıl ve vicdan dışı değer biçmeye nasıl bir alternatif getirebiliriz?

Değer kavramını çok yönlü bir bakışla tartışmaya açan Mariana Mazzucato, kapitalizmde esas hedefin üretmek değil, üretilen değere el koymak olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.

Finanstan büyük ilaç sanayisine ve enformasyon teknolojisine kadar uzanan yazar, bir zamanlar ekonomik düşüncenin ana payandası olan değer kavramının anlamının ve taşıdığı önemin yerinde yeller estiğini gösteriyor.

“Asıl zenginlik nereden kaynaklanıyor?” sorusunun yanıtını arayan Mazzucato, değeri hangi etkinliklerin yarattığını, hangilerinin gasp edildiğini ve hangilerinin tahrip edildiğini ortaya koyuyor.

Yazara göre, bu sorulara yanıt vermemiz büyük önem taşıyor.

Zira mevcut asalak sistemin yerine sürdürülebilir, ortaklaşa yaşamaya müsait bir sistem getirmenin tek yolu, bu sorulara verdiğimiz cevaplardır.

‘Her Şeyin Değeri’, bizi nasıl bir dünyada yaşamaya karar vermemiz gerektiği üzerine düşünmeye davet ediyor.

  • Künye: Mariana Mazzucato – Her Şeyin Değeri: Küresel Ekonomide Üretenler ve El Koyanlar, çeviren: Esin Soğancılar, Koç Üniversitesi Yayınları, siyaset, 328 sayfa, 2020

Steve Brusatte – Dinozorların Yükselişi ve Çöküşü (2020)

Uzaydan kopup gelen bir göktaşı, dinozorların bu dünyadaki 150 milyon yıllık hâkimiyetine son verdi.

Bu, memelerin saklandıkları deliklerden başlarını uzatabilmelerine ve adım adım dünyaya egemen oluşlarına sebep oldu.

Paleontolog Steve Brusatte, Polonya’nın göller bölgesinden Arjantin’in korkutucu kanyonlarına, Afrika’dan Amerika’ya uzanarak, T. rex’ten martılara bu sıra dışı türün hikâyesini anlatıyor.

Brusatte, dinozorlar çağının zaman cetveli, dinozor aile ağacı ve tarihöncesi döneme ait dünya haritalarıyla açılan kitabında, dinozorların ortaya çıkışını ve yükselişini, kıta kaymasının dinozorların yaşamına etkilerini, tiran dinozorları, dinozorların soyunun tükenişinden sonra dünyada yaşanan dönüşümleri ve bunun gibi ilgi çekici konuları ele alıyor.

Kitap, dinozorların başına gelen felaketin insanların da başına gelip gelemeyeceği sorusunu tartışmasıyla da dikkat çekiyor.

  • Künye: Steve Brusatte – Dinozorların Yükselişi ve Çöküşü: Kayıp Dünyanın Yeni Bir Tarihçesi, çeviren: Mehmet Doğan, Koç Üniversitesi Yayınları, bilim, 272 sayfa, 2020

James C. Scott – Devlet Gibi Görmek (2020)

Uzun bir tarihi olan devletçi planlama, neden başarısız oldu?

Anarşist düşünür James Scott, dünyanın farklı bölgelerindeki devlet merkezli kent ve köy planlaması deneyimlerini irdeleyerek, devletçi planlama ve benzeri toplum mühendisliklerinin neden felaketle sonuçlandığını tartışıyor.

Bir anlamda modern devletin gelişiminin eleştirel bir analizi olarak okunabilecek kitabında Scott, Fransa’dan Brezilya’ya, Sovyetler Birliği’nden Tanzanya’ya uzanarak hakikati kendi vizyonlarına uydurmaya çalışan tek adamları ve masa başında plan yapıp plana uymayan her şeyi yok sayan memurların sebep olduğu olumsuzlukları aydınlatıyor.

Gerçekliği şekillendirecek bir nesne olarak gören despotluğun otoriter modernizmin ayrılmaz bir parçası olduğunu düşünen Scott, devletten gelen “planlama”nın neden gerçek toplumsal dokuyla uyuşmaz olduğunu gözler önüne seriyor.

Devlet projelerinin doğası ve uzamı, yüksek modernist şehir vizyonlarının yarattığı hayal kırıklıkları, kırsal yerleşim ve üretimin toplum mühendisliğine tabi tutulması, Sovyet kolektivizasyonunda kapitalist hayaller, Tanzanya’da zorunlu köylüleştirme girişimleri ve doğayı ehlileştirme çalışmaları, kitapta karşımıza çıkan ilgi çekici konular.

  • Künye: James C. Scott – Devlet Gibi Görmek: Bazı Toplumsal Kalkınma Planlarının Başarısızlık Hikâyeleri, çeviren: Ozan Karakaş, Koç Üniversitesi Yayınları, siyaset, 424 sayfa, 2020

Kolektif – İnsan Hakları, İnsan Haysiyeti ve Kozmopolit İdealler (2016)

İnsan haklarını, insan haysiyeti ve kozmopolitlik kavramlarıyla ilişkilendirerek tartışan makaleler.

Etik normlarla ilişkili bir insan hakları anlayışının imkânları, devlet merkezli insan hakları yaklaşımının sıkıntıları, yeni bir insan hakları savunma hattı kurma ve daha fazlası, burada.

  • Künye: Kolektif – İnsan Hakları, İnsan Haysiyeti ve Kozmopolit İdealler, derleyen: Matthias Lutz-Bachmann ve Amos Nascimento, çeviren: Akın Emre Pilgir, Koç Üniversitesi Yayınları

Gül Özateşler – Çingene (2016)

2010’da Manisa’nın Selendi kasabasında bir grup, Çingenelere saldırdı.

Bu olay, tam da Gül Özateşler’in, Çingenelerin 1970’te Çanakkale’nin Bayramiç kasabasında zorla yerinden edilmelerini araştırdığı bir döneme rastlar.

İşte eldeki kitap, bunun gibi olaylar üzerinden Türkiye’de Çingenelere yönelik yaftalama ve dışlayıcı şiddetin toplumsal dinamiklerini irdelemekte.

  • Künye: Gül Özateşler – Çingene, Koç Üniversitesi Yayınları

Joe Herbert – Testosteron (2016)

Testosteron hormonunun doğasını açıklayan bir çalışma.

Üremenin temel bileşenlerinden olan bu hormonun yapısına, memelilerde ve bilhassa insanlardaki işleyiş biçimine, erkek davranışlarındaki rolüne, kadınları nasıl etkilediğine ve hormonun saldırganlık, rekabet ve risk almakla ilişkisine daha yakından bakmak için iyi bir fırsat.

  • Künye: Joe Herbert – Testosteron, çeviren: Ebru Kılıç, Koç Üniversitesi Yayınları

Gerard Russell – Unutulmuş Krallıkların Vârisleri (2016)

Ortadoğu’nun yok olan dinlerine bir yolculuk.

Uzun yıllar bölgede bulunmuş Gerard Russell, Halaçlar, Koptlar, Samiriyeliler, Dürziler, Zerdüştiler, Yezidiler ve Mandayalar gibi bölgenin kadim dinlerini, bunların toplumsal tabanlarını, ritüellerini ve tarih içinde geçirdikleri dönüşümleri aydınlatıyor.

  • Künye: Gerard Russell – Unutulmuş Krallıkların Vârisleri, çeviren: Aylin Kayapalı, Koç Üniversitesi Yayınları