Jonathan Silvertown – Darwin’le Akşam Yemeği (2018)

Tat ve koku alma duyularımızın nasıl evrimleşti?

Peki, evrim, deniz ürünlerinden baharatlara, yeme kültürümüze nasıl yön verdi?

İşte bizi bir akşam yemeği sofrasına konuk eden Jonathan Silverton’ın bu özgün kitabı, evrimin yeme ve içme üzerine etkileri hakkında ufuk açıcı bir çalışma.

Yediğimiz her şeyin evrime dayanan bir geçmişi var.

Süpermarketlerdeki rafların her biri evrimin ürünleriyle dolu, ancak süt ürünlerinin üzerinde yer alan etiket bunu bize Jura Devri’nden kalma son kullanma tarihleriyle hatırlatmaz ya da meyve sebze reyonundaki etiketler, mısırın Kolomb öncesi dönemde Amerikalılar tarafından 6000 yıl boyunca yapay seçilime uğratıldığı gerçeğini açığa vurmaz.

Başka bir deyişle Silvertown’ın burada çok açık bir şekilde ortaya koyduğu gibi, her alışveriş listesi, her yemek tarifi, her menü ve yemek pişirmek için kullandığımız her malzeme, evrimci anlayışın babası Charles Darwin’le akşam yemeğine üstü kapalı bir davettir.

Silverton’ın kitabında yanıt aradığı kimi sorular şöyle:

  • Kabuklu deniz hayvanlarının tüketilmesi de 70 bin yıl önce Afrika kıtasından göç eden küçük insan gruplarının hayatlarını sürdürmelerine nasıl olanak tanıdı?
  • Tarım, günümüz beslenme düzeninin temelini nasıl oluşturdu?
  • Bitkilerin ve diğer besinlerin kimyasal özelliklerine tepki vermemize olanak tanıyan tat ve koku alma duyularımızın nasıl evrimleşti?
  • Yetiştirdiğimiz mahsullerin evrimleşme sürecinde izlediği rotalar nelerdir?
  • Kendimizi tatlılarla şımartmamız şeker ve yağ tüketmeye yönelik ilkel arzularımızı tatmin etmeye mi yönelik?
  • Yiyeceklerimizi paylaşmanın altındaki evrimsel etken nedir?
  • Yiyeceklerin geleceği ne olacak, genetik modifikasyon yiyeceklerin evrimleşmesi konusunda nasıl bir rol oynuyor?

Künye: Jonathan Silvertown – Darwin’le Akşam Yemeği: Evrim Yeme İçmeyi Nasıl Etkiler?, çeviren: Can Evren Topaktaş, Kolektif Kitap, bilim, 293 sayfa, 2018

Gonca Girgin – 9/8 Roman Dansı (2015)

Çingene-Roman toplulukları, Osmanlı’dan bugüne nasıl bir dönüşüm geçirdi?

Bu konuya doyurucu yanıtlar veren Gonca Girgin, Çingene-Roman topluluklarını ötekileştirme, sermaye-iktidar ilişkileri, yerinden etme ve yeniden inşa gibi kavramlarla ele alıyor.

Kitap bütün bunların yanı sıra, 1990’ların sonlarından beri gittikçe popülerleşen 9/8’lik Roman Dansı’nın ticari bir ürün haline evrilmesini de izliyor.

  • Künye: Gonca Girgin – 9/8 Roman Dansı, Kolektif Kitap

Yuval Noah Harari – 21. Yüzyıl İçin 21 Ders (2018)

Bizde de oldukça sevilen Yuval Noah Harari, çağımızın siyasi, ekonomik, toplumsal, teknolojik ve varoluşsal sorunlarının yarattığı tahribatın nasıl üstesinden gelebileceğimizi tartışıyor.

Harari burada,

  • Dinin yükselişi ne anlama geliyor?
  • Bilgisayar ve robotların insanın geleceğine ne gibi etkileri olacak?
  • Önemli bir sorun haline gelmiş yalan haber furyasıyla nasıl başa çıkabiliriz?
  • Büyük veri hayatımızı bu denli kuşatmış ve bizi bu kadar belirler haldeyken, seçme özgürlüğümüzü nasıl geri kazanabiliriz?
  • Doğruyla yanlışın ve haklıyla haksızın iç içe geçtiği, çürümenin sınır tanımadığı günümüz dünyasında ahlakı nasıl yeniden tanımayabiliriz?
  • Milliyetçilik bütün dertlerimize deva mı?
  • Eşitsizlik ve iklim değişikliğine karşı neler yapabiliriz?

Harari kitabında, 21 bölümde, bu ve bunun gibi önemli sorulara cevap ararken, okurunu da yaşadığı çağ üzerine düşünmeye ve harekete geçmeye davet ediyor.

  • Künye: Yuval Noah Harari – 21. Yüzyıl İçin 21 Ders, çeviren: Selin Siral, Kolektif Kitap, siyaset, 336 sayfa, 2018

Tiffany Watt Smith – Duygular Sözlüğü (2018)

Bazen yaşadığımız duygulara ad koyamayız, belki de bunu asla başaramayacağız.

Bu konuda bize yardımcı olmayı amaçlayan elimizdeki sözlük ise, dünyanın farklı kültürlerinde yaşanan tam 154 duyguyu açıklıyor.

Sözlüğün asıl güzelliği ise, yalnızca bu duyguları açıklaması değil, bu duyguları tarihsel bir perspektifle ele alarak, biz okurlara, kültür tarihinde keyifli ve aydınlatıcı bir yolculuk sunması.

Birkaç örnek:

  • Antik Yunan mahkemelerinde ağlayan jüri,
  • Cesur, sakallı Rönesans kadınları,
  • Duygusal 18. yüzyıl doktorları,
  • Darwin’in Londra Hayvanat Bahçesi’nde kendi üzerinde yaptığı deneyler,
  • Birinci Dünya Savaşı’nda bunalıma giren askerler…

Üzülmek, somurtmak, ürkmek, sevinmek gibi duygular kadar, duygularımızın kendimizi ait hissettiğimiz ahlaki ve siyasi hiyerarşilerle, cinsiyetimizle ve milliyetimizle ne denli iç içe geçtiğini açık seçik görmek isteyenler bu kitabı edinmeli.

  • Künye: Tiffany Watt Smith – Duygular Sözlüğü, çeviren: Hale Şirin, Kolektif Kitap, sözlük, 322 sayfa, 2018

Wade Davis – Yol Bilenler (2015)

Kadim bilgeliğin modern dünyadaki önemini araştıran bir antropologdan, dünyadaki yerel kültürlerin bilgeliğine bir methiye.

Amazon’da kayıp bir medeniyetin torunları olan Anakonda halkı, Pasifik’te yaşayan seyrüseferciler, Nepal’de kendini tefekküre adamış gerçek bir Bodhisattva, bu kitapta karşımıza çıkan ilginç duraklardan birkaçı.

  • Künye: Wade Davis – Yol Bilenler, çeviren: Akın Terzi, Kolektif Kitap

Barbara Cassin – Nostalji (2018)

Kendimizi ne zaman evimizde hissederiz?

Nostalji içimizde ne zaman doğar?

Fransız felsefeci Barbara Cassin, bu ilgi çekici kitabında, kök salmanın, köklerinden kopmanın, nostaljinin, kendini bir yerlere ait hissetmenin veya hissetmemenin, göçmen olmanın ve yersiz yurtsuzluğun felsefi ve politik izlerini sürüyor.

Bunu yaparken, Homeros’un karakteri Odysseus’a, Vergilius’un kahramanı Aeneas’a ve Almanya’dan kaçmak zorunda kalarak bu duyguların tümünü bizzat deneyimlemiş Hannah Arendt’in başından geçenlere bakarak ev ve evsizliğin tam olarak ne anlama geldiğini sorguluyor.

Nostalji üzerine derin bir tefekkür arayanlar kitabı muhakkak edinmeli.

  • Künye: Barbara Cassin – Nostalji: İnsan Ne Zaman Evindedir?, çeviren: Seçil Kıvrak, Kolektif Kitap, felsefe, 112 sayfa, 2018

Sarah Sheppard – Önemli Haritalar (2018)

Sanat yönetmeni ve grafik tasarımcı Sarah Sheppard’ın, içeriğiyle de tasarımıyla da muhteşem bu kitabı, yeryüzünün en heyecan verici coğrafyalarını ve buralardaki en sıra dışı canlıları anlatıyor.

Bermuda Şeytan Üçgeni, Güney Kutbu’nun keşif süreci, dünyanın en tehlikeli hayvanı, dünyanın derinliklerinde olup bitenler ve dağların nasıl oluştuğu, burada karşımıza çıkan kimi konular.

Sheppard’ın kitabını özgün kılan bir husus da, ele aldığı konuları kâşiflerin ve korsanların maceralarıyla harmanlaması.

Sheppard’ın 2013’te yayımlanan ‘Önemli Haritalar’ı, 60 bin kopya satarak çoksatanlar listesine girdiğini ve en iyi çocuk kitabı dalında Carl von Linné Plaque ödülünü aldığını da ayrıca belirtelim.

  • Künye: Sarah Sheppard – Önemli Haritalar: Maceracılar ve Hayalperestler İçin, çeviren: Ali Alper, Kolektif Kitap, coğrafya, 36 sayfa, 2018

Robert Moor – Patikalar Üzerine (2018)

Robert Moor’da bu kitabın ilk nüveleri, 2009 yılında yaptığı bir yürüyüşte, ayaklarımızın altında yatan yolların, patikaların neler olabileceği ve bizi nereden alıp nereye götürdüğü üzerine düşünürken ortaya çıktı.

‘Patikalar’, dünyayı gezmiş Moor’un, tarihte unutulup gitmiş Cherokee parkurlarından devasa karınca patikalarına, kıtaları birbirine bağlayan yürüyüş yollarından otobanlara, internet ağlarından göç yollarına, hem insanların hem de hayvanların inşa etmiş olduğu patikaları bilim, tarih, felsefe, doğa ve bilgelik perspektifli bir bakışla irdelediği yazılarını sunuyor.

Moor bunu yaparken de, insanların ve hayvanların dünya üzerindeki yolculuğunun kıtaları aşacak seviye ve yoğunluğa nasıl ulaştığını, insanın doğa ve teknolojiyle kurduğu ilişkinin bizzat doğanın kendisini nasıl dönüştürdüğünü ve kişisel olarak her birimizin kendi yaşam patikalarımızı nasıl inşa ettiğimizi irdeliyor.

Bu ağların hem insanı hem de dünyayı anlamamız konusunda bize nasıl yardımcı olduğu üzerine düşünmek isteyenler bu kitabı muhakkak edinmeli.

  • Künye: Robert Moor – Patikalar Üzerine: Bir Keşif, çeviren: Burcu Halaç, Kolektif Kitap, deneme, 384 sayfa, 2018

Michael Albert – Mümkün Ütopya (2018)

İnsanların küçümsendiği bir sığınak yerine karşılıklı yardım için bir aracıya dönüşen bir hareketi nasıl inşa edebiliriz?

Michael Albert’ın şahane çalışması ‘Mümkün Ütopya’, muhalefetin bugün içinde bulunduğu çıkmazları çok iyi analiz eden ve bundan çıkmanın yeni yollarını anlatan heyecan uyandırıcı bir çalışma.

“Peşine düşülen hedeflere erişmek için insanlar acı ve öfkeden sıyrılıp harekete geçmeli, bölünmüşlükten beraberliğe ve mücadeleden zafere yürümeli.” diyen Albert, şu an için en acil ihtiyacımızın, anlık zaferlerin ötesinde, yeni toplumsal ilişkiler biriktiren ve çeşitlendiren kazanımlar olduğunu söylüyor.

Kitap, yeni bir toplum yaratmak için yola çıkan aktivistlerin, toplumsal değişime nereden başlayacağını, nihai hedeflerinin neler olması gerektiğini ve başlangıç noktasından bitiş noktasına nasıl gidebileceklerini çok açık ve net biçimde ortaya koymasıyla dikkat çekiyor.

Aşağıdaki soruların yanıtını yanıt arayanların, muhakkak bakması gereken bir kitap:

  • Birbirimiz adına nasıl harekete geçebiliriz?
  • Harekete geçtiğimizde karşılıklı olarak nasıl fayda sağlarız?
  • Kendimizi nasıl örgütleriz?
  • Siyasal bağlantılarımız sebebiyle ne tür faydalar ve sorumluluklar ediniriz?
  • İnsanlar bir toplumsal harekete katıldıktan ve o hareketin tanımlanmış hedefleriyle aynı çizgiye geldikten sonra neden o hareketi terk ederler?

Michael Albert’ın bu önemli kitabının, Noam Chomsky’nin önsözüyle açıldığını da belirtelim.

  • Künye: Michael Albert – Mümkün Ütopya, çeviren: Barış Baysal, Kolektif Kitap, siyaset, 304 sayfa, 2018

Walter Benjamin ve Gershom G. Scholem – Mektuplaşmalar, 1932-1940 (2018)

Walter Benjamin’i, 20. yüzyılın önde gelen edebiyat ve sanat eleştirmeni olarak biliyoruz.

Gershom Scholem ise, bizde pek tanınmasa da, Yahudi mistisizmi ve Kabala üzerine yaptığı çalışmalarla bilinen bir isim.

İşte bu kitap, bu iki entelektüel arasında, tamı tamına 8 yıla, Benjamin’in intihar ettiği 1940 yılına değin uzanan mektuplaşmalarını bir araya getiriyor.

Benjamin ve Scholem mektuplaşmaları, her şeyden önemlisi, onların eserlerinin yazılış süreçlerine dair bilinmeyen pek çok ayrıntıyı aydınlatması ve Avrupa’yı bir baştan diğer başa kuşatan faşizmin önlenemez yükselişinin kendileri üzerindeki yıkıcı etkilerine samimi bir şekilde ortaya koymasıyla değerli.

Mektuplarda ayrıca, dönemin edebiyat/sanat dünyası ve Yahudilik tartışmaları hakkında da önemli bilgiler ediniyoruz.

Mektuplar, bu iki önemli ismin kişisel ve entelektüel dünyasına daha yakından bakmak, bunun yanı sıra dönemin Avrupa’sının nitelikli bir panoramasını görmek için iyi bir fırsat.

  • Künye: Walter Benjamin ve Gershom G. Scholem – Mektuplaşmalar, 1932-1940, derleyen: Gershom G. Scholem, çeviren: Saliha Yeniyol, Kolektif Kitap, mektup, 376 sayfa, 2018