Josh Cohen – Çalış(ma)mak: Daha Ciddi Bir Mesai (2021)

Çalışmanın ve köleliğin yüceltildiği günümüzde, hiçbir şey yapmamak en devrimci tutumdur.

Psikanalist ve edebiyat kuramcısı Josh Cohen de, hiçbir şey yapmama sanatının inceliklerine ışık tutuyor, alternatif bir yaşamın olanaklarını tartışıyor.

Cohen’e göre, kendimizi daima çok fazla şey yapma dürtüsü ve hiçbir şey yapmama arzusu arasında sıkışmış olarak buluruz.

Suçluluk duyarız, zira arzularımızı bünyemizin utanç verici ya da fuzuli bir arızası olarak görmeye meyleden varlıklarız.

İşte ‘Çalış(ma)mak’, Orson Welles’ten Emily Dickinson’a, David Foster Wallace’tan Andy Warhol’a pek çok ismi karşımıza çıkararak ve aynı zamanda edebiyat, kültürel çalışmalar ile psikanaliz gibi farklı disiplinlerden yararlanarak bizi çalışmak, arzular, tembellik, can sıkıntısı ve hiçbir şey yapmamak gibi konular üzerine daha kışkırtıcı bir perspektifle bakmaya davet ediyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Peki ya duygusuz sırıtışıyla saat yönünde hareket eden Duracell Tavşanına ne demeli? Sinir bozucu olmakla birlikte dikkat çeken bu tavşan, yaşamlarımızın sürüklenebileceği otomatikleşmiş durumu hissettirir. Duracell Tavşanı gücünü kişisel bir amaç ya da arzudan değil bitmez tükenmez gayrişahsi bir enerjiden alarak yoluna devam edip durur. Yüzüne yapışmış sırıtışın ardında apokaliptik pop kültürümüzün her yerde karşımıza çıkan simgesi, körlemesine ilerlemenin arafının pençesine düşmüş o zombinin aşikâr figürü saklanır.”

  • Künye: Josh Cohen – Çalış(ma)mak: Daha Ciddi Bir Mesai, çeviren: Burcu Halaç, Sel Yayıncılık, inceleme, 264 sayfa, 2021

George Orwell – Savaş Sonrası Günlükleri (2020)

‘Savaş Sonrası Günlükleri’, 20. yüzyılın büyük yazarlarından George Orwell’ın hayatından, yazarlığından, karakterinden önemli ayrıntılar veren günlüklerinin üçüncü cildi.

Orwell’ın ‘Bin Dokuz Yüz Seksen Dört’ü yayımlamasından üç yıl önce başlayan günlükler, Orwell’ın bu başyapıtını tamamlama fırsatı bulduğu İskoçya’nın Jura Adası’ndaki gündelik yaşamından zengin ayrıntılar sunduğu gibi, yazarın hayata, edebiyata, sanata ve siyasete nasıl baktığı konusunda da bizi aydınlatıyor.

Günlükler, yazarın, sanat, edebiyat ve siyaset gibi farklı alanlardaki özgün bakış açısını ortaya koymasıyla da dikkat çekici.

  • Künye: George Orwell – Savaş Sonrası Günlükleri: Günlükler 3, çeviren: Burcu Halaç, Sel Yayıncılık, günlük, 237 sayfa, 2020

Walter Benjamin – Fotoğraf Yazıları (2019)

Walter Benjamin’in fotoğraf üzerine yazıları meşhurdur.

Fakat bizde, maalesef bu yazıların tümünün bir arada yer aldığı bir kitap bulunmuyordu.

İşte bu kitap, tam da bu ihtiyaca yanıt vermesiyle büyük öneme haiz.

Esther Leslie’nin derlediği çalışma, Benjamin’in fotoğrafa dair ve fotoğrafın yörüngesindeki yazılarını bir araya getiriyor.

Yazılar, okurunu, fotoğrafın bir araç olarak sahip olduğu potansiyeller ve fotoğrafın gerçekliği üzerine derinlemesine düşünmeye davet ediyor.

Benjamin’in de burada çok iyi ortaya koyduğu gibi, fotoğraf iktidardakiler ve geleneksel sanata gereğinden fazla önem duyanlar tarafından kötüye kullanılmıştır ve bu durum gelecekte de devam edecektir.

Esther Leslie’nin aydınlatıcı sunuş yazısıyla da dikkat çeken kitap, Benjamin’in ne denli güçlü bir fotoğraf eleştirmeni olduğunu bize bir kez daha hatırlatmasıyla da önemli.

  • Künye: Walter Benjamin – Fotoğraf Yazıları, derleyen: Esther Leslie, çeviren: Burcu Halaç ve Tevfik Turan, Kolektif Kitap, fotoğraf, 216 sayfa, 2019

Robert Moor – Patikalar Üzerine (2018)

Robert Moor’da bu kitabın ilk nüveleri, 2009 yılında yaptığı bir yürüyüşte, ayaklarımızın altında yatan yolların, patikaların neler olabileceği ve bizi nereden alıp nereye götürdüğü üzerine düşünürken ortaya çıktı.

‘Patikalar’, dünyayı gezmiş Moor’un, tarihte unutulup gitmiş Cherokee parkurlarından devasa karınca patikalarına, kıtaları birbirine bağlayan yürüyüş yollarından otobanlara, internet ağlarından göç yollarına, hem insanların hem de hayvanların inşa etmiş olduğu patikaları bilim, tarih, felsefe, doğa ve bilgelik perspektifli bir bakışla irdelediği yazılarını sunuyor.

Moor bunu yaparken de, insanların ve hayvanların dünya üzerindeki yolculuğunun kıtaları aşacak seviye ve yoğunluğa nasıl ulaştığını, insanın doğa ve teknolojiyle kurduğu ilişkinin bizzat doğanın kendisini nasıl dönüştürdüğünü ve kişisel olarak her birimizin kendi yaşam patikalarımızı nasıl inşa ettiğimizi irdeliyor.

Bu ağların hem insanı hem de dünyayı anlamamız konusunda bize nasıl yardımcı olduğu üzerine düşünmek isteyenler bu kitabı muhakkak edinmeli.

  • Künye: Robert Moor – Patikalar Üzerine: Bir Keşif, çeviren: Burcu Halaç, Kolektif Kitap, deneme, 384 sayfa, 2018

Zygmunt Bauman ve Stanislaw Obirek – Dünyaya ve Kendimize Dair (2017)

Bir teolog ile sosyolog arasında, iyi ve kötü, parçalanmış benlik, modern çağın karmaşaları, insanın ve medeniyetin geleceği üzerine sağlam bir diyalog.

Birbirinden apayrı alanlarda çalışan iki kişinin karşılaşmasının dönüştürücü gücünü gözler ortaya koyan kitap, inançların ve dünya görüşlerinin dinamikleri, her şeyden çok da ruhani değişim sürecinin bir kez harekete geçtikten sonra duraklatılmasının olanaksızlığını gözler önüne seriyor.

Kitap,

  • İyi ve kötüye dair değişen tanımlarımızı,
  • Parçalanmış toplumların ve bireylerin hangi sorunlarla boğuştuğunu,
  • Seçimlerin sonuçlarıyla nasıl yüzleştiğimizi,
  • İnsan haysiyetini hangi değerleri gözeterek tanımlayabildiğimizi,
  • Arkadaşlık, bellek ve vicdan meselesinde pusulamızın ne olduğunu,
  • İnsanlar arasında sahici diyalog kurabilmenin yollarını,
  • Ve bunun gibi, okurunu çokça düşündürecek konu ve sorunları irdeliyor.

Kitaba, Aleksandra Jasińska-Kania da katkıda bulunmuş.

  • Künye: Stanislaw Obirek ve Zygmunt Bauman – Dünyaya ve Kendimize Dair, çeviren: Burcu Halaç, Ayrıntı Yayınları, felsefe, 256 sayfa, 2017