Peter Watson – Yakınsama (2019)

Ardımızda bıraktığımız yüzyılı, bilimin altın çağını yaşadığı dönem olarak tanımlamak abartı değildir.

Peter Watson’un elimizdeki çalışması da, bilimsel fikirlerin tarihi ve gelişimi üzerine harika bir inceleme.

Yazar bunu da, son dönemde yaygınlık kazanan “yakınsama” yaklaşımını merkeze alarak yapıyor.

Bugün iş, ekonomi, eğitim ve teknoloji gibi çeşitli alanlara egemen olan “yakınsama”nın bilimsel yönden anlamı şu:

Farklı bilimler, farklı başlangıç noktaları ve hiç benzemeyen ilgi alanlarına rağmen bir araya geliyor, böylece egemen anlatıyı, evrenin tarihini anlatmak üzere yakınsıyor ve birleşiyor.

Bu kitapta sunulan fizikle kimya arasındaki yakın ilişkinin gelişimi ve botanikle arkeoloji ilişkisi buna örnek olarak verilebilir.

Özetle Watson, sağlam bir bilimler tarihi sunarken bilimsel disiplinleri birleştirmeye yardımcı olacak bağlantıları inceleyerek özgün bir çalışmaya imza atmış.

  • Künye: Peter Watson – Yakınsama: Evreni Açıklayan En Derin Fikir, çeviren: Eylem Yenisoy Şahin, Kolektif Kitap, bilim tarihi, 552 sayfa, 2019

Kolektif – Devrimin Kardeşleri (2016)

Feminist spekülatif kurgunun nabzını tutan bu güzel antoloji, alanda yazılmış en güzel yirmi sekiz öykü sunuyor.

Ayrıca bilimkurgu, doğaüstü kurgu, fantezi ve büyülü gerçekçilik türlerinde yazılmış birçok öykü de barındıran çalışma, alanın 1970’lerden günümüze kat ettiği gelişimi gözler önüne seriyor.

Kitaptaki kimi öykülere gelirsek:

James Tiptree, Jr. erkeklerdeki cinsel arzunun kadınları öldürme arzusuna dönüştüğü bir distopya yaratıyor.

Ursula K. Le Guin, iz bırakmaya ihtiyaç duymayan kadınları hatırlatıyor.

Susan Palwick kurt adamlar efsanesini tersine çevirerek bir kurt kadının dünyasına iniyor.

Eleanor Arnason okurları kadınların ağzından dökülen sözcüklerin gücüyle yaratılan alemlere davet ediyor.

Kelly Barnhill cinsiyet kavramının geçişken olduğu büyülü bir diyara uzanıyor.

Yeni doğum yapmış bir annenin bedeniyle ve bebeğiyle kurduğu ilişki, Hiromi Goto’nun gotik anlatımıyla bize ulaşıyor.

Nnedi Okorafor, ataerkil normlarla bezeli efsaneler ve halk masallarıyla yüzleşiyor…

  • Künye: Kolektif – Devrimin Kardeşleri, derleyen: Ann Vandermeer ve Jeff Vandermeer, yayına hazırlayan: Poyzan Şahiner ve Eda Doğançay, çeviren: Albina Ulutaşlı, Gözde Serteser, Poyzan Şahiner, Eda Doğançay, Cansen Mavituna, Özge Akkaya, Hale Şirin, Deniz Güzgün, Elif Sorgun, Amy Marie Spangler, Yasemin Barlan, Gonca Doğan ve Yaprak Aydın, Kolektif Kitap, antoloji, 472 sayfa, 2016

Maurizio Ferraris – Yeni Gerçekçilik Manifestosu (2019)

Postmodernizm, özgürleştirici amaçlarla yola çıkarken nasıl olup da itaat düzenine evrildi?

İtalyan felsefeci Maurizio Ferraris’in bu harika çalışması, sıkı bir postmodernizm eleştirisi ortaya koymakla kalmıyor, hakikat sonrası çağda popülizmin felsefi temellerinin neler olduğunu da ortaya koyuyor.

Bunu yaparken Nietzsche, Heidegger, Foucault, Lyotard, Feyerabend ve Derrida’nın fikirlerini kapsamlı ve eleştirel bir bakışla tartışan Ferraris, postmodernizmin ideolojik sonuçlarının bizi getirdiği dehşetli sapağı tespit ediyor ve hakikat sonrası çağda yolumuzu aydınlatacak bir felsefenin imkânları üzerine derinlemesine düşünüyor.

“Hatalarımızdan ders alırız ya da en azından başkaları ders alır. Hakikate veda ederek, ‘İktidar’a karşılıksız bir armağan vermekle kalmaz, büyük ölçüde insanın yanılsama ve büyüye karşı elindeki yegâne özgürleşme şansından –yani gerçekçilikten– vazgeçmiş oluruz.” diyen Ferraris, çıkış yolu olarak ne pozitivizme ne de postmodernizme yaslanan, özgün bir eleştirel felsefenin nasıl olabileceğini irdeliyor.

Ferraris için yeni gerçekçilik, eleştirel bir yön değişiminin adıdır ve bununla da toplumsal gerçekliği somut bir analiz ve dönüşüm zeminine çevirebilmek mümkündür.

  • Künye: Maurizio Ferraris – Yeni Gerçekçilik Manifestosu, çeviren: Kemal Atakay, Kolektif Kitap, felsefe, 119 sayfa, 2019

Marcello Ticca – Beslenme Hakkında Doğru Bildiğimiz Yanlışlar (2019)

Sağlıklı beslenme konusunda pek çok klişe ve yanlış inanış mevcut.

Buna bir de, internet ve basın yoluyla ulaşan, hiçbir bilimsel kanıta dayanmayan sahte haberleri de eklediğimizde pek tabii kafamız çokça karışıyor.

Yaklaşık kırk yıl İtalya’daki Gıda ve Beslenme Araştırma Merkezi’nde araştırmalar yürütmüş Marcello Ticca’nın bu muhteşem kitabı imdadımıza yetişiyor.

Ticca, en başta, zihnimizde kök salmış yanlış inanışlarla hesaplaşıyor ve bunları bilimsel bir zeminde inceleyerek bir bir çürütüyor.

Temel besinlerimizin bileşenleri nedir, tavsiye edilen tüketim miktarları ne olmalıdır, besinlerden daha fazla fayda sağlamak için ne yapmalıyız gibi birçok konuda öneriler sunan Ticca, bununla da yetinmeyerek sağlıklı ve bilinçli bir beslenme programını nasıl oluşturabileceğimizi de açıklıyor.

Son olarak, Ticca’nın bu kitabıyla, kendi dalında İtalya’nın prestijli ödülü olan Banarella’yı kazandığını da belirtelim.

  • Künye: Marcello Ticca – Beslenme Hakkında Doğru Bildiğimiz Yanlışlar, çeviren: Leyla Tonguç Basmacı, Kolektif Kitap, beslenme, 300 sayfa, 2019

Okan Okumuş – Doğu Asya (2016)

Daha önce okurunu, Latin Amerika’da alternatif bir geziye çıkaran Okumuş, şimdi de yüzünü Doğu Asya’ya çeviriyor.

Japonya, Vietnam, Kamboçya, Tayland, Laos, Myanmar, Çin, Moğolistan ve Rusya Sibirya’ya uzanan geniş bir coğrafyada alternatif rotaların izini süren yazar, konuklarını güler yüzle karşılayan, sıra dışı bir kültüre sahip Uzakdoğu coğrafyasını adımlıyor.

  • Künye: Okan Okumuş – Doğu Asya, Kolektif Kitap

Raj Patel ve Jason W. Moore – Yedi Ucuz Şey Üzerinden Dünya Tarihi (2019)

Bu kitap, modern dünyanın yedi ucuz şeyle meydana geliş sürecini adım adım izliyor:

Doğa, para, emek, bakım, gıda, enerji ve yaşam.

Raj Patel ve Jason Moore’un eleştirel bir kapitalizm tarihi olarak okunabilecek kitapları, insanlarla yaşam ağı arasındaki karmaşık ilişkiler üzerine düşünmemiz ve bu ilişkiler vesilesiyle içinde bulunduğumuz dünyanın ve dünyanın neye benzeyeceğini anlamamızı sağlayan bir yöntem sunuyor.

Yazarların buradaki asıl amaçlarının ne olduğunu görmek için, en başta “ucuz”dan tam olarak neyi kast ettiklerini görmek gerekiyor.

Yazarlara göre kapitalizm, nakit paranın her yerde olduğu bir düzenden ziyade ucuz veya potansiyel olarak ucuz doğanın okyanuslarında nakit alışverişi yapılan adacıkların bulunduğu bir düzendir.

Başka bir deyişle ucuz, kapitalizmin çalışmayı mümkün en asgari bedelle seferber eden bir stratejisi olarak özünde kapitalizmle yaşam arasındaki ilişkileri yöneten bir araçtır.

İşte bu kitap, ilk olarak kapitalizmin neden sömürgecilikten bağımsız düşünülemeyeceğini açıkça ortaya koyuyor ve ikinci olarak da kapitalizmin, doğa, para, emek, bakım, gıda, enerji ve yaşamı ucuzlatarak hayatımızı nasıl kontrol altına aldığını gösteriyor.

Yazarlar kitaplarının sonunda da, yüzyıllar boyu süren sömürünün doğurduğu haksızlıkları tartışarak insanların doğadaki yeri ve kapitalizmin yarattığı tahribat üzerine okurunu düşündürüyor.

  • Künye: Raj Patel ve Jason W. Moore – Yedi Ucuz Şey Üzerinden Dünya Tarihi: Kapitalizm, Doğa ve Gezegenin Geleceği Üzerine Bir Rehber, çeviren: Serkan Gündüz, Kolektif Kitap, tarih, 286 sayfa, 2019

Walter Benjamin – Fotoğraf Yazıları (2019)

Walter Benjamin’in fotoğraf üzerine yazıları meşhurdur.

Fakat bizde, maalesef bu yazıların tümünün bir arada yer aldığı bir kitap bulunmuyordu.

İşte bu kitap, tam da bu ihtiyaca yanıt vermesiyle büyük öneme haiz.

Esther Leslie’nin derlediği çalışma, Benjamin’in fotoğrafa dair ve fotoğrafın yörüngesindeki yazılarını bir araya getiriyor.

Yazılar, okurunu, fotoğrafın bir araç olarak sahip olduğu potansiyeller ve fotoğrafın gerçekliği üzerine derinlemesine düşünmeye davet ediyor.

Benjamin’in de burada çok iyi ortaya koyduğu gibi, fotoğraf iktidardakiler ve geleneksel sanata gereğinden fazla önem duyanlar tarafından kötüye kullanılmıştır ve bu durum gelecekte de devam edecektir.

Esther Leslie’nin aydınlatıcı sunuş yazısıyla da dikkat çeken kitap, Benjamin’in ne denli güçlü bir fotoğraf eleştirmeni olduğunu bize bir kez daha hatırlatmasıyla da önemli.

  • Künye: Walter Benjamin – Fotoğraf Yazıları, derleyen: Esther Leslie, çeviren: Burcu Halaç ve Tevfik Turan, Kolektif Kitap, fotoğraf, 216 sayfa, 2019

Bruno Latour – Rota (2019)

Doğa, toprak talan ediliyor ve bu durum, yüzyıllardır süren sınıfsal eşitsizlikleri daha katmerli hale getiriyor.

Bugün su ve gıda hakkı, yoğun şekilde ezilenlerin gündemine girmiş durumda.

Sosyoloji, felsefe ve antropoloji alanlarında yaptığı çalışmalarıyla bildiğimiz Bruno Latour da, bu gibi sorunların hızla büyümesinin belli bir tarihsel eğrinin sonuna geldiğimizi işaret ettiğini savunuyor.

Yazara göre, toplumsal sınıf mücadelesi, bir jeo-toplumsal yer mücadelesine dönüşmektedir, zira artık toprak yok olmaktadır ve asıl mücadele de bunun için verilmelidir.

Dünyanın temel hammaddelerinden biri olan toprağın kıtlaşmasının, göçmenliğin artışının altındaki başlıca etken olduğunu düşünen Latour, bunun sadece dünyanın riskli bölgelerinde yaşayanların değil, aslında hepimizi derinden etkileyecek bir sorun olduğunu belirtiyor.

Latour, Küresellik/Yerellik, Sağ/Sol, Batı hayranlığı/karşıtlığı üzerinden politika yapmanın geçersiz kaldığını, onun yerine toprağa bağlanmamız ve dünyasallaşmamız gerektiğini söylüyor.

Zira yazara göre toprağa bağlanmak ve dünyasallaşmak, modernleşmenin birbiriyle çelişkili kıldığı, aslında birbirini tamamlayan iki harekettir.

‘Rota’, bütün bunların yanı sıra, ekolojik siyaset ile yeşil hareketlerin neden bugün yaşadığımız sorunlara çözüm olamayacağını tartışmasıyla da dikkat çekiyor.

  • Künye: Bruno Latour – Rota: Politikada Yönümüzü Nasıl Bulacağız?, çeviren: Orçun Türkay, Kolektif Kitap, siyaset, 128 sayfa, 2019

Hermann Hesse – Ağaçlar (2018)

‘Siddhartha’, ‘Demian’, ‘Bozkırkurdu’, ‘Narziss ve Goldmund’, ‘Doğu Yolculuğu’ ve ‘Boncuk Oyunu’ gibi unutulmaz eserlere imza atmış Hermann Hesse’nin kaleminden, yeryüzünün en görkemli, en muhteşem eserlerinden olan ağaçlara adanmış bir anlatı.

Hesse’nin düzyazı ve şiirlerinden yapılmış bir derlemeye dayanan ve çok güzel desenlerle zenginleşmiş kitap, okurunu ağaçların ve onlara eşlik eden kuşların, çiçeklerin ve insanların dünyasına, bu dünyanın özgün dili ve yaşayışına davet ediyor.

Hesse’nin tefekkürle örülü metinleri, ağaçlara, doğaya ve tabii ki kendimize farklı bir pencereden bakmamıza vesile olacak türden.

Kitaptan birkaç alıntı:

Ağaçları dinlemeyi öğrenen, ağaç olmayı arzulamaz artık. Kendisi dışında başka bir şey olmayı arzulamaz. Yurt budur. Mutluluk budur.

Her şey beklemede, her şey hazırlık içinde, her şey ince ince, şefkatle dürten bir oluş heyecanıyla düş kurmakta, filizlenmekte tohum güneşe, bulut tarlaya, körpe otlar havaya doğru.

Yurdumu ne çok sevdiğimi, kalbimin, esenliğimin bu çatılara ve kulelere, köprülere ve sokaklara, ağaçlara, bahçe ve ormanlara derinden bağlı olduğunu ansızın yepyeni bir tedirginlikle hissettim.

Meydan ve sokak karman çorman üst üste atılmış gövde ve ağaçların enkazıyla kapanmıştı ve çocukluğumun ilk günlerinden beri sadece koyu, kutsal gölgeleriyle, ulu ağaç tapınaklarıyla bildiğim bu yerde yaşanan yıkıma gökyüzü boş boş bakıyordu. Sanki tüm gizli köklerimle birlikte beni de yerimden söküp almışlar, acımasız çiğlikteki günışığına tükürüp atmışlar gibi hissediyordum.

Her gün yanımızdan geçip gidiyor dünyanın bereketi; her gün açıyor çiçekler, parlıyor ışık, gülüyor sevinç. Bazen minnettarlıkla doyasıya içiyoruz bu bereketi, bazen de bıkıp hırçınlaşıyor, adını bile anmak istemiyoruz, oysa etrafımızda her daim bir dolu güzellik var.

Zaten sevincin en güzel tarafı, tesadüfi ve bedava olmasıdır; özgürdür sevinç ve Tanrı’nın armağanıdır herkese, ıhlamur çiçeğinin esip gelen kokusu gibi.

  • Künye: Hermann Hesse – Ağaçlar, çeviren: Zehra Aksu Yılmazer, Kolektif Kitap, deneme, 104 sayfa, 2018

Sadakat Kadri – Dava (2019)

Uluslararası insan hakları davalarıyla tanınan avukat, yazar ve gazeteci Sadakat Kadri, bir hukukçu olarak şimdiye değin Karayipler’de idam cezasıyla yargılanan bazı sanıkların vekâletini üstlendi, Afrikalı bir diktatörü soruşturdu ve Fiji’deki bir askeri diktatörlüğün meşruluğuna meydan okudu.

Sadakat Kadri’nin elimizdeki kitabı ise, tarihin en ünlü ceza davalarını masaya yatırıyor.

Kadri, ceza davalarının tarihini yazarken teorilerden ziyade hikâyelerle anlatısını ileri taşıyor.

Kitap, zengin içeriğiyle hukukçular kadar sıradan okura da hitap ediyor demeliyiz.

❝Yeryüzünde hüküm verme hakkı tam olarak kime tanınmıştır?❞

Kadri bu sorunun yanıtını ararken,

  • Sokrates’in ünlü savunmasını,
  • Ortaçağ’ın acımasız engizisyon mahkemelerini,
  • Cadı avlarını,
  • Hayvanların, cesetlerin ve eşyaların yargılandığı akıl almaz davaları,
  • Nürnberg mahkemelerini,
  • Stalin döneminin düzmece duruşmalarını,
  • Savaş suçlarının yargılanmasını,
  • Ve bunun gibi önemli tarihi davaları, mizahı da ihmal etmeyen güzel bir üslupla irdeliyor.

Kitap, bu tür ceza davalarını takip edip cezalandırma yöntemlerini sorgularken, aynı zamanda bizi günümüze de damgasını vuran cadı avları, hukuksuz yargılamalar ve haksız kararlar üzerine yeniden düşünmeye sevk etmesiyle önemli.

Kitaptan birkaç alıntı:

❝Kukuletalı giysiler hukukçuların cüppesi haline gelse ve bütün o efsunlu laflar mesleki jargona dönüşse de antik zamanlardan kalan dürtüler hâlâ her duruşma salonunda varlığını hissettirir. Rasyonel kaygılar ve mantıklı tartışmalar her davanın belirgin özelliklerindendir, fakat bir zamanlar cadıların ölüme gönderilmesine neden olan bebek katilliği ve Şeytan’a tapınmanın yarattığı dehşet 1980’ler boyunca satanist cinsel istismar suçlamalarıyla hortlamıştır.❞

❝Acil yetkiler sapkınlık ve cadılık günlerinden beri korkunç suçlara karşı savaşmak için yardıma çağrılmıştır ancak 21. yüzyılın yorumcularının, engizisyoncuların 18. yüzyılda terk ettiği konuma yeniden sahip çıktı.❞

❝Hayvanlar ve cesetler artık mahkemeye çıkarılmıyor fakat akli durumları gözetilmeksizin sanıkları cezalandırmak için duyulan telaş, çocukların ve akıl hastalığından mustarip olanların kovuşturmalarında hâlâ görülüyor.❞

❝Gizlediği çeşitli mühürler ve kaideleriyle ruhban sınıfı yasaların sırlarını her zaman sadece kendilerinin yorumlayabileceğini ileri sürdü, ileride ihtiyaç duyulduğunda da yeni vahiylerle görüşlerini destekledi.❞

❝Göklerden gelen yasaların değişmezliği ve ilahi adaletin şaşmazlığı hususundaki tüm ısrara rağmen bir soru sürekli karışıklığa sebep oldu: Yeryüzünde hüküm verme hakkı tam olarak kime tanınmıştır?❞

  • Künye. Sadakat Kadri – Dava: Sokrates’ten O. J. Simpson’a Yargılamanın Tarihi, çeviren: Gökhan Arıkan, Kolektif Kitap, hukuk, 552 sayfa, 2019