Jon Elster – Ekşi Üzümler (2008)

Jon Elster, ‘Rasyonalitenin Altüst Edilmesi Üzerine Çalışmalar’ alt başlıklı ‘Ekşi Üzümler’de, insanların neden irrasyonel davranışlar sergilediklerine odaklanıyor.

Rasyonaliteye dair genel anlayışı, “Rasyonalite faile ne yapması gerektiğini söyler; fail başka türlü davranırsa o zaman irrasyoneldir,” cümlesiyle özetleyen Elster, bu düşüncenin çeşitli seçenekleri ayıklamanın ötesinde işe yaramadığını savunuyor.

İlk olarak verili rasyonel anlayışı sorgulayan yazar, tilkinin ulaşamadığı üzüme ekşi demesi örneğinde simgelendiği gibi, insanların irrasyonel davranışlar sergilerken her aşamada bunları nasıl mantığa büründürdüğünü adım adım açıklıyor.

Elster araştırmasını, mantık ile insan psikolojisi arasındaki çatışmaları merkeze alarak yapıyor.

  • Künye: Jon Elster – Ekşi Üzümler, çeviren: Barış Cezar, Metis Yayınları, inceleme, 224 sayfa

Edward Said – Yersiz Yurtsuz (2014)

Son yüzyılın en büyük entelektüellerinden birinden çocukluğu ve ilk gençliğine dair anılar.

Said’e sanat sevgisi aşılayan ve bir nevi aşk-nefret ilişkisi yaşadığı annesi ile otoriter babası, kardeşleri ve diğer yakınları; eğitim yılları ve sancılı büyüme süreci; Filistin sorununun gelişimi üzerindeki silinmez izleri…

Bunlar ve daha fazlası, bu kitapta.

  • Künye: Edward Said – Yersiz Yurtsuz, çeviren: Aylin Ülçer, Metis Yayınları

Dorrit Cohn – Şeffaf Zihinler (2008)

Alt başlığı ‘Kurmaca Eserlerde Bilincin Sunumu’ olan bu çalışma, kurmaca eserlerde karakterlerin zihinsel yaşantısına odaklanıyor.

Aynı zamanda modernist edebiyatın üslup ve tekniklerine dair önemli ayrıntılar barındıran kitabında Dorrit Cohn, çoğunlukla edebiyat meraklılarının aşina olduğu metinler üzerinden Dostoyevski, Henry James, Kafka, Joyce, Proust, Woolf ve Sarraute gibi yazarların, karakterlerinin bilinç durumlarını sunma tarzlarını inceliyor.

Bunları incelerken bilinç-akışı, monolog, psiko-anlatı gibi tekniklerden de yararlanan Cohn’un, konunun kritik boyutuyla ilgilenenlerin yanı sıra, okuyucular için de oldukça ilgi çekici bir çalışmaya imza attığını söyleyelim.

  • Künye: Dorrit Cohn – Şeffaf Zihinler, çeviren: Ferit Burak Aydar, Metis Yayınları, eleştiri, 289 sayfa

Stephen Kern – Nedenselliğin Kültürel Tarihi (2008)

Stephen Kern, ‘Nedenselliğin Evrensel Tarihi’nde, klasik ve modern edebiyat eserleri aracılığıyla, Viktorya dönemi ile modern dönemdeki nedensellik arayışına odaklanıyor.

“Neden?” sorusu, kuşkusuz insanın birçok ediminin, yaratısının başlatıcısı.

Kern’in çalışması, sırf bunun izini sürmesiyle dahi dikkate değer.

Edebiyat eserleri içinde cinayet romanlarında yer alan nedenselliğin sorgulanması da, çalışmayı zenginleştiren unsurlardan.

Kern kitap boyunca bu izi sürerken, söz konusu dönemlerde bilim, teknoloji, sanat, psikoloji, tıp, sosyal bilimler, felsefe gibi alanlarda gözlenen değişimleri ve bunların edebiyata yansımalarını da anlatıyor.

  • Künye: Stephen Kern – Nedenselliğin Kültürel Tarihi, çeviren: Emine Ayhan, Metis Yayınları, inceleme, 530 sayfa

Yan Marchand ve Yann Le Bras – Sokrates Karanlıktan Çıkıyor (2014)

Ardında yazılı hiçbir eser bırakmayan, fakat kendisinden sonra gelen felsefeyi derinden etkilemiş Sokrates.

Sokrates’i fantastik, masalsı bir kurguyla merkeze alan çalışma, muhteşem görselleriyle de çocuklar kadar yetişkinlerin kitaplığında da kendine yer bulmayı fazlasıyla hak ediyor.

  • Künye: Yan Marchand ve Yann Le Bras – Sokrates Karanlıktan Çıkıyor, çeviren: Akın Terzi, Metis Yayınları, felsefe, 64 sayfa

Kemal Selçuk – Kurşuni (2008)

Hatırlanacağı gibi ‘Ağaç Adamlar’, Kemal Selçuk’un ilk öykü kitabıydı.

Selçuk’un bu kitabını ‘Ay Aşkları’, ‘Hüznün Kantosu’, ‘Yeniyetmeler’ ve ‘Başkaldırmadan Yaşamaksa Hayat’ başlıklı romanları izledi.

‘Kurşuni’ isimli elimizdeki roman ise, Selçuk’un yazı serüveninin şimdilik son durağı.

Romanda, yazma heveslisi bir bıçkıcı çırağının iç dünyası hikâye ediliyor.

Roman, gencin hikâyesini, kutsal kitap gibi eski zaman anlatılarından filozof Berkeley’e uzanan bir anlatı tekniğini kullanarak veriyor.

Delikanlı, ölmüş ustasının dünyadaki vicdanı olmaya çalışırken, kendisine bu yolculuğunda da, cinler ve perilerden oluşan masalsı bir dünya, kutsal kitap meselleri ve Berkeley eşlik edecektir.

  • Künye: Kemal Selçuk – Kurşuni, Metis Yayınları, roman, 92 sayfa

Wilfred Ruprecht Bion – Tereddütlü Düşünceler (2017)

Psikanaliz kuramını yoğun şekilde etkilemiş Wilfred Ruprecht Bion’un ilk önemli çalışması, grup süreçlerini incelediği 1961 tarihli ‘Topluluk Deneyimleri’ydi.

Bion’un bu kitaptan altı yıl sonra yayımlanan ‘Tereddütlü Düşünceleri’ ise, psikotik düşünceyi farklı yönleriyle tartıştığı 1950’li yıllara ait makalelerinden bir seçme.

Bion psikanalize ilgi duyduğu ilk zamanlarda, Melanie Klein ile analiz çalışmaları yapmıştı.

Fakat çıkış noktası olarak Kleincı bir analist olmakla birlikte Bion, Klein’ın kimi kavramlarını farklı bir bakış açısıyla yeniden yorumlayarak, alana özgün bir katkı sundu.

Bion’un psikotik düşünceyi kapsamlı bir bakışla irdelediği elimizdeki kitabı ise, en başta düşünme kuramına dair görüşlerini barındırması ve bir analist olarak seanslarında nasıl çalıştığının örneklerini sunmasıyla büyük öneme haiz.

Kitap,

  • İnsanın topluluk içinde birey olarak var kalabilme çabasını,
  • Dil gibi simgeleştirme biçimlerinin insanda açığa çıkma sürecini,
  • Anne aracılığıyla bebekte düşünce ve soyut kavramların ortaya çıkış dinamiklerini,
  • Bebeğin anneyle iletişim kurma yöntemi olarak yansıtmacı özdeşleşimi,
  • Şizofrenik düşüncenin gelişimini,
  • Psikotik kişiliğin psikotik kişilikten ayırt edilmesini,
  • Ve Bion’un düşünme kuramı bağlamında ortaya koyduğu “alfa ve beta öğeleri”, “alfa işlevi”, “adsız dehşet”, “kapsayan-kapsanan ilişkisi”, “annenin hayalleme yetisi”, “olumsuz yeti”, “başarı dili”, “rüyalaştırma”, “hakikat” ve “dönüşüm” gibi pek çok kavramını açıklığa kavuşturmakta.

Künye: Wilfred Ruprecht Bion – Tereddütlü Düşünceler, çeviren: Nilüfer Erdem, Metis Yayınları, psikanaliz, 208 sayfa

Taha Parla – Din, Devlet, Demokrasi (2017)

Türkiye’nin siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler alanının önde gelen isimlerinden Taha Parla’nın daha önce yayımlanan ‘Türkiye’nin Siyasal Rejimi: 1980-1989’ çalışması, 12 Eylül’e dair dönem yazılarının derlemesi; ‘Türk Sorunu Üstüne Yazılar: 1998-2007’ de, asker vesayetinin eski gücünü yitirdiği, AKP iktidarının adım adım yükseldiği bir dönemi kapsamlı bir perspektifle anlatıyordu.

Her iki kitap da halen, irdeledikleri dönemler hakkında aydınlanmak için birer rehber niteliğinde.

Parla’nın 2007-2016 arasında çeşitli dergiler için kaleme aldığı siyasi yazılarını bir araya getiren elimizdeki ‘Din, Devlet, Demokrasi’ ise, AKP iktidarının artık yerini sağlamlaştırdığı, AKP’nin dinci ve reaksiyoner politikalarıyla doruğa ulaşan anti-laik uygulamalarına karşı, artık eski gücü kalmamış Kemalist tortuların çatışmalarını ele alıyor.

“Dönemin dikkati çeken çok tehlikeli özelliklerinden biri AKP’nin ortadan kaldırmak istediği ve ihlal ettiği bazı evrensel norm ve değerlerin de Kemalizme yakıştırılıp, genel, yüzeysel ve sözde bir Kemalizm kritiğine dahil edilerek küpeşteden denize atılmasıydı.” diyen Parla, benzer bir yönelim sergileyen İkinci Cumhuriyetçilerin ve “liberal” “solcular”ın buna nasıl önayak olduklarını ayrıntılı bir bakışla tartışıyor.

  • 2007 seçimleri AKP-asker koalisyonunun tescili miydi?
  • Gülenciliğin asıl güçlenişi AKP ile yaptığı dini-siyasi ve çıkarcı ittifakla mı gerçekleşmiştir?
  • Bu dönemde yasama, yürütme yargı ilişkileri nasıl dönüştü?
  • Yeni Anayasanın beraberinde getirdiği sorunlar nelerdir?
  • AKP döneminde sivil toplum nasıl adeta bir silah olarak kullanıldı?
  • Bugün bir Türk-İslam-NATO sentezinden bahsedilebilir mi?

Parla, kitabında bu ve bunun gibi pek çok sorunun yanıtını arıyor.

Kitapta, Türkiye’ye dair meselelerin yanı sıra, Taha Parla’nın ABD Başkanlık seçimi, ABD emperyalizminin ana hatları, kapitalizmin krizleri, otoritarizm, faşizm, laiklik ve dünya anayasalarında laiklik gibi konulara odaklandığı aydınlatıcı yazıları da bulunuyor.

  • Künye: Taha Parla – Din, Devlet, Demokrasi: Siyasi Yazılar 3: 2007-2016, Metis Yayınları, siyaset, 256 sayfa

Michael Tomasello – İnsan İletişiminin Kökenleri (2017)

Gelişim psikolojisi alanında çalışan Michael Tomasello’dan, insan iletişiminin evrimsel kökenleri hakkında kapsamlı bir inceleme.

Tomasello, insanların dil yardımıyla birbirleriyle nasıl iletişim kurduklarını ve bu kabiliyetin evrimde nasıl ortaya çıkmış olabileceğini anlamak için öncelikle insanların birbirleriyle doğal jestlerle nasıl iletişim kurduklarına bakıyor.

İnsana özgü ilk iletişim biçimlerinin işaret ve jestler olduğunu belirten yazar, bunların daha sonra uzlaşımsal dillerin ortaya çıkışında gerekli olan, tümüyle insana özgü toplumsal idrak ve güdülenim biçimlerinin büyük bir bölümünü içlerinde barındırmaları dolayısıyla, insan iletişiminin evriminde kritik geçiş noktaları olduklarını söylüyor.

  • Primatlardaki maksatlı iletişim nasıl gelişti?
  • İnsanlarda işbirliğine dayalı iletişim nasıl gelişti?
  • İletişimde bireysel ve sosyal kökenler nelerdir?
  • İletişim, büyük maymunların jestlerinden insan diline doğru ne şekilde evrildi?

Yetkin anlatımıyla dikkat çeken çalışma, konuştuğumuz her bir dilin hangi aşamalardan geçerek bugünlere geldiğini daha yakından görmek isteyenler için şahane bir fırsat.

Alanın en itibarlı isimlerinden Michael Tomsello’nun, bu konuda pek çok çalışma yürüttüğünü de belirtelim.

  • Künye: Michael Tomasello – İnsan İletişiminin Kökenleri, çeviren: Gürol Koca, Metis Yayınları, bilim, 288 sayfa

Cemal Kafadar – Kendine Ait Bir Roma (2017)

Cemal Kafadar’ın daha önce yayımlanan ‘Kim Var İmiş Biz Burada Yoğ İken’i büyük beğeniyle karşılanmıştı.

Yazar, söz konusu kitabında yeniçeri, derviş, tüccar ve hatun gibi Osmanlı dönemi karakterlerinin izinde Osmanlı’da birey olmayı çarpıcı ayrıntılarla ortaya koymuştu.

Kafadar şimdi de, tarihte Osmanlı himayesine girmiş, bu süreçte dönüştükleri gibi İmparatorluğu dönüştürmüş halkların izlerine odaklanıyor.

‘Kendine Ait Bir Roma’ bunu yaparken de, incelemesinin merkezine ağırlıklı olarak diyar-ı Rum ve Rumîlik olarak tanımlanan olguları alıyor.

  • Diyar-ı Rum neresidir?
  • Rumîlik tam olarak kimleri tanımlar?
  • Tarihte kimlere Rumî denmiştir?
  • Rumîliğin Roma kimliği veya kültürüyle ilişkisi nedir?
  • Bu tanımlar, Bizans İmparatorluğu’nun mirasıyla ne kadar ilişkilidir?

Kafadar, ilgi çekici hikâyeler ve önemli ayrıntılar eşliğinde bu soruların yanıtını ararken, aynı zamanda bu topraklarda geçmişte varlık göstermiş farklı yerelliklere dair bilinmeyenleri de aydınlatıyor.

  • Künye: Cemal Kafadar – Kendine Ait Bir Roma, Metis Yayınları, tarih, 144 sayfa