Daniel Wallace – Büyük Balık (2011)

  • BÜYÜK BALIK, Daniel Wallace, çeviren: Begüm Kovulmaz, Yapı Kredi Yayınları, roman, 150 sayfa

Daniel Wallace ‘Büyük Balık’ta, Edward Bloom adlı karakterinin sıra dışı hayatını tasvir ediyor. Roman, Bloom’un hayatına dair ayrıntıları oğluyla paylaşması üzerine kurulmuş. Fakat Bloom bunu, hayatını bildik, alelade bir şekilde ortaya dökerek değil, fıkralar ve hikâyeler anlatarak  yapar. Dolayısıyla roman, barındırdığı çok sayıda fıkra ve hikâyeyle, Bloom’un hayatına dair bilinmeyenleri ortaya çıkarma işini okuruna havale ediyor. Bu yönüyle zevkli bir okuma vaat eden roman, aynı zamanda özgün bir tipi de edebiyata armağan ediyor. Wallace’ın romanının, 2003 yılında Tim Burton tarafından sinemaya uyarlandığını da hatırlatalım.

Leonardo Scascia – Her Türlü (2007)

  • HER TÜRLÜ, Leonardo Scascia, çeviren: Kemal Atakay, Can Yayınları, roman, 139 sayfa

Leonardo Scascia’nın ‘Her Türlü’ isimli bu romanı 1970’lerde yayımlanmış ve o dönemin İtalya’sında büyük bir ilgiyle karşılanmıştı. Romanın dikkat çeken yönlerinden biri, son yıllarda Türkiye’de de sık sık tartışılan “Derin Devlet”i konu ediniyor olması. Scascia burada, İtalya’daki yoz siyaset dünyasını, Sicilya mafyasını ve Katolik Kilisesi’nden oluşan çemberi kıyasıya eleştiriyor. Rahip Don Gaetano, kır evinde kardinaller, piskoposlar, bakanlar ve müşavirlerin katıldığı “ayinler” düzenler. Bu ayinlerin görünürdeki amacı Hıristiyanlığa dair bir tartışma gibi görünse de, birbiri ardına işlenen cinayetler bu ayinlerin arkasındaki farklı hesapları ortaya çıkarır.

Kaan Arslanoğlu – Sessizlik Kuleleri 2084 (2007)

  • SESSİZLİK KULELERİ 2084, Kaan Arslanoğlu, İthaki Yayınları, roman, 124 sayfa

Kaan Arslanoğlu’nun ‘Sessizlik Kuleleri 2084’ isimli bu romanında, fantastik, ütopik yönler ağır basıyor. Arslanoğlu’nun kurgusu, George Orwell’ın kara ütopyası olan ‘Bin Dokuz Yüz Seksen Dört’ünden yüz yıl sonrasını hikâye ediyor. Geçen bu yüzyıldan sonra, beden ve zihin teknolojileri akıl almaz ölçüde gelişmiş durumda ve insanların beyinleri tıpkı bilgisayarlar gibi yeniden yapılandırılmaktadır. Dolayısıyal kimlikler, deneyimler, düşler, anılar, kısacası tüm insani nitelikler değiştirilebilir özellikler kazanmıştır. Roman, bu değiştirilebilir insani özelliklerin, bireyi karşı karşıya bıraktığı kâbusu anlatıyor. Arslanoğlu’nun romanı, kara ütopyalara yeni örneklerden biri.

Harold Lamb – Cengiz Han (2007)

  • CENGİZ HAN, Harold Lamb, çeviren: Ali Naci, Kaknüs Yayınları, roman, 272 sayfa

Harold Lamb, Batılı olduğu halde, eserlerinde sürekli Doğu’yu anlatan bir yazar. ‘Timurlenk’, ‘Haçlı Seferleri’, ‘Nur Mahal’, ‘Ömer Hayyam’ ve ‘Barbarların Yürüyüşü’ Lamb’ın ilk akla gelebilecek eserleri. Yazarın ilk olarak 1927 yılında yayımlanan tarihi romanı ‘Cengiz Han’, 12. yüzyılın başlarında Orta Asya’daki Gobi Çölü’nde dağınık halde yaşayan Moğol kabilelerini bir konfederasyon çatısı altında bir araya getiren Cengiz Han’ı anlatıyor. Lamb’ın romanının, Cengiz Han’ın yaşam öyküsünü tarihi kaynaklara dayanarak anlatırken, döneme ışık tutan tarihi gelişmelere ve Moğol askerleri ile göçebe halkın yaşam tarzı, hayat felsefeleri hakkında bilgiler verdiğini de belirtelim.

C. S. Lewis – Korkunç Kale (2007)

  • KORKUNÇ KALE, C. S. Lewis, çeviren: Fethi Aytuna, Kabalcı Yayınları, roman, 420 sayfa

C. S. Lewis’in ‘Korkunç Kale’si, kendisinin ‘Kozmik Üçleme’ isimli dizisinin üçüncü cildini oluşturuyor. Bu romanda olaylar, Jane Studdock’un gördüğü bir kâbusla başlar. Ertesi gün kâbusunda gördüğü yüzü gazetede görür: karısını zehirlediği için giyotinle idam edilmiş bir bilim adamıdır bu. Jane’in bu kâbusu, kendisinin seçilmiş biri olduğu anlamına gelecektir. Çünkü eşi Mark, insan hayatını uygar dünya adına bütünüyle denetlemek isteyen bir örgüte katılmış, bu durum da, özgürlük ve totaliter yönetim tehdidi arasında bir savaş tehlikesini beraberinde getirmiştir. Bu tehdidi özgürlük lehine dönüştürecek olan da Jane ve özgürlük taraftarı dostları olacaktır.

Andreas Franghias – Avlu (2007)

  • AVLU, Andreas Franghias, çeviren: Berin Myisli, Yapı Kredi Yayınları, roman, 436 sayfa

Andreas Franghias’ın ‘Avlu’su, 2. Dünya Savaşı’nın yıkıntıları arasındaki Atina’da, yoksul bir mahallede yaşayan insanları hikâye ediyor. Çok para kazanma hayalleriyle yanıp tutuşan sokak satıcısı Eftihis; taşrada öğretmenlik yapan kocasından hatıralarına sığınan Lukia; direniş zamanının yiğitlerinden muhasebeci Andonis; siyasi suçlu, kendinden kaçak Angelos ve onu muazzam bir aşkla bekleyen İsmini, romanda okuyucunun karşısına çıkacak bazı isimler. Savaş gibi muazzam bir çöküşün içinde yer alan bu insanlar, geleceğin belirsizliği ve geçmişin kâbuslarına saplanmıştır.

Susan Hill – Temiz Kalpler (2010)

  • TEMİZ KALPLER, Susan Hill, çeviren: Kerem Işık, Yapı Kredi Yayınları, roman, 463 sayfa

Susan Hill imzalı ‘Temiz Kalpler’, Başmüfettiş Simon Serrailler’in ikinci macerasıyla okurun karşısına çıkıyor. İngiltere’nin ufak bir katedral kasabası olan Lafferton’da geçen roman, küçük bir çocuğun kaçırılması ve devamında yaşanan olayları hikâye ediyor. Hill romanını, “suçlu kim?” sorusunun yanıtından çok, farklı durumlara savrulan karakterlerinin yaşadığı olaylar üzerine inşa etmiştir diyebiliriz. Böylece Serrailler kendini, evinin kapısının önünde beklerken kaçırılan bir çocuk, ölümle yaşam arasında gidip gelen bir kadın ve suçtan uzak durup durmamak konusunda ikilem içinde olan bir adam gibi ilginç hayatların içinde bulacaktır.

David Foenkinos – Ahmaklığın Devrik Hali (2007)

  • AHMAKLIĞIN DEVRİK HALİ, David Foenkinos, çeviren: Orkun Yeltepe, + 1 Kitap, roman, 191 sayfa

‘Ahmaklığın Devrik Hali’, “Romantik aşıklar için, utanç verici bir aylaklık ve ahmaklık hikâyesi” girizgâhıyla başlıyor. Romanın başkahramanı Conrad, umutsuz bir aşık, berbat hediyeler seçen bir sevgili ve Milan Kundera’nın yeğeni olduğunu iddia edecek kadar hayalperest biridir. Sevgililer gününü yeni arkamızda bıraktığımız şu günlerde, aşk hakkındaki duygu ve düşüncelerimiz de aklımızın bir köşesinden geçmiştir. Bu tarz ikili ilişkilerde acı başat duygu olsa da, Foenkinos, bu duygunun soytarılığa ve ahmaklığa varan yönüyle ilgileniyor. Romanın başkahramanı Conrad düşünüldüğünde, kendisi hem acı çeken bir bireyi, hem de romantizminin alay edilecek sınır tanımazlığıyla dikkat çeken bir isim. Foenkinos’un romanının ilgi çekiciliğin, tamamıyla kahramanının bu iki yönünü eşelemesi ve böylece hem romantiklere hem de akılcılara hitap etmesiyle sağlandığı söylenebilir.

Thomas Harris – Hannibal Doğuyor (2007)

  • HANNIBAL DOĞUYOR, Thomas Harris, çeviren: Pınar Öcal, Altın Kitaplar, roman, 303 sayfa

Thomas Harris, edebiyatta ve televizyonda büyük başarı yakalayan Hannibal’ın yaratıcısı. New York’ta Associated Press’in editörlüğünü yapan Harris, Amerika ve Meksika’daki suç örgütleri hakkında yazdığı haberlerle yazarlığa adım attı. 1975’te yayımlanan ‘Kara Pazar’ ile yazarlığa adım atan Harris, 1981’deki ‘Kızıl Ejder’i ve 1988 yılında yayımlanan ‘Kuzuların Sessizliği’ ile büyük bir üne kavuştu. ‘Hannibal Doğuyor’ da, isminden de anlaşılacağı gibi, Hannibal Lecter karakterinin gençliğini, doğuşunu hikâye ediyor. Hannibal’i, ünlü bir ressam olan amcası Rusya’da bir yetimhanede bulur ve beraberinde Fransa’ya getirir. Orada amcası ve yengesi Lady Murasaki ile birlikte yaşamaya başlar. Yengesinin yardımıyla sağlığına kavuşan Hannibal, Fransa’da tıp fakültesine de kabul edilir. Hannibal, tıp bilgisinin de yardımıyla bir ölüm meleğine dönüşecektir.

J. Claude Carrière – Einstein, Lütfen (2007)

  • EINSTEIN, LÜTFEN, J. Claude Carrière, çeviren: Yaşar İlksavaş, Doğan Kitapçılık, roman, 119 sayfa

J. Claude Carrière’in ‘Einstein, Lütfen’i, Albert Einstein’ı hikâye eden bir otobiyografik roman. Romanda Einstein ölmemiş ve öngördüğü zaman yolculuğu bir hayal olmaktan çıkıp gerçeğe dönüşmüştür. Roman, kahramanı Einstein’ın geçmişini, fizik alanındaki çalışmalarını kendi ağzından aktaran bir kurguyla oluşturulmuş. Geçmişte olduğu gibi, günümüzde de en çok özlemi duyulan şey zamanın sınırlarından kurtulmaktı. Einstein bu özlemini, fizik alanındaki çalışmalarıyla yapmaya çalıştı. Bu romanda da, edebiyatta daha önce birçok yazar tarafından denenmiş örneği bulunan, zaman gerçekliğinin -veya yanılsamasının- tersyüz edilmesi çabasıyla karşı karşıyayız.