İyrec-i Pézéşkzâd – Dayıcan Napolyon (2012)

  • DAYICAN NAPOLYON, İyrec-i Pézéşkzâd, çeviren: A. Naci Tokmak, Ayrıntı Yayınları, roman, 551 sayfa

 

İyrec-i Pézéşkzâd, kesişen hikâyelerin ve renkli karakterlerin yer aldığı ‘Dayıcan Napolyon’da, İran toplumunun ilgi çekici bir panoramasını sunuyor. Öykü, bir zamanlar İngilizlere karşı mücadele etmiş ve kendini Napoléon Bonaparte’a benzeten Dayıcan Napolyon ve onun etrafındaki kişilerin ilişkilerini kapsıyor. Romanın güldürü boyutu, karakterlerinin Dayıcan’ın eğilimiyle kimi zaman dalga geçen kimi zaman bunu pohpohlayan tavırları üzerine inşa edilmiş. Karakterlerinin çelişkili kişilikleri, sınıfsal çatışmalar ve geleneğin insanlar üzerindeki etkilerini işleyen Pézéşkzâd, İran toplumunun nitelikli bir tasvirini sunuyor.

Günhan Kuşkanat – Beni Çocukluğumdan Öp (2012)

  • BENİ ÇOCUKLUĞUMDAN ÖP, Günhan Kuşkanat, Doğan Kitap, roman, 281 sayfa

 

Günhan Kuşkanat ‘Evvel Aşklar Masalı’nda, 16. yüzyıl İstanbul’unu cehenneme çeviren veba salgınını, yobaz kesimin bilimsel çalışmalara verdiği tepkiyi anlatmıştı. Yazar, elimizdeki ikinci romanında da, bir aşk, ihanet ve arayış öyküsü sunuyor. Eczacılık fakültesi öğrencisi İnci ile ailesini küçük yaşta kaybetmiş subay Nejat, birbirini sevmektedir. Fakat henüz evlenemeden Kore Savaşı başlar. Kore’ye gönderilen Nejat, burada esir düşecek ve daha sonra, bir fırsatını bulup kaçsa da, İnci’nin karşısına çıktığında yıllar geçmiş olacaktır. Şimdi hayatları farklı yollara girmiş ikilinin aşkı, büyük bir sınavdan geçmek zorundadır.

Salvador Plascencia – Kâğıt İnsanlar (2012)

  • KÂĞIT İNSANLAR, Salvador Plascencia, çeviren: M. Begüm Güzel, Siren Yayınları, roman, 222 sayfa

 

Salvador Plascencia’nın katman katman bir kurguyla oluşturduğu ‘Kâğıt İnsanlar’, okurlarına sıra dışı bir metin vaat ediyor. Zira Plascencia’nın romanında, yazar roman karakterlerinden biri haline geliyor ve kâğıt, olay örgüsünde yerini alıyor. Roman, yazarı ile, yani yaratıcısıyla kavga halindeki karakterlerin arz-ı endam ettiği bir metin. Kalp acısı çeken, savaşların yıkımlarını yaşamış karakterlerden hikâyeler sunan roman, bir yandan romanı kaleme alan yazarın dünyasından, yazarın kendilerine biçtiği alınyazısına isyan eden karakterlerin yaşadıklarına uzanıyor, bunu yaparken de, kâğıdı bir mekan olarak tasarlıyor.

China Miéville – Un Lun Dun (2012)

  • UN LUN DUN, China Miéville, çeviren: U. Ceren Ünlü, Yordam Kitap, roman, 524 sayfa

 

Britanyalı yazar China Miéville’in Türkiye’deki yayıncısı Yordam Kitap, yazarın eserlerine 2007 tarihli romanı ‘Un Lun Dun’u, diğer adıyla ‘Lon Dra Kis’i de ekledi. Hikâye, on iki yaşındaki Zanna ile arkadaşı Deeba’nın, Londra’dan gizli bir geçitle gidilen fantastik bir dünya keşfetmelerine dayanır. Bu şehir, Londra’nın aynadan görünen imgesidir. Buranın sözcükleri canlı, sıradan evlerinin kapılarının ardından devasa ormanlar belirir, etobur zürafaları korku salar. Zanna ile Deeba, binbir tuhaflığın dönenip durduğu bu fantastik, tuhaf ve eğlenceli dünyaya adım attıklarında, şehre dair sırlar da, bir bir çözülecektir.

Gonçalo M. Tavares – Kudüs (2012)

  • KUDÜS, Gonçalo M. Tavares, çeviren: Pınar Savaş, Kırmızı Kedi Yayınevi, 191 sayfa

 

Portekizli edebiyatçı Gonçalo M. Tavares’in genç yaşlarında yazdığı ve büyük beğeni toplayan ‘Kudüs’, okurlarını, delilik ve aklın sınırlarında dolaşan karakterlerinin dünyasına davet ediyor. Yazar, bu hikâye üzerinden, günümüz dünyasındaki yabancılaşmaya, insanın acılarına eğiliyor. Gecenin geç bir saatinde, farklı karakterlerinin ruh dünyalarına inerek açılan romanda, kesişen yazgılarıyla üç güçlü karakter; yani, intihar etmeyi hayal eden Ernst Spengler, varoluşunu ve geleceğinin belirsizliğini sorgulayan Mylia ve insanoğlunun yarattığı vahşetin izini süren ününü kaybetmiş doktor Theodor Busbeck, karşımıza çıkıyor.

Kurt Vonnegut – Hacıyatmaz (2012)

  • HACIYATMAZ, Kurt Vonnegut, çeviren: Ekin Uşşaklı, APRIL Yayıncılık, roman, 232 sayfa

 

Usta Amerikalı yazar Kurt Vonnegut ‘Hacıyatmaz’da, ABD’nin yakın geleceğini anlattığı trajikomik bir ütopya sunuyor. Romanın başkahramanı ve aynı zamanda anlatıcısı, Dr. Wilbur Nergis-11 Swain’dir. ABD’nin eski başkanı olan Swain, Çinlilerin yerçekimiyle oynaması nedeniyle gündelik hayatı oldukça çetrefilli hale gelmiş, enerji kaynaklarının tükenmesi nedeniyle hayalet ülke haline gelmiş, aynı zamanda salgın hastalıklarla da boğuşan bir ABD tasvir ediyor. Swain, ABD toplumunun bu trajikomik, absürd dünyasını ironik bir üslupla anlatırken, insan olmaya ve yaşamaya dair sıra dışı fikirlerini de okurlarıyla paylaşıyor.

Herman Koch – Akşam Yemeği (2012)

  • AKŞAM YEMEĞİ, Herman Koch, çeviren: Burcu Duman, Doğan Kitap, roman, 270 sayfa

 

Herman Koch ‘Akşam Yemeği’nde, suç ve ceza kavramları üzerinden orta sınıfı alaya alıyor. Roman, evsiz bir kadının, Barselona’nın varlıklı bir muhitinde, bir bankamatik kulübesinde, ikisi 18,  biri 16 yaşında üç genç tarafından dövülüp yakılması olayı üzerine inşa edilmiş. Koch bu olaydan yola çıkarak, bilhassa ülkesi Hollanda’nın sosyal yaşamını eleştiriyor. Yazar bununla da yetinmeyerek, bu sınıfları temsil eden karakterlerle, çocuğu suça bulaşmış orta sınıftan yetişkinlerin düzenlerini korumak için verdikleri çabalarda suç, ceza, ahlak, adalet gibi kavramlarla ilişki kuruş biçimlerini ironik, sivri bir dille hikâye ediyor.

Monika Peetz – Salı Kadınları (2012)

  • SALI KADINLARI, Monika Peetz, çeviren: Regaip Minareci, Kırmızı Kedi Yayınevi, roman, 253 sayfa

 

Almanya’da uzun süre çok satar kitaplar listesinde yer almış ‘Salı Kadınları’, beş kadının giriştikleri, macera ve sürprizlerle dolu bir yolculuğu anlatıyor. Birbiriyle zıt yaradılışlarda olan Judith, Eva, Caroline, Kiki ve Estelle, on beş yıl önce tanışmıştır. Her ayın ilk Salı günü bir araya gelmek, bu kadınlar için gelenek haline gelmiştir. Bu esnada, Judith’in kocası hayatını kaybetmiş ve kadınlar, ölen kocanın yarım bıraktığı bir işi tamamlamaya, güney batı Fransa’da bir hac yolculuğuna çıkmaya karar vermiştir. Fakat bu zorlu yolculukta öğrenilen bir sır, beş kadının da hayatında geriye dönülemez izler bırakacaktır.

Fyodor Mihayloviç Dostoyevski – Ölüler Evinden Notlar (2012)

  • ÖLÜLER EVİNDEN NOTLAR, Fyodor Mihayloviç Dostoyevski, çeviren: Sabri Gürses, Can Yayınları, roman, 381 sayfa

 

1861 yılında yayımlandığında, Dostoyevski’nin küllenmiş ününü yeniden alevlendiren ‘Ölüler Evinden Notlar’, yazarın cezasını çekmek için gönderildiği Sibirya’daki Omsk şehri kıyısındaki kamptan gözlemlerine dayanıyor. Yazar, Rus sürgün kampları hakkında ilk eser olmasıyla da zamanında heyecan uyandıran romanında, buradaki mahkumların hikâyelerini, onların kişiliklerini, günlük hayatlarına dair ayrıntıları ve ruh dünyalarını keyifli gözlemler eşliğinde okurlarına sunuyor. Dostoyevski’nin kendine has psikolojik tahlilleriyle öne çıkan roman, kamptaki hayat üzerinden suç, suçlu ve adalet kavramlarını da sorguluyor.

Helmut Ortner – Sacco ve Vanzetti (2012)

  • SACCO VE VANZETTİ, Helmut Ortner, çeviren: Emrah Cilasun, Agora Kitaplığı, roman, 304 sayfa

 

Helmut Ortner ‘Sacco ve Vanzetti’de, iki masum insanın katli üzerinden 20. yüzyıl başı Amerika’sındaki hoşgörüsüzlüğü ve yabancı düşmanlığını anlatıyor. 1920’de Massatchusetts’te kimliği bilinmeyen kişiler, bir şirketin aylıklarını taşıyan para nakil aracını soyar, bu esnada iki korumayı da öldürürler. Araştırmalarında hiçbir neticeye ulaşamayan polis, olaylarla hiç ilgisi bulunmayan Nicola Sacco ve Bartolomeo Vanzetti adlı iki göçmeni düzmece delillerle suçlar. Göçmenlerin, aynı zamanda anarşist ve ateist olmalarını, halkta panik yaratmak için kullanan polis, Sacco ve Vanzetti’nin ölüm cezasına çarptırılmasına neden olur.