Dan Zahavi – Fenomenoloji (2020)

En güçlü felsefi hareketlerden biri olan fenomenoloji, çok zengin olduğu kadar çok da karmaşıktır.

Bu nedenle, konuya giriş yapmak isteyenler için nereden, hangi kitaptan başlanacağı asıl meseledir.

İşte bu alanın önde gelen isimlerinden biri olan Dan Zahavi, her seviyeden okurun rahatlıkla anlayabileceği bir fenomenolojiye giriş kitabıyla karşımızda.

Çalışma, fenomenolojiyi anlamak açısından temel kavramsal çerçeveyi duru bir üslupla açıkladığı gibi, fenomenolojik analizin ne olduğu, fenomenolojinin metodolojik temellerinin neler olduğu ve fenomenolojiyi felsefedeki diğer alanlarla ilişkilendiren veya onu bu alanlardan ayıran niteliklerinin ne olduğu gibi pek çok konuda da okurunu aydınlatıyor.

Zahavi bununla da yetinmeyerek, dilinin yalınlığı, fenomenolojinin farklı alanlarda kullanımı; Husserl, Heidegger ve Merleau-Ponty gibi önde gelen fenomenologların çalışmaları hakkında da bizi bilgilendiriyor.

  • Künye: Dan Zahavi – Fenomenoloji: İlk Temeller, çeviren: Seçim Bayazit, Ayrıntı Yayınları, felsefe, 176 sayfa, 2020

David Woodruff Smith – Husserl (2019)

Edmund Husserl elbette ki fenomenolojinin kurucusu olarak bilinir.

Bununla birlikte, Husserl’in sisteminin mevcut yorumunda fenomenoloji, sistemin tek temeli olarak yalnız başına değildir; mantık, ontolojisi gibi başka ilkelerle karşılıklı ilişki içindedir.

İşte David Woodruff Smith’in bu enfes çalışması da, Husserl’in fenomenolojisinin gelişimini mantık, ontoloji, epistemoloji ve etik teorileriyle ilişkili olarak sunan, tüm felsefi sistemi üzerine yapılan derinlemesine bir çalışma.

Woodruf kitabına, insani yönüyle Husserl’i, onun yaşamını, eserlerini ve önemini tanıtarak başlıyor.

Kitabın devam eden bölümlerinde ise,

  • Husserl’in felsefi sisteminin temel bölümleri ve bunların birbirleriyle nasıl çalıştıkları,
  • Husserl’in “saf mantık” anlayışının, özellikle daha sonra semantik ve meta-matematik olarak adlandırılan alanlara yönelik öngörüsü,
  • Husserl’in ontoloji hakkındaki görüşleri,
  • Husserl’in fenomenoloji formülasyonu,
  • Husserl’in bilgi teorisiyle, genelleştirilmiş “görü” veya apaçıklığa dayalı deneyim öğretisi,
  • Husserl’in fenomenolojisi ve ona eşlik eden öğretileri kadar iyi bilinmeyen etiğin temeli hakkındaki görüşleri,
  • Ve Husserl’in 20. yüzyıl felsefesindeki rolü ele alınıyor.

Künye: David Woodruff Smith – Husserl, çeviren: Seçim Bayazit, Alfa Yayınları, felsefe, 610 sayfa, 2019

Dan Zahavi – Husserl’in Fenomenolojisi (2018)

Edmund Husserl’in kurucusu olduğu Fenomonoji, 20. yüzyılın başlarında ortaya çıkıp felsefe ve bilim dünyasını derinden etkileyen akımlardandır.

Husserl ve Fenomenoloji üzerine şu ana kadar yapılmış pek çok çalışma bulunuyor.

Dan Zahavi’nin kitabı ise, aynı zamanda hem Husserl düşüncesinin dönüşümünü kayda alması hem de Fenomenoloji konusundaki yürütülegelen tartışmaları yetkin bir şekilde toparlayabilmesiyle büyük bir boşluğu dolduruyor diyebiliriz.

Erken dönem mantık ve yönetimsellik çalışmalarının felsefedeki izlerini irdeleyerek yola çıkan Zahavi,

  • Husserl’in düşünsel dönüşümünü,
  • Çağdaş Alman ve Fransız düşüncesini etkileyen zamansallık, öznelerarasılık tartışmalarını,
  • Husserl’in amacı ve yöntemini,
  • Felsefi literatürde kök salmış idealist öznellik ve içkinlik gibi kavramlara dair tartışmaları,
  • Husserl düşüncesinin Heidegger, Patocka, Sartre, Merleau-Ponty, Levinas, Ricoeur ve Derrida gibi düşünürler üzerindeki etkilerini,
  • Ve bunun gibi pek çok konuyu tartışıyor.

Kitabın, çok kapsamlı oluşuyla, Fenomenoloji alanıyla ilgilenen her okurun dikkatini çekebileceğini söylemeliyiz.

  • Künye: Dan Zahavi – Husserl’in Fenomenolojisi, çeviren: Seçim Bayazit, Say Yayınları, felsefe, 256 sayfa, 2018

Frederick C. Beiser – Hegel (2019)

Hegel felsefesine giriş yapmak için iyi bir kaynak arayanlara bu kitabı öneririz.

Frederick Beiser, Hegel’in çalışmalarını oldukça geniş bir çerçevede ve rahat anlaşılabilir bir üslupla ele alıyor.

Yazar, Hegel’in dönemine ve fikirlerine odaklanırken, aynı zamanda Hegel düşüncesinin Spinoza ve Kant başta olmak üzere kendisinden önceki veya kendi dönemindeki düşünürlerle nasıl bir ilişki içinde olduğunu da aydınlatıyor.

Hegel felsefesinde önemli yer tutan ve daha sonra Marx’ın geliştireceği diyalektik kavramına da ağırlıklı yer veren Beiser, bu bağlamda Hegel’in toplumsal ve siyasi düşüncelerini, buna ek olarak filozofun etkilerini ve mirasını da ayrıntılı bir şekilde açıklıyor.

Hegel ile ilk defa karşılaşanlar kadar 19. yüzyıl felsefesi alanında çalışanların da çokça yararlanacağı bir çalışma.

Frederick Beiser, Alman idealizmi, Alman romanizmi ve genel olarak 19. yüzyıl felsefesi konusunda yaptığı çalışmalarla dünya çapında tanınan bir isim.

Beiser’in Hegel üzerine bu çalışmasının adeta her sayfasında, bu birikimini görüyoruz.

  • Künye: Frederick C. Beiser – Hegel, çeviren: Seçim Bayazit, Alfa Yayınları, felsefe, 416, 2019