Akın Olgun – Tahtakuruları ve Kargalar Meclisi (2026)

Akın Olgun’un ‘Tahtakuruları ve Kargalar Meclisi’, turistik Ege imgesinin arkasında kalan görünmez bir dünyayı açığa çıkaran politik bir tanıklık metni. Rodos’ta başlayan gözaltı süreci, anlatıyı Kos Cezaevi’ne taşıyarak okuru kapatılmanın, dışlanmanın ve sistematik şiddetin gündelik gerçekliğiyle yüz yüze bırakıyor. Metin, bireysel bir tutuklanma hikâyesinden çok, sınır rejimlerinin ve güvenlik politikalarının insan hayatı üzerinde kurduğu yapısal tahakkümü görünür kılıyor.

Kitabın merkezinde yer alan “kaptanlar”, suç figürü olarak değil, göç düzeninin içinde harcanabilir bedenlere dönüşmüş yoksul aktörler olarak temsil ediliyor. Olgun, bu figürler üzerinden adalet mekanizmasının nasıl günah keçileri ürettiğini, hukukun nasıl siyasal bir aygıta dönüştüğünü ve suçun bireylerde değil, sistemin kendisinde örgütlendiğini gösteriyor. Hikâyeler, tekil trajediler olarak değil, aynı düzenin ürettiği ortak kırılmalar olarak birbirine bağlanıyor.

Anlatı, geçmiş cezaevi deneyimleriyle bugünün ada hapishanelerini iç içe geçirerek zamansız bir kapatılma coğrafyası kuruyor. Böylece metin, yalnızca göç ve mültecilik meselesine değil, insanın değersizleştirildiği, kimliksizleştirildiği ve nesneleştirildiği modern iktidar düzenine odaklanıyor. ‘Tahtakuruları ve Kargalar Meclisi’, bireysel acıları aşarak, sınır politikalarının, göç rejimlerinin ve güvenlik söylemlerinin ürettiği yapısal şiddeti ifşa eden etik ve politik bir yüzleşme metni olarak konumlanıyor.

Akın Olgun — Tahtakuruları ve Kargalar Meclisi

• Tekin Yayınevi
Anlatı • 192 sayfa • 2026

Tezcan Karakuş Candan – Cumhuriyetin Yüzü Başkenti Savunmak (2024)

Her kentin bir hikâyesi vardır.

Bu hikâyeleri mekân üzerinden okumak, geçmişe ve geleceğe ışık tutmak ve sahip olduklarımızın farkında olarak bir kenti sevmek gerçek sevgidir.

Ankara’nın hikâyesi binlerce yıl öncesine uzanıyor.

Anadolu’nun orta yerinde bir boz­kır kasabası olarak ifadelendirilen Ankara, taşıdığı değerlerle birlikte bir kültürler katmanıdır.

Her döneme ait izlerin olduğu bu kent, bir kültürler coğrafyasıdır.

Katmanlı yapısı ile birlikte çok kültürlülüğü bağrında taşıyan yaşlı, bilge bir kenttir Ankara.

Fiili başkentlik süreci Kurtuluş Savaşı ile birlikte başlayan ve hukuki olarak başkent olmasıyla Cumhuriyet’i ifade eden simge yapılarla planlı bir şekilde inşa edilen Ankara’da son yıllarda bu yapıların doğrudan hedef alınmasının asıl nedeni temsil ettikleridir.

Hükümetin ve yerel yönetimin uygulamalarıyla tehdit altında olan Cumhuriyet’in mimari, kültürel ve doğal mirasına başkent olarak ev sahipliği yapan Ankara’nın biriktirilen öfkenin patlama kenti olması bundandır.

Atatürk Orman Çiftliği arazisi üzerine kaçak olarak yapılan “saray”dan, Atatürk’ün tarihî tören pistinin yıkıldığı Hipodrom alanına, İller Bankası binası, Havagazı Fabrikası, Baraj Gazinosu, Su Süzgeci binası yıkımına, TCDD Garı yerleşkesinin parçalanmasından tarihî Sümerbank binası, Sağlık Bakanlığı ve valilik binasına kadar uzanan mekân hıncı, saygı mekânı olan Anıtkabir’i de hedef almıştır.

Mekân hıncının asıl hedefi Cumhuriyet, özgürlük, demokrasi ve laik yaşamdır.

Tezcan Karakuş Candan, başkent Ankara’nın kuruluş sürecinden başlayarak, hukuk tanımazlıkla, hınçla tahrip edilen Cumhuriyet yapılarını ve bu büyük yıkım sürecine karşı verilen mücadeleyi ‘Başkenti Savunmak’ ile anlatıyor, her birimizi korunması gereken cumhuriyet değerlerine karşı sorumluluğa davet ediyor.

  • Künye: Tezcan Karakuş Candan – Cumhuriyetin Yüzü Başkenti Savunmak, Tekin Yayınevi, inceleme, 400 sayfa, 2024

Kolektif – Pandemi Sonrası Dünya ve Türkiye Ekonomisi (2022)

Türkiye zor bir dönemden geçiyor.

Siyasi iktidar, Türkiye’yi her alanda bir uçurumun kenarına getirmiş durumda.

Uçurumun kenarına gelen alanlardan biri de ekonomi.

Ekonomide tüm veriler ne yazık ki olumsuz.

İşsizlik oranı artıyor.

Enflasyon oranı artıyor.

Döviz fiyatları yükseliyor.

Yatırım düşüyor, üretim düşüyor.

Yabancı sermaye ülkeye gelmiyor, yerli sermaye yurt dışına çıkıyor.

Elbette bütün bunlar sonuç.

Yani ekonomide yaşanan sorunların nedeni siyasi alanda alınan yanlış kararlar.

Bu olumsuz tablonun nasıl tersine çevrilebileceği Maltepe Belediyesi’nin ev sahipliğinde düzenlenen Ekonomi Forumu’nda, dünyadan ve Türkiye’den uzman konuklarla tartışıldı.

İki gün süren forumun deşifre edilip kitap haline getirildiği bu çalışma, tartışılan konuların, alternatif çözüm önerilerinin kamuoyuyla paylaşma çabasının ürünü.

  • Künye: Kolektif – Pandemi Sonrası Dünya ve Türkiye Ekonomisi, hazırlayan: Murat Aksoy ve Veysel Ulusoy, Tekin Yayınevi, inceleme, 248 sayfa, 2022

Kolektif – Güncel Sosyolojik Tartışmalar (2022)

Sosyolojiyi demokrasi, kapitalizm, tüketim toplumu bağlamında güncel okumaya tabi tutan usta işi bir çalışma.

Armağan Öztürk’ün derlediği kitap, mülteci krizi, sosyal medya kullanımı, küreselleşme, erkeklik kadınlık tartışmaları, yaşlılık gibi sıcak ve somut meselelere de el atıyor.

Dünya çok daha kötü zamanlardan geçti, fakat popüler söylemler bizi şu an yaşanabilecek en kötü döneme denk geldiğimize inandırmaya çalışıyor.

Neoliberal dünya sisteminin böyle düşünmemizden büyük çıkarları var elbette.

İşte sosyoloji tam da bu noktada panzehir gibi girebilir devreye.

Bir salgın gibi yayılan, kurucu gücünü propaganda mekani­zmalarından alan yalan yanlış söylemlere toplumsal gerçekle, bizzat olgularla ve bu olgulara yönelik sahte bilimden ayrılmış bakışlarla karşı koymak sosyolojinin işidir.

Kitap, bu yolda atılmış devasa bir adım.

Hem çağda sosyolojiye yön veren ve içinde yaşadığımız sosyolojik geliştiren, şekillendiren düşünürlere yönelik incelikli analizler, hem demokrasi, kapitalizm, tüketim toplumu gibi kavramlara ilişkin yazılarıyla sosyoloji sahasını boydan boya kat ediyor.

Elbette bununla kalmayıp siyasetin sosyolojiyi kestiği noktalarda belirginleşen mülteci krizi, sosyal medya kullanımı, küreselleşme, erkeklik kadınlık tartışmaları, yaşlılık gibi sıcak ve somut meselelere de el atıyor.

Ayrıca 2022 Mart itibariyle hâlâ bitmemiş COVID-19 salgınının en netameli taraflarına neşter atan metinlerle beyaz yakalı işsizliği, kent politikaları ve çevre krizi konularında da okura bir perspektif sunuyor.

Armağan Öztürk’ün 22 yazarla brikte hazırladığı bu kapsamlı çalışma 2022 Türkiye’sinde sosyolojiyle okur, yazar ve araştırmacı olarak ilgilenen herkesin kitaplığına girmesi gereken güncel bir yol haritası.

  • Künye: Kolektif – Güncel Sosyolojik Tartışmalar, editör: Armağan Öztürk, Tekin Yayınevi, sosyoloji, 552 sayfa, 2022

Tayfun Kahraman – İstisna Mekân (2021)

Kent çalışmalarında kullanılabilecek yepyeni bir kavramsal alet çantası için bu kitap okunmalı.

Tayfun Kahraman, Carl Schmidt’in olağanüstü hal ve Giorgio Agambem’in istisna hali kavramlarından yola çıkarak sermayenin talan ettiği ortak mülkiyetimiz olan kentleri geri alabilmemizin yolları üzerine düşünüyor.

Egemen olağanüstü hale karar verendir.

Siyasal alanı işgal eden egemen, karar alma yetkisi ile bir yandan hukuka dayanırken bir yandan da olağanüstü hâl tanımı ile onu askıya alıyor ve istisnayı da hukukun içine çekebiliyor.

Sonuçta istisna kural haline gelir ve istisna hükümler üzerinden istisna mekân biçimlendirir.

Kahraman da bu çalışmasında, Schmitt ve Agamben’in tanımları ile kenti istisnalar üzerinden anlamaya çalışıyor ve istisna mekânı kavramsallaştırarak kent çalışmalarında kullanılabilecek yeni bir kavram şeması sunuyor.

Otoriterliğin olanca şiddetiyle hayatlarımızı etkilediği, devletin her alanda kamu yararını değil sermayeyi gözettiği bu dönemde eldeki çalışma felsefe, hukuk ve sosyoloji disiplinlerinden yararlanarak kapsamlı bir kent okuması sunmasıyla önemli.

Çalışma, kent çalışması yapanlar kadar kent savunucularının ve kent meraklılarının da ilgisini çekecek nitelikte.

Künye: Tayfun Kahraman – İstisna Mekân: Hukukun Eşiğindeki Kent, Tekin Yayınevi, kent çalışmaları, 296 sayfa, 2021

Aydın Cıngı – Siyasal İslamın Cumhuriyet ile Kavgası (2021)

AKP 2002’de tek başına iktidara geldiğinde, bu sürecin ülkeyi nereye götüreceğini pek kimse tahmin edememişti.

Bugünü öngörenleri ise, maalesef pek kimse dikkate almamıştı.

AKP’nin özellikle 2010-2020 zaman aralığını kapsayan iktidarını, Cumhuriyet’in en karanlık dönemi olarak tanımlayan siyasetbilimci Aydın Cıngı, AKP’nin bu dönemde İslam sosuna bulayarak tedavüle soktuğu neoliberal politikaların yıllar içinde nasıl geliştiğini adım adım açıklıyor.

Cıngı kitabında, henüz bitmemiş olan bu sürecin derli toplu bir tarihini yazdığı gibi, geleceğe dair kimi öngörülerde de bulunuyor.

  • Künye: Aydın Cıngı – Siyasal İslamın Cumhuriyet ile Kavgası (2010-2020), Tekin Yayınevi, siyaset, 336 sayfa, 2021

Kolektif – Politik Felsefe Nedir? (2020)

Politikanın değersizleştiği, oldukça kritik bir dönemden geçiyoruz.

Bu yüzden de hem politikaya hem de felsefeye daha çok sahip çıkmamız gerekiyor.

Bu güzel derleme ise, politik felsefenin ne olduğu ve özellikle politik felsefenin yaşadığımız sorunlara nasıl yanıt verebileceği üzerine ufuk açıcı metinler barındırıyor.

Çalışma, felsefenin temel sorunlarını olduğu kadar, günümüzün sorunlarını da politik felsefe açısından eleştirel bir gözle değerlendiriyor ve politik felsefe nedir sorusunu, tam da olması gerektiği gibi, felsefe nedir sorusunu merkeze alarak cevaplıyor.

Aynı zamanda politik eylemi ve koşullarını filozofla, felsefeyle ilişkisi çerçevesinde anlama çabasıyla da dikkat çeken çalışma, politik eylemin ne tözsel bir hakikatçilik çabasıyla anlaşılabileceğini ne de “her şey olur” ve “her şeye izin vardır” diyen rölativist bir zihniyete kurban edilebileceğini vurguluyor.

Politik felsefe politik şeyler üzerine bir soyutlama pratiğinin de ötesinde, politik şeylerin mantığının kurulmasına ya da bozulmasına ilişkin bir etkinliktir.

Bu çalışmanın asıl üstüne bastığı noktalardan biri de budur.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Ateş Uslu, Cengiz Çakmak, Armağan Öztürk, C. Cengiz Çevik, Funda Günsoy, M. Ertan Kardeş, Eylem Yolsal-Murteza ve Kurtul Gülenç.

  • Künye: Kolektif – Politik Felsefe Nedir?, derleyen: M. Ertan Kardeş, Tekin Yayınevi, siyaset, 280 sayfa, 2020

Kolektif – Sınırlar Arasında (2016)

Suriye’den kaçarak Türkiye’ye sığınan, şu an tahminen dört ile beş milyonu bulan mülteciler üzerine, CHP Göç ve Göçmen Sorunlarını İnceleme Komisyonu’nun saha çalışmalarına dayanarak hazırladığı bir rapor.

Mülteci sorununun ulusal ve uluslararası boyutları, haklar bakımından yaşanan ana sorunlar, mülteciliğin ekonomik ve güvenlik boyutları, rapordaki kimi önemli konular.

  • Künye: Kolektif – Sınırlar Arasında, Tekin Yayınevi

Özdemir İnce – Din İman Masa Kasa (2016)

Özdemir İnce’den, AKP’nin 14 yıllık iktidarındaki dini, siyasi, ekonomik ve kültürel alandaki pratiklerine eleştirel bakan denemeler.

Yazar “Masa ve kasa iktidarın simgesi, silahları ve bizzat kendisidir.” diyor.

Din vesayeti, medrese yalanları, AKP döneminde tarikatlar, Müslüman Kardeşler’in Türkiye’ye etkileri, türban meselesi, Cemaat, kitabın anahtar kelimeleri.

  • Künye: Özdemir İnce – Din İman Masa Kasa, Tekin Yayınevi

Kolektif – İsyanın ve Umudun Dip Dalgası (2016)

AKP’nin neoliberal çevre politikalarına karşı gelişen toplumsal mücadele pratiklerinin bir çetelesini tutan, sağlam bir çalışma.

Buradaki yazılar, söz konusu muhalefetin dinamikleri ve bunun ortaya koyduğu pratikleri kapsamlı bir bakışla irdelerken, günümüz Türkiye’si için bütüncül, eşitlikçi ve adil bir ekolojist politikanın imkânlarını da tartışıyor.

  • Künye: Kolektif – İsyanın ve Umudun Dip Dalgası, derleyen: Sinan Erensü, Ethemcan Turhan, Fevzi Özlüer ve Arif Cem Gündoğan, Tekin Yayınevi