Theresia Enzensberger — Uyku (2026)

Theresia Enzensberger ‘Uyku’ (‘Schlafen’) adlı eserinde, uykuyu yalnızca biyolojik bir gereksinim olarak ele almıyor; onu bireyin iç dünyasını, toplumsal yaşamı ve kültürel üretimi anlamaya imkân veren çok katmanlı bir olgu olarak inceliyor. Yazar, kendi uykusuzluk deneyiminden hareketle uykunun farklı evrelerini izleyen özgün bir anlatı kurgusu kuruyor ve her evreyi farklı düşünsel sorularla ilişkilendiriyor.

Kitap, hafif uyku evresiyle birlikte uykusuzluğun birey üzerindeki etkilerini, modern yaşamın dinlenmeyi giderek değersizleştiren ritmini ve uykunun ahlaki anlamını tartışıyor. Enzensberger, üretkenlik baskısının uykuyu zaman kaybı gibi gösterdiğini, kronik uyku eksikliğinin ise yalnızca bireysel bir sağlık sorunu olmadığını, toplumsal ilişkileri, çalışma hayatını ve düşünme biçimlerini de dönüştürdüğünü gösteriyor. Rüyaların ise yalnızca psikolojik değil, aynı zamanda siyasal ve kültürel metaforlar olarak da okunabileceğini savunuyor.

Derin uyku bölümüne geçildikçe anlatı daha içsel ve kişisel bir nitelik kazanıyor. Yazar, sanatın, edebiyatın ve belleğin uykuyla kurduğu ilişkiyi sorgularken kendi deneyimlerini de metne dâhil ediyor. Uyku sırasında zihnin gündelik yaşamın gürültüsünden uzaklaşmasının, insanın kendisiyle ve çevresiyle farklı bir bağ kurmasını mümkün kıldığını anlatıyor. Böylece kitap, bilimsel açıklamalarla kişisel gözlemleri ve kültürel göndermeleri iç içe geçiren deneme niteliği kazanıyor.

REM evresi ise gerçeklikle düş arasındaki sınırların belirsizleştiği bölüm olarak öne çıkıyor. Enzensberger, rüyaların bilinçdışını, yaratıcılığı ve kimliği nasıl şekillendirdiğini tartışırken kesin yargılar sunmak yerine okuru bilinmeyeni keşfetmeye davet ediyor. Kontrol edemediğimiz bu deneyimin, insan olmanın en temel ve ortak yönlerinden biri olduğunu vurguluyor.

‘Uyku’, nörobilimsel açıklamalarla yetinmeyen; felsefeyi, edebiyatı, sanatı ve kişisel deneyimi bir araya getirerek uykunun anlamını yeniden düşünmeye çağıran özgün bir deneme. Enzensberger, uykuyu yalnızca dinlenme süreci değil, modern yaşamın temposunu, üretkenlik anlayışını, bilinç ile bilinçdışı arasındaki ilişkiyi ve insanın kendini kavrama çabasını anlamanın anahtarlarından biri olarak değerlendiriyor.

Theresia Enzensberger — Uyku
Çeviren: Levent Tayla • Ayrıntı Yayınları
İnceleme • 100 sayfa • 2026

Hüsnü Arkan – Uyku (2008)

‘Uyku’, 1993 yılından bu yana Ezginin Günlüğü’nde söz yazarı ve solist olarak çalışan Hüsnü Arkan’ın roman yazarlığının dördüncü durağı.

Daha önce ‘Ölü Kelebeklerin Dansı’, ‘Menekşeler, Atlar, Oburlar’, ‘Uzun Bir Yolculuğun Bittiği Yer’ romanları ile ‘Hiç’e Doğru’ başlıklı şiir kitabından da bilindiği gibi Arkan, edebiyat alanındaki üretimleriyle de dikkat çeken bir isim.

Arkan bu son romanıyla, yazın yolculuğuna kaldığı yerden devam ediyor.

Gerçekle ütopyanın iç içe geçtiği bir kurguyla okurun karşısına çıkan ‘Uyku’dan bir alıntı:

“Bence her insan iki kişidir. Birincisi önden gidip yolu açar. Ama belki de kapatır; emin değilim. Öteki bazen irkilerek, korkuyla; bazen de umut ederek peşine takılır.”

Roman, muhalif düşünceleri nedeniyle rüyaya sürgün edilmiş bir adamın hikayesini anlatıyor.

  • Künye: Hüsnü Arkan – Uyku, İthaki Yayınları, roman, 219 sayfa

Marie-France Muller – Nihayet İyi Uyumak (2012)

  • NİHAYET İYİ UYUMAK, Marie-France Muller, çeviren: Neslihan Özakıncı, Dharma Yayınları, psikoloji, 80 sayfa

 

Marie-France Muller elimizdeki rehber kitabında, başarılı ve keyifli bir günün garantisi olan, düzenli, yararlı ve onarıcı bir uykuya kavuşulması için yapılması gerekenleri anlatıyor. Kaliteli bir uykunun peşine düşerken, tümüyle doğal yöntemlerden taviz vermemesi, kitabın en özgün yönü. Çalışmasına, uykunun mekanizmalarını, ağır uyku ve Rem uykusunu, uykunun beş evresini, uzun süreli uyku yoksunluğunun yarattığı tahribatları ele alarak başlayan yazar, devamında da, nitelikli bir uyku için yatak odasının nasıl düzenlenmesi gerektiğini, uykuya yardımcı yiyecekler ve bitkiler ile uykuyu kolaylaştıran alıştırmaları anlatıyor.