Ömer Seyfettin – Bütün Hikâyeleri (2011)

  • BÜTÜN HİKÂYELERİ, Ömer Seyfettin, hazırlayan: Nâzım Hikmet Polat, Yapı Kredi Yayınları, öykü, 1413 sayfa

Nâzım Hikmet Polat’ın hazırladığı ve özenli baskısıyla dikkat çeken ‘Bütün Hikâyeleri’, Ömer Seyfettin’in 1902-1920 yılları arasında kaleme aldığı 165 hikâyesini bir araya getiriyor. Ömer Seyfettin, çok eser bırakmış, üretken yazarlardan. Kendisinin  şiir, hikâye, siyaset, günlük, fıkra, çeviri, uyarlama gibi farklı türlerde yazdığı on yedi kitaplık bir külliyatı bulunuyor. Seyfettin’in buradaki öyküleri, yazıldıkları topluma, çevreye ve zaman dilimine ışık tutacak nitelikte. Türk modern öykücülüğünün kurucusu Ömer Seyfettin’in öyküleri, Türkiye’nin çalkantılı dönemlerini yansıtmaları ve çok yönlü, çok içerikli olmalarıyla okunmaya devam ediyor.

Güneş Karabuda – Göz Tanığı, Kulak Misafiri (2007)

  • GÖZ TANIĞI KULAK MİSAFİRİ, Güneş Karabuda, Yapı Kredi Yayınları, anı, 108 sayfa

Gazeteci ve fotoğrafçı Güneş Karabuda, ‘Göz Tanığı Kulak Misafiri’nde hareketli yaşamının renkli anılarına yer veriyor. Bilindiği gibi Karabuda, başta İsveç televizyonu (STV) olmak üzere, birçok Avrupa televizyon kanalında gazetecilik yapmış, uzun yıllar Ortadoğu, Afrika ve Uzakdoğu muhabirliklerinde bulunmuş, bu esnada da Vietnam Savaşı’nı, Zimbabwe, Mozambik, Gine-Bissau ve Botswana’nın bağımsızlığını görüntüleme fırsatını yakalamış bir isim. Karabuda’nın daha önce de yayımlanan anı kitapları, kendisinin tanıklıklarını okurla paylaşmasıyla önemliydi. Yazarın son kitabının da bu paylaşımın yeni bir ürünü olduğunu ve deneme türüne yakınlığıyla da ilgi çekeceğini belirtelim.

Leonid Tsıpkin – Baden Baden’de Yaz (2007)

  • BADEN BADEN’DE YAZ, Leonid Tsıpkin, çeviren: Kayhan Yükseler, Yapı Kredi Yayınları, roman, 160 sayfa

‘Baden Baden’de Yaz’, yazarı Leonid Tsıpkin’le otobiyografik özellikler sergileyen bir roman. Roman, Yahudi anlatıcısının 1970’lerde Moskova’dan Leningrad’a yaptığı tren yolculuğu ile başlar. Anlatıcının bu geziyle amaçladığı şey, orada hayranı olduğu Dostoyevski’nin evini ziyaret etmektir. Bu ziyarette, anlatıcının iki katmanlı düşünüşü romanın en ilgi çekici yanıdır diyebiliriz. Çünkü Dostoyevski’ye hayran olan anlatıcı, bir yandan da, ünlü yazarın Yahudi düşmanlığı üzerinden, bu hayranlığıyla yüzleşmek zorunda kalacaktır. Tsıpkin’in romanının çok katmanlı kurgusu, Dostoyevski’nin yaşadığı zamanlara yaptığı gerçekçi geçişleriyle de ilgi çekiyor.

Charles Dickens – Mister Pickwick’in Serüvenleri (2011)

  • MISTER PICKWICK’İN SERÜVENLERİ, Charles Dickens, çeviren: Tektaş Ağaoğlu, çizimler: Robert Seymour, Robert William Buss ve Phiz, Yapı Kredi Yayınları, roman, 906 sayfa

Charles Dickens, ilk romanı olan ‘Mister Pickwick’in Serüvenleri’ni yayımladığında, henüz yirmi dört yaşındaydı. Önce tefrika olarak yayımlanan ve kendisine büyük ün kazandıran romanında Dickens, Pickwick Kulübü’nün kurucusu Samuel Pickwick ile üç arkadaşının, Londra’dan yola çıkıp İngiltere’nin içlerine doğru yaptıkları yolculuğu ve bu yolculuk esnasında başlarından geçen gülünç olayları hikâye ediyor. Yolculuk boyunca karşılaşılan birçok mekanı ve insanı, kendine has güçlü mizahıyla harmanlayarak resmeden Dickens, aynı zamanda 19. yüzyıl İngiltere’sine dair önemli ayrıntılar da sunuyor. Dickens’ın mizahını güçlü kılan hususlardan biri, güldürü unsurlarını sadece tiplemeler ve olaylarla değil, anlatım ve dili özellikleriyle de sağlaması. Kitabın çeviri serüveninin de, yaklaşık kırk yıl sürdüğünü belirtelim.

William Faulkner – Çılgın Palmiyeler (2011)

  • ÇILGIN PALMİYELER, William Faulkner, çeviren: Necla Aytür ve Ünal Aytür, Yapı Kredi Yayınları, roman, 271 sayfa

William Faulkner’ın 1939’da yayımlanan ‘Çılgın Palmiyeler’i, farklı bir teknikle kaleme alınmış. Roman, olayları, kişileri ve mekânları farklı iki öyküden oluşuyor. Yazar, ‘Çılgın Palmiyeler’i ve ‘Irmak Baba’yı, tek bir romanın parçaları gibi tasarlamış, bölümlerini art arta düzenlemiş. Yazar böylece, okuyucunun iki ayrı öyküyü tek bir roman gibi okumasını, karşılaştırma yoluyla olaylar ve kişiler arasında birtakım bağlar kurabilmesini sağlamayı amaçlıyor. Daha önceki romanlarında da, olayları farklı karakterlerin gözünden anlatan Faulkner’ın bu romanındaki birbirinden farklı iki öyküsü ise, onun özgün tekniğini daha üst boyutlara taşıyor.

Daniel Wallace – Büyük Balık (2011)

  • BÜYÜK BALIK, Daniel Wallace, çeviren: Begüm Kovulmaz, Yapı Kredi Yayınları, roman, 150 sayfa

Daniel Wallace ‘Büyük Balık’ta, Edward Bloom adlı karakterinin sıra dışı hayatını tasvir ediyor. Roman, Bloom’un hayatına dair ayrıntıları oğluyla paylaşması üzerine kurulmuş. Fakat Bloom bunu, hayatını bildik, alelade bir şekilde ortaya dökerek değil, fıkralar ve hikâyeler anlatarak  yapar. Dolayısıyla roman, barındırdığı çok sayıda fıkra ve hikâyeyle, Bloom’un hayatına dair bilinmeyenleri ortaya çıkarma işini okuruna havale ediyor. Bu yönüyle zevkli bir okuma vaat eden roman, aynı zamanda özgün bir tipi de edebiyata armağan ediyor. Wallace’ın romanının, 2003 yılında Tim Burton tarafından sinemaya uyarlandığını da hatırlatalım.

Andreas Franghias – Avlu (2007)

  • AVLU, Andreas Franghias, çeviren: Berin Myisli, Yapı Kredi Yayınları, roman, 436 sayfa

Andreas Franghias’ın ‘Avlu’su, 2. Dünya Savaşı’nın yıkıntıları arasındaki Atina’da, yoksul bir mahallede yaşayan insanları hikâye ediyor. Çok para kazanma hayalleriyle yanıp tutuşan sokak satıcısı Eftihis; taşrada öğretmenlik yapan kocasından hatıralarına sığınan Lukia; direniş zamanının yiğitlerinden muhasebeci Andonis; siyasi suçlu, kendinden kaçak Angelos ve onu muazzam bir aşkla bekleyen İsmini, romanda okuyucunun karşısına çıkacak bazı isimler. Savaş gibi muazzam bir çöküşün içinde yer alan bu insanlar, geleceğin belirsizliği ve geçmişin kâbuslarına saplanmıştır.

Susan Hill – Temiz Kalpler (2010)

  • TEMİZ KALPLER, Susan Hill, çeviren: Kerem Işık, Yapı Kredi Yayınları, roman, 463 sayfa

Susan Hill imzalı ‘Temiz Kalpler’, Başmüfettiş Simon Serrailler’in ikinci macerasıyla okurun karşısına çıkıyor. İngiltere’nin ufak bir katedral kasabası olan Lafferton’da geçen roman, küçük bir çocuğun kaçırılması ve devamında yaşanan olayları hikâye ediyor. Hill romanını, “suçlu kim?” sorusunun yanıtından çok, farklı durumlara savrulan karakterlerinin yaşadığı olaylar üzerine inşa etmiştir diyebiliriz. Böylece Serrailler kendini, evinin kapısının önünde beklerken kaçırılan bir çocuk, ölümle yaşam arasında gidip gelen bir kadın ve suçtan uzak durup durmamak konusunda ikilem içinde olan bir adam gibi ilginç hayatların içinde bulacaktır.

İlke Boran ve Kıvılcım Yıldız Şenürkmez – Kültürel Tarih Işığında Çoksesli Batı Müziği (2007)

  • KÜLTÜREL TARİH IŞIĞINDA ÇOKSESLİ BATI MÜZİĞİ, İlke Boran ve Kıvılcım Yıldız Şenürkmez, Yapı Kredi Yayınları, müzik, 317 sayfa

‘Kültürel Tarih Işığında Çoksesli Batı Müziği’ isimli bu çalışma, Antik Yunan’dan günümüze uzanan süreçte, genel hatlarıyla sunuluyor. Belli başlı dönemler ile önemli besteciler ve yapıtlarının anlatıldığı kitap, Batı müziğini bir bütün içinde ele almayı amaçlıyor. Bu Batı müziğinin katettiği 1000 yıl gibi uzun bir tarih anlamına geliyor. Burada kısa da olsa, Türkiye’nin modernleşme çabalarında çoksesli müziğin gelişimine, öncü bestecilere ve yapıtlarına da yer verilmiş. Kitap, müzisyenler, müzikseverler, öğrenciler ve müziği merak eden okuyucular için, basit bir dille oluşturulmuş kaynak bir kitap niteliğinde.

Janet Frame – Baykuşlar Öterken (2010)

  • BAYKUŞLAR ÖTERKEN, Janet Frame, çeviren: Z. Ceyil Özmen, Yapı Kredi Yayınları, roman, 199 sayfa

Janet Frame ilk romanı ‘Baykuşlar Öterken’de, baş kahramanı Daphne’nin hayatla arasındaki büyük uçurumu hikâye ediyor. Yeni Zelanda kırsalında bir işçi ailesinin ferdi olan Daphne, oldukça hassas ve duygusaldır. Daha baştan, toplumun baskıcı kurallarına boyun eğmeyen Daphne, bu hayata uyum sağlamakta zorlanmaktadır. Fakat Daphne’nin bunun için verdiği bedel, çok ağır olacaktır. Zira gaddarlığıyla toplum, onu delilikle suçlayıp akıl hastanesine kapatır. Frame’in romanı, genç kızın şiirsel ve renkli iç dünyasını merkeze alarak, çürümüş toplumun bir safra gibi kendi dışına ittiği ötekilerin yaşadığı telafi edilemez yıkımı tasvir ediyor.