Kolektif — “Büyük Madenci Yürüyüşü Sonrası” Zonguldak (2026)

‘“Büyük Madenci Yürüyüşü Sonrası” Zonguldak’ derlemesi, 1991’deki büyük kopuş anını bir hatıra olarak değil, bugünü anlamanın anahtarı olarak ele alıyor. İbrahim Gündoğdu ve Sadık Kılıç’ın derlediği kitap, taşkömürüyle kimlik kazanmış bir kentin neoliberal dönüşüm karşısında nasıl çözülüp yeniden şekillendiğini tartışıyor. Zonguldak artık ne bütünüyle bir “madenci kenti” olarak kalıyor ne de madencilik sonrasına ait tutarlı bir yön bulabiliyor; kent adeta uzun bir eşikte bekliyor.

Kitabın ilk ekseni, Büyük Madenci Yürüyüşü’nün bir dönüm noktası olup olmadığını sorguluyor. Mobilizasyonun imkânları ve sınırları tartışılırken, kolektif direniş hafızasının nasıl aşındığı gösteriliyor. TTK’nın merkezde durduğu analizler, kurumsal çözülme ile kaçak madenciliğin yayılması arasındaki çelişkili ilişkiyi açığa çıkarıyor. Neoliberalizm burada tek biçimli işlemiyor; kamusal işletmenin gölgesinde enformel üretim, güvencesizlik ve parçalanmış emek rejimleri gelişiyor.

Bir diğer hat, sınıf kimliğinin dönüşümüne odaklanıyor. Maden işçiliği etrafında kurulan erkeklik, dayanışma ve onur anlatıları çözülürken, işçi sınıfı kimliği de parçalanıyor. Kentin demografik yapısındaki değişim, doğurganlık oranlarındaki gerileme ve nüfus kaybı, “büyüyen kentten büzülen kente” geçişi görünür kılıyor. Bu sosyolojik daralma, siyasal alanda da yankı buluyor: Zonguldak ne iktidarın tam hâkimiyetine giriyor ne de muhalefetin değişmez kalesi oluyor; seçmen davranışları dalgalı ve tepkisel bir seyir izliyor.

Karşılaştırmalı bölüm, Avrupa’daki sanayisizleşmiş bölgelerle paralellik kurarak geride bırakılmışlık hissinin popülist yönelimlerle nasıl kesiştiğini gösteriyor. Kültür ve turizm projeleri ile Filyos Vadisi gibi “megaproje kalkınmacılığı” hamleleri ise yeni bir kader vaadi sunuyor; ancak bu projelerin politik ekonomisi, sermaye birikimi ile yerel ihtiyaçlar arasındaki gerilimi açığa çıkarıyor.

Bu derleme, Zonguldak’ı bir istisna değil, neoliberal kapitalizmin alacalı coğrafyalarından biri olarak konumlandırıyor. Kentin arafta kalmışlığı, aslında Türkiye’nin son otuz yılının yoğunlaşmış bir özeti olarak okunuyor.

Kolektif — “Büyük Madenci Yürüyüşü Sonrası” Zonguldak
Derleyen: İbrahim Gündoğdu, Sadık Kılıç • Nika Yayınevi
İnceleme • 287 sayfa • 2026

Noriko Nakayama – Köy Kadını, Modernite ve İslam (2020)

Bir Japon sosyal bilimcinin gözünden, 1990’ların Türkiye’si üzerine muazzam bir antropolojik okuma.

90’larda Zonguldak Ereğli’de bir yıl kalmış Noriko Nakayama’nın çalışması, köy kadınının yaşamında gelenek ve modernitenin rolünü ayrıntılı bir bakışla resmediyor.

Sosyolojik, antropolojik çalışmaların büyük çoğunluğu, kadın ve İslam konusunda genellikle şehirli kadınların konumunu merkeze alarak tartışır.

Nakayama’nın incelemesi ise, yaşayan köy geleneğinin içinde İslam’ın, açık veya kapalı olmanın anlamını irdelemesiyle konuya farklı bir yerden bakıyor.

Kitabın asıl katkısı ise, Kemalist, muhafazakâr yahut liberal gibi özünde kutuplaşmaya sebebiyet veren söylemleri dışlayarak ele aldığı coğrafyadaki kadını olduğu gibi aktarabilmiş olması.

Özellikle Zonguldak Ereğli’nin bir köyünde kadınların modern yaşamın içinde Cumhuriyet’in kurumlarını, değişen toplumsal koşulları ve köyün özgün kültürünü nasıl birleştirdiklerini gözler önüne sermesiyle dikkat çeken çalışma, modern toplumsal gerçekliğin tek bir şablondan ziyade çok yönlü bir açıklama gerektirdiğini bir kez daha vurgulamasıyla önemli.

Köy kadınının gelenek ve modernite ile nasıl bir ilişki kurduğuna yakından bakmak için çok iyi fırsat.

  • Künye: Noriko Nakayama – Köy Kadını, Modernite ve İslam: Bir Antropoloğun Gözünden 1990’ların Türkiyesi, çeviren: Tolga Özşen, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, antropoloji, 208 sayfa, 2021

N. Cemal – Köz (2014)

Yıl 1991.

Özal’ın maden ocaklarını kapatma kararı alışını protesto eden 100 bin işçinin Zonguldak’tan Ankara’ya yaptığı uzun ve zorlu yürüyüş.

Bu yürüyüşün hayatlarını geri dönülmez biçimde değiştirdiği Efraim Usta, Ayfer, Terzi, Aysema ve Yeter…

Eylemden bir yıl sonra Zonguldak Kozlu’da yaşanan grizu patlamasında 263 işçinin can verişi.

Yakıcı bir dönem, sıra dışı karakterler…

  • Künye: N. Cemal – Köz, h2O Kitap, roman, 176 sayfa

Kolektif – Zonguldak (2017)

Genel olarak Karadeniz bölgesi üzerine yapılmış muhtelif çalışmalar bulunuyor bulunmasına, ama doğrudan Zonguldak’ı ele alan çalışmalar çok az.

İşte bu zengin derleme de, Zonguldak’ı bir işçi sınıfı, madencilik, toplumsal cinsiyet, sanat, edebiyat ve farklı toplumsallıkların yaşandığı bir mekân olarak bir uçtan diğer uca irdelemesiyle önemli bir işlev üstleniyor.

Kitapta,

  • Devletin Zonguldak kömür havzasındaki işçi sınıfı kimliği üzerindeki etkileri,
  • Son büyük yürüyüşün ardından Zonguldak kömür madeni işçilerinde direniş ve dayanışma,
  • Zonguldak’ta termik santral karşıtı mücadeleler,
  • Zonguldak’da feminist kadınların örgütlenme girişimleri,
  • Türk sinemasında Zonguldak,
  • Zonguldak’ta tiyatro,
  • Zonguldak’taki madenci ve çöpçü katırlar,
  • Zonguldak Kömürspor,
  • Çocuk cinsel istismarı ve Zonguldak,
  • Ve bunun gibi, ilgi çekici konular yer alıyor.

Kitaba katkıda bulunan yazarlar ise şöyle: E. Attila Aytekin, H. Tarık Şengül, Ayça Erinç Yıldırım, Akın Bakioğlu, Evrim Yılmaz, Hanen Çiftdoğan, Naz Hıdır, Atilla Barutçu, Güzin Yamaner, Hasan Anıl Sepetci, Şeyma Balcı, Mete Arif Tokmak, Figen Uzar Özdemir, Caner Özdemir, Fahri Bozbaş ve Ayça Demir.

  • Künye: Kolektif – Zonguldak, derleyen: Atilla Barutçu ve Figen Uzar Özdemir, İletişim Yayınları, şehir, 349 sayfa

Erol Çatma – Kömür Tutuşunca (2014)

Soma, kara bir yara olarak önümüzde durup dururken, 1965 Martında patlak veren Zonguldak’taki maden direnişine bakalım.

Bu tarihte, yıllarca küfürle, cezalarla sömürülmüş işçiler, ölümü dahi göze alarak bir destan yazdı.

Türkiye işçi hareketine bambaşka bir boyut kazandıran, etkileri tüm ülkeye yayılan bu şanlı eylemin ayrıntılı bir öyküsü…

  • Künye: Erol Çatma – Kömür Tutuşunca, Evrensel Yayınları, tarih, 160 sayfa