Joan Jara – Victor Jara: Yarım Kalan Şarkı (2010)

Joan Jara ‘Yarım Kalan Şarkı’da, efsanevi kişiliklerden biri olan, eşi Victor Jara’ya dair anılarını bizimle paylaşıyor.

Şilili şarkıcı ve müzisyen Jara, gençliğinden itibaren Şili politik dünyasıyla ilgilenmeye başlamıştı.

İlk albümü 1966 yılında yayımlanan Jara, şarkılarıyla politik çalışmalarını bir arada yürüttü.

Şarkılarında yoksul ve ezilmiş insanların dünyasını tasvir eden Jara, Salvador Allende’yi de desteklemişti.

Fakat müzisyen, general Pinochet yönetimindeki Şili ordusunun 11 Eylül 1973’te gerçekleştirdiği askeri darbeden birkaç gün sonra işkenceyle katledildi.

İşte Joan Jara’nın anıları, Victor Jara’nın devrimci müziğini ve onun trajik yaşamını anlatıyor.

  • Künye: Joan Jara – Victor Jara: Yarım Kalan Şarkı, çeviren: Algan Sezgintüredi, Versus Kitap, anı, 310 sayfa

Selim İleri – Oburcuk Mutfakta (2010)

‘Oburcuk Mutfakta’, Selim ileri’nin yemek-sofra anılarını anlattığı ‘Evimizin Tek Istakozu’, ‘Oburcuğun Edebiyat Kitabı’ ve ‘Rüyamdaki Sofralar’ başlıklı üç kitabını bir araya getiriyor.

Romanları, öyküleri ve gazete-dergi yazılarıyla bildiğimiz İleri, aynı zamanda bir mutfak tutkunu.

Yazarın, mutfak anılarını kaleme getirdiği ilk kitabı ‘Evimizin Tek Istakozu’, yayımlandığı zaman ilgiyle karşılanmış ve bunu, yemek kültürü konulu diğer kitapları izlemişti.

Bu kitaptaki metinler, aynı zamanda yazarın damak tadındaki yetkinliği de ortaya koyuyor.

İleri, çocukluğundan başlayarak yemek ve yemek kültürüne dair tanıklığını ve gözlemlediği birçok ayrıntıyı okurlarıyla paylaşıyor.

  • Künye: Selim İleri – Oburcuk Mutfakta, Everest Yayınları, yemek, 638 sayfa

Kolektif – Ma Sekerdo Kardaş? (2010)

İlhami Algör’ün hazırladığı ‘Ma Sekerdo Kardaş? (N’etmişiz Kardaş?)’, Dersim 1938’in kara günlerinin üzerine çöktüğü köylerden biri olan Surbahan’dan tanıklıkları okurlarına sunuyor.

Dersim 1937/38’de, harekât komutasının bir ayağının Surbahan köyünde üstlendiğini belirten Algör, sonunda harekât tırpanının bu köyü de biçtiğini ve öldürülen erkeklerin kemiklerinin, Ağbaba Dağı’nın dibinde Zıni Gediği çukurunda; Kısmikör, Mağaçur, Brastik, Galolar, Balıbey köylerinden toplanarak kurşuna dizilmiş komşularının kemikleriyle birlikte tozun toprağın içinde yattığını söylüyor.

Geride kalan kadın ve çocuklar ise, yük vagonlarına tıkılıp batıya sürülür.

Bu aileler, 1947’de çıkan afla köylerine geri dönecektir.

İşte bu muazzam sözlü tarih çalışması, Surbahan köyünden batıya sürülen birkaç ailenin hafızasından hareketle, 1938-1948 aralığında yaşananları anlatıyor.

  • Künye: Kolektif – Ma Sekerdo Kardaş? (N’etmişiz Kardaş?), hazırlayan: İlhami Algör, Doğan Kitap, anı, 159 sayfa

Bekir Okan – Barak’tan Avrasya’ya (2010)

Okan Üniversitesi’nin kurucusu Bekir Okan ‘Barak’tan Avrasya’ya’ başlıklı elimizdeki kitabında, elli dokuz yıllık hayatından kesitleri, acıları, mutlulukları; Gaziantep’ten İstanbul’a, ardından Avrasya’ya ve dünyaya açılarak gerçekleştirdiği projelerindeki tecrübelerini okurlarıyla paylaşıyor.

Gaziantep Nizip’te dünyaya gelen Bekir Okan, Ankara Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Matematik Bölümü’nden mezun olduktan hemen sonra öğretmen olarak çalışmaya başlar.

Bu esnada girişimciliğin kendisine daha uygun olduğuna karar veren Okan, Gaziantep’e dönerek, şehrin ilk üniversiteye hazırlık dershanesini kurar.

Dershanenin başarısı, Okan’ı, inşaat işlerine girmek için cesaretlendirir ve bunun devamında, ticaretin farklı alanlarında, Türkiye ve dünyada birçok başarılı projeye imza atar.

Okan kitabında, hem hayatının dönüm noktalarını anlatıyor hem de deneyimlerini genç girişimcilerle paylaşıyor.

  • Künye: Bekir Okan – Barak’tan Avrasya’ya, Doğan Kitap, anı, 221 sayfa

Ali Bademci – Sarıklı Basmacı: Molla Nâfiz’in Hâtıraları (2010)

Molla Nâfiz, ya da Türkiye’deki adıyla Nafiz Türker, Türkistan’da Enver Paşa’nın Umumi Muhaberat Müdürü’ydü.

‘Sarıklı Basmacı’ başlıklı elimizdeki anılarında, ilk olarak Buhara’da kurtuluş mücadelesini ayrıntılı bir şekilde veren Molla Nâfiz; Âlim Han, İbrahim Lakay ve Ahmed Zeki Velidi gibi, bu dönemin öne çıkan aktörlerini anlatıyor.

Kitabın ikinci bölümü, Basmacılar ve Enver Paşa ilişkisini ele alıyor.

Bu bölümdeki anılar, Enver Paşa’nın Cilligöl Basmacıları’na katıldığı günden ölümüne kadarki dönemi kapsamasıyla önemli bir tarihi belge niteliğinde.

Kitabın son bölümünde ise, Enver Paşa’dan sonra, Doğu Buhara Basmacılığı ve Hacı Sami dönemine dair anılar yer alıyor.

  • Künye: Ali Bademci – Sarıklı Basmacı: Molla Nâfiz’in Hâtıraları, Ötüken Yayınları, anı, 379 sayfa

Derviş Kaptanzâde Ali Necati – İttihad’ın İç Yüzü (2010)

Derviş Kaptanzâde Ali Necati, büyük yolsuzlukların döndüğü Evkaf Nazırlığı’nda iyileştirmeler yapması amacıyla Muhasebe Müdürlüğü’ne atanır.

Ali Necati, burada farkına vardığı yolsuzlukları gerekli mercilere iletmek için mücadeleye girişecek ve bunun ertesinde baskılara uğrayacak, tutuklanacak, yolsuzluk, hakaret ve mürtecilikle suçlanarak sivil ve askeri mahkemelerde yargılanacaktır.

İşte Ali Necati’nin 1912 yılında, İttihatçılar iktidardan düştükten sonra Trabzon’da bastırdığı ‘İttihad’ın İç Yüzü’nde, bir bürokratın yolsuzluklara karşı mücadelesinin, kendi kişisel hürriyetini koruma çabasına dönüşümünün hikâyesini anlatıyor.

  • Künye: Derviş Kaptanzâde Ali Necati – İttihad’ın İç Yüzü, hazırlayan: Kudret Emiroğlu, Heyamola Yayınları, tarih, 272 sayfa

Joachim Sartorius – Prens Adaları (2010)

Alman şair Joachim Sartorius ‘Prens Adaları’nı, Büyükada’da geçirdiği bir sonbahar sırasında kaleme aldı.

“Bu kitap, bir şairin Ada’nın dünyası, manzarası, ışığı ve insanları tarafından nasıl baştan çıkarıldığına dair son derece etkileyici bir aktarım.” diyerek bu mekâna duyduğu hayranlığı dile getiren Sartorius, Bizans, Osmanlı ve cumhuriyetin kuruluş döneminden kalan yapılarda incelemeler yapmış ve adada yaşayanlarla yaptığı sohbetler aracılığıyla Adalar’ın geçmişine dair ilginç ayrıntılara ulaşmış.

Kitapta Sartorius’un, Adalar’ın kozmopolit tarihine dair anlatımlarının yanı sıra, arkadaşları Sezer Duru, Orhan Pamuk ve Ara Güler’e dair hikâyeleri de yer alıyor.

  • Künye: Joachim Sartorius – Prens Adaları, çeviren: Sezer Duru, Everest Yayınları, anı, 95 sayfa

Fikret Güneş – Güneşin Ağladığı Gün (2010)

Fikret Güneş ‘Güneşin Ağladığı Gün’de, 1978 Maraş katliamını, onu birebir yaşayanların anlatımlarıyla veriyor.

Katliamdan kurtulanların, “Güneşin ağladığı gün” dediği o gün, resmi kaynaklara göre 111, resmi olmayan kaynaklara göre ise binin üzerinde insan vahşice öldürülmüştü.

Çalışması için Londra’dan Maraş’a, Pazarcık’tan Mersin’e uzanarak çok sayıda insanla görüşen Güneş, insanın kanını donduracak bir katliamda yaşananları, adım adım izliyor.

Ellerine Kuran alan, sokaklarda yakaladıkları insanlara namaz kıldıran ve kelime-i şahadet getirten linççilere dair her yaştan insanın anlatımlarının yer aldığı kitapta, okumak için Maraş’a gelen Alevi bir çocuğun tanıklığı da yer alıyor.

  • Künye: Fikret Güneş – Güneşin Ağladığı Gün: Maraş 78 Katliamını Yaşayanlar Anlatıyor, Belge Yayınları, anı, 268 sayfa

Gülçiçek Günel Tekin – Kara Kefen (2010)

Gülçiçek Günel Tekin, ilgi çekici çalışması ‘Kara Kefen’de, Müslümanlaştırılan Ermeni kadınların hikâyelerini anlatıyor.

Karma köklere sahip kadınların yaşadığı travmayı, yakın tarihin tozlu raflarından çıkarıp önümüze koyan Tekin, bu anlatımlar aracılığıyla, 1915 olaylarının öncesi ve sonrasında yaşananları ve bunun günümüze ulaşan izlerini kaleme getiriyor.

Şirin Hanım’a annesi Varter Tumacanyan tarafından söylenenler; 1915 olayları yaşandığında çocuk yaşta olan Melek Hanım’ın, konuya dair daha sonra çocuğu Nazlı’ya anlattıkları ve Fahriye Hanım’a, olaylar meydana gelirken Erzurum Hınıs’ta bulunan annesinin söyledikleri, kitapta yer alan trajik hikâyelerden birkaçı.

  • Künye: Gülçiçek Günel Tekin – Kara Kefen, Belge Yayınları, anlatı, 160 sayfa

Feliks Çuyev – Molotov Anlatıyor (2010)

‘Molotov Anlatıyor’, yaşadığı dönem boyunca Rusya’da, aralarında son çar da olmak üzere Lenin, Stalin, Kruşçev, Brejnev ve Gorbaçov gibi on bir yöneticiyi görmüş Vyaçeslav Mihayloviç Molotov’la yapılmış görüşmelerden oluşuyor.

Ekim 1917 devrimine katılan ve devrimi yöneten beyin takımına yakın olan Molotov, Lenin’in ölümünden sonra Stalin’i desteklemiş; yıllarca Stalin’in sağ kolu ve Sovyetlerin ikinci adamı olarak önemli görevler üstlenmiş.

İşte kitap, Lenin’den sonraki parti içi çekişmelerin ve Nazi-Sovyet Paktı’nın önemli isimlerinden; İkinci Dünya Savaşı ve Soğuk Savaş döneminde Dışişleri Bakanlığı yapmış Molotov’un tanıklığını okurlara sunuyor.

  • Künye: Feliks Çuyev – Molotov Anlatıyor, çeviren: Ayşe Hacıhasanoğlu ve Suna Kabasakal, Yordam Kitap, siyaset, 607 sayfa