Timur Soykan – Tanrı Misafirleri Oteli (2009)

Timur Soykan’ın ‘Tanrı Misafirleri Oteli’, İstanbul’un ve başka kentlerin arka sokaklarındaki zorlu koşullara rağmen ayakta kalmaya çalışan, bütün engellere rağmen tutkularında direnmiş, sıradanlaşmamış insanların öykülerini anlatıyor.

Radikal gazetesinde insan öyküleri, röportajları yayımlanan Soykan’ın kitabı, arka sokaklarda hayat için mücadele edenlerin bilinmeyen dünyalarını gözler önüne sermesiyle dikkat çekiyor.

Aynı zamanda bir belgeleme çalışması olarak da düşünülebilecek kitapta, arka sokakların dramları ve cinayetleri kadar, güzel insanları da okurun karşısına çıkıyor.

  • Künye: Timur Soykan – Tanrı Misafirleri Oteli, Kırmızı Kedi Yayınevi, anlatı, 153 sayfa

Simone de Beauvoir – Sessiz Bir Ölüm (2009)

Simone de Beauvoir ‘Sessiz Bir Ölüm’de, annesinin ölümünü bütün ayrıntılarıyla betimliyor.

Ölüm karşısındaki korkusunu sık sık dile getirmiş olan de Beauvoir, hasta annesinin başında ölümü bambaşka bir gözle görmeye başladığını, başkalarının ölümünü aklı başında bir seyirci gibi izlemekten vazgeçtiğini anlatıyor.

Yazar, bu süreç içinde yaşadığı karmaşık ve yoğun duygularını ve annesiyle arasına giren büyük yabancılaşmayı, incelikli ve duyarlı bir üslupla okurlara sunuyor.

Bir can çekişme sürecinin sergilendiği ve aynı zamanda annenin bütün yaşamının da anlatıldığı kitapta, de Beauvoir’in arınmış, süzülmüş bir ifade gücüne ulaştığının altını çizmekte fayda var.

  • Künye: Simone de Beauvoir – Sessiz Bir Ölüm, çeviren: Bilge Karasu, İmge Kitabevi, anlatı, 126 sayfa

Gülnur Görgün – Kahramanlar Ölmez (2015)

İlik kanserine yakalanan ve hastalıktan kurtulmak için verdiği mücadeleyi kaybeden milli voleybolcumuz Yücel Aslan’ın 325 günlük mücadelesinin belgeseli.

Kitap, hastalığının teşhis edilmesinden hastane günlerine, Aslan’ın yaşam mücadelesine destek verenlerden çığ gibi büyüyen kan bağışçılarına bu süreci gün gün, saat saat kayıt altına alıyor.

  • Künye: Gülnur Görgün – Kahramanlar Ölmez, Ceren Yayınları

Ahmet Güngören – … Ve Bir Gün Babam Zenci Oldu (2009)

Ahmet Güngören ‘… Ve Bir Gün Babam Zenci Oldu’da, babası İlhan Güngören’in düşünsel dönüşümünü anlatıyor.

Yol Yayınları’nın kurucusu İlhan Güngören, çevirileri ve kaleme aldığı kitaplarıyla, Türkiye’de Zen, Taocu felsefe ve Yoga’nın tanınmasına katkıda bulunmuş isimlerden.

Bu kitapta Ahmet Güngören, babasının kaleme aldığı metinlerden ve kendi tanıklığından yola çıkarak, babasının düşünsel dönüşümünü anlatıyor.

Güngören’in kitabı, bu esnada kendisinin yaşadığı dönüşümü de anlatısına dahil ediyor.

Çift yönlü bir metin olarak düşünülebilecek kitap böylece, hem İlhan Güngören’in ve hem de kitabın yazarı olan oğlunun iç dünyalarına iniyor.

  • Künye: Ahmet Güngören – … Ve Bir Gün Babam Zenci Oldu, Klan Kitap, anlatı, 224 sayfa

Fernando Pessoa – Anarşist Banker (2018)

Antikçağ felsefesinin diyalog yöntemiyle kaleme alınmış ve ilk basımı 1922’de yapılmış ‘Anarşist Banker’, Fernando Pessoa’nın en ünlü eserlerinin başında gelir.

Burjuva toplumunun ikiyüzlü ahlak anlayışını kıyasıya eleştiren eser, iki arkadaşın bir yemek sonrasında başlayan sohbetleri üzerinden ilerler.

Bu arkadaşlardan biri bankerdir ve anlatının ana fikri de bu karakterce dillendirilir.

Bankerliğin, gerçekleşebilir tek anarşist eylem olduğunu düşünen bu karakter, kendine has akıl yürütmelerle bu fikrini adım adım ispat etmeye koyulur.

Kahramanımız bunu yaparken hem Avrupa toplumunun ikiyüzlülüğünü gözler önüne serer hem paranın iktidarını sorgular hem de bunu alaşağı etmenin yolları üzerine düşünür.

Kitaptan iki alıntı:

“Birine yardım etmek onun yeteneksiz olduğunu kabul etmek olur ya da eğer yeteneksiz değilse, yeteneksizleştirmek ya da öyle olduğunu varsaymak olur. İlk durumda bu bir zorbalıktır, ikinci durumda ise küçümseme…”

“Para devletten daha iyi değildir, aile dinlerden daha iyi değildir. Bunların yerine başka kurgular olsaydı, bunlar da bir o kadar kötü olurdu çünkü bunlar da sırası geldiğinde doğal gerçeklerin üzerine gelip yapışır ve onları boğardı.”

  • Künye: Fernando Pessoa – Anarşist Banker, çeviren: Işık Ergüden, Sel Yayıncılık, anlatı, 69 sayfa, 2018

Ergun Kocabıyık – Dünyanın Fısıltısı (2015)

Dünyanın fısıltısında, yani doğanın tam göbeğinde, insanın ve onun binyıllara yayılan yaratısının yeri ve hükmü nedir?

İnsanın kendi anlattığı hikâyenin büyüsüne nasıl kapıldığını, başka bir deyişle insanın kendisi ve çevresi hakkındaki yanılgısını irdeleyen Ergun Kocabıyık, doğadaki “gizli metnin”, yani örtük söylemin izini sürüyor.

  • Künye: Ergun Kocabıyık – Dünyanın Fısıltısı, Boğaziçi Üniversitesi Yayınları

Hâtem-i Tâî – Hikâye Peşinde Koşan Padişah (2015)

Basra Padişahı Hâtem-i Tâî’nin bir hikâyenin neticesini öğrenmek için doksan konaklı, yani tamı tamına üç aylık mesafedeki Rey şehrine yaptığı bilgelik yolculuğu.

Yalnız bu yolculuk, sonradan beş ayrı şehri daha kapsayarak üç yıldan fazla bir zamana yayılacak ve kitabın yazarı Hâtem-i Tâî’ye çok farklı dünyaların kapılarını aralayacaktır.

  • Künye: Hâtem-i Tâî – Hikâye Peşinde Koşan Padişah, hazırlayan: N. Ahmet Özalp, Kapı Yayınları

Henri Michaux – Asya’da Bir Barbar (2018)

“Hindistan’da görecek hiçbir şey yok, her şey yorumlanmak için.”

Fransız edebiyatının çağdaş kalemlerinden Henri Michaux, Avrupa’nın büyük bir bunalımın arifesinde bulunduğu 1930’lu yılların başında uzak Asya’ya bir gezi gerçekleştirmişti.

‘Asya’da Bir Barbar’, Michaux’nun Hindistan, Endonezya, Çin ve Japonya topraklarını kapsayan bu geziden izlenimlerini sunduğu güncesi.

Okura, Michaux’nun yazarlığının yanı sıra, kişiliğinin de başka bir yönünü gösteren kitap, ilk kez Türkçede.

Bu toprakları hayatı boyunca ilk kez görmenin verdiği heyecanla yazar, Doğu ile Batı arasındaki kadim farklılıkların altını kendine has bakışıyla çiziyor.

Gezisi boyunca, Doğu toplumları ve halklarıyla Batı Avrupa halklarının farkları üzerine düşünen Michaux, Avrupalıların Doğuluların kültürel pratiklerinden öğrenebilecekleri şeyler olduğunu düşünüyor.

  • Künye: Henri Michaux – Asya’da Bir Barbar, çeviren: Rahime Sarıçelik Abbasbeyli, Sel Yayıncılık, anlatı, 168 sayfa, 2018

Melik Saraçoğlu – Hastane Defteri (2015)

Göz ameliyatından sonra 80 gün yüzüstü yatmış yönetmen Melik Saraçoğlu, bu yıkıcı süreci kara mizahla örülü Gözümün Nuru filminde anlatmıştı.

Bu kitap ise, ne zamandır hastanede yattığı ve daha ne kadar burada kalacağı belli olmayan bir karakterin, doktorundan hastabakıcısına ve refakatçisine, bu dehşetli yapıya dair trajikomik tanıklığını sunuyor.

Künye: Melik Saraçoğlu – Hastane Defteri, Everest Yayınları

Tuğkan Tepiltepe – Tüp Babayım (2015)

Bir babanın gözünden, inişli çıkışlı tüp bebek yolculuğu.

Tüp bebek babası olma sürecinin başından sonuna büyük bir sevgi ve heyecanla anlatıldığı kitap, iletişim psikolojisi açısından güçlü ayrıntılar barındırdığı gibi, bilhassa tüp bebeği denemek isteyenlerin yanıtını aradıkları sorulara birinci ağızdan yanıt vermesiyle önem arz ediyor.

  • Künye: Tuğkan Tepiltepe – Tüp Babayım, Magistra Yayınları