İbrahim Şimşek – Köy Enstitüsünden Öğretmenliğe, Öğretmenden Öğrenciye (2017)

Köy Enstitülerinin ne denli büyük bir devrim anlamına geldiğini geçen zamanla birlikte daha iyi anlıyoruz.

İbrahim Şimşek de, yolu Köy Enstitüleriyle kesişmiş ve bu ekolün ortaya koyduğu toplumsal, kültürel ve eğitsel dönüşüme birebir tanık olmuş.

İbrahim Şimşek, Ihlara Vadisi’nde Cumhuriyet’in ilk yıllarında, dört çocuklu bir ailenin oğlu olarak doğdu.

Okula çok geç başladı. Zira köyünde ne okul, ne de öğretmen vardı.

Şimşek geç de olsa, meşhur İvriz Köy Enstitüsü’nde eğitim almayı başarır.

Burası, kendisini yeni şeyler öğrenmek ve onları başkalarıyla paylaşmak için öylesine teşvik eder ki, Şimşek bu tutkusunu sonraki kuşaklara aktarmak amacıyla öğretmen olmaya karar verir.

Daha sonra Anadolu’nun farklı yerlerinde görev almaya başlar Şimşek.

Şimşek’in, ülkenin 1930’lardan 1970’lere uzanan dönemiyle iç içe geçen anıları, hem bir eğitimcinin meslek hayatı boyunca yaşadıklarını aktarıyor hem de Köy Enstitüleri deneyimini birinci elden paylaşıyor.

Bu kitap, yalnızca eğitim alanında denenmiş, başarılı olmuş, fakat iktidarın daha sonra korkup yasaklayacağı bir eğitim sistemini anlatmıyor, aynı zamanda ülkenin 1930’lardan bugüne uzanan bir panoramasını da sunuyor.

Şimşek, Atatürk’ün devrimci çizgisine sonuna kadar inanıyor ve bu inançla yazıyor.

  • Künye: İbrahim Şimşek – Köy Enstitüsünden Öğretmenliğe, Öğretmenden Öğrenciye, İş Kültür Yayınları, anı, 400 sayfa

Derya Coşkundeniz – X 2: İkizlerle Hayat (2014)

Derya Coşkundeniz, ikiz sahibi bir anne.

Coşkundeniz, bebeklerini büyütürken kaynak eksikliğinin sıkıntılarını çekmiş ve kendisi gibi annelere yardımcı olmak amacıyla, bir gazetede ikizlerin bakımıyla ilgili yazılar kaleme almıştı.

Coşkundeniz’in deneyimlerini kapsayan elimizdeki kitabı da, ikiz çocuk sahibi ebeveynler için pratik bilgiler sunuyor, alandaki kaynak eksikliğini bir nebze de olsa gideriyor.

Kitapta, hamilelik döneminde yaşananlardan bebek odasının hazırlanmasına, bebeklerin beslenmesinden uyku düzenlerinin oturtulmasına ve diş çıkarma sürecinden emekleme dönemine kadar, 0-3 yaş ikizlerin bakımıyla ilgili pek çok pratik bilgi yer alıyor.

  • Künye: X 2: Doğum Öncesi ve Sonrası İkizlerle Hayat, Derya Coşkundeniz, Destek Yayınları, bebek bakımı, 272 sayfa

Kolektif – Anne, Baba ve Çocuk Arasında (2008)

‘Anne, Baba ve Çocuk Arasında’, bebeklikten ergenliğe kadarki dönemde, çocuk eğitiminde uygulanacak yöntemlere yer veriyor.

Klinik psikolog ve çocuk terapisti yazarların çocukla iletişimi merkeze aldığı çalışmaları, anne babaları çocuklarıyla nasıl iletişim kuracakları konusunda aydınlatıyor.

Ebeveynlerin çocuklarını suçladığını, ayıpladığını, tehdit ettiğini, cezalandırdığını ve onlarla alay ettiğini söyleyen yazarlar, çoğu ebeveynin kelimelerin yıkıcı gücünden habersiz olduğunu savunuyor.

  • Künye: Anne, Baba Ve Çocuk Arasında, Haim G. Ginott, Alice Ginott ve W. Wallace Goddard, çeviren: Arzu Tüfekçi, Okuyan Us Yayınları,  psikoloji, 263 sayfa

Gill Rapley ve Tracey Murtkett – O Tabak Bitecek! (mi?) (2014)

Bebeklerinin katı gıdalarla tanışması, onların hayatında yeni bir dönemin başlangıcı olduğu kadar, birçok anne-baba açısından bebeğin mızmızlanması ve yemek konusunda kavga çıkarması gibi yaygın sorunlar nedeniyle sıkıntılı bir süreç.

Elimizdeki kitabın yazarları, kendi kendine yemek yemenin bebeğin çiğneme becerisi, el becerisi ve el-göz koordinasyonunu geliştirdiğini belirterek, ebeveynlere bunu sağlayabilmeleri konusunda pratik ipuçları sunuyor.

Kitapta ayrıca, katı gıdaya başlandığında uzak durulması gereken yiyecekler, alerjiyi tetikleyen yiyecekler ve bebeğin kahvaltısı için dikkat edilecek hususlar gibi aydınlatıcı bilgiler de yer alıyor.

  • Künye: O Tabak Bitecek! (mi?) Gill Rapley ve Tracey Murtkett, çeviren: Hatice Oluk, Gün Yayıncılık, çocuk gelişimi, 240 sayfa

#henryrosovski – Üniversite: Bir Dekan Anlatıyor (2016)

  • ÜNİVERSİTE: BİR DEKAN ANLATIYOR, Henry Rosovsky, çeviren: Süreyya Ersoy, Say Yayınları, eğitim, 360 sayfa 2016

Ekonomi profesörü Henry Rosovsky, Harvard Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesinde 1973-1984 ile 1990-1991 yılları arasında dekan olarak görev yapmış, bu sürenin sonunda da kendi isteğiyle görevinden istifa etmiş. Rosovsky’nin bir nevi iç dökme metni olarak düşünülebilecek kitabı, öğrencilerden hocalara, akademik yaşamdan yönetici kadrolara üniversitelerin işleyişine dair önemli deneyimler ve değerlendirmeler barındırıyor. Öğrencilerin okul seçme saikleri nelerdir ve onları üniversitede neler bekler? Üniversitedeki temel kültür eğitiminin amaçları nedir? Harvard’ın çekirdek programı nasıl oluşmuştur? Akademik yaşam nasıl bir döngüyle işler? Üniversitelerde daimi kadro ne işe yarar? Bu ve bunun gibi birçok sorunun yanıtını veren Rosovsky, dekanlık görevini sürdürürken üniversite yönetiminin tepe noktasında yaşanan ilginç ve öğretici olayları da okurlarıyla paylaşıyor. Rosovsky, bölüm başkanının, dekanın, direktörün, rektörün ve rektör yardımcısının üniversite üzerinde mülkiyet hakkını iddia edemeyeceğini, üniversitenin bir okul olduğunu ve öğrenciler olmazsa burada bilimin zamanla tükenip gideceğini belirtiyor. Buna rağmen öğrencilerin de üniversitenin asıl sahibi olmadığını söyleyen yazar, öğrencisinden akademisyenine üniversiteyi bir bütün ve toplumun her kesiminden insanın mülkiyeti olarak okuyor.

Akif Pamuk – Kimlik ve Tarih (2014)

  • KİMLİK VE TARİH, Akif Pamuk, Yeni İnsan Yayınevi, tarih, 256 sayfa

Akif Pamuk nitelikli çalışmasında, ötekiliğin tarihsel ve güncel pek çok soruna işaret ettiği Türkiye’de, kimlikler olgusunu çok boyutlu bir bakışla irdeliyor. Bireysel ve kolektif kimliklerin ifade edilişinde tarihin rolünü tartışmaya açan Pamuk, bu irdelemeyi Roboski katliamı, Hrant Dink suikastı, Sivas katliamı, 28 Şubat süreci, Ergenekon davaları ve eşcinsellere yönelik saldırılar gibi pek çok örnek üzerinden yapıyor. Modern öncesi ve modern dönemde kimlik inşası; ulusal, dinsel, kültürel, cinsel, politik kimlikler ve bir kimlik temellendirme, inkâr etme aracı olarak tarihin kullanımı, Pamuk’un tartıştığı kimi konular.

Roswitha Defersdorf – Beni Sıkı Sıkı Kucakla (2008)

  • BENİ SIKI SIKI KUCAKLA, Roswitha Defersdorf, çeviren: Semra Kuru, Özgür Yayınları, psikoloji, 229 sayfa

Roswitha Defersdorf’un ‘Beni Sıkı Sıkı Kucakla’ isimli bu çalışmasında, örnek vaka olan oğlu Daniel üzerinden, algılama güçlüğü olan çocukların sorunları ve bunlara yönelik terapi yöntemleri anlatılıyor. Konuşma güçlüğü olan Daniel, başarısız cümleler kurma, yanlış sesler düzenleme ve kendini etraftan soyutlama gibi sorunlar yaşıyordu. Defersdorf kitabında, algılama rahatsızlığı ve konuşma güçlüğü çeken oğluyla yaşadıkları sorunlar ile bunlara karşı verdikleri mücadeleyi ve bu sorunları nasıl atlattıklarını anlatıyor. Kitap, bu rahatsızlıktan etkilenmiş çocuklara sahip aileleri, onları daha iyi gözlemlemeye, bunu uzmanlarla paylaşmaya ve sorunlar karşısında daha azimli olmaya çağırıyor.

 

Kolektif – Tarih Nasıl Öğretilir? (2014)

  • TARİH NASIL ÖĞRETİLİR?, editör: Mustafa Safran, Yeni İnsan Yayınevi, eğitim, 448 sayfa

Kapsamıyla dikkat çeken ‘Tarih Nasıl Öğretilir?’, tarih öğretmenleri için özel eğitim yöntemleri sunuyor. Türkiye’de tarih eğitimi ve öğretimindeki belli başlı sorunların analiziyle açılan kitapta, tarih yazıcılığı, dünyada ve Türkiye’de tarih eğitiminin gelişimi, tarih öğretiminin amaçları, çokkültürlü bir toplumda tarih öğretimi, tarih derslerinde problem çözme yöntemi, tarih derslerinde dil kullanımı, tarih ders kitaplarında temel yaklaşımlar ve tarih öğretiminde görsel kaynaklardan yararlanma konuları tartışılıyor. Kitapta, tarih öğretiminin nasıl bir ölçme ve değerlendirme yaklaşımı gerektirdiği de irdeleniyor.

Kolektif – Kamusal Eğitime Tehdit: Dershaneler (2014)

  • KAMUSAL EĞİTİME TEHDİT: DERSHANELER, derleyen: Kemal İnal ve Nevzat Samet Baykal, Ayrıntı Yayınları, eğitim, 378 sayfa

Alanın uzman isimlerin yazılarını barındıran ‘Kamusal Eğitimde Tehdit’i dikkat çekici kılan hususların başında, dershane olgusuna AKP ve Cemaat söylemi dışında, sınıfsal analiz gibi bir üçüncü perspektiften bakabilmesi. Burada, sınava dayalı eğitim kültürünün devlet okullarında da yerleşiklik kazanması nedeniyle, bu kültürün dershane gibi bir örgütün ortadan kaldırılmasıyla neden eğitim sisteminden silinemeyeceği; AKP ile Cemaat arasındaki dershane mücadelesinin perde arkasındaki gerçekler; Türkiye ve dünyada dershanelerin işleyiş biçimleri ve dershane öğretmenlerinin emeği sorunsalı gibi dikkat çekici tartışmalar yürütülüyor.

Barbara Gasteiger-Klipcera ve Gudrun Klein – Okullarda Şiddeti Önlemek (2008)

  • OKULLARDA ŞİDDETİ ÖNLEMEK, Barbara Gasteiger-Klipcera ve Gudrun Klein, çeviren: Özden Saatçi Karadana, İlya Yayınları, eğitim, 208 sayfa

İki yazarlı ‘Okullarda Şiddeti Önlemek’ isimli bu çalışma, ilköğretim okullarında şiddeti aza indirecek bir program sunuyor. Almanya’da eğitimci olan yazarlar, uzun yıllar okullarda şiddeti azaltacak olanaklar konusunda araştırma yapmış. Bu araştırmalarının ürünü olan program, Almanya’da uygulanmış ve oldukça da başarılı bulunmuş. Türkiye’nin ilköğretim sisteminde de artış gösteren şiddet olayları düşünüldüğünde, kitabın bu konuda önemli bir katkı sunacağını söyleyebiliriz.