Bruno Latour – Rota (2019)

Doğa, toprak talan ediliyor ve bu durum, yüzyıllardır süren sınıfsal eşitsizlikleri daha katmerli hale getiriyor.

Bugün su ve gıda hakkı, yoğun şekilde ezilenlerin gündemine girmiş durumda.

Sosyoloji, felsefe ve antropoloji alanlarında yaptığı çalışmalarıyla bildiğimiz Bruno Latour da, bu gibi sorunların hızla büyümesinin belli bir tarihsel eğrinin sonuna geldiğimizi işaret ettiğini savunuyor.

Yazara göre, toplumsal sınıf mücadelesi, bir jeo-toplumsal yer mücadelesine dönüşmektedir, zira artık toprak yok olmaktadır ve asıl mücadele de bunun için verilmelidir.

Dünyanın temel hammaddelerinden biri olan toprağın kıtlaşmasının, göçmenliğin artışının altındaki başlıca etken olduğunu düşünen Latour, bunun sadece dünyanın riskli bölgelerinde yaşayanların değil, aslında hepimizi derinden etkileyecek bir sorun olduğunu belirtiyor.

Latour, Küresellik/Yerellik, Sağ/Sol, Batı hayranlığı/karşıtlığı üzerinden politika yapmanın geçersiz kaldığını, onun yerine toprağa bağlanmamız ve dünyasallaşmamız gerektiğini söylüyor.

Zira yazara göre toprağa bağlanmak ve dünyasallaşmak, modernleşmenin birbiriyle çelişkili kıldığı, aslında birbirini tamamlayan iki harekettir.

‘Rota’, bütün bunların yanı sıra, ekolojik siyaset ile yeşil hareketlerin neden bugün yaşadığımız sorunlara çözüm olamayacağını tartışmasıyla da dikkat çekiyor.

  • Künye: Bruno Latour – Rota: Politikada Yönümüzü Nasıl Bulacağız?, çeviren: Orçun Türkay, Kolektif Kitap, siyaset, 128 sayfa, 2019

Abdullah Aysu – Gıda Krizi (2015)

Her geçen gün derinleşen gıda krizi, özellikle yoksul kesimleri vuruyor.

Abdullah Aysu’nun bu kitabı da, gıda fiyatlarındaki, kapitalist küreselleşmenin neden olduğu artışların yarattığı kriz; sermayenin sömürdüğü doğada oluşan ve oluşmaya devam eden tahribatın muhtemel sonuçları; başka bir tarım, gıda ve yaşamın imkânları üzerine düşünmek isteyenlere hitap etmekte.

Kitap üç bölümden oluşuyor.

Birinci bölümünde gıda fiyatlarındaki, serbest piyasanın (kapitalist küreselleşmenin) neden olduğu artış, “Küresel Gıda Krizi” başlığı altında nedenleriyle birlikte ele alınıyor.

İkinci bölümde sermayenin yeni birikim alanı olarak gördüğü ve şuursuzca sömürmeye giriştiği doğada oluşan ve oluşmaya devam eden ekolojik tahribatın muhtemel sonuçlarının üzerindeki perde kaldırılmaya çalışılıyor.

Üçüncü bölümde ise, toplumsal muhalefet örgütlerinin ve hükümetlerin gıda güvenliği limitlerinin ötesine geçerek düşünmeleri ve başka bir tarım, gıda ve yaşam hayal edebilmeleri için devrimci bir kavram olan gıda egemenliği tartışmaya açılıyor.

  • Künye: Abdullah Aysu – Gıda Krizi, Metis Yayınları, ekoloji, 312 sayfa, 2015

Kolektif – Dünya İçin Bir Şey Yap (2009)

‘Dünya İçin Bir Şey Yap’, okurlarını, dünyayı hep birlikte kurtarmaya davet ediyor.

Kitabın çevreci niteliği, yayımlandığı gibi başlamış.

Zira basımda kullanılan iki ağaç yerine, bir köyde 22 ağaç dikilmiş. Kitapta, günden güne küresel ısınma ve daha birçok nedenle dünyadaki yaşamın bitmesine neden olan insanoğlunun, bir an önce içinde bulunduğu gezegeni nasıl yaşanılabilir bir hale getireceğini anlatıyor.

Elektronik atıklar, pet şişeler, piller gibi birçok atığın nasıl geri dönüştürülebileceği ve evlerde hem tasarruf edilmesini hem de ekolojik sisteme katkıda bulunulmasını sağlayacak herkesin uygulayabileceği yöntemler, kitapta ele alınan konulardan birkaçı.

  • Künye: Kolektif – Dünya İçin Bir Şey Yap, hazırlayan: Orhan Kural, Han Yayınları, ekoloji, 64 sayfa

Bill McKibben – Doğanın Sonu (2015)

Bilimin yıllar önce ortaya koyduğu ve daha sonra da defalarca kanıtlanmış; insanın dünyanın iklimini geri dönülemez biçimde değiştirmekte olduğu, bunu yaparken canlılar dünyasını da hızla yok oluşa sürüklediği gerçeğini gözler önüne seren bir yapıt.

Bill McKibben’ın çalışması, küresel ısınma üzerine yazılmış ilk kitap.

Konuyu son derece berrak ve basit bir dille anlatan çalışma, “Küresel ısınma nedir?”, “Neden oluşur?”, “Doğa, sık sık düşündüğümüz gibi hiç değişmeyen ve sonu asla gelmeyecek olan kadim bir dost mudur, yoksa bildiğimiz anlamda doğanın da bir sonu var mıdır?” ve daha da önemlisi, “Gezegenimizin geleceğini değiştirme şansına sahip miyiz?” gibi çok önemli ve yakıcı sorulara yanıt veriyor.

Kitap, Ömer Madra’nın sunuşuyla açılıyor.

  • Künye: Bill McKibben – Doğanın Sonu, çeviren: Berna Göl ve H. İlksen Mavituna, Everest Yayınları

Naomi Oreskes ve Erik M. Conway – Batı Uygarlığının Çöküşü (2015)

Batı uygarlığının büyük bir Karanlık Çağ’a girdiği 2393’te yazılan bu kitap, o dönemde gerçekleşecek iklim değişikliği sonucunda yaşanacak felaketleri tasvir ediyor.

Büyük çöküşe dair uyarılarla örülü, provokatif ve dehşet uyandıran bir kehanet.

Kitap, gireceğimiz uzun ekolojik felaketlerle dolu yüzyılı detaylı ve inandırıcı bir şekilde resmeden unutulmaz bir metin.

  • Künye: Naomi Oreskes ve Erik M. Conway – Batı Uygarlığının Çöküşü, çeviren: Oya Tuğcu Özağaç ve Bora Karatepe, Yeni İnsan Yayınevi

Kolektif – “Gel Ey Seher…” (2015)

68 kuşağının sıkı isimlerinden, yeşil hareketin öncülerinden Savaş Emek’e armağan kitap.

Kitap, hem Emek’in hayatının dönüm noktalarını kayda geçiriyor hem de onunla yolu kesişmiş kişilerin gözlem ve deneyimlerini sunuyor.

Çalışma bir yönüyle, bu toprakların devrimci mücadelesinin bir hikâyesi olarak da okunabilir.

  • Künye: Kolektif – “Gel Ey Seher…”: Savaş Emek Kitabı, hazırlayan: Nalân Mahsereci, Bilim ve Gelecek Kitaplığı

Mike Davis – Eski Tanrılar, Yeni Bilmeceler (2018)

Amerikalı Marksist tarihçi Mike Davis, tarihsel sosyolojik bir bakışla Karl Marx’ın hem geçmişteki fikirlerinin izini sürüyor hem de Marx’ın dünyanın güncel sorunlarına nasıl yanıt verebileceği üzerine derinlemesine düşünüyor.

“Toplumun devrimci dönüşümüne kimler önderlik edebilir?” ve “Gezegenimizdeki çevresel krizin nedeni ve çözümü nedir?” sorularına Marx’ın fikirlerini referans alarak yanıt vermeye koyulan Davis, kitabının ilk bölümünde Marx’ın ve klasik çerçevedeki diğer sosyalist düşünürlerin paralel bir okumasını yapıyor ve bu düşünürlerin fikirlerinde sınıfsal yeteneklerin ve bilincin nasıl ortaya çıktığını irdeliyor.

Davis, kitaba adını veren ikinci bölümde, Marx’ın ‘Louis Bonaparte’ın On Sekiz Brumaire’ ve ‘Fransa’da Sınıf Mücadeleleri’ adlı eserlerine odaklanıyor ve bunların neden tümüyle devrimci eylemciliğin ivediliği üzerine kurulu bir kazanım olduğunu tartışıyor.

Kitabın üçüncü bölümü, bilim insanı kimliğiyle iklim değişikliği üzerine büyük bir uluslararası tartışmanın fitilini ateşleyen, Marx eleştiricisi Kropotkin’in iklim değişikliğini insanlık tarihinin önemli bir itici gücü olarak saptayan ilk bilim insanı olması üzerine.

Dördüncü bölüm ise, bugünün ekolojik krizi hakkında.

Mike Davis bu son bölümde, iklim değişikliğinin yaratacağı felaketin işçi sınıfı kadar yoksul ülkeleri de nasıl etkileyeceğini anlattıktan sonra, yaklaşan bu felaketi nasıl aşabileceğimizi, sosyalist ve anarşist düşüncenin bunun için sunabileceği pratik çözümleri tartışıyor.

  • Künye: Mike Davis – Eski Tanrılar, Yeni Bilmeceler: Marx’ın Kayıp Teorisi, çeviren: Şükrü Alpagut, Yordam Kitap, inceleme, 335 sayfa

Findhorn Topluluğu – Ekoköy Findhorn (2018)

İskoçya’daki Findhorn Köyü, kuruluş süreciyle de bugünkü işleyiş biçimiyle de dünya çapındaki en ilginç eko köy örneklerinden biri.

Üç kişinin girişimiyle başlayan proje, pek çok zorluğu ardında bırakarak bugünlere gelmiş, günümüzün en iyi eko köylerinden biri olarak karşımızda duruyor.

İşte elimizdeki kitap da, bizzat bu köyü kuranların ve onu yaşatanların kaleminden Findhorn deneyimini okurla ayrıntılı bir şekilde paylaşmasıyla önemli.

“Findhorn Ekoköyü’nde mit gerçeğe dönüştü ve bize sadece spiritüalizmin yeni bir formunu değil, yeni bir yaşam ve birlik vizyonu da sundu.” diyen kitabın yazarları, bize sıra dışı, çekici ve ilham verici olan Findhorn’u nasıl hayata geçirdiklerini adım adım anlatıyor.

  • Künye: Findhorn Topluluğu – Ekoköy Findhorn, çeviren: Aslı Doğan, Yeni İnsan Yayınevi, ekoloji, 304 sayfa, 2018

Thich Nhat Hanh – Bizim Dünyamız (2015)

Ünlü bir Zen Budist rahibi ve barış aktivistinin barış ve ekoloji hakkındaki düşünceleri.

“Doğa, her insanı, her ulusu, her inancı birleştirir. Eğer onu korumayı beceremezsek hepimiz yok olacağız.” diyen Thich Nhat Hanh, okurunu, günümüzün çığırından çıkmış tüketim kültürü üzerine düşünmeye ve yaşayan tüm canlılara, doğaya daha şefkatli davranmaya çağırıyor.

  • Künye: Thich Nhat Hanh – Bizim Dünyamız, çeviren: Demet Tığın Hakman, Sinek Sekiz Yayınevi, ekoloji, 176 sayfa, 2015

Toby Hemenway – Permakültür Şehirde (2018)

Toby Hemenway’in burada da daha önce yer verdiğimiz, Türkçeye kazandırılan ilk kitabı ‘Permakültür Bahçeleri’ adlı kitabı büyük ilgi görmüştü.

Yazar şimdi ‘Permakültür Şehirde’ ile şehirde yaşayıp bahçecilik yapmanın hem teknik hem de kültürel boyutlarını derinlemesine irdeleyerek konuyu bir üst boyuta taşıyor.

Şehir hayatı içinde keşmekeşten ve betondan nefes alamayanların fazlasıyla yararlanabileceği kitap, her okurun aynı zamanda nasıl iyi bir permakültür tasarımcısı olabileceğini, şehirde yaşarken nasıl yaratıcı ve sürdürülebilir çözümler ortaya koyabileceğini adım adım anlatıyor.

Bugün insan üretiminin ve tüketiminin beşiği artık kentlerdir ve dolayısıyla ürünlerin tümü buralarda hareket ediyor.

Dolayısıyla yenilenebilir bir şehir kültürü oluşturmak artık zorunlu bir hal almış durumda.

Bunun en iyi yollarından biri de, besin üretimini şehirde gerçekleştirmenin en iyi yollarından biri olan permakültür bahçeciliğidir.

  • Apartman balkonlarında küçük saksı bahçeleri oluşturmak,
  • Hobi bahçelerinde alçakgönüllü fakat ilham verici parseller kurmak,
  • Dar şehir arka bahçelerinde mikrobesin ormanları oluşturmak,
  • Parklarda besin üreten vahşi yaşam bahçeleri kurmak,
  • Ve kenar mahallelerde verimli çiftlikler tasarlamak isteyenlerin kesinlikle edinmesi gereken bir rehber kitap.

Künye: Toby Hemenway – Permakültür Şehirde, çeviren: Almıla Çiftçi, Yeni İnsan Yayınevi, ekoloji, 256 sayfa, 2018