Jonathan Neale – Küresel Isınmayı Durduralım, Dünyayı Değiştirelim! (2009)

Küresel ısınma günümüzün en baş ağrıtan ve gelecekte daha da ağrıtacak gibi görünen sorunlarının başında geliyor.

Bu konuda neler yapılabileceğine kafa yoran isimlerden Jonathan Neale, kitabında, küresel ısınmanın başlıca müsebbibinin büyük şirketler ve neoliberal politikalar olduğunu gösteriyor ve böylece sorunun boyutlarını gözler önüne seriyor.

İşe yarayabilecek çözümlere, zenginlerin neden harekete geçmek istemediklerine, iklim politikalarına ve alternatiflerin neler olabileceğine odaklanan Neale, daha iyi bir geleceğin yaratılabilmesi için büyük şirketlere kafa tutabilecek 6 milyar insanın harekete geçirilmesi gerektiğini söylüyor.

  • Künye: Jonathan Neale – Küresel Isınmayı Durduralım, Dünyayı Değiştirelim!, çeviren: Doğan Tarkan, Yordam Kitap, siyaset, 336 sayfa

Janisse Ray – Yeraltındaki Tohum (2015)

Radikal çiftçi Janisse Ray, Georgia’da küçük bir çiftlikte bir direniş hayatı inşa ediyor.

Yazar, besinlerimizin geleceğine dair kaygılarımızın arttığı bugün, yüzümüzü tohumlara nasıl dönebileceğimizi anlatıyor.

Kitap, tohumlar, yerel besinler, yerel çiftçilik uygulamaları ve yerel mutfak sanatları konusunda aydınlatıcı bilgiler barındırmasıyla çok önemli.

  • Künye: Janisse Ray – Yeraltındaki Tohum: Filizlenen Gıda Devrimi, çeviren: A. Müge Karan, Modus Kitap

Barbara Kingsolver, Camille Kingsolver ve Steven L. Hopp – Hayvan, Sebze, Mucize (2009)

Barbara Kingsolver ‘Hayvan, Sebze, Mucize’de, ailesiyle beraber bir yıl boyunca kendi yiyeceklerini nasıl ürettiklerini anlatıyor.

Arizona’daki evlerini terk ederek Güney Appalachia’daki çiftliklerine taşınan aile, yeni yerlerinde endüstriyel gıdalarla değil, sadece çevrelerinde yetişebilen ya da kendilerinin yetiştirdiği yiyeceklerle hayatlarını sürdürmüş.

Bu deneyim “Artık tabağımızdakilerin nereden geldiğini biliyoruz.” diyen Kingsolver ve ailesi için, toprak, tohumlar ve bunları birbirine karıştırma, yiyeceklerin nasıl yetiştiği gibi konularda gerekli bilgileri edindikleri öğretici bir süreci beraberinde getirmiş.

  • Künye: Barbara Kingsolver, Camille Kingsolver ve Steven L. Hopp – Hayvan, Sebze, Mucize, çeviren: Seda Çıngay Mellor, Bilge Kültür Sanat, günlük, 415 sayfa

Simon Springer – Coğrafyanın Anarşist Kökleri (2018)

Müşterekler fikri kaynakların ve toprağın ortaklaşa kullanımını anlatır; yani topluluklar ya da kişiler topladıklarını, yetiştirdiklerini, yarattıklarını paylaşırlar.

Başka bir ifadeyle, kaynaklar ve toprak düpedüz herkese aittir.

Öte yandan anarşizm ve coğrafyalar arasında her zaman yoğun düşünsel bağlar mevcut olmuştur.

İşte coğrafyacı Simon Springer de bu etkileyici kitabında, anarşist coğrafya fikrini Aydınlanma dönemindeki kökenlerinden 1990 başlarında küreselleşme karşıtı hareket ve kendin yap kültürünün ortaya çıkışıyla yeniden geçer akçe haline gelişine ve bugünkü durumuna dek geniş bir çerçevede irdeliyor.

Springer ilk olarak gönüllü birlikler, karşılıklı yardımlaşma, dayanışma, doğrudan eylem ve özerklik gibi konu ve kavramlar bağlamında özgürleşme meselesini ele alıyor.

Yazar ardından anarşizmi gündeliğin isyancı coğrafyaları, karşılıklı yardımlaşma ve gönüllü birlikler yoluyla gelişen çok yönlü bir süreç olarak değerlendiriyor.

Springer, anarşizmin gündelik siyasete ve kendileriyle bağlantılı mekân düzenlemelerine egemen olan köhne ve çürümüş yetkeci kurumlara ve bu bağlamda devletçiliğe, kapitalizme, toplumsal cinsiyet hâkimiyetine, heretonormatifliğe, ırksal baskıya, türcülüğe ve emperyalizme karşı çıkabilecek güçlü alternatif olduğunu belirtiyor.

  • Künye: Simon Springer – Coğrafyanın Anarşist Kökleri: Mekansal Özgürleşmeye Doğru, çeviren: Burak Esen, Sümer Yayıncılık, siyaset, 248 sayfa, 2018

Abdullah Aysu – Modern Dünyada Tarım ve Özgürlük (2018)

Bugün dünyamız, yalnızca işsizlik ve yoksulluğun artması gibi büyük sorunlarla uğraşmıyor.

Son yıllarda, buna açlık ve beslenme yetersizliği de eklendi ki, bu çok daha geniş bir kesimi etkileyen büyük sorunlardandır.

Yakın zamanda burada, Leandro Vergara-Camus imzalı ‘Toprak ve Özgürlük’ adlı kitabı göstermiştik.

Camus, söz konusu kitabında, Brezilya’nın Topraksız İşçi Hareketi (MST) ile Zapatist hareketi kapsamlı bir şekilde karşılaştırmış ve bu iki hareketin küreselleşen bir dünyada bizim için ne gibi mücadele olanakları sunduğunu tartışmıştı.

Abdullah Aysu’nun bu çalışması da, Türkçede MST konusunda yapılmış ilk çalışma olmasıyla büyük öneme haiz.

Kitap, hem topraksızlaştırılan köylülere, hem işsizleştirilen işçilere, hem de toprakları ellerinden alınmaya çalışılan köylülere dayanan ve mücadelesinin en belirgin yönü, toprakları “işgal” etme ve yerleşme olan MST’yi geniş bir çerçevede ele alıyor.

Aysu, bu hareket üzerinden, doğanın talanına ve bu talana eşlik eden kültürün talanına karşı doğayı nasıl toplumsallaştırabileceğimizi, Brezilya’nın yirmi üç eyaletinde 1,5 milyondan fazla kır yoksuluyla birlikte hareket eden Topraksız Kır İşçileri’nin birebir deneyimlerini izleyerek tartışıyor.

Topraksız Kır İşçileri,

  • Büyük bedeller ödeyerek kurdukları yerleşimler ve kamplarda kendi geçimlerini sağlamaya çalışıyorlar.
  • Geçimlerini hayvancılıkla ve meyve-sebze-hububat üreterek sağlamaya çalışıyorlar.
  • Kurdukları üretim ve tüketim kooperatifleriyle sömürü düzeninden kaçınıyorlar.
  • Eğitim kurumları inşa etmişler: Çocukları için kreş, okul açmışlar, gençleri için eğitim merkezleri kurmuşlar.
  • Meslek edindirme kursları açmışlar, organik gıda ve tarım eğitimleri veriyorlar.

Özetle, Topraksız Kır İşçileri Hareketi; doğayı ve insanı serbest sömürü alanı dışına çıkarma mücadelesi veriyor ve bu konuda oldukça da büyük başarı kaydettikleri ortada.

Aysu da, bu başarılı örnekleri tek tek gösteriyor ve bizi de toprağımıza, doğamıza, ekmeğimize ve yaşamımıza sahip çıkmaya davet ediyor.

  • Künye: Abdullah Aysu – Modern Dünyada Tarım ve Özgürlük: MST, Topraksız Kır İşçileri, Epos Yayınları, inceleme, 219 sayfa

Kolektif – Başka Bir Teknoloji Mümkün (2015)

Günlük hayatımızın hem vazgeçilmez hem de aşırı bir gerçeği haline gelmiş teknoloji olgusunu eleştirel bir perspektiften tartışan makaleler.

Tayfun Özkaya’nın editörlüğünü üstlendiği ve farklı yazarların katkıda bulunduğu kitap, teknolojinin sürdürülebilir hayata nasıl katkıda bulunacağı, özgür yazılımlar, teknolojinin toplumsal denetimi ve alternatif teknolojiler gibi konularda ufuk açıcı bir girişim.

  • Künye: Kolektif – Başka Bir Teknoloji Mümkün, editör: Tayfun Özkaya, Yeni İnsan Yayınevi

James Edward Hansen – Küresel Isınmanın Kırılma Noktası (2009)

James Edward Hansen, küresel ısınma denince akla ilk gelen isimlerden.

Zira bu küresel ısınma teorisini bilim dünyası ve kamuoyuyla paylaşan ilk isim, Hansen.

‘Küresel Isınmanın Kırılma Noktası’, Hansen’in kaleme aldığı yazıların yanı sıra, kendisi hakkında yazılmış metinleri bir araya getiriyor.

23 Haziran 1988’de, NASA’da iklimbilimci olarak çalışan Hansen, bir Senato komisyonunda, atmosferde sera gazı etkisi tespit ettiğini ve bunun dünyanın iklimini değiştirdiğini söylemişti.

Hansen, bundan yirmi yıl sonra da, küresel ısınmayı etkisiz hale getirmek için artık çok geç kalındığını ifade edecekti.

Kitap, Hansen’in açıklamalarının ve diğer yazılarının yanı sıra, konuya dair bugüne kadar yapılan bilimsel çalışmaları da barındırıyor.

  • Künye: James Edward Hansen – Küresel Isınmanın Kırılma Noktası, derleyen ve çeviren: Abdullah Yılmaz, Ayrıntı Yayınları, ekoloji, 250 sayfa

Mark Lynas – 6 Derece (2009)

Mark Lynas, ‘6 Derece’de, giderek ısınan dünyada, insanlığı nasıl bir geleceğin beklediğini, gerçekçi bir şekilde gözler önüne seriyor.

Yaşlı dünya için en büyük tehlikelerden biri olarak kabul edilen küresel ısınmaya odaklanan Lynas, her bir derece sıcaklık artışında kıyıların, kentlerin, ormanların, nehirlerin, ekili toprakların ve dağların ne hale geleceğini inceliyor ve küresel ısınmaya karşı nasıl tedbirler alınabileceğini irdeliyor.

Hangi doğru kararların verilmesiyle gezegenin ve dolayısıyla insanlığın kurtulabileceğini gösteren Lynas, küresel ısınmayı neden olan büyük devletleri de, çok geç kalmadan, sorumluluk almaya çağırıyor.

  • Künye: Mark Lynas – 6 Derece, çeviren: Duygu Akın, Kutlukhan Kutlu ve Aysun Yavuz, NTV Yayınları, ekoloji, 277 sayfa

Brian Morris – Antropoloji, Ekoloji ve Anarşizm (2018)

Din, benlik, toplum, Batı’da ve Doğu’da birey kavrayışları gibi konularda önemli çalışmaları bulunan Brian Morris, aynı zamanda anarşist antropolojinin önde gelen isimlerinden biri olarak biliniyor.

Bununla birlikte, Morris’in ‘Din Üzerine Antropolojik İncelemeler’ adlı kitabı dışında bizde yayınlanmış herhangi bir çalışması bulunmuyor.

İşte elimizdeki derleme ise, Morris’in antropoloji, ekoloji ve anarşizm konularını kapsamlı bir bakışla irdelediği makalelerini bir araya getiriyor.

Morris, yukarıda bir kısmını sıraladığımız kavramlar üzerinden avcı ve toplayıcı toplumlardan günümüze uzanarak anarşist bir antropolojinin ve ekolojinin imkânlarını ve düşünsel çerçevesini kuruyor.

Kitap bunun yanı sıra, şu an sosyal bilimlerde anarşizm, antropoloji ve ekoloji hakkında yürütülen güncel tartışmaların neler olduğu konusunda okurlarını aydınlatmasıyla da önemli.

  • Künye: Brian Morris – Antropoloji, Ekoloji ve Anarşizm, çeviren: Baran Karsak, Kolektif Kitap, antropoloji, 328 sayfa, 2018

Murray Bookchin – Toplumsal Ekolojinin Felsefesi (2017)

Murray Bookchin’in 1980’lerden bu yana ekoloji hareketinde ortaya çıkmış çeşitli eğilimlere karşı yöneltilmiş polemik yazılarından oluşan bu kitabı, yetkin bir perspektifle toplumsal ekolojinin felsefi temellerini ve düşünce kiplerini kuruyor.

Bookchin’in, toplumsal ekolojinin tarihsel ve politik yönlerini irdelediği daha önceki çalışmaları ‘Toplumu Yeniden Kurmak’ ve ‘Kentsiz Kentleşme’ ile bütünlük arz eden kitap, toplumsal ekolojinin felsefi temellerini kurarken de, bilhassa Hegel’in önemli bir etkide bulunduğu diyalektikçi yapıtları referans alıyor.

Tarihi ve ilerlemeyi tek-doğrultulu, kaçınılmaz ve erekbilimsel ya da bir anlamda, önceden belirlenmiş biçimde kabul etmeyen Bookchin, tarih, uygarlık ve ilerlemenin eleştirel bir sorgulamasını yaptığı kitabında felsefi doğalcılık, ekolojik etik, doğada özgürlük ve zorunluluk ve ekolojik açıdan düşünmenin parametreleri gibi konuları tartışıyor.

Diyalektik doğalcılığın toplumsal ekolojinin temelini oluşturduğunu söyleyen Bookchin, kitabının girişi bölümünde şu saptamayı yapıyor:

“Bu kitaptaki denemeler –ussal veya usa aykırı olanı, gerçek veya imgesel olanı, hakiki veya sahte olanı, iyi veya kötü olanı, özgür istençli veya otoriter olanı belirlemek için nesnel bir ölçüt belirlemenin ‘olanaksızlığından’ dolayı– özgürlüğün arzulanması, zorbalıktan ise nefret edilmesine ilişkin tavrımızın, sadece koşullara bağlı öznel bir temel taşıması gerektiği yaygın görüşünü eleştirmektedir. Bu tavır tarihsel gelişme veya maddi koşullarda kökü olmaksızın, soyut olarak oluşturulduğunda, kuramsal açıdan yargılanamaz ve salt bir fikir sorunu olarak kalır.”

  • Künye: Murray Bookchin – Toplumsal Ekolojinin Felsefesi: Diyalektik Doğalcılık Üzerine, çeviren: Rahmi G. Öğdül, Sümer Yayıncılık, ekoloji, 186 sayfa, 2017