Ailton Krenak – Dünyanın Sonunu Erteleme Fikirleri (2021)

İnsanlık tarihte pek çok kez “dünyanın sonu”yla karşılaştı.

Brezilyalı aktivist, akademisyen ve yazar Ailton Krenak, gezegeni kurtarmak, kıyamete engel olmak için acilen neler yapabileceğimizi açıklıyor.

Yalnızca çeşitliliğin tanınması ve insanın diğer türlerden üstün olduğu fikrinin reddedilmesi bile, varlığımıza yeni bir anlam verebilir ve uçuruma doğru bu aptalca yürüyüşümüzü engelleyebilir.

Gezegenimiz, bugün en büyük çevre felaketleriyle karşı karşıya.

Küresel salgınlar, aşırı hava olayları ve devasa orman yangınları şu anda Antroposen olarak adlandırılan dönemin tezahürleri.

Uygarlığımız bizi topraktan, nehirlerden ve ağaçlardan uzaklaştıran yapılar, örgütler, kurumlar, kurallar ve bu kurallara uymayı reddeden herhangi bir topluluğu marjinalleştirmeye -ve bazen de tamamen ortadan kaldırmaya- zorlayan bir dünya sistemi üzerine inşa edilmiştir.

Dünyanın pek çok yerinde yerli halklar daha önce de birçok kez “dünyanın sonu”yla karşı karşıya kalmıştı.

Şimdi ise uçuruma doğru giden bu küresel yürüyüşü durdurmak için öncelikle bakış açımızın homojenleştirici etkisini reddetmeli ve doğada bize ait olan yeri yeniden kazanmamızı sağlayacak yeni bir fikri kucaklamalıyız.

Ancak o zaman hayatta kalmak için yeni çözümler üretebiliriz.

Tutku ve zekâyla kaleme alınmış ‘Dünyanın Sonunu Erteleme Fikirleri’, çağın büyük düşünürlerinden biri tarafından yazılmış bir ekolojik kurtuluş manifestosu.

  • Künye: Ailton Krenak – Dünyanın Sonunu Erteleme Fikirleri, çeviren: Melinda Andonyan, Sander Yayınları, ekoloji, 72 sayfa, 2021

Hikmet Birand – Anadolu Manzaraları (2021)

Hikmet Birand, keşke haksız çıksaydı dediğimiz insanlardan.

Zira İlk kez 1957 yılında yayımlanan bu kitabı, daha o zamandan bugünkü büyük yıkımı öngörmüştü.

‘Anadolu Manzaraları’, doğaya yakılmış bir ağıt olarak okunabilir.

Kitap, Birand’ın farklı zamanlarda kaleme aldığı yazılarından derlenmiş.

Yazılmalarının üzerinden geçen yarım yüzyılı aşkın zamana rağmen kitapta yer alan yazılar güncelliklerinden ve doğruluklarından hiçbir şey kaybetmedi.

Küresel iklim krizinin hayatlarımızı her yönüyle etkilediği günümüzde, içinde yaşadığımız çevreyle ilişkimizi baştan aşağı değiştirmemiz gerektiği tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriliyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Türkiye’de tabiat, ayağımızın altından kayıp gitmektedir. Bu nasıl olmaktadır, nasıl önlenmelidir, önlenmezse memleketin hali nice olur?… Türkiye, tabiatı bin bir tezatla, bin bir güzellikle dolu bir memlekettir. Her bölgesinin ayrı özelliği, her bölgesinin tabiat severleri hayran bırakacak cazibeleri vardır… Lakin Türkiye, tabiatı en çok hırpalanmış olan memleketlerden biridir… şu yamaçtan geçecek şose tabiat manzarasının ahengini bozar mı, vadideki derenin kenarına kurulacak fabrika, vadinin şirinliğine bir tatsızlık katar mı, falan ormanda yapılacak sanatoryumun, falan dağda inşa edilecek otelin mimarisi tabiata uyacak mı…”

  • Künye: Hikmet Birand – Anadolu Manzaraları, İş Kültür Yayınları, inceleme, 116 sayfa, 2021

Damien Dekarz – Ay Ay Permakültür Bahçesi (2021)

Bu kitap, permakültür hakkında pratik ve uygulanabilir bilgiler isteyenler için biçilmiş kaftan.

Damien Dekarz, verimli bir meyve ve sebze bahçesi kurmak için ay ay neler yapılacağını teknik yönleriyle açıklıyor.

Permakültür alanındaki ilham verici Youtube videolarıyla tanınan Dekarz bu kitabını, biyoçeşitliliği hedefleyen verimli bir meyve ve sebze bahçesi kurmayı hayal edenlere yardımcı olmak için hazırlamış.

Günümüzde sağlıklı ve doğaya saygılı beslenmek isteyenlerin sayısı gitgide artarken her gün daha çok insan permakültüre yöneliyor.

Görsel detayların pratik bilgilere eşlik ettiği bu kitabın merkezinde de permakültür yatıyor.

Dekarz’ın bir bahçenin tasarımı ve bakımı için ay ay yapılması gerekenleri teknikleriyle açıkladığı bu rehber sayesinde siz de kendi bahçenizi yaratabilirsiniz, hangi ayda olursanız olun her zaman bahçeniz için yapabileceğiniz bir şeyler vardır.

Dekarz ürünleri yetiştirirken verimli bir toprağa sahip olmak için gereken tekniklerin yanı sıra nasıl kompost ve gübre yapılacağı, tohumların nasıl ekileceği ve nasıl çelik dikim yapılacağı gibi bilgilere de yer veriyor.

Bunun yanı sıra toprağı bellemeye ve böcek ilacı gibi zararlı maddeler kullanmaya gerek kalmadan nasıl tarım yapılacağını da anlatıyor.

Ve böylece, dışarıdan yardım alınmadan insanın nasıl kendine yetebileceğini gösteriyor

Kitap, bahçecilik tavsiyelerini sıralayan bir çalışma olmaktan ziyade, canlılar dünyasının karmaşıklığına hâkim olmak ve doğayla uyum içinde yaşamak konusunda bize eşsiz bilgiler içermesiyle de önemli.

  • Künye: Damien Dekarz – Ay Ay Permakültür Bahçesi, çeviren: Hale Ağaçayak, Pegasus Yayınları, ekoloji, 176 sayfa, 2021

Emmanuel Le Roy Ladurie – Kısa İklim Tarihi (2021)

‘Kısa İklim Tarihi’, iklim tarihi alanında yapılmış araştırmaların özenli ve öğretici bir sentezi.

Emmanuel Le Roy Ladurie, iklim tarihinin yöntemlerinin neler olduğundan bu alana katkı yapmış önemli tarihçilerin kimler olduğuna, konuyu geniş bir çerçevede ele alıyor.

Gezegenin geleceği hakkında devam eden tartışmalarda önemli bir katkı sunacak çalışma, iklim tarihini ortaçağdan günümüze uzanarak izliyor.

Kitapta bunun yanı sıra, XV. Louis döneminde bir “buz çözülmesi”nden hangi bağlamda söz edilebileceği, hava koşullarının Fransız Devrimi’nin patlaması yönünde rol oynayıp oynamadığı ve Fransız Devrimi esnasındaki “tarımsal-iklimsel” çevrenin bazı toplumsal-siyasal serpintilerinin olup olmadığı gibi ilginç sorulara da yanıt veriliyor.

  • Künye: Emmanuel Le Roy Ladurie – Kısa İklim Tarihi, çeviren: Mehmet Ali Kılıçbay, Doğu Batı Yayınları, tarih, 147 sayfa, 2021

Naomi Klein – Yanıyoruz (2021)

Yaşadığımız ekolojik krizde aslan payı olan gelişmiş ülkeler sorunun çözümü için kılını bile kıpırdatmıyor.

Naomi Klein, dört bir yanı sarmış bu yangını çok geç kalmadan nasıl söndürebileceğimizi tartışıyor.

‘Yanıyoruz’, Klein’in iklim değişikliği konusunda son yıllarda yayımlanmış yazılarını ve yaptığı konuşmaları bir araya getiriyor.

Klein kitabında, meselenin önemini bir kez daha yüksek sesle dillendiriyor, tabloda payı olan gelişmiş ülkelere, Yeşil Yeni Düzen ve benzeri anlamlı politikaları bir an önce hayata geçirmeleri için çağrıda bulunuyor.

  • Künye: Naomi Klein – Yanıyoruz: Yeşil Yeni Düzen Üzerine (Ateşli) Fikirler, çeviren: Elif Sema Mutlu, Doğan Kitap, ekoloji, 352 sayfa, 2021

Vandana Shiva – Yeryüzüyle Barışmak (2021)

‘Yeryüzüyle Barışmak’, Vandana Shiva’nın kırk yıla yayılan dünya ve insan haklarını savunma mücadelesinin meyvesi.

Shiva, ekolojik ve etik sınırlara saygı duymayan, eşitsizliği, açgözlülüğü, adaletsizliği ön planda tutan yeryüzüyle savaşın dünyayı getirdiği yıkımın çarpıcı bir resmini çektiği gibi, doğada ve gıdada adaleti nasıl sağlayabileceğimizi de tartışıyor.

Sınırsız büyüme üzerine kurulu olan küresel şirket ekonomisinin, gezegene ve insanlara karşı sürekli bir savaş ekonomisi haline geldiğini ve yeryüzüyle barışmanın, günümüzde yeryüzüne ve insanlara karşı açılan savaşlara şahitlik etmek olduğunu belirten Shiva, aynı zamanda bu şahitliğin dünyanın, toprağın, suyun, ormanların, tohumların, biyolojik çeşitliliğin ve insanların haklarını savunmak için verilen mücadelelerin hikâyelerini anlatıyor.

Neoliberal ekonomik küreselleşme modeli, başka bir alternatifin olmadığı varsayımına dayanır.

Ancak yerli kültürlerde ve yerel ekonomilerde, pek çok alternatif bulunuyor.

Vandana Shiva da, bugün yaşadığımız krize çözüm olacak pek çok alternatifi bu kitabında karşımıza çıkarıyor.

  • Künye: Vandana Shiva – Yeryüzüyle Barışmak, çeviren: Tuğba Elçin, Yeni İnsan Yayınevi, ekoloji, 248 sayfa, 2021

Sepp Holzer – Permakültür Uygulamaları (2021)

Doğa bereketlidir ve çok cömerttir.

Bu kitap da, kendi bahçesini kurarak bu cömertliğe yakından bakmak isteyenler için altın değerinde bir kaynak.

Avusturya’da muhteşem bir çiftlik kurmuş Sepp Holzer, arazi düzenlemeden su yönetimine, uyguladığı özgün permakültür uygulamalarını bizimle paylaşıyor.

Doğa tüm tasarımlarında mükemmeldir.

İnsan onun efendisi değil, sadece bir parçasıdır.

Ona saygı duyulur, gözlemlenir ve onunla iş birliği yapılırsa her türlü arazide yüz güldüren sonuçlar, çiçekler, lezzetli meyve ve sebzeler olarak karşılık alınır.

Avrupa’nın ortasında, Avusturya’da Sepp Holzer, imrenilecek bir çiftlik kurdu.

Uyguladığı özgün permakültür uygulamaları, hepimize ilham ve ipuçları veriyor.

Arazi düzenleme, taraçalar, su yönetimi, mikro iklim uygulamaları, kümes hayvanları, gıda ormanı, permakültür sistemi, mantar yetiştirme, sıvı gübre yapımı, kent bahçeleri, bitkilerden insanlar için ilaç yapımı, çiftlik hayvanları ve bütüncül mera yönetimi…

Uygulamaların kimisini aynen bahçenizde tekrarlayabilirsiniz.

Salyangozla mücadele ya da bitkilerin güçlenmesi için verdiği bitkisel formüller gibi.

Bazı uygulamaların da mantığını özümseyip kendi bahçenizde yapacağınız gözlemlerle benzeri yapılar kurabilirsiniz.

Permakültür uygulamalarının en güçlü yanı, ezbere dönüşmeden bütün dünyada ve tabii bizim güzel ülkemizde de uygulanabilir olmasıdır.

Çiçekli, meyveli, mis kokulu bahçeler ya da çiftlikler kurmak için elinizdeki kitap, benzersiz bir ilham kaynağı ve bilgi deposu.

  • Künye: Sepp Holzer – Permakültür Uygulamaları, çeviren: N. Ceren Sümer Turanlıgil, Yeni İnsan Yayınevi, ekoloji, 216 sayfa, 2021

Kolektif – Natüralizm ya da Yitirirken Doğayı Hatırlamak (2021)

 

Natüralizm, resmi felsefenin görmezden geldiği akımlardan.

Doğanın büyük yıkımdan geçtiği bugünlerde yeniden dikkatleri üzerine çekmeye başladı.

İşte bu nitelikle derleme de, farklı alanlardan gelen uzmanlar Natüralizmin ilk çağlardan bugüne uzanan hikâyesine dikkatimizi çekiyor.

Felsefeciler, hukukçular, siyaset bilimciler ve tarihçilerin katkıda bulunduğu çalışma, resmî felsefe tarihinin gölgesinde kalmış Natüralizmin M.Ö. birinci yüzyıldan günümüze uzanan gelişimini izliyor.

Gerçeğin bilgisini yalnızca Doğa’da aradıkları için yok sayılmış, bazıları sapkınlıkla suçlanmış, hatta yok edilmiş düşünürleri gün yüzüne çıkarıyor.

Doğa’nın elimizden kayıp gitmekte olduğu bir çağda, bizleri onun hakkında kapsamlı bir şekilde yeniden düşünmeye davet ediyor.

Fakat bu sefer başka türlü: Doğa’nın mahvında pay sahibi olan eril hâkim söylemi dinleyerek değil, fikirlerin yeraltı akıntılarını izleyerek, bir karşı-düşünce hattının denenmemiş yollarından giderek.

Derlemede fikirleri ele alının düşünürler ve yazarlar şöyle:

Lucretius (Thomas Nail); Plinius (M. İbrahim Ertuğrul); Hallacı Mansur (Önder Kulak); İbn Rüşd (Diego Tatián); Marguerite Porete (Eylem Canaslan); Isotta Nogarola (Saadet Yediç); José de Acosta (Cansu Muratoğlu); Giordano Bruno (Fırat İlim); Cesare Vanini (Cemal Bâli Akal); Pierre Gassendi (Baver Demircan); Nicolas Steno (Maxime Rovère); J. O. de La Mettrie (Kağan Kahveci); Olympe de Gouges (Eylem Yolsal-Murteza); Beşir Fuad (Fatma Gül Karagöz); Constance Naden (Özgür Şahin); Willard Van O. Quine (Erhan Demircioğlu) ve Arne Næss (Gaye Çankaya Eksen).

  • Künye: Kolektif – Natüralizm ya da Yitirirken Doğayı Hatırlamak, editör: Eylem Canaslan ve Cemal Bâli Akal, Dost Kitabevi, felsefe, 482 sayfa, 2021

Vladimir İvanoviç Vernadski – Biyosfer (2021)

Darwin ile kıyaslanan Vladimir İvanoviç Vernadski, modern mineraloji, jeokimya ve ekoloji bilimlerinin kurucusu sayılır.

Vernadski’nin bilhassa ekoloji, jeoloji ve bilim tarihi alanlarında çığır açmış ‘Biyosfer’, yayınlanışından 95 yıl sonra nihayet Türkçede.

Vernadski’nin az tanınmışlığı, antikomünizmin bilim dünyası üzerindeki sansürünün üzücü örneklerinden biridir.

Fakat Vernadski’nin fikirleri de, kendisine atfedilmese dahi farklı kanallardan yaygınlaştı ve kabul gördü.

Biyosfer terimi farklı bilim insanları tarafından farklı anlamlarda kullanılmış olsa da, terimin bugün kabul edilen tanımı Vernadski’nin ‘Biyosfer’ kitabında inşa edildi.

Vernadski, bilim, teknoloji ve enerjinin evrensel, barışçı ve uygarlaştırıcı gücüne vurgu yaparken materyalizmi savundu, insan merkezci biyosfer tasarılarına karşı, doğanın işleyişinde yaşam merkezci ve holistik bir yönelimi temsil etti.

İlk olarak ‘Biyosfer’de ifadesini bulan pek çok bilimsel kavram ve yöntem, insanlığın ve misafiri olduğu gezegenin ortak geleceğini anlamlandırmak için hâlâ temel bilimsel kaynak niteliğinde.

İklim krizinin ve ekolojik yıkımın giderek derinleştiği dünyamızda yaşamın ilişkiselliğine, canlıların bütünselliğine, ekolojik bağlara dair yeniden düşünmeye çağıran bu kitap, tarihsel öneminin yanı sıra güncele de sıkı sıkıya bağlanıyor.

Son kısmında Vernadski’nin yaşamına dair bir kronoloji de sunan çalışma, yalnızca ekoloji, jeoloji, bilim tarihi ve felsefesi ile ilgilenenler için değil, gezegenimizin güncel ve yakıcı sorunlarına yönelik politik bir arayış içerisinde olanlar için de temel bir kaynak niteliği taşıyor.

  • Künye: Vladimir İvanoviç Vernadski – Biyosfer, çeviren: Onur Küçükarslan, Yordam Kitap, bilim, 192 sayfa, 2021

Kolektif – Agroekoloji (2021)

Dünya çapındaki gıda şirketleri, doğal tarım ürünlerine ulaşmamızın önündeki en büyük engel.

1980’lerde ortaya çıkmış agroekoloji hareketi ise, şirket tipi üretime en iyi alternatif.

İşte bu derleme de, agroekolojinin muazzam imkânlarını net bir şekilde ortaya koymasıyla çok önemli.

Bir bilim, uygulama ve hareket olarak 1980’lerde dünya sahnesine çıkan agroekoloji günümüzde, endüstriyelleşmiş, tek tip ürüne dayanan, doğaya zarar veren, kâr rasyonalitesini temel alan şirket tipi üretim karşısında güçlü bir alternatif haline geldi.

Agroekoloji organik tarım, permakültür, onarıcı tarım, doğal tarım gibi değişik yaklaşımları bir araya toplar ama bunlardan daha fazlasıdır:

Ayırt edici hedefleri arasında çiftçilerin girdi bağımlılığını ortadan kaldırmak, gıda üretimine bir ekonomi-politik meselesi olarak bakarak gelir dağılımının daha adil hale gelmesine çalışmak, zararlıların ve hastalıkların polikültür, doğal şeritler, doğal tarla sınırları vb. uygulamalarla kontrol altına alınması, çiftçiden çiftçiye bilgi aktarımını hayata geçirmek, tarımsal sorunların çözümü için geleneksel kadim bilgiyi günümüzün bilimsel tarım bilgisiyle bütünleştirmek, genel geçerli reçeteler yerine, yerele odaklanan bir bilgi birikimini ve paylaşımını teşvik etmektir.

İyi haber:

Dünya çapındaki gıda şirketlerinin bütün baskılarına rağmen günümüzde gıda üretiminin %70’i hâlâ küçük çiftçilikle yapılıyor.

Bunun anlamı, sağlıklı gıdalar için hâlâ çok geç değil.

Bu kitapta söz alan yazarlar ise, agroekolojinin çeşitli veçhelerini –yaygınlaşmasının önündeki engeller ve imkânlar da dahil– ele alırken bu ümidi korumaya ve geliştirmeye çalışıyorlar:

Başka bir tarım mümkün, başka bir dünya mümkün!

  • Künye: Kolektif – Agroekoloji: Başka Bir Tarım Mümkün, hazırlayan: Tayfun Özkaya, Mesut Yüce Yıldız, Fatih Özden ve Umut Kocagöz, Metis Yayınları, ekoloji, 328 sayfa, 2021