Gönül Bakay – Simone de Beauvoir (2014)

  • SIMONE DE BEAUVOIR, yayına hazırlayan: Gönül Bakay, Bahçeşehir Üniversitesi Yayınları, biyografi, 456 sayfa

Farklı yazarların katkıda bulunduğu kitap, Jean-Paul Sartre ile birlikte felsefesiyle çığır açmış, feminist çalışmalara büyük katkılar sunmuş ve bu arada yirmi iki kitap ortaya koymuş Simone de Beauvoir’in yaşamı ve eserlerine odaklanıyor. İkinci dalga feministlerden Beauvoir’e dair bir başvuru kaynağı olan kitabın birinci bölümü yazarın yaşamına, ikinci bölüm fikirleri ve felsefesine, son bölüm ise öykü, roman ve deneme kitaplarının analizine ayrılmış. Kitap ayrıca, Albert Camus, şair, romancı ve tiyatrocu Jean Cocteau, psikanalist Jacques Lacan, tiyatro yazarı Jean Genet ve heykeltıraş Giacometti gibi Beauvoir’in hayatında yer etmiş meşhur isimler hakkında önemli ayrıntılar da barındırıyor.

Kolektif – Çatışan Feminizmler (2008)

  • ÇATIŞAN FEMİNİZMLER, kolektif, çeviren: Feride Evren Sezer, Metis Yayınları, feminizm, 190 sayfa

Feminizm ve postmodernizm üzerine sorular soran ‘Çatışan Feminizmler’in en dikat çeken yanı, bu iki “izm”in kesiştiği ve ayrıldığı noktaları irdelemesi. Kitap temelde, Seyla Benhabib, Judith Butler, Nancy Fraser ve Drucilla Cornell gibi, günümüzün tanınan feministlerinin bir sempozyumda bir araya gelerek yaptıkları tartışmalardan oluşuyor. Bu tartışmaların asıl zenginliği ise feminizmin sabit, içeriği ve sınırları belli bir alan olmadığını, aksine pek çok feminist perspektifin bulunduğunu ve asıl yapılması gerekenin de bunları sentezlemek olduğunu göstermeleri.

Feryal Saygılıgil (haz.) – Kadınlar Hep Vardı (2017)

  • KADINLAR HEP VARDI, hazırlayan: Feryal Saygılıgil, Dipnot Yayınevi, feminizm, 352 sayfa

Ülkenin feminist yazınına önemli bir katkı sunan, Türkiye’nin sosyalist tarihinde yer etmiş kadın portrelerine yer veren bir çalışma. Kitap Mari Beyleryan, Zabel Yasayan, Athina Gaitanou-Gianniou, Yaşar Nezihe, Sabiha Sertel, Suat Derviş, Fatma Nudiye Yalçı, Zehra Kosova, Sevim Belli, Sevgi Soysal, Leylâ Erbil ve Şirin Cemgil’in portresini sunarken, aynı zamanda Türkiye’deki sosyalist kadın mücadelesinin nitelikli bir panoramasını da sunuyor. Bu toprakların egemenleri, kadınları ne kadar görmezden gelirse gelsin, onlar karşı çıkışlarıyla, direngenlikleri ve mücadeleleriyle kendilerini sürekli ortaya koydu ve halen ortaya koymakta. Bu önemli kitap da, o kadınları daha görünür kılmasıyla, bunu bize bir kez daha hatırlatıyor.

Pınar Melis Yelsalı Parmaksız – Türkiye’nin Modernleşmesinde Kadınlar (2017)

Türkiye’nin modernleşmesinde kadınların vazgeçilmez rolleri oldu. Özellikle Cumhuriyet’in ilanından itibaren, hiçbir zaman yeterli derecede olmasa da kadınlar hem kamusal alanda hem iş dünyasında hem de siyasette daha görünür hale geldi.

İşte bu kitap da, 1839’dan günümüze uzanarak kadınların Türkiye modernleşmesindeki yerini aydınlatıyor.

Pınar Melis Yelsalı Parmaksız’ın oylumlu kitabı, bu süreci siyasal liderlerin eşleri üzerinden izliyor.

Mevhibe İnönü, Berin Menderes, Rahşan Ecevit ve Semra Özal, bu isimlerden bazıları.

Parmaksız, kimi zaman bu kadınların kendi açıklamalarına kimi zaman da yakın çevrelerinden insanların onlara dair anlatımlarına dayanarak, siyasi liderlerin eşlerinin hayat hikâyelerini veriyor.

Kitap, Türkiye’de toplumsal cinsiyete dair kimliklerin ve ilişkilerin dönüşümüne daha yakından bakmak için iyi bir fırsat.

  • Künye: Pınar Melis Yelsalı Parmaksız – Türkiye’nin Modernleşmesinde Kadınlar, İmge Kitabevi, kadın, 254 sayfa

Dikmen Yakalı Çamoğlu – Kaynana Ne Yaptı, Gelin Ne Dedi? (2017)

  • KAYNANA NE YAPTI, GELİN NE DEDİ?, Dikmen Yakalı Çamoğlu, İletişim Yayınları, kadın, 216 sayfa

Erken Cumhuriyet döneminde (1923-1950’ler) evlenme yoluyla edinilen kadınlar arası akrabalık ilişkilerine odaklanan, Türk ailesine ve genel olarak aile kurumuna kuramsal bir yaklaşım getiren özgün bir çalışma. Dikmen Yakalı Çamoğlu burada aile hikâyelerinin nasıl kurulduğunu, aile fertleri arası ilişkilerdeki “güç” olgusunun neyle ve nasıl kurulduğunu, kimlerin bu hikâyelerden ve hangi gerekçelerle dışlandığını, aile büyüklerinin ne gibi nitelikleriyle aile hikâyelerinde kendilerine yer bulduklarını ve bunun gibi pek çok önemli ayrıntıyı irdeliyor. Sağlam bir kuramsal çerçeve ve mülakatlarla zenginleşen; romanlardan alıntılar ve popüler kültürden örneklerle beslenen kitap, bildiğimiz aile olgusunu farklı bir gözle ele alıyor. Keyifli ve ufuk açıcı bir çalışma.

Burcu Hatiboğlu – İmkânsız Medeniyet (2017)

  • İMKÂNSIZ MEDENİYET, Burcu Hatiboğlu Eren, Ayizi Kitap, inceleme, 144 sayfa

Kentsel dönüşüm, bilhassa AKP’nin iktidar yıllarında yoğunluklu olarak gündemimizde yer aldı ve göründüğü kadarıyla uzun bir süre de böyle olmaya devam edecek. Türkiye’nin her tarafının “dönüştüğü” bu sürecin, esasında açık bir rant mekanizması olduğu açık bir biçimde görülüyor. Bu kitap ise, kentsel dönüşüme farklı bir pencereden, kadınların gözünden bakıyor. TOKİ’nin Ankara’da yaptığı Aktaş Mahallesi’nden kadınların deneyimine dayanan kitap, gecekonduların çok katlı ve karmaşık TOKİ binalarıyla yer değiştirmesinin kadınların cephesinden nasıl göründüğünü gözler önüne seriyor. Eskiden bahçeli, ferah evlerin olduğu mahallelerde yaşamış kadınlar, bahçesi dahi olmayan, içine kapalı bu “steril” mekânların hayatlarını nasıl dönüştürdüğünü, kendilerini nasıl yabancılaştırdığını anlatıyor.

Sassa Buregren ve Elin Lindell – Feminizme Devam (2017)

  • FEMİNİZME DEVAM, Sassa Buregren ve Elin Lindell, çeviren: Ünzile Tekin, Güldünya Yayınları, feminizm, 80 sayfa

İsveçli yazar ve sanatçı Sassa Buregren daha önce yayımlanan ‘Küçük Feministin Kitabı’, feminist çocuk ve gençlik edebiyatının önde gelen yapıtlarından biri olarak kabul ediliyor. Yazar söz konusu kitabında, İsveç’te yaşayan Ebba adlı karakterinin kadınlar ve erkekler üzerine düşünmesini ve toplumsal cinsiyete dair var olan eşitsizlikler konusunda aydınlanmasını anlatmıştı. Buregren’in Elin Lindell ile birlikte kaleme aldığı bu kitap da, feminizmin ne olduğu, feminist fikirlerin nasıl ortaya çıktığı, toplumsal cinsiyet eşitliği için neden mücadele edilmesi gerektiği ve toplumsal cinsiyetin farklı coğrafyalarda değişik biçimlerde nasıl ortaya çıkıp geliştiği konularında genç okurlarını bilgilendiriyor. Kitap, Buregren’in gençlerle feminizm konusunda yaptığı söyleşilerin neticesinde ortaya çıkmış.

Gizem Çelik – Öldüren Erkek(lik)ler (2017)

  • ÖLDÜREN ERKEK(LİK)LER, Gizem Çelik, Nota Bene Yayınları, toplumsal cinsiyet, 336 sayfa

olduren-erkeklikler

Türkiye’nin en yakıcı sorunlarının başında, kadına yönelik şiddet geliyor. Hatta kamuoyunda bu yönde büyük bir tepki oluştuğu halde, kadına yönelik işkence ve cinayetler azalmak yerine gün geçtikçe daha da artıyor. Gizem Çelik’in bu önemli çalışması da, eşine şiddet uygulamış cezaevindeki erkeklerin dünyasını gözler önüne sermesi açısından, alana önemli bir katkı sunuyor. Doğrudan bu erkeklerin anlatımlarıyla yol alan bu kitap, meselenin ataerkil boyutunu kapsamlı ayrıntılı bir şekilde serimliyor. Sorunu saptamakla kalmayıp, bunun çözümü konusunda öneriler de geliştiren Çelik, hem eleştirel erkeklik incelemeleri hem de toplumsal cinsiyet konularına ilişkin nitelikli bir kaynağa imza atmış.

Alison Stone – Feminist Felsefeye Giriş (2017)

  • FEMİNİST FELSEFEYE GİRİŞ, Alison Stone, çeviren: Yonca Cingöz ve Bilge Tanrısever, Otonom Yayıncılık, feminizm, 344 sayfa

feminist-felsefeye-giris

Hem feminist felsefe hem feminist teori hem de felsefe alanlarında düşünen ve çalışanlara hitap edecek önemli bir yapıt. Alison Stone cinsiyet, toplumsal cinsiyet, cinsellik, cinsel fark, özcülük, doğum ve feminizm gibi kavramlar bağlamında feminist bir felsefenin imkânlarını tartışırken Irigaray, de Beauvoir, Butler, Wittig, Braidotti gibi feminist düşünürlerin katkılarını da ortaya koyuyor. Aynı zamanda Arendt, Foucault, Freud ve Lacan gibi düşünürlerin feminist felsefeye etkilerini de gözler önüne seren Stone, okurunu bir yanı feminizme diğer yanı felsefeye açılan aldığı güncel bir tartışmaya davet ediyor.

Maureen Dowd – Erkekler Gerekli mi? (2007)

  • ERKEKLER GEREKLİ Mİ?, Maureen Dowd, çeviren: Mahmut Tuna ve Zekiye Yaraş Meriç, Saga Yayınları, kadın, 320 sayfa

erkekler-gerekli-mi

Kadına yönelik baskıların azalmak yerine arttığı bu dönemde, bu sorunun çözümü konusunda önemli bir perspektif sunan feminist harekete daha bir dikkat kesilmemiz elzem. Maureen Dowd’un ‘Erkekler Gerekli mi?’ isimli kitabı da, feminist teoriyi yeniden canlandırma çabası olarak düşünülebilir. “Kadınlarla erkekler arasındaki karmaşık ilişkiler üçe ayrılır: Trajediler, komediler ve trajikomediler,” diyen Dowd, çok geniş bir çerçevede erkek-kadın ilişkilerinin günümüzde aldığı biçime odaklanıyor. Özellikle Dowd’un konu hakkında yaptığı göndermelerin, kitabı daha da ilgi çekici kıldığını söylemekte fayda var. Dowd’un çalışması, konu hakkında ileriye gitmenin, ancak geçmişi eleştirerek bugüne bakmakla mümkün olduğunu savunuyor.