Vaclav Smil – Büyüme (2025)

Vaclav Smil bu kitabında “büyüme” kavramını yalnızca ekonomik değil, biyolojik, teknolojik ve toplumsal bağlamlarda ele alıyor. Mikroorganizmalardan ormanlara, çocuklardan şirketlere, şehirlerden medeniyetlere kadar her şeyin bir büyüme eğrisi vardır. ‘Büyüme: Mikroorganizmalardan Mega Kentlere’ (‘Growth: From Microorganisms to Megacities’), bu ortak kalıpları disiplinler arası bir bakış açısıyla incelerken, büyümenin hem doğasında var olan hem de sınırlarına dayanan bir süreç olduğunu vurguluyor.

Kitap, ilk olarak biyolojik sistemlerin büyümesini inceliyor: Hücre bölünmesi, bitki gelişimi, hayvanların büyüme eğrileri… Ardından insan yapımı sistemlere geçiyor: Enerji altyapıları, tarım sistemleri, teknolojik gelişmeler ve şehirleşme. Smil, bu sistemlerin her birinde görülen S-şeklindeki büyüme eğrisinin, önce hızla yükselip ardından durağanlaştığını belirtiyor. Yani sınırsız büyüme ne doğada ne de toplumda mümkündür.

Büyüme, her zaman ilerleme anlamına gelmez. Özellikle ekonomik büyüme, çevresel sürdürülebilirlikten sosyal eşitsizliğe kadar birçok sorunla birlikte geliyor. Smil, modern dünyanın büyümeyi kutsallaştırmasının, doğal sınırların ve kaynakların göz ardı edilmesine neden olduğunu ortaya koyuyor. Megakentlerin yükselişi, sanayi devrimiyle artan üretim ve enerji tüketimi bu eğilimin çarpıcı örnekleridir.

Kitabın sonunda Smil, büyümenin kaçınılmaz sonu olan “doyum” noktasına dikkat çekiyor. Sonsuz büyüme yerine, dengeli ve sürdürülebilir sistemler kurmanın gerekliliğini ortaya koyar. Büyümeyi anlamak, yalnızca geçmişi değil, geleceği de doğru yorumlayabilmek için kritik önemdedir. Bu kitap, hem bilimsel hem felsefi düzeyde düşündüren bir büyüme anatomisi sunar.

  • Künye: Vaclav Smil – Büyüme: Mikroorganizmalardan Mega Kentlere, çeviren: Cahit Kaya, Pegasus Yayınları, inceleme, 768 sayfa, 2025

Mariana Mazzucato – Misyon Ekonomisi (2025)

Mariana Mazzucato bu kitabında, kamusal ve özel sektör iş birliğini, büyük ve cesur “misyonlar” etrafında yeniden düşünmeyi öneren bir çalışma. ‘Misyon Ekonomisi: Kapitalizmi Değiştirmek İçin Cüretkâr Bir Rehber’ (‘Mission Economy: A Moonshot Guide To Changing Capitalism’), 1960’lardaki Apollo Ay inişi projesi gibi büyük ölçekli ve iddialı misyonların, sadece teknolojik ilerlemeyi değil, aynı zamanda ekonomik büyüme ve toplumsal fayda sağlamadaki potansiyelini vurguluyor. Kitap, günümüz kapitalizminin karşı karşıya olduğu iklim krizi, sağlık eşitsizlikleri ve dijital bölünme gibi büyük sorunların üstesinden gelmek için, hükümetlerin piyasaları sadece “düzeltici” bir rol üstlenmek yerine, piyasaları “şekillendiren” ve yeniliği yönlendiren cesur aktörler olması gerektiğini savunuyor.

Mazzucato, devletin inovasyondaki ve değer yaratmadaki rolünün genellikle göz ardı edildiğini veya küçümsendiğini belirtiyor. Özel sektörün risk alıcılığı ve yenilikçiliği yüceltilirken, devletin uzun vadeli ve riskli yatırımlarının (temel bilim araştırmaları, altyapı projeleri) çoğu zaman görmezden gelindiğini iddia ediyor. Kitap, devletin sadece pazar başarısızlıklarını düzeltmekle kalmayıp, aynı zamanda yeni pazarlar yaratma ve toplumsal hedeflere ulaşmak için iddialı hedefler belirleme yeteneğine sahip olduğunu gösteren örnekler sunuyor.

‘Misyon Ekonomisi’, bu “Ay Atışı” (Moonshot) zihniyetini, günümüzün küresel zorluklarına uygulamayı hedefliyor. Sadece iklim değişikliğiyle mücadele etmek gibi büyük hedefler belirlemekle kalmayıp, aynı zamanda bu hedeflere ulaşmak için kamu ve özel sektör arasında dinamik bir iş birliği çerçevesi oluşturulmasını öneriyor. Bu iş birliği, risk ve ödüllerin daha adil paylaşılmasını, kamu yararına odaklanmayı ve inovasyonun toplumsal hedeflere hizmet etmesini sağlamayı amaçlıyor. Kitap, daha kapsayıcı, sürdürülebilir ve amacına yönelik bir ekonomi yaratmak için pratik bir yol haritası sunuyor.

  • Künye: Mariana Mazzucato – Misyon Ekonomisi: Kapitalizmi Değiştirmek İçin Cüretkâr Bir Rehber, çeviren: Esin Soğancılar, Koç Üniversitesi Yayınları, iktisat, 240 sayfa, 2025

Ahmet İnsel – Düzen ve Kalkınma Kıskacında Türkiye (2025)

Ahmet İnsel’in bu kitabı, Türkiye’nin kalkınma sürecinde devletin oynadığı merkezi ve karmaşık rolü ekonomi-politik bir perspektiften inceliyor. ‘Düzen ve Kalkınma Kıskacında Türkiye: Kalkınma Sürecinde Devletin Rolü’ (‘La Turquie entre l’ordre et le développement. Eléments d’analyse sur le rôle de l’Etat dans le processus de développement’), Cumhuriyet’in kuruluşundan günümüze kadar Türkiye’deki kalkınma stratejilerini, bu stratejilerin altında yatan ideolojileri ve devletin bu süreçlerdeki müdahaleci veya düzenleyici rolünü detaylı bir şekilde analiz ediyor. Kitap, Türkiye’nin hem siyasi istikrarı (düzen) sağlama çabasını hem de ekonomik kalkınmayı (gelişme) hızlandırma hedefini aynı anda nasıl sürdürdüğünü ve bu iki amacın çoğu zaman birbiriyle nasıl çeliştiğini gösteriyor. Yazar, bu gerilimin, Türkiye’nin kalkınma modelinin temelini oluşturduğunu ve devletin bu çelişkiyi nasıl yönettiğini veya yönetemediğini irdeliyor.

İnsel, Türkiye’nin kalkınma deneyimini farklı dönemlere ayırarak inceliyor: Erken Cumhuriyet’in devletçi sanayileşme politikaları, çok partili hayata geçişle birlikte artan liberalleşme eğilimleri, askeri darbelerin kalkınma üzerindeki etkileri ve 1980 sonrası neoliberal dönüşüm. Bu süreçlerde devletin ekonomik aktör olarak rolünün, piyasa ile ilişkisinin ve toplumsal sınıflar üzerindeki etkisinin nasıl değiştiğini ortaya koyuyor. Kitap, özellikle devletin ekonomiye müdahalesinin, bir yandan kalkınmayı desteklerken, diğer yandan rekabeti nasıl engellediğini, yolsuzluğa nasıl zemin hazırladığını ve belirli çıkar gruplarını nasıl desteklediğini de eleştirel bir gözle değerlendiriyor. Kalkınmanın sadece ekonomik göstergelerle sınırlı olmadığını, aynı zamanda toplumsal adalet, demokratikleşme ve insan hakları gibi unsurları da içermesi gerektiğini vurguluyor.

‘Düzen ve Kalkınma Kıskacında Türkiye’, Türkiye’nin kalkınma serüveninin sadece ekonomik bir hikâye olmadığını, aynı zamanda derin siyasi, kültürel ve ideolojik boyutları olan bir süreç olduğunu gösteriyor. İnsel, devletin Türkiye’deki kalkınma paradigmalarını nasıl belirlediğini, uyguladığını ve bu süreçlerin toplumsal yapıyı nasıl dönüştürdüğünü akademik bir titizlikle analiz ediyor. Kitap, Türkiye’nin siyasi ve ekonomik tarihini anlamak isteyenler için önemli bir referans niteliğinde.

  • Künye: Ahmet İnsel – Düzen ve Kalkınma Kıskacında Türkiye: Kalkınma Sürecinde Devletin Rolü, çeviren: Ayşegül Sönmezay, İletişim Yayınları, iktisat, 271 sayfa, 2025

Serge Latouche – Küçülme (2025)

Serge Latouche’un bu kitabı, günümüzdeki sürdürülemez ekonomik büyüme modelini eleştirerek “küçülme” (degrowth) kavramını savunuyor. ‘Küçülme’ (‘La Décroissance’), sürekli büyüme ideolojisinin gezegenin sınırlı kaynaklarını tükettiğini, çevresel felaketlere yol açtığını ve sosyal eşitsizlikleri derinleştirdiğini iddia ediyor. Kitap, sanayileşmiş ülkelerin ekonomik büyüme takıntısından vazgeçerek daha sürdürülebilir, adil ve insancıl bir toplum modeline geçiş yapması gerektiğini öne sürüyor. Yazar, küçülmenin sadece ekonomik bir durgunluk olmadığını, aksine bilinçli bir seçimle refahın farklı tanımlanması ve yaşam kalitesinin maddi tüketimden ayrıştırılması gerektiğini vurguluyor. Küçülmenin; tüketimi azaltma, yerel ekonomileri güçlendirme, dayanışmayı artırma, ekolojik ayak izini küçültme ve çalışma sürelerini kısaltma gibi bir dizi toplumsal dönüşümü içerdiğini belirtiyor.

Latouche, büyüme toplumunun dayandığı mitleri ve yanılsamaları sorguluyor. Özellikle, teknolojik ilerlemenin tüm sorunları çözeceği, sınırsız kaynakların var olduğu ve her zaman daha fazlasının daha iyi olduğu gibi yaygın inançları eleştiriyor. Kitap, “kutsal inek” olarak görülen ekonomik büyümenin aslında derin bir çıkmaz olduğunu ve bu çıkmazdan çıkışın radikal bir paradigma değişimini gerektirdiğini savunuyor. Latouche, küçülme düşüncesinin sadece çevreci bir kaygıdan ibaret olmadığını, aynı zamanda toplumsal adalet, kültürel çeşitlilik ve insan onuru gibi değerleri de içerdiğini gösteriyor.

‘Küçülme’, mevcut ekonomik ve toplumsal düzenin radikal bir eleştirisini sunarken, okuyucuyu alternatif yaşam biçimleri ve toplumsal örgütlenme modelleri üzerine düşünmeye davet ediyor. Latouche, küçülmenin bir tür geriye gidiş değil, aksine daha bilinçli, ölçülü ve anlamlı bir geleceğe doğru ilerleme olduğunu savunuyor. Kitap, büyüme odaklı ideolojilerin yarattığı yıkıcı etkileri gözler önüne sererken, geleceğe yönelik umut verici ve dönüştürücü bir vizyon sunuyor.

  • Künye: Serge Latouche – Küçülme, çeviren: Kağan Kahveci, İş Kültür Yayınları, iktisat, 128 sayfa, 2025

M. Bedrettin Toprak – Osmanlı İstanbulu’nda Eşitsizlik (2025)

Küresel ekonomilerde giderek derinleşen bölüşüm sorunları ve artan eşitsizlikler, bu konulara yönelik akademik ilginin ve araştırmaların hem miktarını hem de önemini sürekli olarak yükseltiyor. İktisadi kalkınma düzeyleri arasındaki belirgin farklılıkların kökeninde yatan temel nedenleri anlamak, ilgili toplumların ekonomik yapılarının uzun vadeli ve kapsamlı bir incelemesini zorunlu kılıyor. Son yıllarda iktisadi analizde merkezi bir konuma yükselen bu önemli araştırma alanında, Osmanlı İmparatorluğu dönemi üzerine yapılan çalışmaların mevcut literatürdeki boşluğu dikkat çekici.

İşte bu eser, söz konusu eksikliği giderme amacıyla kaleme alınmış.

  • Avrupa kıtasında Sanayi Devrimi’nin dönüştürücü etkileri yaşanırken, Osmanlı İmparatorluğu’nda bu büyük ekonomik dönüşümün itici güçleri hangi aşamadaydı?
  • Tarihin bu kritik ayrım noktasında ortaya çıkan ekonomik tablo, belirli kurumsal ve yapısal faktörlerden mi kaynaklanıyordu, yoksa Simon Kuznets’in eşitsizlikler üzerine geliştirdiği teoriler mi bu süreci daha iyi açıklamaktaydı?

Bu temel ve kapsamlı sorulara mütevazı ancak somut verilerle katkıda bulunmayı hedefleyen bu titiz ve uzun soluklu araştırma, 18. yüzyıl Osmanlı İstanbul’unun demografik özelliklerini, servetin yapısını ve dağılımını, servet eşitsizliğinin boyutlarını ampirik yöntemlerle detaylı bir şekilde ortaya koyuyor.

Kitap, dönemin İstanbul toplumunu hangi sosyoekonomik katmanlar ve gruplar temelinde incelemenin mümkün olduğunu araştırıyor.

  • Cinsiyet, dini inanç, sosyal unvan ve meslek gruplarına göre servet yapıları nasıldı ve bu gruplar servetten ne ölçüde pay alıyorlardı?
  • Servet, hangi finansal ve maddi varlıklar şeklinde tutuluyordu?
  • Osmanlı miras hukukunun servetin nesilden nesile aktarılmasında nasıl bir rolü vardı ve bu durum servet eşitsizliğini hangi yönde etkiliyordu?

Bütün bu soruların cevapları, Osmanlı İmparatorluğu’nun başkentindeki Kadı Sicilleri’nde bulunan tereke defterlerinden özenle derlenen zengin bir veri seti aracılığıyla analiz ediliyor. Bu analizler sonucunda kitap, 18. yüzyıl İstanbul’unda işleyen pazar mekanizmasının, ekonomik eşitsizlikleri ne ölçüde sınırlayıcı bir etkiye sahip olduğunu gösteriyor.

  • Künye: M. Bedrettin Toprak – Osmanlı İstanbulu’nda Eşitsizlik: Terekeler Üzerinden Demografi ve Servet Analizi, Vakıfbank Kültür Yayınları, iktisat, 280 sayfa, 2025

Mustafa Sönmez – Sona Doğru AKP (2025)

Mustafa Sönmez, 1970’ten itibaren Türkiye ekonomisinin nabzını tuttuğu uzun soluklu iktisat kariyerinde bu kez odağına AKP’nin iktidar yolculuğunu alıyor. Yazarın AKP üzerine derinlemesine çalışmaları, bu kitabında yeni bir boyut kazanıyor: Sönmez, AKP’nin ekonomi politikalarını salt iktisadi bir çerçevede ele almakla kalmıyor, bu politikaların aslında daha büyük bir amaca, “İslamo-faşist” bir rejim inşasına hizmet eden bir araç olduğunu savunuyor. Bu bakış açısıyla kitap, ekonomi tartışmalarının ötesine geçerek siyasi bir analiz sunuyor.

AKP’nin yaklaşık çeyrek asırlık geçmişini bir bütün olarak değerlendiren bu eser, iktidarın ideolojik hedeflerine ulaşmak için neoliberal politikaları nasıl ustaca kullandığını, yeri geldiğinde bu rotadan neden saptığını ve bu sürecin kaçınılmaz olarak yol açtığı ekonomik zorlukları ve potansiyel bir iflas senaryosunu gözler önüne seriyor. Kitabın güncelliğini ve önemini artıran bir nokta ise, yazarın muhalefetin bu karmaşık tablo karşısında nasıl bir strateji izlemesi gerektiğine dair yaptığı kritik vurgular.

Türkiye tarihinde büyük bir kırılma yaratan 19 Mart 2025 sürecini de değerlendiren çalışma, sadece geçmişi ve bugünü değil, aynı zamanda geleceğe dair de önemli ipuçları sunarak okuyucuyu Türkiye’nin siyasi ve ekonomik geleceği üzerine düşünmeye davet ediyor. Sönmez’in bu kitabı, AKP’nin iktidar serüvenini anlamak ve geleceğe yönelik çıkarımlar yapmak isteyen herkes için ufuk açıcı bir kaynak niteliğinde.

  • Künye: Mustafa Sönmez – Sona Doğru AKP: Erdoğan’ın 3 Devri, Nota Bene Yayınları, siyaset, 240 sayfa, 2025

Kolektif – Osmanlı İmparatorluğu’nda Bankacılık, Ticaret ve Yatırımlar (2025)

‘Osmanlı İmparatorluğu’nda Bankacılık, Ticaret ve Yatırımlar’ (‘East Meets West: Banking, Commerce and Investment in the Ottoman Empire’), Osmanlı İmparatorluğu’nda Doğu ve Batı arasındaki ekonomik etkileşimi bankacılık, ticaret ve yatırım odak noktaları üzerinden inceleyen kapsamlı bir çalışma. Kitap, 19. yüzyıldan İmparatorluğun yıkılışına kadar olan süreçte, Avrupa sermayesinin Osmanlı ekonomisine girişini, kurulan yabancı ve yerli bankaların rolünü, ticari ilişkilerin gelişimini ve çeşitli yatırım alanlarını detaylı bir şekilde ele almaktadır. Osmanlı İmparatorluğu’nun modernleşme çabaları ve bu süreçte Batılı güçlerle kurduğu ekonomik bağlar, eserin temelini oluşturmaktadır.

Kitap, Osmanlı Bankası gibi hem yerel hem de uluslararası sermayeyi bünyesinde barındıran kurumların İmparatorluğun finansal sistemindeki merkezi rolünü analiz ediyor. Ayrıca, yabancı bankaların Osmanlı ekonomisine olan etkileri, verdikleri krediler, finanse ettikleri projeler ve İmparatorluğun borçlanma süreçleri de detaylı bir şekilde inceleniyor. Ticaretin gelişimi bağlamında ise, Osmanlı İmparatorluğu’nun Avrupa ile olan ihracat ve ithalat ilişkileri, yeni ticaret yollarının açılması ve emtia piyasalarındaki değişimler ele alınıyor.

Yatırım alanlarına odaklanıldığında, kitap demiryolları, limanlar, madenler ve kamu hizmetleri gibi stratejik sektörlere yapılan yabancı yatırımların İmparatorluğun ekonomik ve sosyal yapısı üzerindeki etkilerini değerlendiriyor. Bu yatırımların Osmanlı ekonomisine sağladığı katkılar ve beraberinde getirdiği bağımlılık ilişkileri de titizlikle analiz ediliyor. Sonuç olarak bu kitap, Osmanlı İmparatorluğu’nun ekonomik tarihini anlamak ve Doğu ile Batı arasındaki karmaşık etkileşimleri kavramak için önemli bir kaynak sunuyor.

  • Künye: Kolektif – Osmanlı İmparatorluğu’nda Bankacılık, Ticaret ve Yatırımlar, hazırlayan: Philip L. Cottrell, Iain L. Fraser, Monika Pohle Fraser, çeviren: Adnan Kahiloğulları, İş Kültür Yayınları, iktisat, 240 sayfa, 2025

Ivan T. Berend – 20. Yüzyıl Avrupa İktisat Tarihi (2025)

Ivan T. Berend’in ‘20. Yüzyıl Avrupa İktisat Tarihi’ (‘An Economic History of Twentieth-Century Europe’) Avrupa’nın yirminci yüzyıldaki ekonomik gelişimini kapsamlı bir şekilde ele alan bir eser. Genişletilmiş baskısıyla yeniden raflardaki yerini alan bu kitabında Berend, yüzyılın başından sonuna kadar Avrupa ekonomisini şekillendiren önemli olayları, eğilimleri ve yapısal değişimleri inceler. Kitap, Avrupa ekonomisinin iki dünya savaşı, Büyük Buhran, Soğuk Savaş ve Avrupa entegrasyonu gibi önemli olaylardan nasıl etkilendiğini analiz eder.

Berend, yirminci yüzyıl Avrupa ekonomisini üç ana döneme ayırır: 1900-1945, iki dünya savaşı ve Büyük Buhran’ın damgasını vurduğu bir dönemdir. Berend, bu dönemde Avrupa ekonomisinin nasıl çöktüğünü ve yeniden inşa edildiğini inceler. 1945-1973, “Altın Çağ” olarak da bilinen, Avrupa ekonomisinin hızlı bir şekilde büyüdüğü ve refahın arttığı bir dönemdir. Berend, bu büyümenin nedenlerini ve sonuçlarını analiz eder. 1973-2000, petrol krizleri, stagflasyon ve Soğuk Savaş’ın sona ermesi gibi olayların yaşandığı bir dönemdir. Berend, bu dönemde Avrupa ekonomisinin nasıl yavaşladığını ve yeniden yapılandığını inceler.

Kitapta ele alınan bazı önemli temalar şunlardır: Avrupa ekonomisinin küreselleşme, teknolojik değişim ve demografik değişim gibi uzun vadeli eğilimlerden nasıl etkilendiği. Avrupa ekonomisinin farklı bölgeleri arasındaki (Batı, Doğu, Kuzey ve Güney) farklılıklar ve benzerlikler. Avrupa ekonomisinin devlet müdahalesi, piyasa mekanizmaları ve sosyal politikalar gibi farklı kurumsal düzenlemelerden nasıl etkilendiği. Avrupa ekonomisinin çevre, enerji ve eşitsizlik gibi önemli sorunlarla nasıl başa çıktığı.

Berend, Avrupa ekonomisinin yirminci yüzyıldaki karmaşık ve dinamik gelişimini anlamak için zengin bir tarihsel bakış açısı sunuyor. Kitap, Avrupa ekonomisinin geleceği hakkında düşünmek için de değerli bir çerçeve sunuyor.

  • Künye: Ivan T. Berend – 20. Yüzyıl Avrupa İktisat Tarihi, çeviren: Serpil Çağlayan, İş Kültür Yayınları, iktisat, 392 sayfa, 2025

Spencer J. Pack – Bitcoin’in Geleceği (2025)

Spencer J. Pack’ın ‘Bitcoin’in Geleceği: İktisat Tarihi Perspektifinden Kripto Para Birimleri’ (‘The Political Economy and Feasibility of Bitcoin and Cryptocurrencies: Insights from the History of Economic Thought’) adlı kitabı, Bitcoin ve kripto paraları iktisat düşüncesi tarihi perspektifinden inceliyor.

Kitap, Aristoteles, Smith, Law, Marx, Keynes, Rothbard ve Hayek gibi önemli iktisatçıların fikirlerini analiz ederek, kripto paraların para, değer ve piyasalar hakkındaki mevcut anlayışımızı nasıl etkilediğini araştırıyor.

Pack, kripto paraların ortaya çıkardığı zorlukları ve fırsatları ele alırken, paranın kontrolü, kapitalist ekonominin istikrarsızlığının nedenleri ve özel servetin mi yoksa devletin mi daha tehlikeli olduğu gibi temel soruları gündeme getiriyor. Kitap, ayrıca mikroekonomik kategorilerin (kira, satış ve finansal varlık fiyatları) yeniden kavramsallaştırılmasını ve Keynes’in genel teorisinin özel teorisine ve Rothbard’ın Rousseau ile ilişkisine yeniden bakılmasını savunuyor.

Sonuç olarak, ‘Bitcoin’in Geleceği’, kripto paraların ekonomik ve politik etkilerini anlamak isteyenler için önemli bir kaynak. Kitap, iktisat düşüncesi tarihine ilgi duyanlar ve kripto paraların geleceği hakkında daha fazla bilgi edinmek isteyenler için de değerli bir okuma sunuyor.

  • Künye: Spencer J. Pack – Bitcoin’in Geleceği: İktisat Tarihi Perspektifinden Kripto Para Birimleri, çeviren: Hatice Çavdar, Vakıfbank Kültür Yayınları, iktisat, 416 sayfa, 2025

Werner Sombart – Modern Kapitalizm (2024)

Werner Sombart’ın bu önemli eseri, kapitalizmin kökenlerini ve gelişimini derinlemesine inceliyor.

Özellikle Avrupa’daki ekonomik ve sosyal dönüşümleri mercek altına alarak, kapitalist sistemin nasıl ortaya çıktığını ve modern dünyayı nasıl şekillendirdiğini analiz ediyor.

Sombart, kapitalizmin sadece ekonomik bir sistem değil, aynı zamanda belirli bir zihniyet ve değerler bütünü olduğunu vurgular. “Kapitalist ruh” olarak adlandırdığı bu zihniyet, kazanç elde etme arzusunu, sürekli büyüme ihtiyacını ve yenilikçiliği ön plana çıkarır.

Sombart, kapitalizmin kökenlerini Orta Çağ’daki ekonomik ve sosyal değişimlere bağlar. Şehirleşme, ticaretin gelişmesi ve yeni sınıfların ortaya çıkışı gibi faktörlerin kapitalizmin doğuşunda önemli rol oynadığını savunur.

Sombart, kapitalizmin özgün özelliklerini, rakip ekonomik sistemlerle karşılaştırarak analiz eder. Özel mülkiyet, serbest piyasa, rekabet ve kar maksimizasyonu gibi kavramları derinlemesine inceler.

Sombart, kapitalizmi sadece ekonomik bir sistem olarak değil, aynı zamanda kültürel ve sosyal bir olgu olarak ele alarak bu konuya yeni bir bakış açısı getirir.

Kapitalizmin tarihsel gelişimini detaylı bir şekilde inceleyerek, günümüzdeki ekonomik sorunların kökenlerini anlamamıza yardımcı olur.

Ekonomik düşünce tarihinde önemli bir yere sahip olan bu kitap, hala güncelliğini koruyan bir başvuru kaynağıdır.

  • Künye: Werner Sombart – Modern Kapitalizm: Kapitalizmin Doğuşu, çeviren: Gözde Türker, Doğu Batı Yayınları, sosyoloji, 755 sayfa, 2024