Robert A. Johnson – Erkeklik Bilincinin Üç Aşaması (2023)

Bir erkek nasıl oluşur?

Böyle büyük soruların cevabını edebiyatta aramayı seven Robert A. Johnson, bu defa yüzünü Don Quixote, Hamlet ve Faust’a çeviriyor.

Erkeklik bilincinin oluşumunu safhalara ayırıyor ve her birini ayrı bir karakter üzerinden inceliyor.

Kültürden, gelenekten, psikoloji literatüründen ve kişisel gözlemlerinden damıttığı bilgelikle adına erkeklik denen şeyin doğum sancılarına kulak veriyor, bir keşif serüvenine çıkıyor.

  • Künye: Robert A. Johnson – Erkeklik Bilincinin Üç Aşaması, çeviren: Elif Zeynep Yıldırım, Okuyanus Yayınları, inceleme, 96 sayfa, 2023

Marius Cleyet Michaud – Altın Oran (2023)

Sanatçılar ve şairler tarafından sıkça kullanılan gizemli bir ifade ve gerçek bir aritmetik nicelik olan altın oran, bazılarının inandığı gibi bilginin anahtarını mı taşıyor?

Bu kitabın amacı, hem fiziksel (daha doğrusu astronomik) bir niceliği hem de bazı estetik özelliklerin atfedildiği tamamen aritmetik bir niceliği belirtmek için kullanılan bu sayının matematiksel özellikleriyle sınırlı kalmadan, altın oran tarafından baştan çıkarılan veya ilgisini çeken herkese bir dizi olumlu gerçek sunuyor.

Bu “ilahi oran”ın icadının ve matematik, sanat (resim, müzik, şiir) ve mimarideki uygulamalarının tarihi nedir?

Hangi mistisizme ilham kaynağı olmuştur?

İşte eldeki rehber kitap, bu ve bunun gibi soruların yanıtlarını barındırmasıyla önemli.

  • Künye: Marius Cleyet Michaud – Altın Oran, Dost Kitabevi, inceleme, 148 sayfa, 2023

Erol Gökşen – Türkiye’de Edebiyat Matineleri (2023)

1930’lu yıllarla beraber şairinden hikâyecisine pek çok edebiyatçı okuyucularının yanı sıra izleyicilerin karşısına çıkmaya başlar.

Okulların tiyatro ya da konser salonlarında hatta spor salonlarında bir şarkıcı ya da tiyatrocu gibi sahne alır; hayranlarına şiirlerini, hikâyelerini okurlardı.

1950’li yıllarla beraber iyice yaygınlaşan ve okurlardan büyük talep ve rağbet gören, –sinema gösterimlerinden esinle– “Edebiyat Matineleri” olarak adlandırılan bu etkinliklere, dönemlerinde gözde olan neredeyse tüm edebiyatçılar katılırdı.

Erol Gökşen bu çalışmasıyla Türkiye’deki edebiyat matinelerinin tarihine, arşivler ve tanıklıklar eşliğinde yönelerek bu kültürel dönemi sadece gün ışığına çıkarmıyor, hatırlanmasını da sağlıyor.

Hatırlanması, edebiyat matinelerinin yapıldığı yerlerin artık kültürümüzün birer hafıza mekânına dönüştüğünü de hatırlatıyor.

Böylelikle toplumsal hafızamızın sığası genişliyor.

Edebiyat matineleri kültürümüzün unutulmuş bir parçasıdır; hatırlamak, kültürel hafızamızı yenileyecek, hafıza mekânlarımızın tek tek yitiriliyor oluşuna son verilmesi umudunu yeşertecektir.

Hepsinden önemlisi edebiyat matinelerini başlatanları, bunları kuşaklar boyu yaşatanları anımsatacak ve minnetle anmamızı sağlayacaktır.

Kimdi bunlar, neler yaptılar?

  • Künye: Erol Gökşen – Türkiye’de Edebiyat Matineleri: Bir Hafıza Mekânı İncelemesi, h2O Kitap, inceleme, 148 sayfa, 2023

Kolektif – Sosyal Politika (2023)

Yeni dünya düzeni, başta beslenme ve barınma sorunları olmak üzere, yoksulluk, göç, kölelik, işsizlik, güvencesizlik, örgütsüzlük ve toplumsal cinsiyet konularında yeni sorunları, yeni çalışma biçimleri ile yeni işleri, yetersiz sağlık ve eğitim uygulamalarını getirmiştir.

Sosyal politikanın finansallaşması nedeniyle bulunan çözümler de beklenen faydayı sağlamıyor.

Genç akademisyenlerin bu tür çok boyutlu ve kapsamlı bir çalışmayı yapmış olmalarını takdirle karşılamak gerekir.

Bugünün sosyal politika alanındaki yeni yaklaşımların, uygulamaların ve bunların işe yararlığının tartışıldığı bu kitap, alana önemli katkıda bulunuyor.

Sosyal politika alanında çalışan genç akademisyenlerin katkıda bulunduğu derleme kitap, son yıllarda çalışma yaşamını derinden etkileyen ve şekillendiren güncel gelişmeleri emek perspektifi ile ele almakta ve tartışmaya açıyor.

Bundan birkaç on yıl önce akıllara bile gelmeyen yeni, hızlı ve çalışma yaşamını yeniden biçimlendiren gelişmeler, ulusal ve uluslararası sosyal politikanın önemini bir kez daha öne çıkarıyor.

Klasik sosyal politika konularının ötesine geçen kitap, çalışma yaşamını ve gündelik yaşamı etkileyen değişim ve dönüşüm sürecini sınıf perspektifi ile eleştirel bir yaklaşımla ele alıyor.

Kitap, çalışma sosyolojisi ve sosyal politika alanında tartışılan sıcak konuların bir kesişimini veriyor.

Kitaba katkıda bulunan yazarlar şöyle: Mehmet Atilla Güler, Güven Savul, Özge Kahraman Ersöz, Nuray Şahin, Fatma Yeşilkaya, Gaye Burcu Yıldız, Orkun Saip Durmaz, Onur Metin, Öztekin Düzgün, Aylin Güler Ünlü, İlayda Erturun, Özal Çiçek, Çağatay Edgücan Şahin, Özal Çiçek-Çağağtay, Emek Önder Ünlü, Cüneyt Eren, Denizcan Kutlu.

  • Künye: Kolektif – Sosyal Politika: Yeniden İnşanın Eleştirisi, editör: Serter Oran, Nika Yayınevi, inceleme, 424 sayfa, 2023

Nükhet Everi – Süryani Köyleri (2023)

Süryani köyleri…

Tarihin sessiz tanıkları…

Güneydoğu Anadolu’da, Dicle’yle Suriye sınırı arasında kalan yüksek kalker platosu, inişli çıkışlı tepeleri ve vadileriyle günümüzde bile, hâlâ, her yere ve herkese oldukça uzak.

Süryaniler sayıca çok azalmış olsalar da, eskilerde ulaşımı güç, dış dünyayla çoğunlukla bağlantısı kesik, dağlık Turabdin’de salt buraya özgü, buradan başka hiçbir yerde yeşermesi mümkün olmayan kültürlerini -özellikle de UNSECO’nun ‘risk altındaki diller’ arasında gösterdiği, Süryanicenin halk dili versiyonu olan Surayt / Turoyo’yu- korumayı başarıyorlar.

Bölgeyi tam anlamıyla tanımak ve anlamak için öncelikle Süryani kültürü detaylıca incelenmelidir.

Mardin ve yöresini gezmiş olanların bölgenin kadim kültürünü gerçek anlamda hissedebilmesi için çoğu kimsenin bilmediği, tanımadığı bu dünyaya adım atmaları gerekir.

Eşi benzeri zor bulunur bir çeşitliliği yansıtan bu coğrafyayı, evrensel bir mirasa sahip olmanın getirdiği sorumlulukla ele almalı ve bu kültür mozaiğinin bizden sonraki nesillere aktarımına olanak sağlamalıyız.

  • Künye: Nükhet Everi – Süryani Köyleri: Tarihin Sessiz Tanıkları, E Yayınları, inceleme, 384 sayfa, 2023

Élise Massicard – Mahalleyi Yönetmek (2023)

Osmanlı Devleti zamanından bu yana yerel yönetimin en alt düzeyini oluşturmakla birlikte şekil değiştirerek de olsa varlığını hâlâ koruyan muhtarlık, en uzun ömürlü kurumlardan biri olarak yurttaş ile devlet arasında aracılık rolünü devam ettiriyor.

Élise Massicard’a göre, muhtar gündelik hayat ile iktidarın kesiştiği noktada yer alıyor, yurttaşların denetlenmesini sağlıyor ve devletin erişilebilir bir makam olduğu duygusunu yaratıyor.

Bu sayede kimi zaman devletin memuru kimi zaman da yurttaşın savunucusu rolünü üstleniyor.

Kapsamlı bir saha çalışmasına dayanan ‘Mahalleyi Yönetmek’, muhtarların muğlak konumlarını, hangi rolleri üstlendiklerini, nasıl çalıştıklarını, usulleri kimi zaman devlet kimi zaman da mahalle sakinleri lehine nasıl esnettiklerini, daha genel olarak da devlet ile yurttaş arasındaki ilişkilerin biçimlenişini araştırıyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Bu çalışma muhtarlık uygulamalarının, tutarlı ve merkezî bir devlet imajını nasıl aynı zamanda hem zedeleyip hem de desteklediğini, söz konusu imajın kendisinin de yurttaşların ve memurların uygulamalarını zorlayıp şekillendirdiğini inceliyor. Dolayısıyla kitabın sorduğu soru, Türk Devleti’nin güçlü olup olmadığına ilişkin değil, söz konusu karşılaşmalar çerçevesinde kurulan ve etkili olan ilişkilerde devletin günlük olarak nasıl üretildiğine ve yaşandığına ilişkindir.”

  • Künye: Élise Massicard – Mahalleyi Yönetmek: Muhtarlar Üzerinden Türkiye’de Devlet-Toplum İlişkileri, çeviren: Olcay Kunal, İletişim Yayınları, siyaset, 373 sayfa, 2023

Guillaume Pitron – Dijital Cehennem (2023)

Kablolu dünyanın maddi etkileri, ekonomik ve jeopolitik meseleleri hakkında gözlerimizi açan, gerilim filmi gibi sürükleyici bir araştırma.

Guillaume Pitron, internetin sözde gayrimaddiliğinin, teknoloji simsarlarının en tehlikeli masallarından biri olduğunu ortaya koyuyor.

Dijital dünya bizi kapitalizmin yıkıcı eğilimlerinden kurtarmak bir yana, bu eğilimleri daha da yoğunlaştırıyor; teknoloji şirketleri çevre üzerindeki etkilerine aldırmaksızın katlanarak hızlanan, plansız bir büyümeye kendilerini adamış durumdalar.

Çoktan berbat hale getirdiğimiz analog dünyamızdan dijital bir alternatife kaçamayacağımızı ikna edici bir şekilde gösteren bir kitap.

Sorunlarımız maddi ve maddi çözümler gerektiriyor.

Ünlü bir gazeteci ve program yapımcısı olan Pitron iki yıl boyunca dört kıtada sürdürdüğü titiz araştırmasıyla dijital dünya serabının ardındaki karanlık gerçeği, sadece adı sanal olan bir teknolojinin anatomisini gözler önüne seriyor.

İletişim kurmak, çalışmak ve tüketmek için kullandığımız dijital teknolojinin sandığımızdan çok daha somut olduğunu ve önümüzdeki onyıllarda dünyanın biyofizik sınırlarının aşılmasında başrolü oynayacağını öne sürüyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Ekolojik ayakizinin en iyi şekilde küçültülmesini sağlayan araç olarak göklere çıkartılan dijital yaşam tarzı, küresel ısınmaya en büyük katkıda bulunan ve en kalıcı damgayı vuran malzemeleri oburca tüketmektedir.”

  • Künye: Guillaume Pitron – Dijital Cehennem: Bir Like’ın Ucuna Yolculuk, çeviren: Alp Tümertekin, İş Kültür Yayınları, inceleme, 264 sayfa, 2023

Beliz Güçbilmez – Anne Ben Düştüm mü? (2023)

Gerçek olmadıklarını, üstelik er ya da geç hikâyelerini unutacağımızı bildiğimiz halde filmlerden, romanlardan neden vazgeçemiyoruz?

Karşıladıkları ihtiyaç tanımlanabilir mi?

Kurmacalara neden muhtacız?

Beliz Güçbilmez kurmaca-gerçek ilişkisini, ilk bakışta göze çarpan benzerlikleriyle değil de benzerliğin bağrındaki farkla düşünmeyi öneriyor.

Kurmaca evreninin kişisel deneyim arşivimize ve duygusal repertuvarımıza katkısını da ürettiği hakikati de ancak o farkı koruyarak tecrübe edebileceğimizi anlatıyor.

‘Anne Ben Düştüm mü?’ kurmacaların içinden hayata yönelttiği sorularla, mevcut koşullarda varoluşumuzu daha anlamlı kılmanın güvenli yollarını seriyor önümüze.

Kitaptan bir alıntı:

“Hayat çoğu zaman ‘Neden?’ sorumuza sağır, olup biteni bir mantığa oturtma çabamıza kayıtsızdır. Nedenleri görememenin yol açtığı keyfilik izlenimi, zihnimizi işlevsiz bırakıp bizi gafil avlar, güvenimizi sarsar, kaygılarımızı artırır. Oysa kurmaca, tekil bir yazarın zihinsel tasarımı olduğundan bizi düzenli, kavranabilir, rasyonel bir evrenle buluşturur. Bir romanın, bir filmin karşısında, hayatın ıskartaya çıkardığı anlama hünerimize kavuşuruz. Kurmacanın derli toplu zihni, bizimkine model olur. Öyleyse belki de kurmacalara yönelirken niyetim kafamı dağıtmak değildir de, gündelik hayatın darmadağın ettiği zihnimi toplamaktır. Neden-sonuç miyopisinden kaynaklanan yarın endişesinin pansumanıdır kurmacalar. Anlam veremediğim gündeliğin zihnimde açtığı yaralar, kurmaca karşısında tatlı tatlı kaşınarak iyileşir. Ertesi sabah yataktan kalkıp aynı keşmekeşin içine girebilecek gücü bulabiliyorsam, uzun günün sonunda beni şefkatle beklediğini bildiğim kurmacalar sayesindedir.”

  • Künye: Beliz Güçbilmez – Anne Ben Düştüm mü?: Kurmacalara Neden Muhtacız?, Kolektif Kitap, inceleme, 256 sayfa, 2023

Cem Yılmaz Budan – Türk Edebiyatında Bohem (2023)

Hemen herkesin aşina olduğu ancak tanımlamaya gelince zorlanılabilecek bir kavram olan bohemin ilk karşılığının “derbeder” olması belki de ilk ipucudur.

Paris merkezli ilk bohem sanat toplulukları içinde yer alan Henry Murger, Nerval, Gautier, Baudelaire ve Rimbaud gibi sanatkârlar, tarihsel anlamda 20. yüzyılın ikinci yarısından günümüze farklı coğrafyalarda muhtelif muadiller üretmiş, bu itibarla yerel bağlamından sıyrılarak evrensel, çok boyutlu ve kompleks bir değer haline gelmiş bohem tipinin öncü temsilcileridir.

Topraklarımıza asırlık bir gecikmeyle giren bu kavramın ve bohem sanatkâr profilinin belki de bu yönüyle pek de tanınmayan bir öncülü vardır: “Şair-i Azam” Abdülhak Hamit Tarhan.

Ancak bohem, bir kuşak hareketi olduğundan, tarihinin yazımı için kuşakları beklemek gerekecektir.

1930’ların başında Fikret Adil önderliğinde şekillenen, Necip Fazıl Kısakürek, Peyami Safa, Aka Gündüz ve Mahmut Yesari gibi isimlerin yer aldığı Asmalımescit Kuşağı, ardından, 50’li yılların ikinci yarısında Attila İlhan’ın etrafında toplanan Demir Özlü, Ferit Edgü, Orhan Duru, Ahmet Oktay ve Tezer Özlü gibi kalemlerin teşkil ettiği Baylan Kuşağı iki ana dalgayı oluşturur.

Bu iki kuşağın yanı sıra, herhangi bir topluluğun organik bütünlüğüne dahil edilemeyecek oldukları halde mizaçları ve sanat telakkileriyle bohemi derinlemesine yaşamış Orhan Veli Kanık, Cahit Sıtkı Tarancı ve Sait Faik Abasıyanık gibi şahsiyetler de serencama katılır.

Keza Oğuz Haluk Alplaçin, nam-ı diğer “Hayalet Oğuz”, lakabına yaraşır biçimde kitabın sayfaları arasında dolaşır.

Kitap boyunca adı sık sık zikredilen Lebon, Markiz, Baylan, Degüstasyon gibi bohem uğrağı mekânlar ise kitabın öbür kahramanları.

Cem Yılmaz Budan, kökeni itibarıyla kısaca “Batı’da burjuva ideolojisinin egemen söylemi etrafında vücut bulan modern toplumun dayattığı değerler manzumesi karşısında gelişen entelektüel huzursuzluğun estetik düzlemdeki dışavurumu” olarak tanımlanabilecek bohemin tarihsel ve sosyolojik arka planını ele alırken Türkiye’deki serüvenini nesnel bir değerlendirmeye tâbi tutarak incelediği bu kapsamlı çalışmasında, tıpkı kavramın kendisi gibi, zevkle ve merakla okunacak şenlikli bir kitap ortaya çıkarmayı başarıyor.

  • Künye: Cem Yılmaz Budan – Türk Edebiyatında Bohem, Sel Yayıncılık, inceleme, 264 sayfa, 2023

Emre Küçükşahin – İklim Değişikliğinin İnsan Hakları Üzerindeki Etkisi (2023)

Emre Küçükşahin bu çalışmasında, iklim değişikliğinin bir çevre sorunu olmanın ötesine geçerek insan hakları sorununa dönüştüğü tezinden hareketle iklim değişikliğinin insan hakları üzerindeki etkisini inceliyor.

Bu bağlamda ilk olarak iklim değişikliği ile mücadelede hak temelli yaklaşımın önemi vurgulamakta ve Birleşmiş Milletler bünyesindeki uluslararası iklim değişikliği anlaşmalarının iklim değişikliği ile insan hakları arasındaki ilişkiyi kabul etmek konusunda “mesafeli” davrandığını tespit ediyor.

Ardından iklim değişikliğinin bireysel, kolektif ve usuli haklar ile toplumsal açıdan dezavantajlı gruplar üzerindeki etkisini ele alıyor.

Son bölümde ise Birleşmiş Milletler bünyesindeki insan haklarını koruma mekanizmalarının, bölgesel insan hakları mahkemelerinin ve ulusal insan hakları kurumlarının konuya yaklaşımlarını okuyucuya aktarılıyor.

  • Künye: Emre Küçükşahin – İklim Değişikliğinin İnsan Hakları Üzerindeki Etkisi, Nobel Yayınları, inceleme, 168 sayfa, 2023