Y. Alp Kozanoğlu ve Ömer Çeşit – Burada ve Şimdi (2023)

İçinde bulunduğumuz çağ, dünya tarihinin gelişim ve değişim seyrine bakıldığında, hız bakımından açık ara en tempolu, en telaşlı olanı.

Bu baş döndürücü hız ve her şeye yetişme beklentisinin yarattığı yorgunluk dolayısıyla, olayları kavrama ve anlamlandırma becerimizin çağın telaş ve temposuyla aynı derecede arttığını söyleyemiyoruz.

Sürekli, yeni, doğruluğu muğlak bir bilgi bombardımanına yetişmek mümkün olmadığı gibi, her şeye yetişememenin getirdiği “güncel olamama” kaygısı, sosyal ilişkilerden insanın kendisiyle kurduğu ilişkiye kadar hemen hemen her alana yansıyor.

Alp Kozanoğlu ve Ömer Çeşit, yıllara yayılan bir birlikte okuma ve düşünme deneyiminin ürünü olan bu kitapta klasikle moderni, kalıcıyla günceli, estetikle politiği bir araya getirerek polifonik bir tartışma yürütüyor.

‘Burada ve Şimdi’, Tolstoy, Wilde, Twain, Andriç, Bernhard gibi farklı zamanların, farklı toplumların edebiyatçılarından Eagleton, Shayegan, Bauman ve Chul Han gibi dünyaya farklı açılardan bakan modernite eleştirmenlerine dek birçok saygın isimle zihin açıcı diyaloglara giriyor.

‘Burada ve Şimdi’, hap bilgiler çağında kolayca kapsülleştirilemeyecek konulara, kavramlara, fikirlere ilgi duyan herkesin dikkatle okuyacağı, dinamik bir eser.

Yazarlar klasik ve güncel edebi, felsefi, sosyolojik metinleri ve fikirleri esas alıyor ve bunu yaparken de birbirinden çok farklı disiplinlerden besleniyor.

  • Künye: Y. Alp Kozanoğlu ve Ömer Çeşit – Burada ve Şimdi: ‘Hap Bilgiler’ Çağı Üzerine Düşünceler, Beyoğlu Kitabevi, inceleme, 244 sayfa, 2023

H. Yaprak Civelek – Çamur Meselesi (2023)

 

Sosyal araştırmacı, merakı ve konusuyla baş başa kaldığında en büyük telaşlarından biri yönteme karar vermektir.

Yönteme karar verme meselesi, özellikle metodoloji ve bilim felsefesinden gelen temel bilgi düzeylerini zorlayarak araştırmacıyı bir sınavla karşı karşıya getirir.

Bu tür bir sınavda, kuramın ve pratiğin bileşkesinde iyi yetiştirilmiş bir sosyal bilim insanı, inceleyeceği toplulukların yaşadıkları coğrafyanın sahip olduğu özelliklerin bir ürünü olduğunu bilerek ilerlemeyi seçecektir.

Bu aynı zamanda, bilim insanının içindeki diğerini olabildiğince nesnel koşullarda anlatabilmek için sefere çıkmasıdır.

Çünkü anlatabilme yetisinin yükselişi, sosyal bilimcinin araştırma telaşına düştüğü konunun, bizzat “hayat” olarak kendini gösterdiği o yerde olmakla mümkündür.

Elinizdeki kitap bu nedenle bir mesele ile gelmiştir.

Günümüzde “teknolojinin ışığı” altında aydınlanmanın her alanda ortaya attığı övgüler, sosyal araştırma, araştırmacı ve yöntem arasındaki ilişkiyi aslında çamurlu bir köşeye çekmiş, eleştirel bir düzleme atmıştır.

‘Çamur Meselesi’, yöntem konusunun kuramsal ve pratik temelleri üzerine, bu işin ne denli meşakkatli olduğuna ve teknolojiye kaptırılan yönlerine dair yeniden düşünmek için sorular soruyor.

  • Künye: H. Yaprak Civelek – Çamur Meselesi: Salgınla Artan Sosyal Bilimlerde Yöntem Tartışması, Nika Yayınevi, inceleme, 138 sayfa, 2023

Simon Roberts – Düşünmemenin Gücü (2023)

Cep telefonunda ekran kilidi kullananlar iyi bilirler.

Kilidi açmak için şifrenizi girmeniz gerektiğinde hemencecik giriverirsiniz.

Şifrenizin hangi kombinasyon olduğu ya da ne anlama geldiği aklınızın ucundan bile geçmez.

Parmaklarınız doğru tuşlara adeta kendiliğinden gider.

‘Düşünmemenin Gücü’, her gün defalarca başvurduğumuz bu hayret verici kabiliyetimizi masaya yatırıyor ve soruyor: Hayatta pek de düşünmeden hareket edebilmek gerçekten mümkün müdür?

Zor anlarda, nahoş seçimlerde, can sıkıcı vaziyetlerde ekran kilidimizi açar gibi seri, isabetli ve esnek olabilir miyiz?

İşletme antropolojisinin önde gelen araştırmacılarından Simon Roberts’la, bedenlerimizin hafızasına, öğrenme kabiliyetine ve şaşırtıcı derecede esneyebilen sınırlarına yakından tanık olmaya hazırlanın.

Eğer sezgilerine güvenen biriyseniz, içimde bir his var cümlesi sizi nadiren yarı yolda bırakıyorsa, bu kitap tam size göre.

  • Künye: Simon Roberts – Düşünmemenin Gücü: Bedenimiz Nasıl Öğrenir ve Bedenimize Neden Güvenmeliyiz?, çeviren: Saadet Şemsa Özok, Okuyanus Yayınları, inceleme, 280 sayfa, 2023

Justin Baldoni – “Erkeklik”le Zehirlenmiş Erkek (2023)

Derdi “erkeklik” olan bu sayfaların yazarı Justin Baldoni bir araştırmacı ya da akademisyen değil.

Başarılı bir oyunculuk kariyerine ve görece iyi bir hayata sahipken kendi erkekliğiyle ve erkekliğinin imtiyazlarıyla yüzleşmeye kalkışmış birisi.

‘“Erkeklik”le Zehirlenmiş Erkek’te yapmaya çalıştığı şey de bu.

Samimi bir çabayla girdiği serüvenini anlaşılır bir dille okuyucuya aktarıyor.

Yine de elimizde bayağı bir hatırat yok.

Sistemli, insicamlı bir toksik maskülenlik reddiyesi var.

Günümüzde toksik maskülenlik azalmıyor, aksine daha da biti kanlanıyor.

Redpill muhabbetleri, alfa/sigma erkek literatürü muhtelif internet kuytularına has anlam haritaları değil artık.

Haliyle, böyle bir zamanda bu gibi kitaplara hiç olmadığı kadar çok ihtiyaç var.

‘“Erkeklik”le Zehirlenmiş Erkek’, kendi erkekliğiyle mücadele etme cüretini gösterebilen erkeklerin kitaplıklarında kendine yer arıyor.

  • Künye: Justin Baldoni – “Erkeklik”le Zehirlenmiş Erkek: Toksik Masküliniteden Arınma Kılavuzu, çeviren: Duygu Bolut, Okuyanus Yayınları, inceleme, 368 sayfa, 2023

George Tsakraklides – Mutsuzluk Makinesi (2023)

‘Mutsuzluk Makinesi’ bize, hepimizin o ya da bu şekilde aşina olduğumuz halde duymamakta ısrar ettiğimiz bir hikâyeyi son derece açık ve sade bir dille anlatıyor: İnsanın bildiği ve düzenlediği dünyanın kendi sonuna doğru hızla ilerleyişinin hikâyesi.

Kendi doğal mirasından, bu gezegendeki diğer türlerle olan akrabalığından utanan ve kendisini umutsuzca izole etmeye çalışan insan türünün trajedisine dikkat çeken bu kitapta; artık küresel boyuta ulaşmış olan mutsuzluğumuzun acımasız eleştirisi -komplo teorilerinin yavanlığına düşülmeksizin- veriliyor.

Bu hikâyeye göre mutsuzluk, insan türünün varoluşuna özsel olarak ait olan bir şey değildir; kendi devamlılığı için mutsuzluğa ihtiyaç duyan kapitalizm ve faşizmin icat ettiği, yaygınlaştırdığı ve sömürdüğü bir duygu durumudur.

Çağı ele geçiren tekno-narsisizmin uzantısı olan bu mutsuzluktan kurtulmak için ise yalnızca vicdan rahatlatan ve günü kurtarmayı hedefleyen reformlardan çok daha fazlasına ihtiyaç vardır.

Aksi takdire insan türünün gezegende yarattığı tahribatın izleri, bu türün neredeyse kesin gözüyle bakılan yok oluşundan çok daha sonraları bile ortadan kalkmayacaktır.

Sürdürülebilirlik ve yeşil enerji gibi kavramsallaştırmalarla işleyen bu gibi yaklaşımların iki yüzlüğüne dikkat çeken Tsakraklides, insanın geleceğine ilişkin son derece karamsar bir tablo çizse de, bu cehennemden çıkışa ilişkin son bir imkâna işaret etmekten geri durmuyor; yok olmanın ve yok etmenin zorunluluğundan kurtulabilmek için deneyebileceğimiz tek gerçekçi yolun yaşam tarzımızı küresel ölçekte ve radikal olarak değiştirmek olduğunu belirtiyor.

  • Künye: George Tsakraklides – Mutsuzluk Makinesi, çeviren: Filiz Çakır, Livera Yayınevi, inceleme, 120 sayfa, 2023

John Cottingham – Ruhun Arayışında (2023)

Ruh kavramı, Antik çağlardan bu yana yinelenen bir keşif alanı oldu.

Ruhumuzu bulmaktan bahsederken neyi kastederiz, bir ruhumuz olduğunu nasıl biliriz ve günümüzün bilimsel ve teknolojik gelişmelerinin ortasında bunun önemi nedir?

‘Ruhun Arayışında’, okuyucuları ruhun kökenlerine doğru kısa bir yolculuğa çıkarıyor ve ruh kavramının tarih boyunca nasıl geliştiğini inceliyor.

Edebiyat, müzik, sanat ve teolojiye değinen John Cottingham, ruhun mahiyetine yönelik çalışmaların/araştırmaların modern zamanlarda gereksiz (!) addedilmesinin çok hatalı olduğunu iddia ediyor.

Yazara göre, ruhun daha iyi anlaşılması, hepimizin insan olmanın ne olduğunu daha iyi anlamasına yardımcı olacaktır.

  • Künye: John Cottingham – Ruhun Arayışında, çeviren: Alp Poyraz, Albaraka Yayınları, 208 sayfa, 2023

David Price – Bizim Gücümüz (2023)

Kitlesel bir protesto düzenleyerek dünya çapında milyonlarca insanı harekete geçiren bir öğrenci, müşterilerine ortak olma fırsatı sunan başarılı bir bira fabrikası, çeşitlilik odaklı eğitim modelini benimseyerek harika akademik sonuçlar elde eden bir okul, toplulukları yenilenebilir enerji üretmeye teşvik eden bir kooperatif…

Bu kişi ve organizasyonların tek bir ortak yanı var: Yenilikçiliğe olan bağlılıkları.

‘Bizim Gücümüz’, dünyayı daha iyi bir yer hâline getirmek için ortak bir arzuya sahip olan ve toplumun her alanında köklü bir değişim yapmak isteyen sıradan insanların sıradışı öykülerine dayanıyor.

Bu kişilerin bu denli etkili olmasının nedeni, ne güç, ne para ne de otoritedir.

Onlar yalnızca doğru zihinleri işbirliği yapmaya motive ederek yenilikçi üretimi açığa çıkarırlar.

David Price, BrewDog ve Patagonia gibi son derece başarılı şirketlerin yenilikçi üretim tekniklerini, üç yıllık bir çalışmanın neticesinde okuyucuyla buluşturuyor.

Bu kitap sizleri başarısızlıkla sonuçlanan alışılagelmiş üretim biçimlerinin tuzağına düşmekten kurtaracak.

  • Künye: David Price – Bizim Gücümüz, çeviren: Nurşen Erdoğan, Sola Unitas Yayınları, inceleme, 336 sayfa, 2023

Özge Özdemir – Geçmişin İzleri (2023)

Altmışlı ve yetmişli yıllar Türkiye tarihinin canlı olduğu kadar çalkantılı, değişken olduğu kadar da acı tatlı bir dolu anıyla hatırlanan, özel bir dönemi.

Peki bu dönemi farklı kılan neydi?

İnsanlarda nasıl bir iz bıraktı ve neler hatırlanıyor?

Özge Özdemir ‘Geçmişin İzleri’nde kapsayıcı, özgün bir anlatı kuruyor.

Dönemin tanıklarının gözünden hayatın ritmini paylaşıyor.

Burada mini etekler, İspanyol paçalar, gür bıyıklar ve kulaklara dolan türlü müzikler de var, Yassıada yargılamaları, sokak çatışmaları ve kavgalı yılların okul anıları da…

Sağcılar ve solcular da var, siyaseti hiç hayatına sokmamış olanlar da…

Kadınlar da var, erkekler de…

‘Geçmişin İzleri’ sadece nostaljik bir bellek anlatısı olmanın ötesine geçen, altmışları ve yetmişleri kültürün, siyasetin, sosyal yaşamın birçok alanını kuşatarak anlatan özgün bir çalışma olarak öne çıkıyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Türkiye’nin altmışlı yılları ile bu yılların rüzgârıyla alev alan yetmişlerinin, önceki ve sonraki yıllarla kıyaslandığında önemli bir değişim anına karşılık geldiğini söyleyebiliriz. Bu yirmi yıllık dönem, kerameti kendinden menkul bir değişim olmanın ötesinde siyasal, toplumsal ve kültürel alanların hepsinde birden Türkiye’nin bugününü kuran gelişmelerin zamansal sahasıydı.”

  • Künye: Özge Özdemir – Geçmişin İzleri: Altmışlı ve Yetmişli Yılların Kolektif Belleği, İletişim Yayınları, inceleme, 272 sayfa, 2023

İrem Hattat – Online Flört, Online Romantizm (2023)

Tüm dünyanın dijitalleşmesi ile aşkın kuralları yeniden şekilleniyor.”

Teknoloji artık duygusal ilişkilerimizi de yönetiyor, tutku dolu ilişkileri başlatmamız, devam ettirmemiz ve sonlandırmamız için yepyeni bir dünyanın kapılarını aralıyor.

Karşı cinsler arası iletişim hızlanıyor, ilişkiye geçme biçimleri çeşitleniyor.

Sosyal medya platformları ve birçok uygulamayla yeni ilişkilere yelken açmak bir tık uzağımızda.

Herkesin umudu gerçekten sevdiği, sevildiği ve derin bir iletişimi sağladığı “doğru kişi”yi bulmak.

Bu kitap ilişki ve aile danışmanlığında uzun yıllar deneyimi olan, uzman İrem Hattat’ın dijital çağda âşık olmak, kendini sevmek, sevilmek ve yakınlaşmanın değişimi üzerine bilgileri, görüşleri ve çıkarımlarıdır.

Bir anlamda açık ya da kapalı dijital kimliğiniz üzerinden ilişki yaşamaktansa gerçek “hayatınızı” nasıl daha iyi bir hale getirebileceğinizin de yol haritasıdır.

Eğer eş bulma amacıyla online flört gerçeğini öğrenmek istiyorsanız ya da eşinizin, flörtünüzün ya da hayat arkadaşınızın gözüne bakmak yerine günde elli kere akıllı telefonuna bakanlardansanız, saatlerinizi gerçek dünyadan ziyade online olarak hiç tanımadığınız kişilerle etkileşimde bulunarak geçiriyorsanız, bu kitap tam da sizin için yazıldı.

  • Künye: İrem Hattat – Online Flört, Online Romantizm, The Kitap Yayınları, inceleme, 264 sayfa, 2023

William Alexander – Dünyayı Değiştiren On Domates (2023)

Domates, 1500’lerde bir gece yarısı, bir geminin ambarında Yeni Dünya’dan Avrupa’ya göç eder.

Yüzyıllarca tarihin çöplüğünde kaybolur, zehirli olmakla suçlanır, henüz sert ve yeşilken toplanır; hayat bu ya, hem dünya mutfaklarının en popüler aktörlerinden biri, hem de endüstriyel gıdalardan hoşnutsuzluğumuzun sembolü haline gelir.

Peki maceraların, enteresan tarihî figürlerin, çeşit çeşit yiyeceğin, biraz da komplo teorisinin eksik olmadığı bu yolculuk boyunca neler yaşandı?

William Alexander, ‘Dünyayı Değiştiren On Domates’te domatesin ilginç gerçeklerle dolu tarihçesini konu edinirken gıdaya ilişkin en güncel sorunlarımıza da değiniyor ve okura alışılmışın dışında bir uygarlık tarihçesi sunuyor.

Tarih, botanik, hatırat ve seyahatnamenin kendine özgü bir karışımı olan kitap, domatesin dünya mutfağı ve kültürü üzerindeki etkisini konu alan bu turda bize eşlik eden eğlenceli bir rehber.

Alexander, Azteklerden İtalyan mutfağı ve pizzaya kadar tarihi keşfetmek için domatesleri kullandığı kitabında, domatesin eğlenceli ve geniş kapsamlı bir tarihçesini sunuyor.

Bunun yanında bizi enteresan tarihî karakterlerle tanıştırıyor; iklim değişikliği, hidroponik ve GDO ile fabrika çiftçiliğinin yaygın olduğu bir dünyada lezzet arayışı gibi konularla ilgili düşünmemizi sağlıyor.

  • Künye: William Alexander – Dünyayı Değiştiren On Domates: Egzotik Bir Süs Bitkisi Nasıl Kültür Tarihinin Vazgeçilmezi Haline Geldi?, çeviren: Eylül Doğramacı, Timaş Yayınları, inceleme, 304 sayfa, 2023