Kolektif – Herkesin Bildiği Sır: Dersim (2010)

‘Herkesin Bildiği Sır: Dersim’, Dersim’i tarih, toplum, ekonomi, dil ve kültür çerçevesinden irdeleyen makalelerden oluşuyor.

Kitabı derleyen Şükrü Aslan, “Dersim”in, Anadolu’nun doğusunda bir coğrafi bölgeyi anlatmaktan çok, neredeyse tarih boyunca ama özellikle 1930’lu yılların sonlarına doğru maruz kaldığı siyasal ve askerî müdahalelerin yarattığı derin toplumsal tahribatla belleklerde yer etmiş toplumsal ve kültürel bir varlığa işaret ettiğini söylüyor.

Bu çerçevede hazırlanmış kitap, 1938’den iki yöne doğru yapılan yolculuğun izlerini sürüyor. Bu izler okuru, Dersim’in tarihine, diline, müziğine, inanç pratiklerine, mücadelelerine, başarılarına ve aynı zamanda kentin/bölgenin bugününe de götürüyor.

Çok sayıda ismin yazılarıyla katıldığı çalışma, Dersim’in dünü ve bugünü hakkında yetkin bir kaynak.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Hüseyin Ağuiçenoğlu, Muzaffer Akın, Alişan Akpınar, Mikail Aslan, Şükrü Aslan, İmran Ayata, Sezen Bilir, Serhat Bozkurt, Kemal Burkay, Sema Buz, Hıdır Eren Çelik, Yücel Demirer, Namık Kemal Dinç, Ali Ekber Düzgün, Fuat Ercan, Harun Ercan, Serkan Erdoğan, Gülsün Fırat, Sabır Güler, Ali Haydar Gültekin, Azat Zana Gündoğan, Zeliha Hepkon, Hüseyin Irmak, Mesut Keskin, Muzaffer Oruçoğlu, M. Ali Sağlam, Dilek Soileau, Bahar Şimşek, Cemal Taş, Volga Hüseyin Sorgu Tekinoğlu, Beyza Üstün, Sibel Yardımcı, Özkan Yıldız ve Murat Yüksel

  • Künye: Kolektif – Herkesin Bildiği Sır: Dersim, derleyen: Şükrü Aslan, İletişim Yayınları, tarih, 640 sayfa

Hicabi Kırlangıç – Ahmed Şâmlu ve Şiiri (2010)

Hicabi Kırlangıç elimizdeki çalışmasında, İran şiirinin önde gelen kalemlerinden Ahmed Şâmlu’nun hayatına ve şiirine odaklanıyor.

Çağdaş İran şiirinde Şâmlu, Nîmâ Yûşic gibi, kendi adıyla özdeşleşen bir şiir tarzı geliştiren isimlerden biri olarak bilinir.

Ayrıca Şâmlû, diğer İranlı şairlere kıyasla Türkiye’de az da olsa bilinen şairlerden.

Çalışmasına şairin hayat hikâyesiyle başlayan Kırlangıç, ardından, Şâmlû’nun şiir alanındaki çalışmalarının açıklamalı bir listesini veriyor.

Kitabın sonraki bölümlerindeyse, Şâmlû’nun şiiri, biçim, dil, üslup ve içerik açısından inceleniyor.

  • Künye: Hicabi Kırlangıç – Ahmed Şâmlu ve Şiiri, Ağaç Yayınları, eleştiri, 183 sayfa

Jean-Yves Jouannais – Yapıtsız Sanatçılar (2019)

Gözümüzün önünde hep yaratmış yazar ve sanatçılar vardır, zira onlar iddia etmiş, üretmiş ve ortaya koymuşlardır.

Oysa madalyonun öteki yüzündekileri, yani yaratmayı reddetmiş yahut yaratmaktan bunalmış olan yazar ve sanatçıları ise doğal olarak görmeyiz.

İşte bu enfes kitap da, ikinci gruptaki kişiler hakkında.

Burada kimler yok ki:

Sessizliği seçmiş Marcel Duchamp’tan Jacques Vaché’nin sanatsız sanatına, Félicien Marboeuf’ün yazılmamış romanlarından Harald Szeemann’ın Saplantılar Müzesi’ne, Félix Féneon’un üç satırlık haberlerinden Edie Sedgwick’in hızlı yaşamına ve Roland Barthes’ın yarım kalmış sayfalarına…

Jean-Yves Jouannais’in bunun gibi pek çok dikkat çekici örnek barındıran kitabı, yalnızca “yapmamayı yeğleyen” sanatçıların dünyasından ilginç ayrıntılar sunmakla kalmıyor, aynı zamanda okurunu yaratmak, yaratıcı süreç ve ret etmek üzerine derinlemesine düşünmeye de davet ediyor.

Künye: Jean-Yves Jouannais – Yapıtsız Sanatçılar: Yapmamayı Yeğlerim, çeviren: Eda Sezgin, Corpus Kitap, inceleme, 208 sayfa, 2019

Yalçın Armağan – İmgenin İcadı (2019)

 

Türkiye’de imgenin tarihi üzerine özgün bir eser.

Yalçın Armağan’ın, 1950’lerin başından 1980’lere kadar yaklaşık otuz yılı kapsayan sürece odaklanan çalışması, imge kavramının tarihini izlerken, bu zaman zarfında şiirin tanımının nasıl değiştiğine ve daha da önemlisi İkinci Yeni’nin meşruiyet kazanma ve ardından kanonlaşma sürecinde imge kavramının nasıl bir işlev yüklendiğine odaklanıyor.

“Şiir, imge kurma sanatıdır” önermesini bugün neredeyse herkes bilir.

Armağan’ın kitabı da, bilhassa bu önermenin bizde nasıl kabul gördüğünü ve bunu sağlayan pragmatik dönüşümlerin neler olduğunu ortaya koymasıyla önemli.

‘İmgenin İcadı’, Armağan’ın ilk kitabı ‘İmkânsız Özerklik’in devamı olarak okunabilir.

‘İmkansız Özerklik’, 1950’lerde şiir dilinin özerkliğini savunan bir tarzın, yani İkinci Yeni’nin Türkiye modernleşmesinin “hassasiyetler”i nedeniyle dirençle karşılanmasını ele almıştı.

‘İmgenin İcadı’ ise, bu direncin hâkim fikirler açısından nasıl kırıldığını yorumluyor.

  • Künye: Yalçın Armağan – İmgenin İcadı: İkinci Yeni’nin Meşruiyeti, İletişim Yayınları, inceleme, 224 sayfa, 2019

Fuzuli Bayat – Türk Kültüründe Kadın Şaman (2010)

Fuzuli Bayat ‘Türk Kültüründe Kadın Şaman’da, farklı coğrafyalarda kadın şamanlığının izlerini sürüyor.

Türk kültüründe ağırlıklı bir yer işgal etmesine rağmen, şu ana kadar kadın şamanlığı hakkında kayda değer bir araştırma yapılmadığını söyleyen Bayat, bunun bir sebebinin kadın şamanların erkek şamanlara göre daha az olması, ikinci sebebinin ise, toplumsal yaşamda kadın şamanların işlevlerinin çok aza indirgenmesi olduğunu belirtiyor.

Kitapta, kadın şamanlığının geçirmiş olduğu evreler, şamanlıkta cinsiyet değiştirme, kadın şamanların işlevleri, tanrılaştırılmış kadın şamanlar hakkında mitolojik ve destansı bilgiler ile günümüzde kadın şamanlık kurumu gibi konular irdeleniyor.

  • Künye: Fuzuli Bayat – Türk Kültüründe Kadın Şaman, Ötüken Yayınları, kadın, 187 sayfa

R. Selçuk Uysal – Belâgat ve Edebî Sanatlar Lügati (2010)

Selçuk Uysal ‘Belâgat ve Edebî Sanatlar Lügati’nde, İslamiyetle beraber önce Arap dünyasında şekillenmiş, sonra Farslara geçmiş, daha sonra da İslam dünyasının diğer bölgelerine yayılmış belâgatin tarihsel gelişimini izliyor ve çalışmasını bir edebi sanatlar sözlüğüyle zenginleştiriyor.

Uysal, yerinde ve güzel söz söyleme sanatı olarak özetlenebilecek belâgat hakkında bilgi verdikten sonra, İslam kültür dünyasında belâgatın kaynakları; belâgat ile retorik arasındaki bağı; Batı’da değişik şekillerde ortaya çıkmış belâgati; Türk edebiyatında belâgat ve 19. yüzyılda basılmış belâgatle ilgili eserler gibi konuları ele alıyor.

Kitabın son bölümü ise, edebi sanatlarla ilgili bir sözlükten oluşuyor.

  • Künye: R. Selçuk Uysal – Belâgat ve Edebî Sanatlar Lügati, Doğu Kitabevi, sözlük, 229 sayfa

Hal Herzog – Sevdiklerimiz, Tiksindiklerimiz, Yediklerimiz (2019)

Hayvanlara yaklaşım söz konusuyken, çoğumuz büyük çelişki içindeyizdir.

Bazı hayvanları çok seviyoruz, bazılarını bol bol yiyor, bazılarındansa ölesiye korkuyoruz.

Otuz yılı aşkın süredir insanlar ile hayvanlar arasındaki ilişkinin psikolojisini inceleyen, dünyanın önde gelen antrozoologlarından Hal Herzog da, bu çalışmasında, insanlar ile hayvanlar arasındaki ahlaken sorunlu etkileşimleri inceliyor.

İnsan ile hayvan arasındaki etkileşimini ele alan antrozoolojinin ne anlama geldiğini irdeleyerek çalışmasına başlayan Herzog, ardından,

  • Diğer canlılar hakkındaki düşüncelerimizi,
  • İnsanın evcil hayvan sevgisinin kökenlerini,
  • İnsan ile köpek arasındaki ilişkiyi,
  • Cinsiyetin insan-hayvan ilişkisindeki izdüşümlerini,
  • Horoz dövüşlerindeki karşılaştırmalı zulmü,
  • İnsan ve et ilişkisini,
  • Hayvanların bilimde kullanılmasını ve bunun ahlaki boyutlarını,
  • Evlerimizdeki kediler ve tabaklarımızdaki ineklerin ortaya koyduğu ikiyüzlülüğü,
  • Ve bu ahlaki tutarsızlıkla nasıl baş edeceğimiz gibi konuları tartışıyor.

Künye: Hal Herzog – Sevdiklerimiz, Tiksindiklerimiz, Yediklerimiz: Hayvanlar Hakkında Tutarlı Düşünmek Neden Bu Kadar Zordur?, çeviren: Yeşim Seber, Yapı Kredi Yayınları, inceleme, 392 sayfa, 2019

David Damrosch – Dünya Edebiyatı Nasıl Okunmalı? (2010)

Columbia Üniversitesi Karşılaştırmalı Edebiyat Bölümü’nde öğretim üyesi olan David Damrosch ‘Dünya Edebiyatı Nasıl Okunmalı?’da, dünya edebiyatının çeşitli örneklerine birtakım giriş yolları sunuyor.

Damrosch, yabancı bir metnin, yazarın değer ve kanaatleri bilinmeden okunması halinde, metnin, önceden bilinen bir edebi formun sönük bir kopyasına dönüştürülme tehlikesiyle karşı karşıya kaldığını belirtiyor.

Yazar, dünya edebiyatını okurken verimli olabilecek yaklaşımlara örnek oluşturabilecek temel yapıtlardan bir demet sunarak, yabancı bir edebi-kültürel malzemeyle karşılaşıldığında ortaya çıkan temel meseleleri aydınlatıyor.

  • Künye: David Damrosch – Dünya Edebiyatı Nasıl Okunmalı?, çeviren: Devrim Çetinkasap, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, inceleme, 161 sayfa

Ramazan Alabaş – Cumhuriyet ve Çocuk (2019)

Gürbüz Türk Çocuğu, Çocuk, Çocuk Sesi, Yavrutürk, Çocuk Haftası…

Ramazan Alabaş’ın bu özgün çalışması, Cumhuriyet’in ilk yıllarından 1950’ye kadar uzanan süreçte yayımlanmış çocuk dergilerini çok yönlü bir bakışla irdeliyor.

Bu dergilerde çocukluğun nasıl inşa edildiğini, tarihsel bilincin çocukluk algısına nasıl etki ettiğini ve ortak hafıza ile kimlik oluşturmada nasıl rol üstlendiklerini ele alan Alabaş,

Cumhuriyet’te ilk uzun süreli çocuk dergilerinin savunduğu ilkeleri, uygulamaları ve sayfalarında yer verdiği açık ve gizil mesajları açığa çıkarıyor.

Kitabın en önemli katkılarından biri de, çocuk dergileri aracılığıyla kurgulanan çocukluk algısının tarihsel süreçte geçirdiği aşamaları hakkında okuruna fikir vermesi.

  • Künye: Ramazan Alabaş – Cumhuriyet ve Çocuk, Yeni İnsan Yayınevi, inceleme, 276 sayfa, 2019

Feyza Gümüşlüoğlu – Körfez’den Notlar (2019)

Körfez denince akla birçok ülke gelir.

Suudi Arabistan, Bahreyn, Katar, Irak, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri, İran, Umman…

Bu bölge, kimilerince Basra Körfezi, kimilerince İran Körfezi ve kimilerince de Arap Körfezi olarak tanımlanır.

Bu kitabın yazarı Feyza Gümüşlüoğlu ise, uzun yıllar Katar’da yaşamış bir gazeteci olarak bölgeye dair merak edilen pek çok konuyu aydınlatıyor.

Gümüşlüoğlu kitabına, bölgenin arka planını irdeleyerek başlıyor.

Körfezin hayat kaynakları, Hazariler ve Bedeviler, kabileciliğin Körfez’deki etkileri, bölgenin mezhepsel çeşitliliği, petrolün bölgenin gelişimindeki tarihsel ve güncel rolü, körfezde kadının yeri, bu bölümde ele alınan bazı konular.

Yazar yine bu bölümde, bölgenin siyasi tarihini de ele alarak, uzun 18. yüzyıldan bugüne körfez ülkelerine yön veren iç ve dış siyasi dinamiklere odaklanıyor.

Kitabın ikinci bölümünde de, Gümüşlüoğlu’nun bölge üzerine farklı dönemlerde kaleme aldığı ve genel olarak güncelliğini koruyan yazıları yer alıyor.

Bu yazılarda ele alınan kimi konular ise şöyle:

  • Kapitalizmin İslami yüzü,
  • İslam, poligami ve bunların Arap dünyasındaki görünümü,
  • Suudi Arabistan’ın devrimci kadınları,
  • Körfezde artık tarih olmuş inci avcılığı,
  • Katar ve İhvan arasındaki ilişkilerin dinamikleri,
  • Katar’da iç dengeler ve saray,
  • Türkiye ve Katar ilişkilerinin geleceği,
  • ABD’nin nükleer anlaşmadan çekilme kararı ertesinde Körfez ülkelerinin tutumu,
  • İran’ın Körfez’den beklentileri,
  • Körfez’deki evliliklerin sosyo-politiği…

Künye: Feyza Gümüşlüoğlu – Körfez’den Notlar, Mana Yayınları, 256 sayfa, ülke, 2019