Cinzia Arruzza, Tithi Bhattacharya ve Nancy Fraser – % 99 İçin Feminizm: Bir Manifesto (2019)

Neoliberalizm karşısında alternatif kıtlığı yaşıyoruz: Kapitalizmin son derece yıkıcı, finansallaşmış bu biçimi, son kırk yıldır dünyanın dört bir yanına egemen oldu.

Atmosferi zehirleyen, demokrasiyi gülünç bir paçavraya dönüştüren, toplumsal becerilerimizi sakatlayan kapitalizmin bu yinelenişi, her türden toplumsal mücadelenin önem kazanmasına, en mütevazı reformlar için sergilenen ılımlı çabaların bile hayatta kalma savaşına dönüşmesine yol açtı.

İşte Cinzia Arruzza, Tithi Bhattacharya ve Nancy Fraser’ın kaleme aldıkları bu etkileyici feminist manifesto, dünyanın yangın yerine döndüğü bu süreçte feministlerin de safını belli etmesi gerektiğini ve bu amaçla neler yapmaları gerektiğini tutkulu ve çarpıcı bir şekilde anlatıyor.

Yazarlar, bütün feministlerin bugün önemli bir yol ayrımında bulunduklarını ve şimdi asıl yanıt verilmesi gereken sorunun şu olduğunu belirtiyor:

“Fırsat eşitliği vaazı”nın peşinde koşmaya devam mı edeceğiz?

Yoksa bizi mevcut krizin ötesine geçirip yeni bir topluma kapı aralayacak olan toplumsal cinsiyet eşitliğini antikapitalist bir tarzda yeniden tasavvur edecek miyiz?

Yazarlar buradan yola çıkarak, refahın ve doğal kaynakların herkes tarafından eşit şekilde paylaşıldığı, eşitlik ile özgürlüğün birer istek olmaktan çıkıp kök saldığı adil bir dünya kurmak için feministlerin ne yapmaları gerektiğini 11 tez halinde sıralıyor.

  • Künye: Cinzia Arruzza, Tithi Bhattacharya ve Nancy Fraser – % 99 İçin Feminizm: Bir Manifesto, çeviren: Utku Özmakas, Sel Yayıncılık, feminizm, 120 sayfa, 2019

Laura Beers – Ellen Wilkinson (2019)

Ellen Wilkinson, Manchester’ın güneyinde, işçi sınıfına mensup bir ailede doğdu ve 1910 yılında Manchester Üniversitesi’nden bir burs kazanana kadar kuzeybatı İngiltere’yi hiç terk etmedi.

Bundan sonra ise, hiçbir güç onu tutamadı.

Wilkinson’ın izleyen otuz beş yıl içinde feminist ve sol siyasetteki kimi katkıları şöyle:

  • Büyük Britanya Komünist Partisi’nin (CPGB) kuruluşuna katkıda bulundu.
  • Moskova’da Rus devrimciler Vladimir Lenin ve Lev Troçki ile tanıştı,
  • Parlamentoda yer edinen onuncu kadındı,
  • Hem ülkesinde hem de uluslararası alanda, yoksulların ve mülksüzleştirilmişlerin savunucusu olarak ün kazandı,
  • Uluslararası barış arayışında Avrupa’yı, Amerika’yı ve Asya’yı gezdi,
  • Birkaç kadın temsilciden biri olarak San Francisco’ya, Birleşmiş Milletler’in açılış toplantısına gitti,
  • Britanya’da savaş sonrası hükümette önemli bir rol oynadı,
  • Bu esnada, Hindistan Ulusal Kongresi (INC) ve Alman anti-faşist direnişi gibi oluşumlarla olağanüstü arkadaşlıklar geliştirdi,

İşte Laura Beers’in bu önemli çalışması, feminist mücadeleye çok önemli katkılarda bulunmuş bu sıra dışı kadının hayatını bir baştan diğer başa kat ediyor.

Kitap, Ellen Wilkinson’ın, toplumsal adalet anlayışının 20. yüzyılın ilk yarısında ne ifade ettiğine dair kendi anlayışını nasıl geliştirdiğinin ve hayatını toplumsal açıdan daha adil bir dünyaya erişmeye nasıl adadığının çarpıcı bir üslupla betimliyor.

Çalışma, hem Kızıl Ellen gibi sıkı bir sosyalist ve feministin dünyasına hem de bir döneme daha yakından bakmak için çok iyi bir fırsat.

  • Künye: Laura Beers – Ellen Wilkinson: Bir Sosyalist ve Feministin Hayatı, çeviren: Cemre Ömürsuyu Seyis, Hep Kitap, biyografi, 584 sayfa, 2019

Ferhunde Özbay – Dünden Bugüne Aile, Kent ve Nüfus (2015)

Kadın emeği, aile, nüfus dinamikleri ve politikalarına dair pek çok çalışması bulunan Ferhunde Özbay’ın bütün bu alanlardaki üretimlerini ortaya koyan, şahane bir derleme.

Kitapta ele alınan kimi konular şöyle:

  • Kırsal kesimde toplumsal ve ekonomik yapı değişimlerinin aile işlevlerine yansıması,
  • Aile ve hane yapısı,
  • Türk modernleşmesi bağlamında toplumsal cinsiyet ve mekân,
  • İstanbul nüfusu ve göçler,
  • İstanbul’da 1950 sonrası nüfus dinamikleri,
  • Nüfus hareketleri ve devlet politikaları,
  • Gençliğe yönelik politikalar ve uygulamalar,
  • Cumhuriyet döneminde nüfus bilgisinde kuramsal ve yapısal ayrışma,
  • Türkiye’de demografik dönüşüm sürecinde cinsiyet ve sınıf…

Çalışma, 2015’te aramızdan ayrılan Özbay’ın külliyatına çok değerli bir katkı.

  • Künye: Ferhunde Özbay – Dünden Bugüne Aile, Kent ve Nüfus, İletişim Yayınları, sosyoloji, 352 sayfa, 2015

Stanley B. Alpern – Afrikalı Amazonlar (2019)

Amazonlar mitten öteye geçemese de, Afrika’nın ataerkil geleneğinde boy gösteren savaşçı Dahomey kadınları, tabiri caizse iliklerine kadar gerçekti.

Dahomey kızları, küçük yaşlardan itibaren savaşmayı, silah kullanmayı, acıyla baş etmeyi öğreniyordu.

Dahomey kızları yaşadıkları coğrafyanın zorlukları nedeniyle her şeyden önce maharetli birer savaşçıydı, fakat aynı zamanda avcılık, dans ve müzik konusunda da çok ustaydılar.

İşte Stanley Alpern’in bu önemli çalışması, bu sıra dışı kadınlar hakkında şu ana kadar yapılmış en iyi çalışmalardan biri.

Kitapta,

  • Dahomey’in kökenleri,
  • Dahomey kralları,
  • Fil avcısı, polis, saray muhafızı ve kadın askerler olarak Dahomey kadınlarının yetiştiriliş tarzı,
  • Dahomey kadınlarının askere alınışı,
  • Giyim tarzları,
  • Kullandıkları silahlar,
  • Beden ve askeri eğitimleri,
  • Danslar, müzik ve şarkıları,
  • Geçim yöntemleri,
  • Muharebe düzeni,
  • 1890 ve 1892’de Dahomeylerin Fransa’yla giriştiği savaş,
  • Ve bunun gibi birçok ilgi konu ele alınıyor.

Stanley Alpern, ABD Enformasyon Dairesi’nde beşi Afrika’da olmak üzere yirmi iki yıl çalıştıktan sonra 1977 yılında emekli oldu.

Alpern, emekli olduktan sonra tüm vaktimi Afrika’nın sömürgecilik öncesi tarihini araştırıp yazmaya ayırdı.

İşte ‘Afrikalı Amazonlar’ da bu çalışmaların en güzide meyvelerinden biri olarak karşımızda duruyor.

  • Künye: Stanley B. Alpern – Afrikalı Amazonlar: Dahomey’in Kadın Savaşçıları, çeviren: İpek Yardımcı, Ayrıntı Yayınları, tarih, 320 sayfa, 2019

Yaşar Gürsoy – Allah Kadını Yarattı (2015)

Türkiye tarihinde önemli yere sahip kadınların bilinmeyen yönleri.

Atatürk-Latife Hanım evliliğindeki sır neydi?

CHP, DP ve AKP dönemlerinde kadın imajları nasıldı?

İsmet İnönü, Zerrin Özer’i nasıl keşfetti?

Cumartesi Anneleri yıllar süren mücadelelerinden nasıl başarıyla çıktılar?

Bu ve benzeri pek çok bilinmeyenin yanıtı, kitabımızda.

  • Künye: Yaşar Gürsoy – Allah Kadını Yarattı, İnkılap Kitabevi

Mehmet Bayrak – Kuşatmayı Yaran Kürt Kadını (2015)

Mehmet Bayrak bu çalışmasında, hem ataerkinin hem devletin baskısına direnmiş Kürt kadınlarının mücadelesini anlatıyor.

Kitapta, Kırım Savaşı’nda büyük başarı göstermiş Kürt amazonu Kara Fatma’dan ilk Kürt kadın gerilla Zarife’ye ve Bêritan’a “kuşatmayı yaran” kadınların hikâyeleri, günümüz kadın gerilla önderlerinin tanıklıklarıyla harmanlanarak sunuluyor.

  • Künye: Mehmet Bayrak – Kuşatmayı Yaran Kürt Kadını, Özge Yayınları

Feyza Altun Meriç – Kadının Fenni (2015)

Yedi aylık çocuğuyla duruşmaya girerek, çalışan kadınların sorunlarına dikkat çekmesiyle bildiğimiz avukat Feyza Altun Meriç’in kaleminden, bu topraklarda kadın olmanın zorluklarını gözler önüne seren bir kitap.

“Hiçbir şeye alışmayın!” diyerek kadınlara seslenen Meriç, pervasızca susturulan, yok sayılan ve şiddet gören kadınları anlatıyor.

Çarpıcı hikâyeler eşliğinde.

  • Künye: Feyza Altun Meriç – Kadının Fenni, İnkılap Kitabevi

Carol Dyhouse – Gösteriş (2015)

Tüketim kültürünün altın çağını yaşadığı 20. yüzyılı, kadın kimliğinin gelişimi perspektifinden irdeleyen bir çalışma.

Carol Dyhouse, farklı dişiliklerin temsili ve yapılandırılmasını, arzuların biçimlendirilmesini ve toplumsal koşullar ile moda arasındaki girift ilişkiyi ortaya koyuyor ve böylece feminizm ve genel olarak kadın çalışmalarına önemli bir katkı sunuyor.

Bu obur çağı, tüketimin sınır tanımazlığını daha iyi kavramak açısından önemli bir eser.

  • Künye: Carol Dyhouse – Gösteriş: Kadınlar, Tarih, Feminizm, çeviren: Duygu Akın, Can Yayınları

Robin Norwood – Kadın Çok Severse (2009)

Robin Norwood imzalı ‘Kadın Çok Severse’, belirli ilişki bağımlılıklarına dair hikâyelerden ve bu bağımlılıkların nasıl iyileştirilebileceğiyle ilgili önerilerden oluşuyor.

Norwood, kendilerini sevecek birini arayan birçok kadının neden sonunda sağlıksız ve sevgisiz erkekler bulduklarını ve bu erkeklerin ihtiyaçlara cevap verememelerine rağmen, kadınların ilişkilerini bitirmekte neden zorlandıklarının yanıtını arıyor.

Çok sevmeyi bir sorun, hatta bağımlılık olarak tanımlayan Norwood, kadınların diğer bağımlılar gibi bundan kurtulmak için sorunun ciddiyetini kabul etmeleri gerektiğini savunuyor.

Yaşanmış öykülerden oluşan kitap, çok sevmenin kadınsal bir olgu olduğunu, erkeklerle ilişkilerinde kendilerine zarar veren kadınlara, sorunun kaynağına inmelerini tavsiye ediyor; hayatlarını değiştirmeleri için yapmaları gerekenleri sıralıyor.

  • Künye: Robin Norwood – Kadın Çok Severse, çeviren: Pınar Turanlı, Epsilon Yayıncılık, psikoloji, 344 sayfa

Jale Minibaş-Poussard ve Meltem İdiğ Çamuroğlu – Psikolojik Taciz (2015)

Her alanda karşılaştığımız saldırganlığın iş yerine yansıması olarak da düşünebileceğimiz mobbing ya da iş yerinde psikolojik taciz nedir?

Jale Minibaş-Poussard ve Meltem İdiğ Çamuroğlu imzalı bu kitap, söz konusu kavramları açıklığa kavuşturuyor; bunun nasıl bir travmaya neden olabileceğini ve bu tacize karşı ne gibi önlemler alabileceğimizi anlatıyor.

  • Künye: Jale Minibaş-Poussard ve Meltem İdiğ Çamuroğlu – Psikolojik Taciz: İş Yaşamında Gerilim, Akılçelen Kitaplar