Aslı Solakoğlu – Dış Balkon İç Ses (2013)

  • DIŞ BALKON İÇ SES, Aslı Solakoğlu, Kurgu Kültür Merkezi Yayınları, öykü, 67 sayfa

DIS

Aslı Solakoğlu ilk öykü kitabı ‘Hayata Yetişmek’te, bireyin varoluş kaygılarını kenar mahalle insanının hayatıyla harmanlayarak anlatmıştı. Solakoğlu, Cumartesi Annelerine ithaf ettiği ikinci öykü kitabı ‘Dış Balkon İç Ses’te ise, Türkiye’den Hindistan’a uzanan bir coğrafyayı kat ederek, kocalarını yitirmiş kadınların ve oğullarını yitirmiş annelerin dünyasına iniyor. Öykünün merkezinde, Bingöl’de oğlu kaybettirilmiş Fatma Ana ve torunu ile Hindistan’ın Jodhpur kentinde kocası öldürülmüş bir kadın ve oğlu yer alıyor. Öykü bu iki hikâyeyi birleştirerek, acının kültürleri ve coğrafyaları aşan evrenselliğine vurgu yapıyor.

Virginia Woolf – Bütün Öyküleri (2013)

  • BÜTÜN ÖYKÜLERİ, Virginia Woolf, hazırlayan: Susan Dick, çeviren: Deniz Arslan, Timaş Yayınları, öykü, 506 sayfa

BUTUN

Elimizdeki kitap, Virginia Woolf’un yazarlık geçmişinin tamamını kapsıyor. Kitap,  yazarın en eski tarihli öyküsü olan 1906’da yayınlanmış ‘Phyllis ve Rosamond’ öyküsüyle açılıyor, Woolf’un tamamladığı son kurgusal yapıt olan 1941 tarihli ‘Kaplıca’ ile kapanıyor. Kitabın ilgi çeken yönü, Woolf’un çıraklıktan ustalığa uzanan yazma serüvenini adım adım ortaya koyması. Edebi macerasında deneysel arayışlarıyla da bilinen yazarın öyküleri, bu anlamda çeşitlilik arz etmeleriyle dikkat çekiyor diyebiliriz. Woolf kimi öykülerinde geleneksel anlatı biçimini yansıtırken, kimi öykülerinde perspektif kaymalarına, lirik yazıma başvuruyor.

Hanım Karavelioğlu – Güneşin Çocukları (2013)

  • GÜNEŞİN ÇOCUKLARI, Hanım Karavelioğlu, Evrensel Yayınları, öykü, 103 sayfa

 GUNESIN

Hanım Karavelioğlu, Giresun doğumlu olmasıyla Karadeniz’i iyi bilen isimlerden. Yazar buradaki öykülerinde, son zamanlarda bölgenin doğal dokusuna büyük darbe indirmiş çevre katliamının farklı boyutlarını hikâye ediyor. Öykülerde, toprağı ve suyu satarak, doğayı harap ederek para kazanmaya çalışan güçlü insanların karşısında, tek hayali yaşadığı çevreyi korumak olan, bu çevreyle doğup büyümüş insanların yaşadıkları anlatılıyor. Aynı zamanda doğaya bir güzelleme olarak okunabilecek öykülerde, çaresiz bölge insanlarının yanı sıra aç gözlü şirketler ile muteahitler ve insafsız devlet görevlileri karşımıza çıkıyor.

Katherine Mansfield – Çocuksu Bir Şey (2013)

  • ÇOCUKSU BİR ŞEY, Katherine Mansfield, çeviren: Oya Dalgıç, İş Kültür Yayınları, öykü, 210 sayfa

 COCUKSU

Katherine Mansfield’ın ölümünden sonra yayınlanan ‘Çocuksu Bir Şey’, yazarın son yirmi beş öyküsünü bir araya getiriyor. Mansfield öykülerinde, özgün tarzıyla gündelik olayları izleyerek karakterlerinin duygu dünyasına iniyor, ruhsal çatışmaları dikkat çeken bir gözlem gücüyle tasvir ediyor. Yazarın şiirsel üslubunun en iyi örneklerinden biri olan kitaba adını veren öykü ise, bir ilk gençlik aşkının yarattığı karmaşayı hikâye ediyor. Öykünün kahramanı, kendisine inanılmaz bir şaşkınlık ve heyecan yaşatan bu duygu ile birlikte, hayal ile gerçek arasında gidip gelecek, yaşadığı kırgınlığı anlamlandırmaya çabalayacaktır.

Edgar Allan Poe – Kızıl Ölümün Maskesi (2013)

  • KIZIL ÖLÜMÜN MASKESİ, Edgar Allan Poe, çeviren: Tomris Uyar, Notos Kitap, öykü, 251 sayfa

KIZIL

‘Kızıl Ölümün Maskesi’, Tomris Uyar’ın seçtiği on üç klasik Edgar Allan Poe öyküsünü bir araya getiriyor. Poe’nun öyküleri, insanın karanlık yönlerini, tuhaflıklarını ve sıkışmışlığını hikâye ediyor. Poe kitaba adını veren öyküsünde, halkın yarısını yok eden “Kızıl Ölüm” hastalığından kurtulmaya çalışan Prens Prospero’yu anlatıyor. Prospero, hastalık hızla kente yayılırken, saraydaki şövalyeler ve leydiler arasından bin kişi seçerek onlarla birlikte kale gibi bir manastıra çekilir. Bir süre sonra manastırda bir maskeli balo düzenleyen prens, kaçtığını sandığı hastalığın yanı başında olduğu gerçeğiyle yüz yüze gelir.

Fuat Sevimay – Ara Nağme (2013)

  • ARA NAĞME, Fuat Sevimay, Aylak Adam Yayınları, öykü, 94 sayfa

ARA

Fuat Sevimay, bir süre önce yayınlanan ‘Aynalı’ romanında, taşradan büyük şehire gelen bir ailenin dönüşen hayatını konu almıştı. Yazar ‘Ara Nağme’de de, kısa öykülerine yer veriyor. Sevimay’ın öyküleri, sıradan insanların günlük hayatını gerçekçi bir atmosfer ve özenli bir dille aktarıyor. Yazar kitaba adını veren öyküsünde, kentsel dönüşümün yerlerinden ettiği Romanların dünyasına, bir mahalle kahvesini fon alarak iniyor. Yaşlı kemancı Babako, gırnata çalan Kolpa ve yine onlardan biri olan anlatıcının merkezde olduğu öykü, yaşadıkları mahallenin gözlerinin önünde yok olup gidişini gören insanların acı ve öfkesini resmediyor.

John Cheever – Boşanma Mevsimi (2013)

  • BOŞANMA MEVSİMİ, John Cheever, çeviren: Roza Hakmen, Everest Yayınları, öykü, 311 sayfa

 BOSANMA

‘Boşanma Mevsimi’, usta yazar John Cheever’ın toplu öykülerinin üçüncü cildi. Cheever burada, Amerikan orta sınıfından bireylerin hayatından kesitler sunuyor. Yazar kitaba adını veren öyküsünde ise, rutinin hızla bunalıma sürüklediği bir çiftin hikâyesini anlatıyor. Kocanın gözünden anlatılan öykü, kendini ailesine adamış bir annenin yaşadığı bunalım üzerine inşa edilmiş. Her günü, bir önceki günün birebir tekrarı olan kadının hayatı, sıra dışı bir olayla dönüşecektir.

Juan Rulfo – Ova Alev Alev (2013)

  • OVA ALEV ALEV, Juan Rulfo, çeviren: Süleyman Doğru, Doğan Kitap, öykü, 167 sayfa

 OVA

‘Ova Alev Alev’, Juan Rulfo’nun daha önce Türkçeye ‘Kızgın Ova’ olarak çevrilmiş ve uzun zamandır da baskısı tükenmiş öykülerini bir araya getiriyor. Meksika edebiyatının en önemli yazarlarından olan Juan Rulfo, yalnızca iki kitap yayımlayıp Latin Amerika edebiyatını güçlü bir şekilde etkileyen ender isimlerden. Yazarın gerek kurgu ve gerekse şiirsel üslubu açısından özgün bir atmosfer yarattığı tek romanı ‘Pedro Páramo’ ile yıkımları, ölümleri, acıları ve sevdaları damıtılmış kelimelerle dile getirdiği buradaki on yedi öyküsü, bunda büyük paya sahip. Öykülerin yeni baskısı, Juan Rulfo hayranları için müjde niteliğinde.

Erendiz Atasü – Taş Üstünde Gül Oyması (2013)

  • TAŞ ÜSTÜNDE GÜL OYMASI, Erendiz Atasü, Everest Yayınları, öykü, 125 sayfa

 TAS

Erendiz Atasü, ilk baskısı 1997’de yapılan ‘Taş Üstünde Gül Oyması’nda, temel izlekler üzerinden ilerleyen altı öyküsünü okurlarına sunuyor. Atasü öykülerinde, varlık, sanat, yaratıcılık, zaman ve insan gibi, felsefeye içkin konulara odaklanıyor. Yazar bunu yaparken de, “tarihin yüzünü örten peçe” olarak tanımladığı, geçmişten bugüne kalmış insan üretimlerine başvuruyor. Geçmişin izlerini, kimi zaman eski bir mezar taşı, kimi zaman terk edilmiş bir taş konak, bir ağıt, arya ve kimi zaman da Mısır piramitlerinde süren yazar, bunları insanın hayatla macerasını derin bir sorgulamaya tabi tuttuğu öyküler şeklinde tasarlıyor.

Ayşe Başak Kaban – Ben, Kendim ve Bergen (2012)

  • BEN, KENDİM VE BERGEN, Ayşe Başak Kaban, Ayizi Kitap, öykü, 144 sayfa

 BEN

‘Ben, Kendim ve Bergen’, Ayşe Başak Kaban’ın ilk kitabı. Kendisini kutluyoruz. Kaban buradaki öykülerinde, varoluşa, modern bireyin çıkmazlarına odaklandığı kadar, toplumun mağdur kesimlerinin dertlerini de konu ediniyor. Yazar, kitaba adını veren öyküde ise, iki kadının yaşadıkları yoluyla Türkiye’de kadın olmanın zorluklarını trajikomik bir üslupla anlatıyor. “Acıların kadını” Bergen ile anlatıcının esprili diyaloglarıyla ilerleyen öykü, iki kadının, bir yandan televizyon izlerken, öte yandan erkeklerden yana pek şanslı olmayan geçmişleri konusunda dertleşmelerini, yaşadıkları ataerkil toplumla yüzleşmelerini işliyor.