Kolektif – Devrimin Kardeşleri (2016)

Feminist spekülatif kurgunun nabzını tutan bu güzel antoloji, alanda yazılmış en güzel yirmi sekiz öykü sunuyor.

Ayrıca bilimkurgu, doğaüstü kurgu, fantezi ve büyülü gerçekçilik türlerinde yazılmış birçok öykü de barındıran çalışma, alanın 1970’lerden günümüze kat ettiği gelişimi gözler önüne seriyor.

Kitaptaki kimi öykülere gelirsek:

James Tiptree, Jr. erkeklerdeki cinsel arzunun kadınları öldürme arzusuna dönüştüğü bir distopya yaratıyor.

Ursula K. Le Guin, iz bırakmaya ihtiyaç duymayan kadınları hatırlatıyor.

Susan Palwick kurt adamlar efsanesini tersine çevirerek bir kurt kadının dünyasına iniyor.

Eleanor Arnason okurları kadınların ağzından dökülen sözcüklerin gücüyle yaratılan alemlere davet ediyor.

Kelly Barnhill cinsiyet kavramının geçişken olduğu büyülü bir diyara uzanıyor.

Yeni doğum yapmış bir annenin bedeniyle ve bebeğiyle kurduğu ilişki, Hiromi Goto’nun gotik anlatımıyla bize ulaşıyor.

Nnedi Okorafor, ataerkil normlarla bezeli efsaneler ve halk masallarıyla yüzleşiyor…

  • Künye: Kolektif – Devrimin Kardeşleri, derleyen: Ann Vandermeer ve Jeff Vandermeer, yayına hazırlayan: Poyzan Şahiner ve Eda Doğançay, çeviren: Albina Ulutaşlı, Gözde Serteser, Poyzan Şahiner, Eda Doğançay, Cansen Mavituna, Özge Akkaya, Hale Şirin, Deniz Güzgün, Elif Sorgun, Amy Marie Spangler, Yasemin Barlan, Gonca Doğan ve Yaprak Aydın, Kolektif Kitap, antoloji, 472 sayfa, 2016

Osman Şahin – Kolları Bağlı Doğan (2010)

‘Kolları Bağlı Doğan’, Osman Şahin’in toplu öykülerinin dördüncü cildi.

Buradaki on bir öykü, 12 Eylül döneminin zulüm ve işkencelerini anlatıyor.

Osman Şahin de bir eleştiri yazısı yüzünden Askeri Sıkıyönetim Mahkemesi’nde yargılanarak on sekiz aya mahkûm edilmişti.

Şahin’in hapishanedeyken yaşadıkları ile tutsaklara dair izlenimleri, bu kitaptaki öykülere temel oluşturuyor.

Kitaba adını veren öyküde yazar, on yıldan beri yurt dışında yaşayan ve askerliğini yapmak üzere Türkiye’ye geldiğinde apar topar gözaltına alınan genç bir adamın yaşadıklarını anlatıyor.

“Bilinçli bir yurttaşım ben. Düşünmeye çalıştığımı, düşüncelerimi yazdığımı, söylediğimi biliyorlardı.

Şimdiyse bunun cezasını fitil fitil burnumdan getireceklerdi.” diyen genç, bedeninin insanlık dışı muamelelere maruz kalması karşısında, en azından cesaretini ve onurunu kaybetmemeye çalışır.

  • Künye: Osman Şahin – Kolları Bağlı Doğan, Can Yayınları, öykü, 167 sayfa

Charles Bukowski – Pis Moruk İtiraf Ediyor (2010)

‘Pis Moruk İtiraf Ediyor’da, Charles Bukowski’nin ölümünden sonra bulunmuş, daha önce yayımlanmamış öyküleri yer alıyor.

‘Şarap Lekeli Defterden Bölümler’ alt başlığını taşıyan kitaptaki öykülerinde Bukowski, akıcı anlatımıyla yine sokaklarda, evlerde gezdiriyor bakışlarını.

“Yazmak en nihayetinde tek yol benim için ve beni bir kazığa bağlayıp yaksalar kendimi aziz addetmem.” diyen Bukowski, eğlenceli üslubuyla okuru yazdıklarına ortak ediyor.

Bukowski, yüzyılın en ilginç yazarlarından.

İçtenliği, işlediği konular ve dobra üslubuyla dikkat çeken ve Türkiye’de de eserleri beğeniyle karşılanan Bukowski’nin öyküleri, zevkli bir okuma vaat ediyor diyebiliriz.

  • Künye: Charles Bukowski – Pis Moruk İtiraf Ediyor, çeviren: Avi Pardo, Parantez Yayınları, öykü, 256 sayfa

Kolektif – Gazze Cevap Yazıyor (2016)

Filistin’i direniş ve başkaldırının penceresinden anlatan, on beş genç Filistinli yazarın elinden çıkmış kısa hikâyeler.

İsrail işgali ve ablukası, bilhassa İsrail’in 2008-2009’daki acımasız saldırıları ve halkın saldırılara görkemli direnişi, bu öykülerde derin izler bırakmış.

  • Künye: Kolektif – Gazze Cevap Yazıyor, derleyen: Rifat el-Arîr, çeviren: Emrah Saraçoğlu, İntifada Yayınları

 

Yang Gui Ca – Uzak ve Güzel Mahalle (2010)

Güney Koreli yazar Yang Gui Ca’nın 1987 yılında yayımlanan ‘Uzak ve Güzel Mahalle’si, Seul’ün varoşlarında yaşayan fakir halkın günlük yaşamını, orta sınıftan birinin bakış açısıyla betimlediği öykülerden oluşuyor.

Yazarın, öyküler arasında kurduğu bağlar da, kitabı özellikle ilgi çekici kılan hususlardan.

Topraklarını satmak istemeyen bir ihtiyar; işinden atıldığını ailesine söyleyemeyen ve pazarlamacılık yapmaya çalışan bir adam; birbiriyle rekabete giren bakkallar; deli diye aşağılanan şair ve yönetim tarafından sömürülmüş fabrika işçisi, Ca’nın öykülerinde karşımıza çıkan karakterlerden birkaçı.

Kentin varoşlarında yaşayan karakterlerini kendine has ayrıntıcı diliyle tasvir eden Ca, bizden pek uzakta olmayan bir dünyayı anlatıyor.

Umarız yazarın bu kitabından sonra yayımladığı ‘Bin Yıllık Aşk’ ve ‘İkilem’ eserleri de yakın zamanda Türkçeye çevrilir.

  • Künye: Yang Gui Ca – Uzak ve Güzel Mahalle, çeviren: S. Göksel Türksözü, Delta Yayınları, öykü, 302 sayfa

Juan Rulfo – Altın Horoz (2019)

Juan Rulfo için İspanyol edebiyatının babası demek, kesinlikle abartılı değildir.

Ne mutlu ki bizde de yayımlanmış iki şaheseri; öykülerinden oluşan ‘Kızgın Ova’ (Bizde ‘Ova Alev Alev’ adıyla da çevrildi) ve özellikle de ‘Pedro Paramo’ romanıyla, yalnızca İspanyolca yazan isimleri değil, kendisinden sonraki pek çok yazarı derinden etkileyebildi.

Bunun en önemli sebebi de, Rulfo’nun kendine has yazma tekniğiydi.

Rulfo eserlerinde alt üst edilmiş bir zaman dizimi, geri dönüş, iç monolog, bilinçaltı akışı, bakış açısını kaydırma ve monolog gibi pek çok aracı kullandı, ayrıca şiddet, sorunlu baba-oğul ilişkileri, yozlaşma ve ahlak temalarını kullandı.

‘Altın Horoz’ ise, Rulfo’nun senaryo olarak başladığı yapıtlarından.

Yazar bu sefer de, kasabanın yoksul tellalı Dionisio Pinzón’un başından geçen ilginç olayları hikâye ediyor.

Yazar, Pinzón’un hikâyesini de kırsal kesimin kendine has ilişkileri, ruhu, hüznü ve coşkusuyla harmanlayarak veriyor.

‘Altın Horoz’, Rulfo’nun diğer eserleri gibi kısa, ama yine onlar gibi etkileyici.

  • Künye: Juan Rulfo – Altın Horoz, çeviren: Halil Beytaş, Doğan Kitap, öykü, 152 sayfa, 2019

Berna Durmaz – Karayel Üşümesi (2016)

Küçük kasabalarda, kenar mahallelerde geçen; çelişki ve yanılgılar üzerinden ilerleyen ilgi çekici öyküler.

Berna Durmaz, toplumun dışına itilmiş kadınların, yoksullaşarak “iktidarlarını” kaybetmiş erkeklerin, sınır tanımayan hayal güçleriyle çocukların ruhuna iniyor ve oradan bize kimi zaman fantastik, kimi zamansa büyülü bir üslupla sesleniyor.

  • Künye: Berna Durmaz – Karayel Üşümesi, Can Yayınları

Tom Robbins – Geriye Uçan Yaban Ördekleri (2009)

Amerikalı roman ve öykü yazarı Tom Robbins, farklı türdeki metinlerini barındıran ‘Geriye Uçan Yaban Ördekleri’yle, uzun sürmemiş bir aranın ardından okurunun karşısına çıkıyor.

Kitapta, Robbins’in 1967’den 2003’e uzanan dönemde kaleme aldığı yolculuk yazıları, öyküleri, çoğu daha önce yayımlanmamış şiirleri, şarkı sözleri, sevdiği insanlara övgüleri, sanat eleştirileri, bir tretmanı ve çeşitli dergilerin kendisiyle yaptığı röportajlar yer alıyor.

Genellikle Thomas Phyncon, John Barth ve Kurt Vonnegut gibi postmodern yazarların edebi takipçisi olarak değerlendirilen; alaycılığı, sözcük oyunları ve metaforlara sıkça başvurmasıyla dikkat çeken Robbins, çok sadık bir okur kitlesine de sahip.

Elimizdeki kitap, daha çok romanlarıyla bilinen Robbins’in gerçek dünyasına inmek için iyi bir fırsat.

  • Künye: Tom Robbins – Geriye Uçan Yaban Ördekleri, çeviren: Aysun Babacan, Ayrıntı Yayınları, anlatı, 265 sayfa

Kolektif – Hayat Bana Yüreğini Açıyor (2009)

‘Hayat Bana Yüreğini Açıyor’, Türkiye Şizofreni Dernekleri Federasyonu’nun düzenlediği ve jüri başkanlığını Mario Levi’nin üstlendiği “Gerçekler Maskelenmesin” yarışmasında dereceye giren öykülerden oluşuyor.

Öykülerin, şizofreni hastalarının seslerini ve varlıklarını, kendilerine kayıtsız kalan topluma duyurmalarına vesile olduğunu söyleyebiliriz.

Okurlarına sınırın ötesinden seslenen şizofreniler, aynı zamanda edebi anlamda yetkin eserlere imza atabildiklerini de kanıtlamış oluyor.

Kitaba öyküleriyle katılan isimler şöyle: Hüseyin Avni Cinozoğlu, Okay Uludokumacı, Yümehan Celiloğlu, Mehmet Görkem Özköse, Onur Angün, Sevim Öktener, Nejat Gürlük, Muhammed Hanefi Taşkın ve Orhan Aksoy.

  • Künye: Kolektif – Hayat Bana Yüreğini Açıyor, Doğan Kitap, öykü, 226 sayfa

Aslı Akarsakarya – Düşe Kalka (2009)

Aslı Akarsakarya, ‘Düşe Kalka’ adlı dosyasıyla 2009 Yaşar Nabi Nayır Gençlik Ödülü’nü kazanmıştı.

Aksakarya buradaki on altı öyküsünde, ağırlıklı olarak kadın-erkek, aile ilişkilerini ve toplum tarafından bastırılan, dışlanan, tahakküm altına alınmaya çalışılan kişilikleri hikâye ediyor.

Bir öyküsünde, “Hayatın tâ köküne inmek istiyorum… Bir çocuğun başını okşamak, sonra da bileklerimi kesmek…” diyen Akarsakarya, bir yandan güzellik, çocukluk, yetişkinlik, başarı ve inançlar gibi toplum tarafından belirlenmiş normları sorguluyor, öte yandan verili dille de hesaplaşıyor.

Genç yazarın, masal, tarih, rüya ve gerçeği harmanlayan öyküleri, keyifli bir okuma vaat ediyor diyebiliriz.

  • Künye: Aslı Akarsakarya – Düşe Kalka, Varlık Yayınları, öykü, 95 sayfa