Andrew Scull – Deliliğin Kısa Tarihi (2024)

Dünyanın önde gelen psikiyatri tarihçilerinden Andrew Scull, antik çağlardan günümüze, dünyanın farklı kültürlerinde deliliğin panoramik bir portresini çiziyor.

İki bin yılı aşkın bir süre boyunca akıl hastalığına verilen sosyal, kültürel, tıbbi ve sanatsal tepkileri kışkırtıcı ve eğlenceli bir şekilde inceliyor.

Günümüzde akıl hastalığına yaygın olarak tıbbi bir mercekten bakılsa da, toplumlar deliliği psikolojik veya sosyal açıklamalar inşa ederek anlamlandırmaya çalıştılar.

Scull, ‘Deliliğin Kısa Tarihi’ kitabında bu rahatsızlığın ve onu tedavi etme girişimlerimizin uzun ve karmaşık tarihinin izini sürerken, deliliğin yönetimi ve bastırılmasına adanmış bir endüstrinin nasıl bu denli büyüdüğünü de ortaya koyuyor.

Scull, deliliğin sağduyulu varsayımlarımızı nasıl derinden sarstığını; toplumsal düzeni hem sembolik hem de pratik olarak nasıl tehdit ettiğini; günlük yaşamın dokusunda yarattığı aksaklıkları; deneyimlerimizi ve beklentilerimizi nasıl alt üst ettiğini ustaca aktarıyor.

  • Künye: Andrew Scull – Deliliğin Kısa Tarihi, çeviren: Deniz Aktan Küçük, Say Yayınları, psikoloji, 160 sayfa, 2024

Mikkel Krause Frantzen – Depresyonun Estetiği ve Politikası (2024)

“Depresyonda zaman elastikleşir, belirginleşir, sonra da kırılır.”

Zamana ve nasıl olduğumuza dair gündelik sorular, depresyondaki kişinin hoşlanmadığı, hatta kaçındığı sorulardır.

Üstelik ne sadece kişiye atfedilebilirler ne de kişinin psikolojisine; derin bir şekilde politiktirler.

‘Depresyonun Estetiği ve Politikası’nda Danimarkalı akademisyen Mikkel Krause Frantzen, dört önemli kültürel eseri analiz ederek depresyonun yalnızca bireysel bir psikopatoloji değil, aynı zamanda kültürel ve felsefi bir sorun olduğunu savunuyor.

Frantzen, Michel Houellebecq ve David Foster Wallace’ın eserlerini, Claire Fontaine’in enstalasyon sanatını ve Lars von Trier’in Melankoli filmini depresyonun zamansallık sorunuyla bağlantılı olduğu görüşü ışığında incelerken, Batı toplumundaki gelecek kaybı ve sıkışmışlık hissine dikkat çekiyor.

Bu sanat eserlerinde depresyonun biçim ve içerik açısından nasıl tasvir edildiğini ayrıntılı, zengin ve özgün okumalarla analiz ediyor.

Ayrıca bu eserleri, ilgili sanatçıların eserlerinin daha geniş perspektifine yerleştirerek kendi okumalarını diğer yorumcularınkilerle karşılaştırıyor ve bunları Kierkegaard, Levinas, Husserl, Heidegger gibi farklı filozoflara ve yazarlara atıfta bulunarak destekliyor.

‘Depresyonun Estetiği ve Politikası’, depresyonun karmaşıklığını, zaman ve toplumla olan ilişkisini irdeleyen, incelikli ve düşündürücü bir kitap.

Hem bireysel hem de toplumsal düzeyde depresyonun tedavi olasılığına dair önemli soruları gündeme getiriyor.

“Depresyonun; tarihin sona erdiği, geleceğin kapandığı, sonsuza kadar dondurulduğuna dair (patolojik) bir his olduğunu öne sürüyorum. Tüm gelecekleri feshetmiş bir şimdiki zaman.”

  • Künye: Mikkel Krause Frantzen – Depresyonun Estetiği ve Politikası: Yerinde Saymak, çeviren: Elif Kayurtar, Ayrıntı Yayınları, psikoloji, 200 sayfa, 2024

Melinda Powell – Rüyaların Gizli Dünyası (2024)

Hayatımızın yaklaşık altı yılını rüya görerek geçiriyoruz.

Ancak çok azımız rüyaların amacını anlıyor ve zihnimizin rüyalar aracılığıyla kendimiz ve dünyamız hakkında neler anlattığını çözümleyebiliyor.

Birleşik Krallık’taki Rüya Araştırmaları Enstitüsü’nün kurucu ortağı olan psikoterapist Melinda Powell, rüyalarımızı daha iyi anlamanın hayatımızı nasıl iyileştirebileceğini ortaya koyuyor.

Uykunun önemini ele alan Powell, kâbus korkusundan bilinçli lüsid rüyalara uzanan bir hatta, rüyalarımızda gördüğümüz renklerin, manzaraların, mekânların anlamlarını araştırıyor, doğru bilinen yanlışlara dikkat çekiyor.

‘Rüyaların Gizli Dünyası: Rüyalar Bize Kendimiz Hakkında Ne Söyler ve Dünyamızı Nasıl Değiştirirler?’ hayata daha sağlıklı, daha dengeli bir şekilde yaklaşmak için rüyalarımızı bir rehber ve ilham kaynağı olarak kullanma yolunda bize el uzatıyor.

  • Künye: Melinda Powell – Rüyaların Gizli Dünyası: Rüyalar Bize Kendimiz Hakkında Ne Söyler ve Dünyamızı Nasıl Değiştirirler?, çeviren: Biray Anıl Birer, Mundi Kitap, psikoloji, 232 sayfa, 2024

Uma Naidoo – Gıdaların Beyniniz Üzerindeki Etkisi (2024)

Her gün kızartma yiyorsanız haftada bire indirin.

Haftada bir yiyorsanız ayda bire indirmeye çalışın.

Hiç kızartma yemiyorsanız zaten mutluluğa doğru yol alıyorsunuz demektir!

Harvardlı psikiyatrist Uma Naidoo üniversite sırasında, derslerin yoğunluğundan ve stresinden uzaklaşabilmek için yemek yapmaya başladı.

Psikoloji eğitimiyle birlikte mutfak sanatları onun vazgeçilmez bir parçası haline geldi.

Beslenme uzmanı da olmasının ardından, kendisine gelen kaygı bozukluğu, depresyon ve travma sonrası stres bozukluğu yaşayan; obsesif kompulsif bozukluktan mustarip ve diğer psikolojik rahatsızlıklarla mücadele eden pek çok danışanının beslenme rejimlerini düzenleyerek onlara yardım etti.

‘
Gıdaların Beyniniz Üzerindeki Etkisi’nde Uma Naidoo, sağlıklı yiyecekler tüketmenin, nitelikli ve lezzetli yemekler yapmanın psikolojik rahatsızlıklarla mücadele etmedeki önemi üzerinde duruyor.

  • Kaygı hastaları hangi gıdalardan kaçınmalı?
  • Depresyondan kurtulmak için neler tüketilmeli?
  • Dikkat eksikliği ve hiperaktiviteyi azaltmak için neler yapılmalı?
  • Şekerli içecekler, kızartmalar, fastfood tarzı beslenme tüm bu hastalıkları nasıl etkiliyor?

Uma Naidoo birbirinden güzel yemek tarifleriyle sağlığa giden yolun kapısını bu kitapta aralıyor.

  • Künye: Uma Naidoo – Gıdaların Beyniniz Üzerindeki Etkisi: Depresyon, Kaygı, TSSB, OKB, DEHB ve Diğer Hastalıklarla Mücadelede Gıdaların Şaşırtıcı Rolü Üzerine Bir Rehber, çeviren: Leyla Tonguç Basmacı, Kolektif Kitap, sağlık, 400 sayfa, 2024

David Kessler – Anlam Bulmak (2024)

Birçok kişi yaşadığı kayıptan sonra “son” arayışındadır.

David Kessler, çoğumuzun aşina olduğu keder aşamalarının (inkâr, öfke, pazarlık, depresyon ve kabullenme) ötesinde, anlam bulmanın, kederi daha huzurlu ve umutlu bir deneyime dönüştürebileceğini savunur.

Kessler okurlara kaybettiğimiz kişileri hatırlamanın yol haritasını çiziyor; bize sevdiklerimizi onurlandıracak şekilde nasıl ilerleyeceğimizi hem profesyonel hem de son derece kişisel paylaşımlarla gösteriyor.

Kessler’in acı dolu yolculuğu, çocukluğunda annesinin ölümüne tanık olmasıyla başladı.

Hayatının büyük bölümünde doktorlara, hemşirelere, danışmanlara, polislere ve ilk müdahale ekiplerine hayatın sonu, travma ve keder eğitimleri verdi aynı zamanda keder yaşayanlar için konuşmalara ve inzivalara öncülük etti.

Bilgisine rağmen yirmi bir yaşındaki oğlunun ani ölümüyle hayatı altüst oldu.

Yas uzmanı bu kadar trajik bir kayıpla nasıl başa çıktı?

Bu beklenmedik, yıkıcı kayıptan kurtulmak için oğlunu onurlandıracak bir yol bulması gerektiğini biliyordu.

Bu yol, kederin altıncı aşamasıydı: anlam.

‘Anlam Bulmak’ kitabı, yas literatürüne önemli bir katkı ve muazzam bir kaybın yaralarını sarmak için hayati bir rehber sunmayı amaçlıyor.

Acıdan uzaklaşıp ölüme ve anlama doğru yolculuk yapmak isteyen herkesin mutlaka okuması gereken, ilham verici bir harita.

  • Künye: David Kessler – Anlam Bulmak: Yasın Altıncı Aşaması, çeviren: Aycan Başoğlu, Sahi Kitap, psikoloji, 280 sayfa, 2024

Jordan B. Peterson – Anlam Haritaları (2024)

  • Neden farklı yer ve zamanlarda insanlar benzer semboller ve anlamlarla mitler ve hikâyeler üretsinler?
  • Farklı dinî veya ideolojik inançlara sahip insan grupları sonsuz çatışmaya mı mahkûmdur?
  • Bilimin ve dinin iddiaları gerçekten uzlaştırılamaz mı?
  • Grupların teşvik ettiği gaddarlığa yönelik bireysel eğilimi azaltmak için ne yapılabilir?

‘Anlam Haritaları’, modern nöropsikolojinin bize beyin hakkında söyledikleri ile uzun süredir anlatılan ritüeller, mitler ve dinî hikâyeler arasındaki bağlantıyı araştıran kışkırtıcı yeni bir hipotezle bu soruları ele alıyor.

Peterson’ın iddialı disiplinler arası incelemesi, din, bilişsel bilim ve mitoloji ile anlatıya yönelik Jungcu yaklaşımlardan örnekler ortaya koyuyor.

‘Anlam Haritaları’, arkaik ve modern düşüncenin zenginliğine eleştirel bir rehber olmanın yanı sıra insan motivasyonuna ve duygularına dair önemli içgörüler sunuyor.

  • Künye: Jordan B. Peterson – Anlam Haritaları: İnancın Mimarisi, çeviren: Elif Kayurtar, Pegasus Yayınları, psikoloji, 824 sayfa, 2024

Mark Ettensohn – Narsizmin İçyüzü (2024)

Hayatınızdaki narsist ister bir patron, iş arkadaşı, ister bir akraba ya da romantik bir partner olsun, bu kitaptaki tavsiyeler size sağlıklı sınırlar koyma ve narsizmin karmaşık yapısını anlama konusunda yardımcı olacak.

Klinik psikolog Mark Ettensohn narsistik davranışlar, belirtiler ve ilişki dinamikleri hakkında bilgi veriyor ve ilişki hedeflerinizi ve değerlerinizi belirlemenize yardımcı olmak için tasarlanmış egzersizler sunuyor.

Narsistik Kişilik Bozukluğu (NKB) teşhisi alan birini seviyor olabilirsiniz veya narsistik bir ilişkiden çıkmaya çalışıyor olabilirsiniz; her durumda, bu zorlukların üstesinden gelmenin bir yolu var.

‘Narsizmin İçyüzü: Hayatınızdaki Narsisti Anlama Rehberi’, narsistlerle başa çıkma hikâyelerinin yardımıyla hem narsisti hem de kendinizi daha iyi anlamanızı sağlayacak stratejiler sunuyor.

Bu zorlu ve karmaşık ilişkisel deneyimin üstesinden gelmeye çalışanlara rehberlik ediyor.

  • Künye: Mark Ettensohn – Narsizmin İçyüzü: Hayatınızdaki Narsisti Anlama Rehberi, çeviren: Zerin Dirihan, Say Yayınları, psikoloji, 168 sayfa, 2024

John Horgan – Terörizm Psikolojisi (2024)

  • İnsanlar terör örgütlerine neden ve nasıl katılır?
  • Terör eylemlerini hangi psikososyal süreçlerden geçerek gerçekleştirir?
  • İntihar saldırılarının failleri nasıl yaşantılar eşliğinde bu eylemleri yapmayı kabul eder?

John Horgan’ın kaleme aldığı bu kitap, terörizmin psikolojisine ilişkin mevcut bilgi ve anlayışımızın ötesine geçerek psikoloji biliminin kavramsal çerçevesi içinde terör davranışlarının eleştirel bir çözümlemesine girişiyor.

Terörizmi “patolojik” olarak nitelendiren pek çok araştırmaya rağmen ‘Terörizm Psikolojisi’, bu bireylerde tanımlanabilir herhangi bir psikopatolojinin bulunmadığını göstermekle kalmayıp terörist faaliyetlerde bulunanların neredeyse korkutucu derecede “normal” ve “sıradan” olduğuna dikkat çekiyor.

Horgan, farklı ülkelerde yapılmış araştırmalardan hareketle kitapta, bir teröristin yaşamına dair “İlişkilenme-Katılma-Ayrılma” modelini öne sürüyor ve bu yaklaşımı geliştiriyor.

El Kaide’den radikal solcu örgütlere geniş bir yelpazede çeşitli siyasal şiddet olaylarına karışmış farklı kişilerle yapılan görüşmelerden, eski teröristlerin yaşamöykülerinden ve yakın dönemde gerçekleşen terör saldırılarına dair çalışmalardan yararlanan ‘Terörizm Psikolojisi’, gerek ulusal/uluslararası güvenlik ve siyasal şiddetle mücadele üzerine çalışanlar, gerekse bu konuya merak duyan diğer okurlar için yetkin bir kaynak.

  • Künye: John Horgan – Terörizm Psikolojisi, çeviren: Hilal Akekmekçi Tunalı, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, psikoloji, 256 sayfa, 2024

Leonie Lutz, Anika Osthoff – Dijital Dünyada Çocuklara Destek ve Rehberlik (2024)

  • “Çocuğum tableti elinden bırakmıyor.”
  • “İmdat, oğlum oyun bağımlısı oldu!”
  • “Ergen kızım kendi YouTube kanalını açmak istiyor, ne yapmalıyım?”

Bu ve benzer endişeler, bugün anne babaların başlıca dert ve sıkıntı kaynakları arasında.

Öte yandan dijital dünya artık geri dönüşsüz bir şekilde yerleşik ve vazgeçilmez bir olgu olarak hayatımızda.

O halde endişelerimizi nasıl yönetmeli ve çocuklarımızın dijital dünyayla ilişkisini nasıl ele almalıyız?

Çocuklar tıpkı hayatın diğer alanlarında olduğu gibi dijital alanda nasıl hareket edecekleri konusunda da desteğe ve rehberliğe ihtiyaç duyarlar.

Dolayısıyla aileler olarak kendimize şu soruları sormalı ve cevaplarını hep birlikte aramalıyız:

  • Çocuklarımızı gelecekte nasıl bir iş dünyası bekliyor?
  • Araştırma yetkinliği nedir ve çocuklara nasıl kazandırılır?
  • Medya okur yazarlığı eğitimi evde mi, okullarda mı verilmeli?
  • İnternet ne tür tehlikeler barındırır ve çocuklar bunlardan nasıl korunur?
  • Bilgisayar oyunları çocukları şiddete mi yönlendirir?
  • İnternet reklamları ve influencer’lar konusunda çocuklara nasıl farkındalık kazandırılır?
  • Çocuk arama motorları ve öğrenme uygulamaları seçerken nelere dikkat edilmeli?
  • Farklı yaşlar için ne kadar ekran süresi uygundur?
  • İlk cep telefonu için doğru yaş ne olmalıdır?
  • WhatsApp, Instagram, TikTok ve Snapchat gibi platformlarda çocuğun güvenliği nasıl sağlanır?
  • Siber zorbalık, siber uşaklaştırma ve sexting nedir, çocuklar bunlardan nasıl korunur?

Dijital eğitim uzmanları Leonie Lutz ve Anika Osthoff ‘Dijital Dünyada Çocuklara Destek ve Rehberlik’te internet dünyasında ailece güvenli, yetkin ve yaratıcı bir şekilde var olmanın yollarını tartışıyorlar.

Doğru yönlendirmeyle hem beraber eğlenceli vakit geçirmenin hem de çocukları yarının dünyasına hazırlamanın mümkün olduğunu gösteriyorlar.

Çocuklarının ekran başında geçirdikleri süreden dolayı rahatsızlık duyan, bu nedenle aile yaşamlarının tehlikeye düştüğünü düşünen tüm ebeveynler için ilham verici bir başucu kitabı.

  • Künye: Leonie Lutz, Anika Osthoff – Dijital Dünyada Çocuklara Destek ve Rehberlik (#yasaklamayönlendir), çeviren: Atilla Dirim, İletişim Yayınları, psikoloji, 239 sayfa, 2024

Ernst Kris, Otto Kurz – Sanatçı İmgesinin Oluşumu (2024)

Estetiğin psikolojisi ve sanatsal yaratımla ilgilenen herkes bu kitabı okumalı.

Ernst Kris ile Otto Kurz, dünya çapındaki kültürlerdeki sanatçı efsanesi ile Gombrich’in bir giriş makalesinde sanatçı için “belirli değişmez özellikler” olarak adlandırdığı şeyler arasındaki bağlantıları inceliyor.

Kitap eski ve modern, Doğu ve Batı sanatçılar hakkındaki çeşitli efsaneleri ve tutumları bir araya getiriyor ve sanatsal yaratıma yönelik tutumlara dair sağlam bilgiler veriyor.

‘Sanatçı İmgesinin Oluşumu’ psikolojiye, sanat tarihi ve tarihine, estetiğe, biyografiye, mit ve büyüye etki edecek ve pek çok alanda geniş bir kitlenin ilgisini çekecek bir çalışma.

  • Künye: Ernst Kris, Otto Kurz – Sanatçı İmgesinin Oluşumu: Efsane, Mit ve Büyü, çeviren: Sabri Gürses, Minotor Kitap, sanat, 160 sayfa, 2024