Zoë Fairbairns – Kadınlar Kulesi (2007)

  • KADINLAR KULESİ, Zoë Fairbairns, çeviren: Ünver Alibey, Everest Yayınları, roman, 317 sayfa

kadinlar-kulesi

‘Kadınlar Kulesi’, ataerkil bir devletin sosyal güvenlik sistemini kadınların yaşam tarzları üzerinde baskı oluşturmak amacıyla kullanmasını konu alan, feminist bir distopya. Kurgu, kadının sadece toplumsal rollerinin değil, doğurganlığının da yönetildiği, hayatlarına dair onlara hiç sorulmadan kararların verildiği bir dünyayı tasvir ederken, ilk etapta oldukça karamsar görünür. Romanın barındırdığı asıl gerilim, bu bastırılmışlıklardan ziyade, kadınların günün birinde, kendilerine dayatılan bu dünyaya karşı çıkmalarıyla verilir. Londra’nın göbeğinde metruk bir binayı işgal ederek, kendi lidersiz birliğini kuran bir grup kadın, bu kötü kaderi değiştirmeye soyunacaktır. Sağlam bir feminist bir distopya.

Alâ el Asvani – Chicago (2017)

YakupyanApartmani_K_13.5x21rev2.indd

Illionis Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde bir araya gelen bir grup Amerikalı ve Mısırlı akademisyenin kesişen hayatları üzerinden ilerleyen, karakterlerinin yaşadığı özgürlük ve kimlik krizlerini ustaca tasvir eden bir roman.

Alâ el Asvani’nin ikinci romanı olan Chicago ağırlıklı olarak, çeşitli sebeplerle ülkelerinden ayrılmış veya ayrılmak zorunda bırakılmış Mısırlı göçmenlerin Chicago’daki yeni yaşamlarını anlatıyor.

Ülkesindeki sorunlar nedeniyle Amerika’ya kaçmış olan akademisyen ve şair Naci Abdül Samet; tutucu ailesinin değerleriyle Amerika’daki modern hayatın getirdikleri arasında sıkışıp kalmış Şeyma ve Mısır Öğrenci Birliği’nin başında bulunan dehşet verici Ahmet Danana gibi iyi tasvir edilmiş karakterler barındıran roman, okurun Mısır insanının dünyasını daha iyi anlamasına da imkân sağlıyor.

Yazarın son kitabı olan ‘Mısır Otomobil Kulübü’nün, yine Maya Kitap tarafından yayına hazırlandığını da belirtelim.

  • Künye: Alâ el Asvani – Chicago, çeviren: Avi Pardo, Maya Kitap, roman, 364 sayfa, 2017

Tom Clancy – Amerika Krizde (2007)

  • AMERİKA KRİZDE, Tom Clancy, çeviren: Kâzım Uğur Kızılaslan, Salyangoz Yayınları, roman, 903 sayfa

amerika-krizde

‘Amerika Krizde’, ünlü ‘Başkanın Emirleri’ dizisinin ilk romanı. İlk baskısı 1996 yılında yapılan romanın ilginç yanı, 11 Eylül benzeri bir saldırıyı tasavvur etmesiydi. Hatta romanın, El-Kaide saldırısına esin kaynağı olduğunu söyleyenler de oldu. Clancy’nin kahramanı Jack Ryan, Başkan yardımcılığına atanmıştır. Fakat bu atamadan birkaç dakika sonra, savaşta oğlunu kaybetmiş bir Japon, kullandığı Boeing’i Kongre binasına çarptırır. Saldırıda başkan Dürling, Kuvvet Komutanları, Anayasa Mahkemesi yargıçları hayatını kaybetmiş ve Ryan ülkenin başkanlığına getirilmiştir. Düşmanların ABD’yi parçalama senaryoları devam ederken, Ryan ülkesini bu saldırıdan kurtarmaya çalışacaktır.

Henri Barbusse – Aydınlık (2007)

  • AYDINLIK, Henri Barbusse, çeviren: Erdoğan Tokatlı, Yordam Kitap, roman, 284 sayfa

aydinlik

Henri Barbusse’ün ‘Aydınlık’ı, özellikle Fransız milliyetçiliğine ve genel olarak her türlü şovenizme keskin eleştiriler yöneltmesiyle dikkat çekiyor. Barbusse’ün kişisel serüveninden de izler taşıyan roman, sistemin alt kademelerinde, yalıtılmış bir hayat süren küçük burjuva bir fabrika memurunun zihinsel aydınlanma sürecini anlatıyor. Dünyayı paylaşmayı hedef alan savaşlardan biri olan 1. Dünya Savaşı’na tanık olan kahramanımız, bu savaşlarda yok edilenlerin, kendi öz çıkarlarından habersiz yığınlar olduğunu fark edecektir. Bu yığınların birbirine çok benzediği ve asıl kurtuluşun bu benzerlikten doğacak kardeşlik üzerinden gerçekleşebileceği, romanın asıl temasını oluşturuyor.

Zafer Şenocak – Yolculuk Nereye? (2007)

  • YOLCULUK NEREYE, Zafer Şenocak, Alef Yayınları, roman, 104 sayfa

yolculuk-nereye

‘Alman Terbiyesi’, ‘Atletli Adam’, ‘Hitler Arap Mıydı’, ‘Kara Kutu’, ‘Taşa ve Kemiğe Yazılıdır’ ve  ‘Tehlikeli Akrabalık’, Zafer Şenocak’ın daha önce yayınlanmış kitapları. Şenocak’ın bu son romanıysa, birbirinin içine geçmiş hikâyeleriyle ilgi çekiyor. Kendilerini ‘Sanat Teröristleri’ diye adlandıran, galerilere saldırılar düzenleyip sanat eserlerini mahveden Berlin kökenli bir grup, Los Angeles’ta bir sergiye davet edilir. Los Angeles gezisi, bu grup üyelerinin geçmişlerini, kendi tavırlarını, kimliklerini ve sanatı sorguladıkları bir deneyime dönüşür. Romanın başkahramanı, bu grup içinde yer alan Cüneyt’tir. Grubun kendini sorgulama aşamasından en çok nasibini alacak olan kişi de bu isim olacaktır. Çünkü kendisi, hem bir göçmen olarak Alman toplumuna uymaya çalışmakta, hem de geçmişindeki Türkiye ile hesaplaşmaktadır. Bu hesaplaşma, onun bilinmeyen hikâyesini gün yüzüne çıkaracaktır.

James Fenimore Cooper – Son Mohikan (2007)

  • SON MOHİKAN, James Fenimore Cooper, çeviren: Okan Özler, Abis Yayıncılık, roman, 472 sayfa

son-mohikan

James Fenimore Cooper’ın ‘Son Mohikan’ı, Kuzey Amerika’daki Kızılderili direnişini hikâye ediyor. İngiltere ve Fransa arasındaki sömürge savaşlarına sahne olan Kuzey Amerika ormanlarında bu kadim halkı hedefleyen katliamlar ve Kızılderililerin buna karşı direnişi, romanın olay örgüsünü oluşturuyor. Çift yönlü kurguda, bir yandan Lake George çevresini kana bulayan William Henry Katliamı karşısında Kızılderililerin verdiği savaş, diğer yanda da kıtanın biricik hâkimi “beyaz adamlar”ın aralarındaki iktidar mücadelesi yer alıyor. Roman, temelde İngiliz karakteri Binbaşı Heyward’ın kahramanlıkları çerçevesinden verilir. Kendisine emanet edilen kadınların güvenliğini sağlamaya çalışan Heyward, yabancısı olduğu bir çevrede hayat mücadelesi verirken, dostları Şahingöz, Chingachgook ve Uncas’ın yardımına yetişmesiyle, kendilerini kıstıran Magua’ya karşı savaşacaklardır.

Ioanna Karistiani – Başka Bir Memleket (2007)

  • BAŞKA BİR MEMLEKET, Ioanna Karistiani, çeviren: Suat Baran, Doğan Kitap, roman, 247 sayfa

baska-bir-memleket

Yunanistanlı edebiyatçı Ioanna Karistiani’nin ilk romanı ‘Küçük İngiltere’, 1998 yılında En İyi Roman dalında Yunanistan Ulusal Roman Ödülü’nü kazandı. Yazarın bu ikinci romanı ise, En İyi Kitap dalında, 2001 yılında Diavazo Kitap Eleştirmenleri Ödülü’nü aldı. Romanın başkahramanı, ailesi ve geçmişi hakkında konuşmaktan haz etmeyen Kiryakos Russias’tır. Artık Amerikalı olmuş Yunan asıllı Russias, 1998 yazında, hiç hesapta olmadığı halde, anavatanına dönmeye karar verir. Russias, doğduğu köy Pagameno’da, kendisiyle aynı adı taşıyan ve babasının katili olan kuzenini aramaya koyulur. Aralarındaki kan davasının yedi kuşaktır sürmesi ve kökenleri aynı olmasına rağmen, biri Amerika’da modern bir hayatın göbeğinde, diğeri de Yunanistan’ın ıssız yaylalarında yaşayan bu iki karakter, geçmişleri, kökenleri ve acılarıyla hesaplaşacaktır.

Kadim Gültekin – Hayalet Aşk (2007)

  • HAYALET AŞK, Kadim Gültekin, Yalın Ses Yayınları, roman, 256 sayfa

hayalet-ask

Kadim Gültekin’in bilimkurgu tarzında kaleme aldığı ‘Hayalet Aşk’, Xasiork 2006 Roman Yarışması’nda birincilik kazandı. Romanın başkahramanı Mert, uzun zaman önce ölmüştür. Yazar, Mert karakterinin gözünden, ölümün ne anlama geldiğini, kahramanımıza yaşattığı hisleri, kısacası ölüm deneyimini anlatıyor. Bu kapkaranlık ve sadece acıdan oluşan evrende, Mert’in tek avuntusu ise aşk olacaktır. Kurgu, adından da tahmin edilebileceği gibi, artık sadece hayaletten ibaret olan Mert’in yitirdiği aşkını hikâye ederken, bireyin ölümlü olmasına rağmen, aşk ile sonsuzluğu yakalayışını anlatıyor.

Tibor Fischer – Kâseden Hisse (2007)

  • KÂSEDEN HİSSE, Tibor Fischer, çeviren: Duygu Günkut, Okuyanus Yayınları, roman, 258 sayfa

kaseden-hisse

Şimdiye kadar beş romanı yayınlanan İngiliz yazar Tibor Fischer’in ‘Kâseden Hisse’sinin başkahramanı, 5000 yıllık antika bir kâse. Dolayısıyla yüzyıllar boyunca devrimlere, açlıklara, savaşlara, katliamlara şahit olmuş bu kâsenin anlatacak çok şeyi var. Yine kâsenin 400 kere kırılma tehlikesi atlatması ve 3000 kere çalınma teşebbüsüyle karşılaşmış olması da, kendisinin kişisel hikâyesini daha ilgi çekici kılıyor. Mizahî anlatımın egemen olduğu romanda okur, kâsenin, kadın erkek ilişkileri, ahlaki bozukluklar, şehvet ve hırsızlık gibi konulardaki yorumlarına tanık oluyor. Romanın tarihi yönleriyle de oldukça yetkin olduğunu belirtelim.

Anne Brontë – Agnes Grey (2007)

  • AGNES GREY, Anne Brontë, çeviren: Azize Bergin, Merkez Kitaplar, roman, 212 sayfa

agnes-grey

Anne Brontë’nin, klasikler arasında yerini almış olan ‘Agnes Grey’ isimli bu romanında, Viktorya dönemi İngiltere’sinde, bir mürebbiyenin toplumsal sınıflar arasına sıkışmış yaşamı ve buna karşı verdiği mücadele anlatılıyor. Bu anlatımda, yazarın hayat hikâyesinden izler bulmak da mümkün. Viktorya döneminin katı disiplini içinde yetişen bu kadın öğretmenin yaşadıkları, aynı zamanda entelektüel yoğunluk, duygusal açlık ve ahlaki sorumluluk arasında kurulmaya çalışılan bir dengeye de atıfta bulunuyor. Kadınların kamusal alana dâhil olmaya çalışması, bunu yapmaya çalışırlarken de karşı karşıya kaldıkları toplumsal baskı, Agnes Grey karakterinde simgeleşiyor.