Alan Bradley – Bir Tuhaf Turta Davası (2010)

‘Bir Tuhaf Turta Davası’, Alan Bradley’nin, küçük İngiliz hafiye Flavia de Luce’nin maceraları üzerine kurduğu serisinin ilk romanı.

1950 yazında Buckshaw’da geçen roman, Luce’nin kapı eşiğinde, gagası bir posta puluna saplanmış halde ölü bir kuş bulmasını ve bu olaydan sonra tanık olduğu bir cinayeti aydınlatma çabasını hikâye ediyor.

Bu olaydan kısa bir süre sonra Luce, bostanda bir adamın, son nefesini verişine tanık olur.

Yaşadığı huzurlu dünyanın bir cinayetle gölgelenmesi, bir yandan Luce’yi korkuturken öte yandan sıra dışı oluşuyla da onu heyecanlandıracaktır.

Bradley bu ilk romanıyla, İlk Hançer, Agatha, Spotted Owl ve Dilys gibi ödülleri de kucakladı.

  • Künye: Alan Bradley – Bir Tuhaf Turta Davası, çeviren: Kutlukhan Kutlu, Domingo Kitap, roman, 347 sayfa

Pierre Charras – İyi Geceler Tatlı Prens (2010)

‘On Dokuz Saniye’, Fransız edebiyatçı Pierre Charras’nın Türkçede yayımlanmış ilk romanıydı.

Yazar elimizdeki romanı ‘İyi Geceler Tatlı Prens’te ise, bir çocuğun babasının ölümünün ardından tuttuğu yası, yaşadığı pişmanlıkları anlatıyor.

Babasını beklenmedik bir anda kaybeden çocuk, onun yaşadığı zamanlarda ona duyduğu sevgiyi dile getiremediği için ve en önemlisi de kendisini ona tam anlamıyla anlatamadığı için pişmanlık çeker.

Çocuk, anımsadığı kadarıyla babasının hayatını yeniden yazarak, onu bir anlamda yeniden dirilterek bu acıyı bir nebze de olsa hafifletmeye çalışır.

“Bu hikâye geçen yüzyılda geçti ve hâlâ senden bahsediyorum.” diyen çocuk, babasına söyleyemediği sevgiyi ve bir türlü açıklayamadığı gerçek benliğini yazı aracılığıyla anlatmaya koyulur.

‘İyi Geceler Tatlı Prens’, hüzünlü bir sevgi ve hesaplaşma metni.

  • Künye: Pierre Charras – İyi Geceler Tatlı Prens, çeviren: Sosi Dolanoğlu, Can Yayınları, roman, 101 sayfa

Melih Esen Cengiz – Kudüs’ün Güvercinleri (2016)

Osmanlı’nın 1. Dünya Savaşı’nda Gazze ve Filistin cephelerinde ağır kayıplar verdiği, Kudüs kuşatmasının gittikçe daraldığı bir dönemde, büyük ihanetlerin çemberinden geçen insanların hikâyesi.

Kuşatma, bu insanlar açısından hem hayatta kalma mücadelesi verecekleri hem de dostluklarını büyük bir sınavdan geçirecekleri bir sürece dönüşecektir.

  • Künye: Melih Esen Cengiz – Kudüs’ün Güvercinleri, Altın Kitaplar

Zehra İpşiroğlu – Haneye Tecavüz (2016)

Toplumsal cinsiyet konusunu farklı karakterlerin deneyimleriyle irdeleyen bir belgesel roman.

Hikâyenin merkezinde, her biri şiddeti farklı yönleriyle deneyimlemiş altı kadın ile bir trans bulunuyor.

Toplumun değişik katmanlarından gelen kadınlarla yapılmış birebir söyleşilerle güç kazanan romanın asıl katkısı, ataerkinin sınır tanımaz şiddetine ayna tutması.

  • Künye: Zehra İpşiroğlu – Haneye Tecavüz, E Yayınları

Carlos Fonseca – Hayvan Müzesi (2019)

Carlos Fonseca’nın ‘Hayvan Müzesi’, Latin Amerika’nın tropikal topraklarında gizemli, bol göndermeli ve keyifli bir yolculuğa çıkarıyor.

Karayipli bir müzebilimci ünlü bir kadın moda tasarımcısından davet alır.

İkisi, hayvan dünyasındaki esrarengiz biçimler üzerine ortak bir sergi açacaktır.

Fakat nice buluşmanın ertesinde yaşanan pek çok tuhaflık, bu projenin belirsiz bir geleceğe ertelenmesine neden olur.

Günün birinde genç tasarımcı kadın ortadan kaybolur, ta ki yedi yıl sonra, müzebilimci onun ölüm haberini alana kadar.

Müzebilimci bu haberle birlikte, kadının kendisine bıraktığı zarflar dolusu arşiv belgesine de ulaşır.

Ve tuhaflıklar da burada başlar.

Kahramanımız belgeleri inceledikçe tasarımcının gizemli aile tarihini deşifre eden ipuçlarına ulaşır.

Latin Amerika’nın tropikal ormanlarında güneye doğru yapılan siyasi bir hac yolculuğu bunlardan biridir.

Farklı anlatıcıların farklı tarihlerde verdikleri bilgilerin peşinde polisiye bir kurguyla açılan roman, Subcomandante Marcos’tan W. G. Sebald’a, Marx’tan Walter Benjamin’e, Edward Hopper’dan Francis Alÿs’in yapıtlarına gizli açık göndermelerle okuru görünen ile gizlenen, yalan ile hakikat, hukuk ile adalet, sanat ile gerçek üzerine düşünmeye davet ediyor.

‘Hayvan Müzesi’nin, yayımlandığı yıl El Mundo / El Cultural tarafından 2017’nin En İyi Kitabı seçildiğini de belirtelim.

  • Künye: Carlos Fonseca – Hayvan Müzesi, çeviren: Roza Hakmen, Metis Yayınları, roman, 384 sayfa, 2019

Muriel Rukeyser – Costa Brava (2016)

1936 yılında, 23 yaşındayken İspanya Devrimi’ni yakından izlemek için Amerika’dan Barselona’ya gelen Muriel Rukeyser’den harika bir otobiyografik roman.

Roman, başkahramanı Helen’in gözünden devrimi, direnişi, anarşistleri, komünistleri, Birleşik Cephe’yi, enternasyonalizmi ve bu sıkıntılı dönemde filizlenen güçlü bir aşkı anlatıyor.

Rukeyser’in romanı yaşadığı dönemde hiçbir yayınevi tarafından yayımlanmadı.

‘Costa Brava’, yazarın ölümünden çok sonra, ancak 2013’te yayımlanabildi.

  • Künye: Muriel Rukeyser – Costa Brava, çeviren: Sedef İlgiç, Güldünya Yayınları

Hawa Djabali – Siyah Yaseminler (2016)

Cezayir, Fransa, “terör” ve her biri farklı dünyalardan gelen dört kadını anlatan bir roman…

‘2001 yılında, Paris’te büyük bir mağazada bir bombanın bulunmasıyla başlayan ‘Siyah Yaseminler’, aşktan siyasal şiddete, cinsellikten sömürgeciliğe ve sömürgeciliğe karşı direnişe kadar pek çok ilgi çekici temaya uzanıyor.

  • Künye: Hawa Djabali – Siyah Yaseminler, çeviren: Pınar Ercan, Güldünya Yayınları, roman, 268 sayfa, 2019

Erendiz Atasü – Açıkoturumlar Çağı (2010)

Erendiz Atasü, ilk baskısı 2006’da yapılan ‘Açıkoturumlar Çağı’nda, değerlerin yozlaştığı bir coğrafyayı resmediyor.

Eczacılardan oluşan bir çevrede geçen roman, Türkiye’nin karmaşık 90’lı yıllarını ve devamında yaşanan toplumsal kirlenmeyi hikâye ediyor.

İki yurtsever eczacı kadının etrafında gelişen hikâye, kadın-erkek ilişkileri, siyasetteki kirlenme, yolsuzluklar, ekonomik sıkıntılar, Kürt sorunu, Doğu’daki anlamsız savaş, yoksulluk, küresel sermaye ve din gibi çok farklı konulara uzanıyor.

Türkiye’de yaşanan birçok sorunun irdelendiği romanı ilginç kılan bir husus da, farklı kesimlerden ve görüşlerden gelen karakterlerin gerçekçi bir şekilde tasvir edilmesidir diyebiliriz.

  • Künye: Erendiz Atasü – Açıkoturumlar Çağı, Everest Yayınları, roman, 344 sayfa

Fyodor Mihayloviç Dostoyevski – Stepançikovo Köyü (2010)

Dostoyevski’nin Sibirya’daki sürgün döneminde yazdığı ‘Stepançikovo Köyü’, ilginç karakterleri mizahi bir üslupla işlemesiyle dikkat çekiyor.

Roman, bir üniversite öğrencisi olan Sergey’in, dayısının evinde tanıdığı Foma Fomiç’e dair anlatımlarına dayanıyor.

Evin hâkimiyetini eline almış şarlatan ruhlu Foma Fomiç’in komik maceraları romanın omurgasını oluşturuyor.

Tabi Fomiç’in yanı sıra, Nastya, Tatyana İvanovna, Mizinçikov, Bahçeyev, Falaley ve Vidopliyasov gibi özgün karakterler de kendi öyküleriyle karşımıza çıkıyor.

1859’da yayımlanan roman, yazarın ‘Budala’ ve ‘Karamazov Kardeşler’ eserlerinin habercisi niteliğinde.

  • Künye: Fyodor Mihayloviç Dostoyevski – Stepançikovo Köyü, çeviren: Nihal Yalaza Taluy, İş Kültür Yayınları, roman, 290 sayfa

Mauro Javier Cárdenas – Devrim, Yeniden (2019)

Mauro Javier Cárdenas’ın çarpıcı ilk romanı ‘Devrim, Yeniden’, Ekvador’un ekonomik ve siyasal çıkmazlarına çözüm bulmaya çalışan üç çocukluk arkadaşının kimi zaman takıntı halini alan idealizminin hikâyesi.

Kara mizah ile sosyal gerçekçiliği iyi harmanlamasıyla dikkat çeken roman, aynı zamanda hem zengin karakterlere hem de iyi bir hikâyeye sahip.

Romanın başkahramanlarından Leopoldo, Ekvador’da Başkan’ın ofisinde çalışmaktadır.

Leopoldo, üniversite eğitimi için Amerika’ya gidip bir daha geri dönmeyen dostu Antonio’yu ülkeye çağırır.

Bu esnada onların çocukluk arkadaşı, yıllarını yaptığı radyo programıyla halkı uyandırmaya çalışarak geçirmiş Rolando da hikâyeye dâhil olur.

Üç çocukluk arkadaşının bir araya gelişi, ülkelerindeki siyasete dair aralarında yoğun bir görüş alışverişinin ve tartışmanın yaşanmasına vesile olur.

Öte yandan bu ilişki, üç arkadaşın kendileriyle, geçmişleriyle, aileleriyle, çevreleriyle ve seçimleriyle hesaplaşmasını ve aynı zamanda zayıflıkları, çelişkileri ve ikiyüzlülükleriyle yüzleşmesini de beraberinde getirir.

Cárdenas, politik ayrıntılara boğulmadan politik olan, yenilikçi bir dil kuran, tarihi gerçeklikle kişisel hikâyeleri iç içe geçiren, yanı sıra pop kültürden sokak protestolarına, şaşaalı partilerden siyasete uzanan güzel bir romana imza atmış.

  • Künye: Mauro Javier Cárdenas – Devrim, Yeniden, çeviren: Perihan Sevde Nacak, Timaş Yayınları, roman, 336 sayfa, 2019