Homeros – Odysseia (2010)

Egeli ozan Homeros’un büyük eseri ‘Odysseia’, Antik Yunan edebiyatının ‘Ilyada’dan sonra en büyük ikinci destanı.

Troya Savaşı’nın ve İthake Kralı Odysseus’un macera dolu vatana dönüş hikâyesini ve karısı Penelopeia ile evlenmek isteyen taliplerini öldürmesini anlatan ‘Odysseia’, Kral Odysseus’un Ogygie adasındaki esareti ile başlıyor.

Edebi değeri teslim edilen ‘Odysseus’, kültürel ve coğrafi bilgiler açısından da önemli bir kaynak niteliği taşıyor.

Öte yandan ‘Odysseia’, Homeros’un diğer destanı olan ‘İlyada’ya göre bir destandan çok romana benzemesiyle dikkat çekiyor.

Zira ‘İlyada’ bir olayın destanıyken, ‘Odysseia’ bir kişinin, Kral Odysseus’un destanı olarak kabul ediliyor.

  • Künye: Homeros – Odysseia, çeviren: Fulya Koçak, Arkadaş Yayınevi, roman, 437 sayfa

Joris-Karl Huysmans – Orada (2010)

Fransız yazar Joris-Karl Huysmans’ın yayımlandığı dönem sansasyon yaratan romanı ‘Orada’, başkahramanı Durtal’in yaşadıkları üzerinden ortaçağ ve satanizm temalarını işliyor.

On dokuzuncu yüzyıl sonlarındaki edebiyat ve sanat ortamından yüz çeviren Durtal, ortaçağın acımasız ve karanlık kişilerinden Gilles de Rais’nin hayat öyküsünü yazmaya koyulur.

Fakat bu esnada Durtal, yaşadığı Paris’te satanist ayinlerin halen düzenlendiğini keşfeder.

Törenlerde çocuklar kurban edilmekte ve tüyler ürperten işkenceler uygulanmaktadır.

Huysmans’ın irdelediği konu nedeniyle Fransa’da bir dönem yasaklanan romanı, bir yönüyle de rasyonalite, mistisizm, modern çağ ve ortaçağ kavramlarını tartışmaya açıyor.

  • Künye: Joris-Karl Huysmans – Orada, çeviren: Birsel Uzma, Okuyan Us Yayınları, roman, 304 sayfa

Peter Carey – Bir Sahtekâr Olarak Hayatım (2010)

Avusturalyalı yazar Peter Carey ‘Bir Sahtekâr Olarak Hayatım’da, bir editör ile iki şairin katıldığı, gerçek ile yalanın birbirine karıştığı bir dünyayı tasvir ediyor.

1972’de, buharlı, kötü kokulu Kuala Lumpur’da, Londra’da bir şiir gazetesi editörü olarak çalışan Sarah Wode-Douglass, Christopher Chubb adında gizemli bir Avustralyalıyla tanışır.

Chubb bir elyazmasıyla uğraşan, küçümsenmiş bir edebiyatçıdır.

Fakat bu şüpheli elyazmasında Sarah, gerçek bir dehanın izlerini fark edecektir.

Kadın, özgün elyazmasını korumaya çalıştıkça, Chubb onu, içinde sahtekârlığın, cinayetin, çocuk kaçırmanın ve sürgünün bulunduğu bir oyuna çekecektir.

  • Künye: Peter Carey – Bir Sahtekâr Olarak Hayatım, çeviren: Handan Saraç, Ayrıntı Yayınları, roman, 241 sayfa

Émile Zola – Kadınların Cenneti (2010)

Émile Zola ‘Kadınların Cenneti’nde, başkahramanı Denise üzerinden, tekelleşmenin ve tüketim çılgınlığının sıradan insanların yaşamını nasıl etkilediğini hikâye ediyor.

Genç kız Denise, anne ve babasını kaybettikten sonra, kardeşleriyle birlikte Paris’te küçük bir kumaş mağazası işleten amcası Baudu’nun yanına sığınır.

Fakat bu dönemde Paris büyük bir değişim geçirmekte, kentte kurulan büyük mağazalar küçük rakiplerini acımasız bir şekilde yok etmektedir.

Genç kadın kısa bir süre sonra, bu büyük mağazalardan biri olan ‘Kadınların Cenneti’nde çalışmaya başlar.

Bu esnada Denise ile mağazanın sahibi Mouret arasında beklenmedik bir aşk yaşanacaktır.

  • Künye: Émile Zola – Kadınların Cenneti, çeviren: Aydın Karahasan, Telos Yayıncılık, roman, 510 sayfa

Hamit İzol – Aşiret ve Öteki Yüzü (2010)

Hamit İzol ‘Aşiret ve Öteki Yüzü’nde, kendi hayatından yola çıkarak aşiret ilişkilerini eleştirel bir gözle değerlendiriyor.

Siverek doğumlu Hamit İzol, aynı zamanda bölgenin en güçlü aşiretlerinden İzollara mensup.

Yazar, Siverek’te doğuşunu, Ankara’daki öğrencilik yıllarını ve yaşamış olduğu aşkları anlatıyor.

Roman bunun yanı sıra, kan davasının kötü sonuçlarını, çok eşliliğin zararlarını, yakın akraba evlilikleri sonucunda özürlü doğan çocukları, töre kurallarından dolayı birbirine kavuşamayan gençleri ve devletin doğuya bakışındaki sorunlu yanları okurlarıyla paylaşıyor.

  • Künye: Hamit İzol – Aşiret ve Öteki Yüzü, Destek Yayınları, roman, 282 sayfa

Kerime Nadir – Hıçkırık (2010)

‘Hıçkırık’, yazı hayatına öyküyle başlayan Kerime Nadir’in aşk ve karasevda konulu romanlarından biri.

İlk olarak 1937’de Tan gazetesinde tefrika edilen roman, 1910’ların İstanbul’unda, ağırlıklı olarak da Çamlıca’da ve Büyükada’da geçiyor.

Kenan ile Nalan arasındaki aşkı hikâye eden roman, bu aşk üzerinden yüzyılın başındaki İstanbul hayatını tasvir ediyor.

Başkahramanı Binbaşı Kenan Ziya’ya ait hatıra defterinden yola çıkan roman, Kenan Bey’in birlikte çocukluğunu geçirdiği Nalan Hanım’a âşık oluşunu, bu aşkını bir türlü dile dökemeyişini ve ikili arasındaki ilişkinin trajik sonunu anlatıyor.

  • Künye: Kerime Nadir – Hıçkırık, Doğan Kitap, roman, 206 sayfa

Afonso Cruz – Kokoschka’nın Kuklası (2016)

Yaşanmış bir olayı, zengin bir anlatı ve sıra dışı karakterlerle hikâye eden bir roman.

Oskar Kokoschka, yaşadıkları fırtınalı bir aşktan sonra kendisinden ayrılan Alma Mahler’in kuklasını yaptırır.

Kahramanımız böylece kuklasıyla yaşamaya başlar.

Ta ki beklenmedik bir olay kapısını çalana kadar.

  • Künye: Afonso Cruz – Kokoschka’nın Kuklası, çeviren: Canberk Koçak, Tekin Yayınevi

Tülin Çayırcı – Buz ve Ateş (2016)

Batılıların 2. Dünya Savaşı sırasındaki kayıplarını işleyen çok sayıda eser olsa da, bu süreçte Özbek, Azeri, Tatar, Kırgız ve Türk asıllı askerlerin yaşadıklarını konu edinen çalışmalar nadirdir.

Bu roman da, bu halkları merkeze alarak savaşın neden olduğu insanlık dramını hikâye ediyor.

Başkahramanı Kemal’in, henüz 19 yaşındayken yaşadıklarını merkeze alarak…

  • Künye: Tülin Çayırcı – Buz ve Ateş, Pia Yayınları

Esra Baran – Renkli Rüyalar Oteli (2016)

Sıradan hayatına isyan ederek, hep ertelediği hayallerindeki hayatı yaşamaya karar veren Nihan’ın hikâyesi.

Evli ve iki çocuklu Nihan bunalmış, heyecanını hepten yitirmiştir.

Ses etmeden sürdürdüğü bu hayatı ve toplumun ahlaki değerlerini sorgulamaya başlayan kahramanımız, korunaklı düzenini darmadağın etme pahasına harekete geçecektir.

  • Künye: Esra Baran – Renkli Rüyalar Oteli, Okuyan Us Yayınları

Anna Seghers – Transit (2016)

Yahudi kökenli Anna Seghers, Nazilerin işgali esnasında Fransa’da yaşayan bir komünistti.

Yazarın kaçış sürecindeki deneyimlerine dayanan ‘Transit’ romanı ise, 1937’de Nazi toplama kampından kaçarak Marsilya’ya sığınan Seidler’in hikâyesini anlatıyor.

Seidler gibi buraya ulaşabilen insanların şimdilik biricik amacı, ne pahasına olursa olsun Amerika’ya ulaşmaktır.

  • Künye: Anna Seghers – Transit, çeviren: Ahmet Arpad, Everest Yayınları