Jack London – Yıldız Gezgini (2014)

Jack London’ın astral seyahat ve yeniden doğuş çevrimi üzerine eğildiği, en özgün yapıtı.

Bağımsız öyküler şeklinde okunabilecek roman, bir meslektaşını öldürerek hapishaneye düşen bir profesörün, burada yaşadığı korkunç işkencelerden kaçmak amacıyla bedenini terk ederek tarihin farklı dönemlerine yaptığı yolculukların hikâyesini sunuyor.

  • Künye: Jack London – Yıldız Gezgini, çeviren: Fadime Kâhya, İş Kültür Yayınları

Tess Franke – Henüz Her Şey Bitmedi (2008)

Hollandalı yazar Tess Franke ‘Henüz Her Şey Bitmedi’de, müşterisi cinayete kurban giden avukat Femke Wolzak’ın hikâyesini anlatıyor.

Bir gün evinin önünde bir müşterisinin cesediyle karşılayan Wolzak, cinayeti aydınlatmaya karar verir.

Fakat Wolzak, cinayet şüphelilerini araştırdıkça, kendini artan bir tehlike dünyasının içinde bulacaktır.

Zira bir vakit, mafya, polis ve adalet makamı arasında kirli ilişkilere tanık olacak ve böylece, yozlaşan adalet üzerine düşünmeye başlayacaktır.

Roman, yazarının kişisel öyküsüyle de benzerlik gösteriyor.

Zira, ses getiren davalar üstlenen avukat kocasının tehdit edilmesiyle Franke, ABD’ye kaçmak zorunda kalmış.

  • Künye: Tess Franke – Henüz Her Şey Bitmedi, çeviren: Tülin Alemdar ve Metin Alemdar, Pupa Yayınları, roman, 325 sayfa

Rindert Kromhout – Klaus Mann: Thomas Mann’ın Oğlu Olmak (2017)

Klaus Mann, yalnızca meşhur yazar Thomas Mann’ın oğlu olarak değil, aynı zamanda kendi yazarlığıyla da hak ettiği üne kavuşmuş isimlerden.

‘Mefisto’, ‘Çağının Çocuğu’ ve ‘Sonsuzda Buluşma’, Klaus Mann’ın bizde de yayınlanmış başarılı kitapları.

‘Askerler Ağlamaz’ isimli kitabın ödüllü yazarı Rindert Kromhout da bu tarihi romanında, Klaus Mann’ı merkeze alarak Thomas Mann ailesini, onların etrafında yer alan kişileri ve dönemin Avrupa’sını anlatıyor.

Klaus burada, dünyaca ünlü babasının gölgesinde kalmaktan korkan, yazar olmak isteyen genç bir adam olarak karşımıza çıkıyor.

Klaus’un üzerinde, kendisinden bir yaş büyük ablası Erika ile yine bir yazar olan amcası Heinrich Mann’ın etkisi büyüktür.

19 yaşındayken Paris’e gerçekleştireceği seyahat, Klaus’un hayatında dönüm noktası olacaktır.

Zira genç adam buradaki bir kitapçıda Ernest Hemingway ve James Joyce’un eserleriyle tanışacak ve bu durum, kendisinin bir yazar olarak hayatına devam etme kararı almasını daha da pekiştirecektir.

Kromhout’un kurgusu, Klaus Mann’ın dünyasından pek çok ilginç ayrıntıyı bize sunduğu gibi, aynı zamanda onun üzerinden ailesini ve dönemin Avrupa’sının nitelikli bir fotoğrafını çekiyor.

  • Künye: Rindert Kromhout – Klaus Mann: Thomas Mann’ın Oğlu Olmak, çeviren: Gül Özlen, Paloma Yayınevi, roman, 368 sayfa, 2017

Danielle Steel – Şahane Serseri (2008)

Çok satan kitapların yazarı Danielle Steel, son romanı ‘Şahane Serseri’de, yine kadın dünyasından bir kurguyla okurların karşısına çıkıyor.

Romanın merkezinde, bir dönem evli kalmış, fakat hayatın kendilerini savurduğu yerde, tekrar yolları kesişen Maxine ve Blake’i anlatıyor.

Yakışıklı ve eğlenceli bir kişilik olan Blake, iyi niteliklerine rağmen, sorumsuz olması hasebiyle evliliğe uygun değildir.

Bu nedenle yollarını ayırmaya karar veren çift, kendi dünyalarına çekilir.

Fakat günün birinde, beklenmedik bir olay ikisini yine karşı karşıya getirecektir.

  • Künye: Danielle Steel – Şahane Serseri, çeviren: Leyla Özcengiz, Altın Kitaplar, roman, 286 sayfa

Olivier Rolin – Sırça Otelde Bir Oda (2008)

Fransız edebiyatçı Olivier Rolin bu ilgi çekici romanında, kaybolan bir yazarın izini sürüyor. Casus olması da muhtemel görünen bir yazar, günün birinde aniden ortadan kaybolur.

Kısa süre sonra, Paris’te bir tren istasyonunda, yazara ait bavul bulunur.

Rolin’in iç içe geçmiş metinlerden oluşan romanı, yazarın bavulundan çıkanlar üzerinden ilerliyor.

Metnin esas çerçevesini oluşturan, kayıp yazara ait notlar, kendisinin belli aralıklarla kaldığı, dünyanın farklı kentlerinde bulunan kırk üç ayrı otelde tutulmuştur.

Notlarda ayrıca, kimi striptizci, kimi silah kaçakçısı, kimi boksör ve kimi terörist olan birkaç tipin ilginç öyküleri de yer alıyor.

  • Künye: Olivier Rolin – Sırça Otelde Bir Oda, çeviren: Sertaç Canbolat, Can Yayınları, roman, 183 sayfa

Guillermo Arriaga – Giyotin Takımı (2008)

Aynı zamanda ‘Paramparça Aşklar ve Köpekler’, ’21 Gram’ ve ‘Babil’ filmlerinin senaryolarını da kaleme alan Guillermo Arriaga, son dönem Meksika edebiyatının en dikkat çeken isimlerinden.

Arriaga bu romanında da, avukat Feliciano Velosco y Borbolla de la Fuente’nin kendi icadı giyotini, Meksika Devrimi’nin önemli ismi General Pancho Villa’ya satmasını ve ardından tanık olduğu ilginç durumu hikâye ediyor.

Bu durum Feliciano için, bir ticaret deneyimi olmasının yanı sıra, Pancho Villa’nın askerlerinin heyecanlı dünyasına tanık olmasını da beraberinde getirecektir.

  • Künye: Guillermo Arriaga – Giyotin Takımı, çeviren: Vildan Ümit, Phoenix Yayınları, roman, 164 sayfa

Gil Scott-Heron – Zenci Fabrikası (2017)

Şair, müzisyen, yazar ve aktivist Gil Scott-Heron’dan, 1960’larda Amerika Virginia’da yaşanan üniversite öğrencileri ayaklanmasının çok katmanlı bir hikâyesi.

Sutton Üniversitesi’nden öğrenciler, ülkelerinde olup biten olumsuzluklara karşı isyan başlatır.

Bu ayaklanma, kısa sürede bütün üniversiteye yayılmakta gecikmez.

İlk başlarda üniversite yönetimi öğrencilerin taleplerine kulak asmaz, fakat olaylar düşündüklerinden daha tehlikeli bir boyut alınca ister istemez adım atmak için harekete geçerler.

Öte yandan Öğrenci Birliği de bu sorunu halletmek için iki taraf arasında arabuluculuk yapmaktadır.

Fakat öğrenciler, çok daha uç eylemleri göze almıştır ve ülkede iktidara, devletin baskılarına ve ayrımcılığa karşı mücadelelerinde bedel ödemeyi çoktan göze almıştır.

Gil Scott-Heron, toplumun farklı kesimlerini temsil eden karakterlerin yer aldığı romanında, özgür ruhlu yeni bir kuşağın ve yeni bir Amerika’nın doğduğu bu şafağın kapsamlı bir fotoğrafını çekiyor.

Bilmeyenler için söyleyelim: Gil Scott-Heron, Siyah Gücü hareketinin Amerika’da yükselişe geçtiği dönemde söylediği “The revolution will not be televised”, yani Türkçesiyle “Devrim televizyondan yayınlanmayacak” sözünün de sahibi.

  • Künye: Gil Scott-Heron – Zenci Fabrikası, çeviren: Suat Ertüzün, Can Yayınları, roman, 280 sayfa, 2017

Kemal Selçuk – Rüyadaki Kadın (2017)

Kemal Selçuk yeni romanı ‘Rüyadaki Kadın’da, bir erkek ile kadın arasında, sınırları kimi zaman bulanıklaşan, fazlasıyla girift hale gelen ilişkiyi anlatıyor.

Hikmet, altmışını aşmış emekli bir edebiyat öğretmenidir ve şimdilerde düzeltmenlik yapmakta, aynı zamanda okuma gruplarında vakit geçirmektedir.

Ayla ise, bankacıdır ve yaptığı işe o kadar yabancılaşmıştır ki, bunun üstesinden gelebilmek için mesai saatlerinde gizlice içki içmektedir.

Günün birinde, hayatından memnun olmayan, kendi karmaşalarıyla boğuşan bu iki insanın yolu kesişir.

Kısa süre içinde, Hikmet ve Ayla arasında derin bir arkadaşlık bağı oluşur.

Fakat bu, ilginç bir ilişkidir.

Zira bu, yoğun bir dostluktan aşka kadar uzanan, kimi yanlış anlamalara açık bir ilişkidir.

  • Künye: Kemal Selçuk – Rüyadaki Kadın, İletişim Yayınları, roman, 209 sayfa, 2017

Nicolai Lilin – Sibirya İlmi (2014)

Uçsuz bucaksız Sibirya’da, zenginlerden çaldıklarını yoksullara dağıtan, acımasızlıkta sınır tanımayan bir örgüt.

Adam öldürmenin sıradan eylemlerinden biri haline geldiği bu örgüt, kurduğu muazzam bir sistemle sürekliliğini sağlamaktadır.

Günün birinde buraya yolu düşen kahramanımız Nikolai ise, örgütün gizemini aydınlatmaya koyulur.

  • Künye: Nicolai Lilin – Sibirya İlmi, çeviren: Esra Çıldır, Altın Bilek Yayınları

Alper Akçam – Kiraz (2014)

Zorlu olduğu kadar merhametli ve cömert bir coğrafya: Anadolu…

Bu coğrafyanın kaderiyle iç içe geçmiş, hayatın zorluklarına karşı tek desteği birbirinden alan iki âşık: Ayhan ve Melisa.

Alper Akçam, iki gencin Anadolu’da başlayıp Ankara’ya uzanan aşkını, Anadolu’nun kendine has kültüründen detaylara harmanlarken, günümüz ilişkilerini de sorguluyor.

  • Künye: Alper Akçam – Kiraz, Tekin Yayınevi