Anakana Schofield – Martin John (2017)

Anakana Schofield’ın elimizdeki hikâyesi, tacizci, sapık bir erkeğin zihnine iniyor.

Roman, başkahramanı Martin John’un taciz ve teşhirciliğini, hatta daha aşırı eylemlerini de kapsayan maceralarını özgün bir atmosferde hikâye ediyor.

Martin John’un annesi de, sorunlu bir tiptir, fakat o dahi oğlunun aşırılıklarına akıl sır erdiremez durumdadır.

Yayımlandığı zaman ilgiyle karşılanan roman, anne ve oğlu arasındaki gerilimi de kurguya yedirmesiyle ayrıca dikkat çekiyor diyebiliriz.

Bizde de fazlasıyla bulunan tacizci erkeğin ruhuna daha yakından bakmak isteyenler için iyi bir fırsat.

Künye: Anakana Schofield – Martin John, çeviren: Mehmet Öznur, Encore Yayınları, roman, 320 sayfa

Andrej Nikolaidis – Kıyamet (2014)

Küçük bir Balkan şehrinde bir cinayet, hızla yaklaşan küresel felaketin habercisi olabilir mi?

Bir özel dedektif cinayeti çözmeye çalışırken, bu sahil şehrine yaz ortasında kar yağmaya başlar.

Ardından, önüne geçilemez yangınlar ve başka cinayetler…

Dünyanın pek çok yerinde görülen bu işaretler, aslında kıyametin bebek adımlarıdır.

  • Künye: Andrej Nikolaidis – Kıyamet, çeviren: Akın Terzi, Aylak Kitap

Jaime Manrique – Cervantes Sokağı (2014)

Kimi eleştirmenlerin romanın atası dediği Don Kişot’un yazarı Miguel de Cervantes Saavedra’nın hayatı da, heyecandan ve beladan eksik olmadı hiç.

İnebahtı Savaşı’na katılması, Cezayir’deki köleliği ve yazarlık dehasıyla…

İşte bu roman, Saavedra’nın sıradışı hayatından alınmış gerçek olaylara dayanıyor.

  • Künye: Jaime Manrique – Cervantes Sokağı, çeviren: Sinan Okan, İthaki Yayınları

Tuna Kiremitçi – Yolda Üç Kişi (2014)

Hayatları birbiriyle kesişen üç karakter: Yakup, Halil ve Leyla…

Her birinin, yazgıları, şimdileri ve geçmişleriyle giriştiği trajik yüzleşme.

La Rochelle, Acıbadem ve İzmit boyunca süren, 70’li yılların öğrenci hareketinin ve kökene, kimliğe dair sorgulayışın da kendine yer bulduğu, bir yakın dönem Türkiye hikâyesi.

  • Künye: Tuna Kiremitçi – Yolda Üç Kişi, Kırmızı Kedi Yayınevi

Honoré de Balzac – Paris’ten Cava’ya Yolculuk (2014)

Kafamızdan bir türlü atamadığımız bir düşünce iyilik mi getirir yoksa kötülük mü?

Bunu düşünmek için hikâyenin kahramanının, havasında ölümün gezdiğini söylediği Hint adalarına yaptığı yolculuğu izlemekte fayda var.

Metin, bir zevk düşkününün Doğu’ya dair önyargılarıyla hesaplaşması olarak da okunabilir.

  • Künye: Honoré de Balzac – Paris’ten Cava’ya Yolculuk, çeviren: Orçun Türkay, Sel Yayınları

Angutyus – Fedai (2014)

Bedenleri sömürü çarkında törpülenen seks işçileri, ölümün yanı başlarında yürüdüğü travestiler, garip zevklere sahip iş adamları, zorla çalıştırılan yabancı kadınlar, fedailer, esrarkeşler…

Ankara’nın gece hayatından sert bir hikâye.

Geçmişinin ağır yükünü sırtlamış genç, kimsesiz bir adam, şehrin karanlık, soğuk ve çirkin gecesini usulca adımlıyor…

  • Künye: Angutyus – Fedai, Okuyan Us Yayınları

İrem Uşar – Ayrıkotu (2008)

İrem Uşar imzalı ‘Ayrıkotu’ bir ilk roman.

Kendisini kutluyor, başarılarının devamını diliyoruz.

Uşar burada, rastgele seçtiği adreslere mektuplar gönderen genç bir adamın hikâyesini anlatıyor.

Romanı ilginç kılan başlıca yön, okurun bu mektuplar üzerinden, başka karakterlerin birbirinden oldukça farklı ve zengin dünyalarına tanık olması.

Zira her seferinde farklı bir yanını başka insanlara gönderdiği mektuplar vasıtasıyla anlatan romanın başkahramanı, aynı zamanda mektupları alan karakterlerin kendilerine has dünyalarıyla iletişime geçiyor.

Kurgu böylece, hem başkahramanın dünyasını adım adım yansıtıyor hem de farklı ve zengin başka dünyaları da beraberinde getiriyor.

  • Künye: İrem Uşar – Ayrıkotu, İletişim Yayınları, roman, 204 sayfa

İbrahim Altun – Sürtük ve Kalpazan (2008)

‘Mimarın Odası’, ‘Romantik Salgın’, ‘Günahsız’ ve ‘Sıcak’, genç edebiyatçılarımızdan İbrahim Altun’un daha önce yayınlanan kitapları.

Altun’un son romanı ‘Sürtük ve Kalpazan’ ise yaşadığı kötü olaylar neticesinde kendi yalnızlığına dönen, bu esnada acı çeken ve nihayetinde hayata bıraktığı yerden devam eden bir yazarın hikâyesini üç güne sığdırarak anlatıyor.

Fakat baştan, ıstırabın romanın başlıca gıdası olmadığını da söyleyelim.

Çünkü Altun’un daha önceki romanlarında da dikkat çeken ironi, karakterin başından geçen beklenmedik olaylar ve tabi kurgunun başından itibaren okurun karşısına çıkan Zeytin isimli zeki ve konuşma kabiliyetine sahip kedi, romana hareket kazandıran unsurlar.

  • Künye: İbrahim Altun – Sürtük ve Kalpazan, Doğan Kitap, roman, 249 sayfa

Oliver Bowden – Assassins’s Creed: Rönesans (2014)

Güç, intikam ve komployla örülü bir hikâye…

Soylu ailelerin gazabına uğrayan Ezio Auditore’nin hayattaki tek amacı intikamdır.

Ayaklar altına alınmış onurunu kurtarmak için Assassin sanatını öğrenen kahramanımıza, Leonardo da Vinci ve Niccolò Machiavelli’nin görüşleri de rehberlik edecektir.

  • Künye: Oliver Bowden – Assassins’s Creed: Rönesans, çeviren: Erhan Gülşen ve Ufuk Yılmaz, Epsilon Yayınları

Robert Charles Wilson – Darwinya (2014)

Yirminci yüzyılın başı…

Avrupa topraklarında yeni bir kıta bulunur: Darwinya…

Bu sıra dışı kıtayı keşfe giden Guilford Law’un hakikat, bilim ve değerleriyle giriştiği yıkıcı hesaplaşma.

Bol ödüllü Wilson, tarihe ve evrime farklı bir gözle baktığı bilimkurgu romanında, Batı düşüncesinin çıkmazlarını, çelişkilerini saptıyor.

  • Künye: Robert Charles Wilson – Darwinya, çeviren: Sönmez Güven, İthaki Yayınları