Arthur C. Clarke ve Mike McQuay – Deprem (2008)

İki yazarlı ‘Deprem’, deprem tahmini konusunda önemli bir teori geliştiren Lewis Crane’i ve onun depremle olan trajik ilişkisini hikâye ediyor.

Crane, 1994 Los Angeles depreminde tüm ailesini kaybetmiştir.

Sadece bu acısı nedeniyle deprem uzmanı olmaya karar veren Crane, aradan geçen süre içinde dünyanın en önemli sismologlarından biri olmuştur.

Deprem tahmini konusunda çok önemli bir teori geliştiren Crane, çok yakın zamanda 10 Richter büyüklüğünde bir deprem olacağını tespit eder.

Fakat kahramanımızın teorisi, bu dünyayı yöneten dev şirketlerin hesaplarını bozacaktır ve şimdi bunlar ile Crane arasında büyük bir kovalamaca yaşanmaya başlar.

  • Künye: Arthur C. Clarke ve Mike McQuay – Deprem, çeviren: Ali Seval ve Emre Yerlikhan, Resif Yayıncılık, roman, 351 sayfa

A. Metin Akpınar – Maganda (2008)

Türkiyeliler, her maç kazanılmasında, her düğünde, her gösteride, kısacası her “coşkunluk” anında, maganda tabir edilen kimselerin havaya ateş açarak insanların yaralanmasına veya ölmesine sebep olmasına yabancı değil.

İşte Metin Akpınar’ın ‘Maganda’sı da, gün geçtikçe daha da içinden çıkılmaz bir soruna dönüşen bu durumu hikâye ediyor.

Akpınar’ın kurgusu, silah taşıyanlara, bunu her fırsatta kullananlara karşı savaşan Yakup ve arkadaşlarının hikâyesini verirken, aynı zamanda bu topraklardaki erkek aklının silah çılgınlığını ve toplumun silahı “namus” simgesi olarak algılayışını da eleştiriyor.

  • Künye: A. Metin Akpınar – Maganda, Berfin Yayınları, roman, 332 sayfa

William Golding – Geçiş Ayinleri (Deniz Üçlemesi 1) (2017)

Nobel Ödüllü William Golding’ten, 19. yüzyılda Avusturalya’ya doğru uzun bir gemi yolculuğuna çıkan Edmund Talbot ile gemideki diğer yolcuların tanık olduğu sıra dışı olayların enfes bir anlatımı…

Talbot, imtiyazlı vaftiz babası sayesinde kaptığı prestijli bir iş için bu gemidedir ve yolculuk boyunca yaşananları, yine vaftiz babasının telkiniyle gün gün elindeki deftere kaydetmektedir.

Fakat bir süre sonra gemide yaşananlar, Talbot’nun tüm hayatını, alışkanlık ve ezberlerini alt üst edecektir.

Romanı en keyifli kılan yönlerden biri de, İngiliz toplumsal yapısını eleştirel bir gözle işlemesi.

Burada karşımıza çıkan insan düşmanı kaptan Anderson, vaiz Colley, özgürlükçü düşüncelere sahip Prettiman ve sessiz sakin uşak Wheeler gibi tipler, İngiliz toplumunun farklı kesimlerine has davranış ve düşünce biçimlerini sergilemeleriyle okurun dikkatini çekiyor.

Yazarına Booker Ödülü de kazandırmış ‘Geçiş Ayinleri’, Golding’in edebi yeteneğinin doruğa ulaştığı romanlardan biri.

  • Künye: William Golding – Geçiş Ayinleri (Deniz Üçlemesi 1), çeviren: Bülent Doğan, Sel Yayıncılık, roman, 255 sayfa

Kemal Selçuk – Kurşuni (2008)

Hatırlanacağı gibi ‘Ağaç Adamlar’, Kemal Selçuk’un ilk öykü kitabıydı.

Selçuk’un bu kitabını ‘Ay Aşkları’, ‘Hüznün Kantosu’, ‘Yeniyetmeler’ ve ‘Başkaldırmadan Yaşamaksa Hayat’ başlıklı romanları izledi.

‘Kurşuni’ isimli elimizdeki roman ise, Selçuk’un yazı serüveninin şimdilik son durağı.

Romanda, yazma heveslisi bir bıçkıcı çırağının iç dünyası hikâye ediliyor.

Roman, gencin hikâyesini, kutsal kitap gibi eski zaman anlatılarından filozof Berkeley’e uzanan bir anlatı tekniğini kullanarak veriyor.

Delikanlı, ölmüş ustasının dünyadaki vicdanı olmaya çalışırken, kendisine bu yolculuğunda da, cinler ve perilerden oluşan masalsı bir dünya, kutsal kitap meselleri ve Berkeley eşlik edecektir.

  • Künye: Kemal Selçuk – Kurşuni, Metis Yayınları, roman, 92 sayfa

Samim Kocagöz – Tartışma (2008)

Samim Kocagöz ‘Tartışma’da, 1960’lı yılların öğrencilerini, öğrenciler arasında gelişen ilerici-devrimci hareketi merkeze alıyor.

Kocagöz, başkahramanı Ekrem Mutaf’ın yaşadıkları üzerinden, 1960’ların öğrenci hareketinden 12 Mart darbesine giden süreci anlatıyor.

Roman, TİP’in yöneticisi ve tanınan bir avukat olan Mutaf’ın hayatı ekseninde, TİP içindeki gelişmeleri, aydınların uğradığı baskıları; Mutaf’ın çocukları ve yeğeni aracılığıyla da, 1968 gençliğinin ilk mücadelesini anlatıyor.

Kocagöz’ün kurgusu, öğrenci hareketinin yanı sıra, dönemin aydınlarını da olay örgüsünde önemli bir yere yerleştiriyor.

  • Künye: Samim Kocagöz – Tartışma, Literatür Yayıncılık, roman, 205 sayfa

Claire Kendal – Senin Kitabın (2014)

Saplantılı, ısrarcı tacizci Rafe ile onun çaresiz kurbanı Clarissa arasındaki gerilimli kovalamaca…

Aynı üniversitede görev aldığı Rafe’in sonu gelmez tacizlerinden bıkan Clarissa, çareyi kaçmakta bulur.

Fakat bu hiçbir işe yaramaz.

Clarissa’nın bu beladan kurtulmak için başvuracağı son yol ise, en tehlikelisidir:

Rafe ile mücadele etmek ve onu mahkûm ettirecek deliller toplamak.

  • Künye: Claire Kendal – Senin Kitabın, çeviren: Esra Birkan, Can Yayınları, roman, 360 sayfa

Mustafa Kılıçer – PIH: Bir Eylem (2014)

Kuşatıcı bir karanlık; bu karanlığın içinde asıl anlamlarına, yani henüz isimlendirilmemiş ilk hallerine ulaşmayı amaç edinen kelimeler, nesneler ve görüntüler.

Hayatını adeta bu amaç için yaşadığı izlenimi veren Bay T., hem kendisinin hem de çevresindekilerin eylemlerini varoluşun ve dilin penceresinden izliyor.

Tefekküre dalmış bir zihinle…

  • Künye: Mustafa Kılıçer – PIH: Bir Eylem, Gram Yayınları, roman, 144 sayfa

Li Cunxin – Mao’nun Son Dansçısı (2008)

Li Cunxin’in ‘Mao’nun Son Dansçısı’, Bayan Mao’nun kültür heyetine mensup kişilerce yaşadığı köyden alınan ve böylece hayatı tümüyle değişen bir çocuğun hikâyesini anlatıyor.

Roman, aslında Cunxin’in otobiyografisi.

Zira kendisi, Kuzey Çin’in çok fakir bir köyünde yaşarken, Bayan Mao’nun kültür danışmanı tarafından Pekin’deki Dans Akademisi’nde eğitim görmek üzere seçilmiş ve bu seçim, Cunxin için, dünyanın en iyi bale gruplarıyla dans edeceği bir süreci başlatmıştı.

Roman, hayatı tümüyle değişen bu çocuğun yaşadığı dönüşümü kurguluyor.

  • Künye: Li Cunxin – Mao’nun Son Dansçısı, çeviren: Mehmet Gürsel, İnkılap Kitabevi, roman, 432 sayfa

Peter Freund – Laura: Ateş Yılanı’nın Yüzüğü (2008)

Peter Freund, ‘Laura’ serisinin bu romanında, başkahramanı Laura Leander’in on üç yaşına basmasıyla başlayan maceraları hikâye ediyor.

Serinin bu romanında Laura, yıllar önce gerçekleşen bir araba kazasından beri hiçbir haber alamadığı annesinden izlere ulaşıyor.

Laura, annesinin nerede olduğunu öğrenmek için rüyalar aracılığıyla geçmişe yolculuklar yapmaya karar verir ve bu yolculukta, annesinin Gölgeler Ülkesi’ne sürgün edildiğini öğrenir.

Bu ülkeye gitmenin tek yolu da, efsanevi Ateş Yılanı’nın yüzüğüdür.

Leander, ilk olarak yüzüğü elde etmeye çalışacak, ardından da Gölgeler Ülkesi’ne tehlikeli bir yolculuğa koyulacaktır.

  • Künye: Peter Freund – Laura: Ateş Yılanı’nın Yüzüğü, çeviren: Aynur Düzgünel, İthaki Yayınları, roman, 455 sayfa

P. D. James – Deniz Feneri (2008)

İngiliz edebiyatçı P. D. James, ‘Deniz Feneri’nde, ünlü karakteri Adam Dalgliesh’i yeniden okurla buluşturuyor.

İngiltere’ye bağlı Combe adasının belirleyici özelliği tüm sakinlerinin ünlü olmasıdır.

Bu sebeple, özel bir vakıf tarafından yönetilen ada, uzun yıllar sakin bir yer olarak bilinir.

Fakat günün birinde adada işlenen bir cinayet, huzur ortamını sona erdirir.

Bu cinayetin en kısa zamanda, medya tarafından duyulmadan aydınlatılabilmesi için de, dedektif Adam Dalgliesh ve ekibi göreve çağrılır.

Fakat dedektifin kişisel hayatında yaşadığı sorunlar, cinayeti çözme çabalarını aksatır.

Dalgliesh bu sorunlarla uğraşırken, ikinci bir cinayetin gerçekleşmesi, işini daha da zorlaştıracaktır.

  • Künye: P. D. James – Deniz Feneri, çeviren: Fatoş Atay, Arkadaş Yayınevi, roman, 424 sayfa