Clarice Lispector – Yıldızın Saati (2017)

“Yalnızca kendi olmaya dayanamadığından hepiniz olan bu ben…”

Ukrayna doğumlu Brezilya Yahudisi Clarice Lispector’un ‘Yıldızın Saati’ romanı, bizde 20 yılı aşkın bir süre önce yayımlanmıştı.

Şimdi bu ünlü roman, Portekizce aslından yapılan yeni bir çeviriyle raflardaki yerini aldı.

“Entelektüel değilim, bedenimle yazıyorum” diyen Lispector’un ‘Yıldızın Saati’, Rio’da yoksul ve hasta daktilo kız Macabéa’nın hikâyesini anlatıyor.

Günün birinde bir Mercedes tarafından ezilen Macabéa, hayatını kaybeder.

Burada Mercedes’in yıldız simgesi, aslında romanın ana temasını işaret eder.

Zira Macabéa ölerek, bir yıldıza dönüşecek ve böylece evrendeki oluşunu tamamlayacaktır.

Bu dünyada yaşıyor olmak ve hayatın anlamı üzerine düşünmek isteyenlerin ‘Yıldızın Saati’nden öğreneceği çok şey var.

Lispector severlere bir müjdemiz daha var:

Kimi eleştirmenlerin yazarın başyapıtı olarak tanımladığı ‘Yaşam Suyu’ da yine Başak Bingöl Yüce tarafından Türkçeye kazandırıldı ve yine MonoKL yayınlarınca kısa bir süre önce yayımlandı.

“Ben kelimeler olmadan düşünürüm, hiçbir şey üzerine düşünürüm. Hayatımı altüst eden şey ise yazmak.”

  • Künye: Clarice Lispector – Yıldızın Saati, çeviren: Başak Bingöl Yüce, MonoKL Yayınları, roman, 104 sayfa

Joss Sheldon – Küçük Ses (2017)

Joss Sheldon’ın yayımlandığında ilgiyle karşılanan romanı ‘Küçük Ses’, artık Türkçede.

‘Küçük Ses’, kendini bulmaya çalışırken toplumun değer ve tutumlarına toslayan Yew Shodkin’in trajik ve gerçekçi hikâyesini sunuyor.

Shodkin, yönünü başka insanlar olmadan tayin etmeye çalışır ve böylece olabildiğince herkesten uzak bir yaşam sürmeye gayret eder.

Fakat toplum ve sistemin gereklilikleri, dayatmaları, her seferinde onu çekildiği yerden koparıp alır.

Shodkin’in trajedisi, kendisi olmaya çalışırken sürekli ve sürekli toplumsal normların dayatmasıyla istemediği kişiye, kişilere dönüşmektir.

Ve bu trajedi, kısırdöngü gibi kahramanımızın hayatını kuşatmaya başlar.

Sheldon, Shodkin karakteri üzerinden modern bireyin uçurumlarına doğru yol alıyor.

Okunması elzem bir roman.

  • Künye: Joss Sheldon – Küçük Ses, çeviren: Duygu Toprak, Heretik Yayıncılık, roman, 192 sayfa

Ebru Ojen – Aşı (2014)

Bazid: Devletin uygulamaya koyduğu aşının ardından, insanların adeta hilkat garibesine döndüğü fantastik ve korkutucu bir doğu bölgesi…

Yöre halkının aşılardan sonraki süreçte cinsel organları piranalara, yılanlara dönüşmüştür ve aynı dertten mustarip kadınlardan Sisê de, bu korkunç mutasyona çare bulmak umuduyla bir batı şehrine doğru yola koyulacaktır.

Devletin kimlik politikalarına çok özgün bir yerden bakan, dili, temaları ve karakterleriyle dikkat çeken cesur bir ilk roman.

  • Künye: Ebru Ojen – Aşı, Raskol’un Baltası, roman, 160 sayfa

Jack London – Martin Eden (2014)

Başarının tek geçer akçe kabul edildiği geçen yüzyılın başındaki Amerika…

Hem hırsıyla bu başarıyı yakalayabilen hem de elinin tersiyle kat ettiği tüm zorlu yolları itebilecek cesarete sahip epik bir kahraman: Martin Eden.

Eden, ne bireyin ne de hayatın yüce olduğunu, tutkularımız kaybolduğunda yapabileceğimiz en iyi şeyin çekip gitmek olduğunu söylüyor.

  • Künye: Jack London – Martin Eden, çeviren: Jülide Kayaş, İthaki Yayınları, roman, 472 sayfa

Abdullah Akan – Birkaç Davut (2014)

İnanan, güvenen, aldanan, yanılan Davutlardan bir demet.

Her biri birbirinden ilginç Davutlardan kimi başkalarının karşısında yemek yemekten nefret eder, kimi sabah sabah bir tavukla ilginç karşılaşmalar yaşar, kimi de caz müziği ve bisiklet yarışına tutkuyla bağlıdır.

Sıradan hayatlar yaşayanların, absürd olanla beklenmedik karşılaşması.

  • Künye: Abdullah Akan – Birkaç Davut, Gram Yayınları, roman, 124 sayfa

Danielle Martinigol – 100Dünya’nın Gizli Yüzü (2014)

Gezegenlerin bir araya gelmesiyle oluşan bir konfederasyon: 100Dünya.

Konfederasyonun en gizemli gezegeni: Başkadeniz.

Ve bu Gezegeni araştırırken ürkütücü gerçeklere ulaşan genç bir gazeteci: Sandiane Ravna.

Medeniyetin en parlak devrini yaşıyor gibi göründüğü uzay çağı, meğer eskisinden beter çürümüşlükleri gizlemekten ibaretmiş…

Danielle Martinigol’den bir bilimkurgu distopya.

  • Künye: Danielle Martinigol – 100Dünya’nın Gizli Yüzü, çeviren: Azade Aslan, ON8 Kitap, roman, 190 sayfa

N. Cemal – Köz (2014)

Yıl 1991.

Özal’ın maden ocaklarını kapatma kararı alışını protesto eden 100 bin işçinin Zonguldak’tan Ankara’ya yaptığı uzun ve zorlu yürüyüş.

Bu yürüyüşün hayatlarını geri dönülmez biçimde değiştirdiği Efraim Usta, Ayfer, Terzi, Aysema ve Yeter…

Eylemden bir yıl sonra Zonguldak Kozlu’da yaşanan grizu patlamasında 263 işçinin can verişi.

Yakıcı bir dönem, sıra dışı karakterler…

  • Künye: N. Cemal – Köz, h2O Kitap, roman, 176 sayfa

Zaven Biberyan – Meteliksiz Âşıklar (2017)

Kuşkusuz birçok okur Zaven Biberyan’ı, onun başyapıtı olarak kabul edilen ‘Babam Aşkale’ye Gitmedi’ ile bilir.

Yazar söz konusu kitabında, bir ailenin başından geçenler üzerinden İstanbul Ermenileri’nin 1940’lı ve 1950’li yıllardaki yaşamının görkemli bir fotoğrafını çekmişti.

Varlık Vergisi uygulaması altında ezilen bir baba, yaşadığı zorlukları onun yüzüne vuran aile üyeleri ve askerliğini yaptıktan sonra evinde döndüğünde hiçbir şeyi eskisi gibi bulamayan, parçalanmış bir karşı karşıya kalan oğul Baret’in yaşadıkları, romanın çerçevesini oluşturuyordu.

Zaven Biberyan’ın eserleri yalnızca karakterleri ve olay örgüleriyle değil, aynı zamanda romanda geçen dönemin toplumsal dokusunu ve siyasi haletiruhiyeyi çok iyi tasvir etmeleriyle de öne çıkar.

Bu tanım, Biberyan’ın elimizdeki ‘Meteliksiz Âşıkları’ için de sonuna kadar geçerli.

Roman iki genç arasında yaşanan aşk ve bu aşkın yansımaları üzerinden 1950’ler Türkiye’sinin nitelikli bir fotoğrafını çekiyor.

Lise son sınıf öğrencisi Sur, uzun yıllara yayılan çabaları neticesinde Ermeni cemaati içinde bir mevki sahibi olmuş babası ve İstanbullu annesiyle yaşadığı hayattan pek de memnun değildir.

Bunun başlıca sebebi, anne-babasının burjuva yaşam biçimleri ve tutuculukları olsa da, ailenin, Sur’un âşık olduğu Norma’nın da çalışıyor olmasını kabul edememesi de etkilidir.

Bu durum, Sur’un bunalıma girmesine ve yoğunlaşan bir öfke krizine girmesine neden olur.

6-7 Eylül saldırıları sonrasında ve 27 Mayıs askeri darbesinin öncesinde geçen roman, dönemin ruh halini yetkin bir şekilde yansıtan usta işi bir hikâye.

Romanın Türkçe çevirisi, yazar Marc Nichanian’ın Zaven Biberyan’ın edebiyatını ve ‘Meteliksiz Âşıklar’ı ele aldığı bir yazısıyla sunuluyor.

  • Künye: Zaven Biberyan – Meteliksiz Âşıklar, çeviren: Natali Bağdat, Aras Yayıncılık, roman, 224 sayfa

Gül İrepoğlu – İstanbul Yıldızı (2014)

Paha biçilemez bir elmasın peşine düşen karakterlerle Osmanlı’dan bugüne bir zamanda yolculuk.

İstanbul Yıldızı adında bu değerli elmasın, Kanuni Sultan Süleyman’dan yaşadığımız çağa sayısız taliplisi vardır.

Yüzyıllar boyunca elden ele dolaşıp sayısız maceraya atılmış elmas, günümüzde kıran kırana geçecek bir müzayedede macerasına devam ediyor.

  • Künye: Gül İrepoğlu – İstanbul Yıldızı, Doğan Kitap, roman, 160 sayfa

Honoré de Balzac – Ferragus (2017)

Türkçeye daha önce ‘Çakalların Başı Ferragus’ olarak da çevrilmiş bu roman, Balzac’ın 19. yüzyıl Fransız toplumunun tarihçiliğini görkemli şekilde ortaya koyduğu bir yapıtı.

Mösyö Jules ile Madam Jules, birbirlerine deli gibi âşık iki gençtir. Günün birinde âşıklar, Paris’in adı oldukça kötüye çıkmış bir sokağında tesadüfen karşılaşır.

İki genç bir süre sonra evlenir, fakat arka sokaktaki gizemli karşılaşma soyluların en çok da Madam Jules’in namusu hakkında yapacakları dedikoduya malzeme olur.

Başta söylentilere kulaklarını tıkayan Mösyö Jules ise, yavaş yavaş eşinden şüpheye düşmeye ve bu nedenle de büyük bir vicdan azabı yaşamaya başlar.

Fakat genç adamın merakı, bu utanca egemen olacak ve Mösyö Jules,  zengini yoksuluyla her türden insanın yaşadığı bu sokağı gidip eşinin sırrını aydınlatmaya koyulur.

Balzac’ın Paris sokaklarına ve Fransız toplumuna dair tasvirleri, romanın en ilgi çekici bölümlerini oluşturuyor.

Usta çevirmenliğiyle de bildiğimiz Cemil Meriç’in Balzac’a, Balzac’ın yaşadığı döneme ve Balzac’ın yapıtlarına dair kapsamlı sunuşunun da kitaba apayrı bir zenginlik kattığını belirtelim.

  • Künye: Honoré de Balzac – Ferragus, çeviren: Cemil Meriç, İletişim Yayınları, roman, 199 sayfa