Abidin Dino – Toplu Yazılar (2018)

Çok yönlü sanatçılarımızdan Abidin Dino’nun yazılarını bir araya getiren elimizdeki derleme, Dino’nun sanat, kültür ve siyaset konularındaki fikirlerini sunuyor.

Kitabın en büyük katkısının, Dino’nun yıllar içinde gelişip dönüşen sanat anlayışını gözler önüne sermesi olduğunu diyebiliriz.

Kitapta, d Grubu’nun kuruluşu ve beraberinde getirdiği tartışmalardan sanatta yenilenmenin gerekliliğine, halk sanatının öneminden genç sanatçının ahlaki ve toplumsal sorumluluğuna,

Avrupa’da sanat faaliyetlerinden bizde sanatın gelişmesinin önündeki engellere, Orhan Veli’den İlhan Berk’e ve Mayakovski’ye kadar pek çok konu ve kişi ele alınıyor.

Dino’nun yazılarını ilgi çekici kılan bir husus da, yalnızca sanata içkin konularla değil edebiyat, roman, şiir, tiyatro, sinema ve mimari gibi zengin konulara odaklanmaları.

  • Künye: Abidin Dino – Toplu Yazılar, derleyen: Turgut Çeviker, Everest Yayınları, sanat, 904 sayfa, 2018

Özkan Eroğlu – Baudrillard’ı Okumak (2015)

Sanat eleştirisinin sıklıkla başvurduğu filozoflardan Jean Baudrillard’ın sanat felsefesini enine boyuna tartışan bir çalışma.

Özkan Eroğlu burada, bir yandan sanat ve eleştiri ilişkisi bağlamında Baudrillard’ı tartışırken, öte yandan da Baudrillard’ın hocası Lefebvre’nin düşüncesini ve buradan da yola çıkarak genel olarak 20. yüzyıl sanat felsefesinin gelişiminin ana duraklarını irdeliyor.

  • Künye: Özkan Eroğlu – Baudrillard’ı Okumak, Tekhne Yayınları

Nato Thompson – İktidarı Görmek (2018)

İktidarın, tüketici kapitalizmin sızmadık alan bırakmadığı günümüzde, muhalif sanat ortaya koymanın imkân ve koşulları nedir?

Yazar ve küratör, aynı zamanda bağımsız sanat platformu Philadelphia Contemporary’nin sanat yönetmenliğini yürüten Nato Thompson, toplumsal sorunlara yüzünü dönebilen ve muhalif bir duruş ortaya koyacak sanatın nasıl olabileceğini örnekler eşliğinde anlatıyor.

Alternatif sanat mekânları ve kooperatif evleri kadar, Occupy Wall Street ile Arap Baharı gibi siyasi/toplumsal olayları yeni muhalif sanatsal araçlar olarak irdeleyen Thompson, iktidara meydan okumanın yeni yollarını derinlemesine anlatıyor.

Karamsarlığa kapılmamıza gerek yok.

Zira en kötü zamanlar, en iyi muhalefetin ortaya konacağı, toplumun böylesi bir duruşa karşı en duyarlı ve istekli olduğu zamanlardır.

Thompson’a kulak veriyoruz.

  • Künye: Nato Thompson – İktidarı Görmek: 21. Yüzyılda Sanat ve Aktivizm, çeviren: Erden Kosova, Koç Üniversitesi Yayınları, sanat, 168 sayfa, 2018

A. Göknur Gürcan – Performans Sanatı (2015)

Birinci Dünya Savaşı’nın buhranlı günlerinin hemen öncesinden başlayıp bugün doruğuna ulaşan performans sanatının yüz yıllık hikâyesi, bu kitapta.

Pek çok zengin örnek barındırmasıyla öne çıkan çalışma, performans sanatının kaynakları, öncüleri, dünyaya yayılışı, gelişimi, icra biçimleri, bileşenleri ve başlıca temaları hakkında merakını gidermek isteyen okurlar için birebir.

  • Künye: A. Göknur Gürcan – Performans Sanatı, Tekhne Yayınları

Özkan Eroğlu – Sanatta Derin Hislenmenin Felsefesi (2015)

Özkan Eroğlu bu çalışmasında, Vassily Kandinsky’nin “Stimmung” (derin his) kavramını referans alarak yaratıcı sanatı ve onun yapıtını ayrıntılı bir bakışla irdeliyor.

Yazar, “derin hislenmenin” zeminini hazırlayan işlevsel bilgi varlığını ve “derin hislenmenin” sanatçının kişiliği ile onun eserinin felsefi boyutunu nasıl etkilediğini tartışıyor.

  • Künye: Özkan Eroğlu – Sanatta Derin Hislenmenin Felsefesi, Tekhne Yayınları

Vincent Van Gogh – Theo’ya Mektuplar (2017)

“Daha sonra bir parça kuru ekmek ve bir bardak bira ile kahvaltı ettim. Böylesine bir kahvaltıyı Dickens canlarına kıymak üzere olan insanlara salık verir, onları daha bir süre niyetlerinden vazgeçirir diye.”

Böyle yazıyor, resim sanatının en ünlü ustalarından Vincent Van Gogh’un, Paris’te bir galeri yöneticisi olan kardeşi Theo’ya yazdığı 18 Ağustos 1877 tarihli mektubunda.

Azra Erhat’ın derlediği ve Türkçeye kazandırdığı bu mektuplar, ilk olarak 1969 yılında, Yankı Yayınları’nca basılmıştı.

Van Gogh’un kardeşiyle paylaştığı bu mektuplar, Van Gogh’un kardeşine duyduğu sıcak, hesapsız sevgiyi gözler önüne serdiği gibi, Van Gogh’un ruh dünyasına dair bilinmeyenleri gün yüzüne çıkarıyor, O’nun sanat anlayışını aydınlatıyor ve Van Gogh’un başta Gauguin olmak üzere çağdaşı ressamlarla yakın ilişkilerine ışık tutuyor.

  • Künye: Vincent Van Gogh – Theo’ya Mektuplar, çeviren: Azra Erhat, Remzi Kitabevi, mektup, 136 sayfa, 2017

Michael Baxandall – 15. Yüzyılda Sanat ve Deneyim (2015)

‘15. Yüzyılda Sanat ve Deneyim’, özelde erken Rönesans resmi, genel olarak da İtalyan resmi konusunda harika bir sanat tarihi analizi.

On beşinci yüzyıl resim ticaretinin yapısını, toplumda gelişen görsel becerilerin bir ressamın üslubunda nasıl rol oynadığını araştıran kitap, resmin üslubunun toplumsal tarih için ne kadar uygun malzemeler barındırdığını gözler önüne seriyor.

“Bir 15. yüzyıl resmi, toplumsal ilişkilerin biriktiği bir çökeltidir.” diyen Michael Baxandall, 15. yüzyıl İtalyan resmi üzerinden, belli bir dönemde yaratılmış resimlerin o dönemin toplumsal tarihini okumada bize nasıl yardımcı olacağını gösteriyor.

  • Künye: Michael Baxandall – 15. Yüzyılda Sanat ve Deneyim: Stilin Toplumsal Tarihine Giriş, çeviren: Zeynep Rona, İletişim Yayınları

Claire Bishop – Yapay Cehennemler (2018)

Claire Bishop’un ‘Yapay Cehennemler’i, geniş bir tarihsel perspektifle çağdaş sanatta katılımcılığın izini sürüyor.

Kitapta,

  • İtalyan Fütürizmi,
  • Rus Konstrüktivizmi,
  • Dada,
  • Sitüasyonizm,
  • Yaratıcılık ve kültür politikası,
  • Özgürleşmiş izleyiciler,
  • Sanat ve sadizm,
  • Sitüasyonist Enternasyonalizm,
  • Bir terör eylemi olarak sanat,
  • Topluluk sanatları hareketi,
  • Emek ve haz olarak performans,
  • Sanatta sapkınlık ve sahicilik,
  • Doğu Avrupa, Arjantin ve Paris’teki Happening’ler,
  • 1970’lerin topluluk sanatı hareketi,
  • Sanatçının özerkliği,
  • İşbirliğine dayalı sanatın gelişimi,
  • Sanatta estetiğin etikle yüzleşme süreci,
  • Ve Thomas Hirschhorn, Tania Bruguera ve Paul Chan gibi sanatçıların eğitim projeleri gibi, çağdaş sanatın gelişimindeki birçok dönüm noktası tartışılıyor.

Katılımcı estetiğin gelişimini kapsamlı bir şekilde ortaya koyması, ayrıca bunu yaparken zengin örnekler sunmasıyla önem arz eden çalışmanın, ilk yayınlandığı zamanlarda beraberinde önemli tartışmaları getirdiğini de belirtelim.

  • Künye: Claire Bishop – Yapay Cehennemler: Katılımcı Sanat ve İzleyici Politikası, çeviren: Mine Haydaroğlu, Koç Üniversitesi Yayınları, sanat, 394 sayfa, 2018

Necmi Sönmez – Cengiz Çekil: Bir Tanık (2008)

Çağdaş Türkiye sanatının önemli isimlerinden Cengiz Çekil’in Yapı Kredi Kâzım Taşkent Sanat Galerisi’ndeki ‘Saat Kaç?’ başlıklı sergisi halen devam ediyor.

Bir röportajında, “19. yüzyıl başına baktığımızda zamanla uğraşmayan, zamanla derdi olmayan filozof da yok, sanatçı da yok. Asal takıntı, ölümlü olmamız. Ölümlü olmak, yani dünyada insanların temel trajedisi zamanla alakalı,” diyen Çekil, bu sergisinde de şimdisi, geçmişi ve geleceğiyle zamanı irdeliyor.

İşte, Necmi Sönmez’in ‘Saat Kaç?’ ile eş zamanlı yayımlanan ‘Cengiz Çekil: Bir Tanık’ isimli bu kitabı, Çekil’in sanat anlayışına ve kendisini besleyen kaynaklara odaklanıyor.

Sönmez bu bağlamda, Çekil’in 1970-2005 döneminde gerçekleştirdiği çalışmalarını da kapsamlı bir bakışla değerlendiriyor.

  • Künye: Necmi Sönmez – Cengiz Çekil: Bir Tanık, Yapı Kredi Yayınları, sanat, 128 sayfa

Necmi Sönmez – Şimdiki Zamanın Yanında ya da Karşısında (2015)

Sanat tarihçisi ve küratör Necmi Sönmez’in 1987’den günümüze uzanan eleştiri metinleri, bu kitapta bir araya getiriliyor.

Türkiye’de modernizm ve çağdaş sanat, Türkiye-Almanya sanat diyaloğu, uluslararası sanatçılar ve sergiler, sanatın metalaşması gibi konularında önemli değerlendirmeler barındıran çalışma, bugünün sanat ortamının belli başlı sorunlarını da saptıyor.

  • Künye: Necmi Sönmez – Şimdiki Zamanın Yanında ya da Karşısında, Yapı Kredi Yayınları