Enis Batur – Doğu-Batı Divanı (2008)

Enis Batur’un ‘Doğu-Batı Divanı’, kendisinin ‘Gri’, ‘Seferî’, ‘Alaca’ ve ‘Barok’ ismini verdiği dört divanını bir araya getiriyor.

Batur’un 1985-1996 yılları arasında yazdığı şiirler, dramatik yönleriyle öne çıkıyor.

İlk divandaki ‘Bekleyiş’ şiiri şöyle:

“Cehennem kimdir demiştiniz?

Keder kuşlarını ben de gördüm

flütün ucundan bir oraya bir buraya

evet, biliyorum, her şey benim düşgücümün

şeyi, nasıl söylenebilir, bu kelimeler

böyledir işte: Tam tutacakken…

 

Yağmur yürüyüşüne çıkmıştık o gün,

unutmam ben ayrıntıları, kimdi

hatırlamıyorum tabi, ne önemi olabilir

isimlerin, evet yüzünü de getiremiyorum

gözümün önüne, eylüldü, eylüllerden

biri, cehennem kimdir diyordunuz?”

  • Künye: Enis Batur – Doğu-Batı Divanı, Kırmızı Yayınları, şiir, 2 Cilt, 315 sayfa

Anita Sezgener – Pusu Bilici (2008)

‘Pusu Bilici’, aynı zamanda sinemayla ilgili çalışmaları da bulunan Anita Sezgener’in ilk kitabı.

Kendisini kutluyor, başarılarının devamını diliyoruz.

Kitapta yer alan ‘Ölü Şehir’ isimli şiirden bir alıntı:

“ağıtından çekilmeyenin / öfkeyi göğsüne bastıranın / acısı nardır dedi, / nehrin kıyısındaydık. / ellerimizi yakıyordu kış. / gözün seğirdiği bir uzakta / yanımıza karıncalar ayırıyorduk. // kımıltılı bir kalkışımız vardı / huzursuz bir çağdaydık. / nabızlarımız yüksekti / çoğalıyordu nilüferler suda. // bir tavşanla göz göze geldik, nemli. / nehrin suları bir öyle, bir dalgın. / kuzeye vardık da kaydı avuçlarımızdan / külleri / düşürecek olduk mevsimlerden birini. (…)”

  • Künye: Anita Sezgener – Pusu Bilici, Norgunk Yayıncılık, şiir, 51 sayfa

küçük İskender – The God Jr. (2008)

Küçük İskender’in toplu şiirlerinden oluşan ‘The God Jr.’, şairin ‘Bir Çift Siyah Deri Eldiven’ ve ‘Ciddiye Alındığım Kara Parçaları’ kitaplarını bir araya getiriyor.

Kitapta yer alan ‘Akasyalar’ isimli şiirden bir alıntı:

“dışarda. / kristal bir tekrar olsun istemiş haz tavı. / şekli buluğ ise itibar uyandırır ölümü. // şüphesiz. / kindir tartaklar göğün boşluklarındaki aşkı. / su göçünün aksindeki ibne gölü. // uygundur. / tınılı parmakuçlarının hazin kül dansı. / kaynamış zampara gözlerin yorgun düğümü. // teşhirde. / ses geçirmeyen görüntülerin toy eşkıyası! / vücudu örterken inler mi düşgücü.. // sırılsıklam. / o kopartacak karanlık kanın kabuklarını / o kaplayacak insan derisiyle metal üzüntüsünü. (…)”

  • Künye: küçük İskender – The God Jr., Sel Yayıncılık, şiir, 221 sayfa

Lâle Müldür – Apokalips / Amonyak (2014)

Sınırlarda gezinmekten büyük zevk alan, hem dışa dönük hem içine kapanık, dilin imkânlarını olabildiğince zorlayan ve bunu yaparken de hiçbir engel tanımayan şiirler.

“Her şiirin sonunda dipdiri kalakalıyordum işte” diyen Türkiye şiirinin ezber bozan isimlerinden Müldür’ün toplu şiirlerinin ikinci cildi.

Tüm şiir tutkunları için.

  • Künye: Lâle Müldür – Apokalips / Amonyak, Yapı Kredi Yayınları, şiir, 560 sayfa

Hüseyin Alemdar – Şifalı Taşlar Kitabı (2014)

Hem ruhumuza hem gözümüze hem de dilimize hitap eden şiirler.

“Taş ve yara taşımak ömre dur ihtarı bir yaştan sonra” diyen Alemdar, bize Türkçeyi bir kez daha sevdiren ve arada sinema kadrajından dünyaya bakan harika şiirleriyle, duru bir göğün altında durup geçen ömrümüzü seyreyliyor.

Sûkunet ve olgunlukla.

  • Künye: Hüseyin Alemdar – Şifalı Taşlar Kitabı, Noktürn Yayınları, şiir, 72 sayfa

Dilek Mayatürk – Cesaret Koleksiyonu (2014)

Şiirden de, aforizmadan da vazgeçmeyen bir ilk kitap.

Psikolojik bir perspektifi de şiirlerine yediren Mayatürk, bin yıllar önceki ilkelliğe geri dönün diyor, nasılsa çok uzağa gitmediğimiz gerçeğini hatırlatarak.

Bir de yaraları ve yorgunluğu alması için denizi, tuzlu suyu yardıma çağırıyor.

İlginç ve güzel bir kitap…

  • Künye: Dilek Mayatürk – Cesaret Koleksiyonu, Yeni İnsan Yayınevi, şiir, 168 sayfa

Elif Sofya – Dik Âla (2014)

Elif Sofya’nın şiiri, dingin bir yerde duruyor ve buradan bakarak insanı, hayatı ve tarihi usul usul gözlemlemeye koyuluyor.

“Suya eğilsem bir ırmak dolarak ağzıma”, “Geçkin bir engereği yol diye yürüdüm” diyen Sofya’nın gücünü ve vuruculuğunu sadeliğinden alan şiiri okuru yormuyor, onu kelimelerin ve imgenin gücüne tanık olmaya davet ediyor.

  • Künye: Elif Sofya – Dik Âla, Yapı Kredi Yayınları, şiir, 104 sayfa

Cihat Duman – Bir Fil Müddeti (2014)

Harcı öfke ve küfür olan, gerçek yaşamı olduğu kadar sosyal ağlardaki hayat simülasyonunu da eleştirisinin merkezine alan şiirler.

“İki gözüyle birlikte toplam üç kişi ölüyor” ve “ağzımızı dudaklarımızla kapatırız kulaklar açıkta kalır” diyen Duman, muhalif bakışını esirgemeden insanın ve siyasetin kötücüllüğünü gözlemeye koyuluyor.

  • Künye: Cihat Duman – Bir Fil Müddeti, Pan Yayıncılık, şiir, 70 sayfa

Tozan Alkan ve Şeref Bilsel (haz.) – Şairin Günah Defteri (2008)

Tozan Alkan ve Şeref Bilsel’in hazırladığı, ‘Şairin Günah Defteri’, şiirle ilgili aforizmaları, özlü sözleri bir araya getiriyor.

Şiirin ne olduğundan, neyin şiir olamayacağına kadar, geniş bir alanda hareket eden bu aforizmalar ve sözleri derleyen kitap, aslında bu alandaki söz birikiminin de ne denli zengin olduğunu gösteriyor.

Kitaptan birkaç alıntı:

“Şiir asla bitmez, yalnızca terk edilir.” –Paul Valery.

“Her şey şiir olamaz, ama şiir her şey olabilir.” –C emal Süreya.

“Bir yiğit şairse, üstelik bir de devrimciyse elbette yaşadığını yazar.” –Ahmed Arif.

“Ozan bilinç işçisidir.” –Kemal Özer.

“Şair gündüz rüya görendir, şiir gündüz rüyasıdır.” –Sigmund Freud…

  • Künye: Tozan Alkan ve Şeref Bilsel (haz.) – Şairin Günah Defteri, İkaros Yayınları, şiir, 295 sayfa

Mehmet Kanar (haz.) – İran Şiiri Antolojisi (2014)

‘İran Şiiri Antolojisi’, iki bin beş yüz yıllık tarihe sahip Fars şiirinin öne çıkan isimlerinin eserlerine yer veriyor.

Burada Hâfız-ı Şîrâzî, Sadî, Hayyâm, Attâr ve Mevlânâ gibi klasik dönem devlerinin yanı sıra, Ahmed-i Şamlu ve Furûğ-ı Ferruhzad gibi modern İran şiirinin önde gelen isimlerinin eserlerinden bir seçki sunuluyor.

  • Künye: Mehmet Kanar (haz.) – İran Şiiri Antolojisi, Yapı Kredi Yayınları, antoloji, 240 sayfa