küçük İskender – Papağana Silah Çekme! (2009)

küçük iskender’in şiir serüveninin en önemli duraklarından biri olan ‘Papağana Silah Çekme!’, üç ayrı bölümden oluşuyor.

Yeni bir baskıyla okurun karşısına çıkan kitapta yer alan ‘Karaltı’ şiirinden bir alıntı:

“bak! gece geliyor! sakın üstüne basma!

bronz boynuzlarından kedi tiryakileri!

 

terkedildiğim kentte benim de bir küfür bütçem var!

sonuna kadar yabancıyım suratımdaki çukura!

 

yatağımdaki boy aynası: bu otelin bütün gölgesi,

dışardaki adamın çocukluk çetelesi!

 

geri dönmeden önce bir mektup yazıp postalamalı!

zarfın içine kulaklar, gözler ve sözde yeminler de koymalı!

 

ben buralara sevmek için gelmiştim

vuruldum gönlümün oturumunda ayağımın tozuyla! (…)”

  • Künye: küçük İskender – Papağana Silah Çekme!, Sel Yayıncılık, şiir, 168 sayfa

Kolektif – Yürekteki Ok (2009)

‘Yürekteki Ok’, dünya edebiyatından seçilmiş aşk şiirlerinden oluşan bir seçki. Seçkide, eski çağlardan günümüze, yeryüzünün çeşitli dillerinde yazılmış ve Türkçeye çevrilmiş şiirler yer alıyor.

Seçkide yer alan, Catullus’un ‘Geceden Önce’ şiirinden bir alıntı:

“Yaşayalım Lesbia’m, sevişelim,

Metelik vermeden homurtusuna,

Kıskanç ve suratsız ihtiyarların.

Batan gün her sabah yeniden doğar;

Ama bu bizdeki süreksiz ışık

Bir kere söndü mü ötesi gece;

Hiç bitmeyen bir gece, tek ve sonsuz,

Bin kere öp beni, öp, yüz kere öp;

Bin kere, sonra yüz kere yeniden.

Bin kere, yüz kere, öp, durmadan öp,

Şaşır sayısını, şaşır Lesbia’m,

Şaşır ki sevdamıza göz değmesin.”

  • Künye: Kolektif – Yürekteki Ok, hazırlayan: Cevat Çapan, Sözcükler Yayınları, şiir, 94 sayfa

Fırat Demir – Öte Geçeler (2015)

Genç kuşağın dikkat çeken şairlerinden olan Fırat Demir’den, ikinci şiir kitabı.

“Sen,

tehlikeli bir yaratıcısın

Ölümlerin mağarasına gölgesi düşen,

yücesin” diyen Demir, kendine has dili, yaratıcı imgeleri ve güçlü atmosferiyle, bizi kökenlerimiz, duygularımız, hayallerimiz ve sonu gelmez arayışımız üzerine sıkı bir tefekküre davet ediyor.

  • Künye: Fırat Demir – Öte Geçeler, 160. Kilometre Yayınları

Özkan Satılmış – Şiir Koy Alnıma (2009)

‘Şiir Koy Alnıma’, genç şair Özkan Satılmış’ın ilk kitabı.

Bu kitabıyla 2008 Memet Fuat Genç Şiir Ödülü’nü kazanan Satılmış’ı kutluyor, eserlerinin devamını diliyoruz.

Kitaptaki ‘Sevda mermeri’ isimli şiir şöyle:

“Ayaklarını sende barındırıyor çiçeklerim

 

kasığındaki süsenin gölgesine duruyorum

 

Sesin zeytin topluyor, sesin ilk anahtar Tanrımı kilitlemeye

 

Göğsüm, süt yanığı.

Kaşısam, bir ırmak ters dönüyor

Kaşısam, küsüyor kurt elmasına

 

Bir sandalyedeyim, her ayağı sevda mermerinde

 

Dil uzatsan, dağılıyor damak.

Sözcükler; güneşsiz, kadınsız, dalsız, narçiçeksiz…

 

Sanki yüreğin başka bir evren

Avuç içleriyle gül yaratan

 

Yüreğim senin, ilk insandan bu yana.”

  • Künye: Özkan Satılmış – Şiir Koy Alnıma, Yasakmeyve Yayınları, şiir, 54 sayfa

Vergilius – Çiftçilik Sanatı (2015)

“İnatçı emek her şeyin üstesinden gelir,

zorlu yaşam koşullarında mahrumiyet kamçılar insanı.”

Çiftçiliğin savaş, siyaset ve insan emeğiyle dokunduğu, Roma’nın ve Romalı olmanın gururuyla yazılmış görkemli bir şiir.

Vergilius’un ‘Çiftçilik Sanatı’ veya özgün adıyla ‘Georgica’, çiftçilerin yurt ve toprak sevgisinin, sade ve onurlu yaşam tarzlarının, doğanın gizemlerinin, yeşil vadilerin, dalındaki olgun üzümleriyle bağların gürül gürül şiiridir.

Kitaptan bir alıntı:

“Ne mutlu doğanın yasasını anlayabilene,

her tür korkuyu, amansız yazgıyı,

açgözlü Acheron’un uğultusunu

ayakları altına alabilene!

Ne şanslı kır tanrılarını tanıyan kişi,

Pan’ı, yaşlı Silvanus’u ve kardeş Nymphaları!

Hiçbir şey yolundan edemez onu,

ne halkın verdiği görevler,

ne kralların eflatun giysisi…”

  • Künye: Vergilius – Çiftçilik Sanatı, çeviren: Çiğdem Dürüşken, Alfa Yayınları

Edip Cansever – Öncesi de Kalır (2009)

Mehmet Can Doğan’ın hazırladığı ‘Öncesi de Kalır’, Edip Cansever’in kitaplarına girmeyen şiirlerinden oluşuyor.

‘Kışt’ isimli şiir şöyle:

“İlk ışıyan şey insan

Sabah kapısı önünde berberin

Sokaklar balık pazarı küpe çiçekleri

Buz gibi düşünüyorum işte

 

Kapıp koyuveriyorum kendimi

Canımsın diyorum insan oğluna

Tepemde düzlü eğrili bir bulut

Balıklar su kocaman bir iş elimin altında

 

Kışt diyorum bir karabatağa dalıp gidiyor

Elimi kesiyorum oltayla ucundan

Acısını bile duyduğum yok

Anlıyorum her şey iyice güzel

 

Gökyüzü kaya sivrileri derken bir başımayım

Öylesine bir istek içimde

atıveriyorum denize kendimi

Göğsümün altında kız gibi lüferler”

  • Künye: Edip Cansever – Öncesi de Kalır, hazırlayan: Mehmet Can Doğan, Yapı Kredi Yayınları, şiir, 141 sayfa

Johann Wolfgang von Goethe – Doğu-Batı Divanı (2009)

Goethe, olgunluk dönemi eserlerinden ‘Doğu-Batı Divanı’nı klasik Doğu şiir geleneği tarzında kaleme almış.

Goethe, ‘Garplı Müellifin Şark Divanı’ alt başlığıyla, yeni bir baskıyla Türkçeye kazandırılan eserinde, başta Hafız, Şeyh Sadi, Nizâmî ve Mevlânâ gibi klasik İslam şairleri olmak üzere birçok Doğulu şair ve devlet adamını Doğu şiiri geleneğine başvurarak değerlendirmiş; onları eserleri ve düşünüş tarzlarıyla birlikte Batıya tanıtmaya çalışmış.

Batı’dan Doğu’ya bir yolculuk gerçekleştiren Goethe’nin eseri, dünya edebiyatının şaheserlerinden olmasının yanı sıra, iki dünyanın, Doğu ile Batı’nın buluştuğu bir kavşak olarak da kabul edilir.

Divan’ın Türkçe çevirisinin girişinde, çevirmen Senail Özkan tarafından kaleme alınmış bir tanıtım yazısının bulunduğunu da belirtelim.

Özkan burada, Goethe’nin din anlayışını, dünya görüşünü, felsefesini, Doğu’ya ve İslam’a bakışını inceliyor.

  • Künye: Johann Wolfgang von Goethe – Doğu-Batı Divanı, çeviren: Senail Özkan, Ötüken Yayınları, divan, 530 sayfa

Kirkor Yeteroğlu – Kırık Çan (2015)

Anadolu, hüzünlerin beşiği.

Bu coğrafyanın hikâyesini anlatmaya koyulan her kişi de, durup bir kere de olsa bu hüzne kulak vermeli.

Kirkor Yeteroğlu’nun şiirleri, bu hüznün incelikli, duyarlı bir tasvirini yapıyor.

“Kaç yıl oldu unuttum

kanatmıştı nergisleri

bir güz fırtınası”

diyen Yeteroğlu, Anadolu’nun sevgiyle ve umutla şiirine nakşediyor.

  • Künye: Kirkor Yeteroğlu – Kırık Çan, Kıyı Dergisi Yayınları

Kubilay Kurşun – Tahta Bavul (2015)

İçinden kara trenler, tahta bavullar, yabancılar, köy meydanları ve hasret geçen gurbet şiirleri.

Henüz yedi günlük evliyken Almanya’ya, Gasterbeiter’e taşınan Kubilay Kurşun, burada su gibi akıp geçen on yedi yılını geçirmiş.

Ağrı’dan başlayıp Almanya’yaki hayata uzanan bu şiirler, uyku tutmayan gecelerin, kopkoyu yalnızlıkların ertesinde ortaya çıkmış.

  • Künye: Kubilay Kurşun – Tahta Bavul, Cinius Yayınları

Mehmet Yaşın – Kalbi Durmuş Zamanda (2009)

‘Kalbi Durmuş Zaman’da, 1980 sonrası Türkiye şiirinin özgün isimlerinden Mehmet Yaşın’ın, zaman kavramını konu edinen çok katmanlı şiirlerinden oluşuyor.

2005-2008 arasında yazılmış şiirleri bir araya getiren kitapta, ‘Yüzündeki Işık’ başlıklı olanı söyle:

“Her sabah araba sürdüğün o yol değil bu,

nergis demeti uzatıyor her dönemeçte çocuklar

ve güneşten ellerini sallıyor

arabana binmek istercesine altıntoplar.

Dikiz aynasından seni seyreden

bir başkası gibi bakıyorsun kendi yüzüne.

Ve çalışma-odana vardığında

sekreter farketmiyor senin geldiğ’ni.

Nasılsa pencereden girivermiş beyaz bir güvercin

süzülüyor yüzündeki ışıkla

ilkyaz göğü altında bir aynaymışçasına.”

  • Künye: Mehmet Yaşın – Kalbi Durmuş Zamanda, Everest Yayınları, şiir, 104 sayfa