Jacques Pauwels – Hayırlı Savaş Söylencesi: İkinci Dünya Savaşı’nda Amerika (2017)

Amerika Birleşik Devletleri’nin 2. Dünya Savaşı’ndaki rolü, kendilerinin savunageldikleri gibi başından sonuna değin pirüpak mıydı, yoksa birbirinden kirli ilişkilerin ve ittifakların üzerine mi inşa edilmişti?

Jacques Pauwels’in elimizdeki kitabı, ikincisinin daha ağır bastığını gözler sermesiyle, bir anlamda ABD’nin gizli tarihi niyetine okunacak bir inceleme.

  • ABD’li vatandaşlar savaştan önce neden faşizme o denli yoğun yakınlık duyuyordu?
  • ABD’li büyük kartellerin Nazilerle ilişkileri neydi?
  • Amerika neden Nazilere karşı harekete geçmede neden bu kadar geç davrandı?
  • Amerikalıların Dresden’i kentini yerle bir etmesinin altındaki nedenler nelerdi?
  • Hiroşima ve Nagazaki’ye atılan atom bombalarının asıl amacı neydi?
  • Soğuk Savaş’ın ortaya çıkmasında, Amerika’nın bu savaştaki çelişik tutumunun payı neydi?

Pauwels bu ve bunun gibi birçok soruya yanıt ararken, ABD’nin dünyanın ikinci büyük savaşındaki rolünü çok yönlü bir bakışla aydınlığa kavuşturuyor.

  • Künye: Jacques Pauwels – Hayırlı Savaş Söylencesi: İkinci Dünya Savaşı’nda Amerika, çeviren: Çağdaş Sümer, Yordam Kitap, tarih, 368 sayfa, 2017

Kolektif – Siyasalın Peşinde: Dünyaya Tragedyalarla Bakmak (2017)

Bu güzel derleme, klasik tragedyaları siyaset felsefesindeki tartışmalar ve çağdaş sorular eşliğinde ele alıyor.

Kitaba katılan yazarlar, ‘Persler’, ‘Troyalı Kadınlar’, ‘Oresteia’, ‘Antigone’, ‘Eumenidler’ ve ‘Yakarıcılar’ gibi ünlü Antik Yunan tragedyalarını, yalnızca Atina demokrasisini anlamak için değil, modernliğin sosyal ve siyasal açmazlarını saptamak amacıyla da yeniden yorumluyor.

Klasik tragedyaların demokratik Atina’nın yüzüne tuttuğu bu aynaya yakından bakmak ayrıca demokratik eleştiri, kolektif bellek, adalet, pratik akıl, eylem, yurttaşlık, tiranlık, toplumsal cinsiyet, dışlama, muğlaklık, hukuk, şiddet, yas, bağışlama, melankoli ve tanıklık gibi günümüzde kamusal tartışmalara konu olan çeşitli problem ve kavramlara tragedyaların sunduğu geniş ve zengin perspektiften bakmak isteyenler bu kitabı kaçırmamalı.

Kitaba katkıda bulunan yazarlar ise şöyle: Devrim Sezer, Nazile Kalaycı, Serdar Tekin ve Ünsal Doğan Başkır.

  • Künye: Kolektif – Siyasalın Peşinde: Dünyaya Tragedyalarla Bakmak, hazırlayan: Devrim Sezer ve Nazile Kalaycı, Metis Yayınları, siyaset, 208 sayfa, 2017

Erk Acarer – IŞİD ve Türkiye: “Katili Tanıyoruz” (2017)

IŞİD ortaya çıktığı günden bu yana, bu İslami terör örgütünün Türkiye’yle ilişkili olduğu iddiası farklı kişi ve kurumlarca defalarca dile getirildi.

Erk Acarer’in alan araştırmaları ve belgelere dayanan bu başarılı araştırması da söz konusu ilişkiyi gözler önüne seriyor.

Acarer’in çalışması, IŞİD’i ortaya çıkaran koşulların bir tarihçesiyle başlayarak Selefi cihatçılığın gelişimini, ABD’nin Afganistan’da Rusya’ya karşı verdiği savaşa uzanarak ele alıyor.

IŞİD’in ortaya çıkışı, Suriye’deki varlığı, Suriye’den Irak’a uzanışı, bu bölümde ele alınan kimi konular.

Adından da anlaşılacağı gibi, kitabın merkezinde IŞİD’in Türkiye’deki varlığı yer alıyor.

IŞİD’in kendilerince elverişli buldukları Türkiye’de nasıl kök saldıkları, nasıl örgütlendikleri, ülke içinde bir uçtan bir uca yayılmalarına neden olan koşullar, bütün bunların nasıl görmezden gelindiği, özellikle Antep ve Adıyaman’da nasıl örgütlendikleri ve bütün bunların korkunç sonuçları olarak gerçekleşen Diyarbakır, Suruç ve Ankara katliamları, bu bölümde ele alınan kimi konular.

Acarer’in başarılı bir araştırmacı gazetecilik çalışması olan kitabı, IŞİD’e imkân tanıyan zihniyeti daha yakından tanımamıza olanak sağlıyor.

Künye: Erk Acarer – IŞİD ve Türkiye: “Katili Tanıyoruz”, Ayrıntı Yayınları, siyaset, 304 sayfa, 2017

Kolektif – Ergenekon ve Sosyalistler (2008)

‘Ergenekon ve Sosyalist Hareket’, sosyalistlerin darbe, demokrasi, ılımlı İslam, emperyalizm, Ergenekon, bağımsızlık, yurtseverlik, laiklik, aydınlanma, liberalizm, sınıf mücadelesi, post modernizm, sol anlayışın tarihi ve geleceği konularındaki görüşlerini bir araya getiriyor.

Kitap, Aydemir Güler, Levent Tüzel, Ertuğrul Kürkçü, Ömer Laçiner, Sungur Savran, Mahir Sayın, Merdan Yanardağ, Ergin Yıldızoğlu ve Haluk Yurtsever’in, yukarıdaki konu bağlamında kaleme aldıkları birer makaleden oluşuyor.

Çalışma, Ergenekon operasyonunun ardından, değişik çevreler tarafından eleştirilen sol siyaset için yeni çıkış yolları bulmayı hedefliyor.

  • Künye: Kolektif – Ergenekon ve Sosyalistler, hazırlayan: Merdan Yanardağ, Siyah Beyaz Yayınları, siyaset, 235 sayfa

Hıfzı Topuz – Paris ’68: Bir Devrim Denemesi (2008)

‘Paris ’68’, Paris’te başlayarak hızla dünyaya yayılan 1968 hareketini, o dönem orada bulunan Hıfzı Topuz’un tanıklığıyla sunuyor.

1968 Mayısında Paris’te başlayan kıvılcımı, “doğaçlama ve başarısız ama kansız ve güler yüzlü bir devrim denemesi” olarak tanımlayan Topuz, sadece bu kıvılcıma beşiklik eden Paris’i değil, bunun, Meksika, Vietnam, ABD, Çekoslovakya, İtalya ve Türkiye gibi ülkelere yansımalarını da odaklanıyor.

Topuz, kendi tanıklığıyla, Daniel Cohn-Bendit gibi dönemin efsane önderlerini, hareketin başlamasını, gelişmesini, hemen ardından önüne geçilemeyen bir sel haline gelişini ve “şimdi iktidar” diyerek başkaldıran hareketin vardığı noktayı anlatıyor.

  • Künye: Hıfzı Topuz – Paris ’68: Bir Devrim Denemesi, Agora Kitaplığı, anı, 114 sayfa

Marc Ferro – İslamın Şoku (2008)

Marc Ferro ‘İslamın Şoku’nda, İslam’ın eski travmalarının geri döndüğünü söylüyor.

İslam dünyasının yenilenmek için değişik yollar keşfettiğini belirten Ferro, bu yolların sonuncusunun da 11 Eylül 2001 saldırılarında, en gelişmiş teknikler ve başka bir çağdan kalan kendini feda etme eylemleriyle bir araya geldiğini savunuyor.

İslam-modernlik, İslam-ulus ve İslam-reform ilişkisini analiz eden Ferro, “İslam’ın Batıya meydan okuması beklenmeyen bir durum muydu?”, “İslam dünyasının Batıyla karşılaşması nasıl bir şok yarattı?” ve “İslam’ın modernleşmesi ya da modernitenin İslamlaştırılması günümüz dünyasını nasıl etkilemektedir?” sorularının yanıtlarını arıyor.

  • Künye: Marc Ferro – İslamın Şoku, çeviren: İdil Engindeniz, İthaki Yayınları, tarih, 256 sayfa

Çetin Altan – Onlar Uyanırken: Türk Sosyalistlerinin El Kitabı (2017)

1960’ların önde gelen siyasi yıldızı Çetin Altan’ın ilkin 1967 yılında yayımlanan ve sosyalist dünya ve toplum düzeninin sağlam bir tasavvurunu sunduğu ‘Onlar Uyanırken’ adlı bu kitabı, Türkiye’nin sosyalist düşünce klasiklerinden.

Kitabın ilk bölümünde, Altan’ın Türkiye’ye, ülkenin toplumsal ve siyasal koşullarına, içinde bulunduğu sorunlara ve bunlara çözüm olarak sosyalizmin ne gibi imkânlar sunduğuna odaklanıyor.

Altan’ın kendine has zekâsı, bilgisi ve tutkusunun, bu bölümün en büyük gücü olduğunu söylemeye bile gerek yok.

Kitabın ikinci bölümünde ise, Türkiye’nin çeşitli illerinde yaşayan emekçilerin boğuştukları sorunları ve buna dair çözüm önerilerini kaleme aldıkları, Altan’a yazdıkları binlerce mektup içinden kurayla seçilen 80 mektuba yer veriyor.

İşçi, ırgat, şoför, bakkal, terzi ve zanaatkâr gibi emekçilerden gelen bu mektuplar, hem onların sınıf bilincini ve düşüncelerindeki berraklığı ortaya koymaları hem de bir döneme ışık tutmalarıyla ilgi çekiyor.

Çetin Altan’la işçi ve emekçi sınıfların evrensel sorunları ve gündemleriyle karşımıza çıktıkları kitap, sosyalist bilinç ve örgütlenmenin önündeki engellerden biri olan “kuşaklar arası kopukluğa” da ilaç olacak türden.

  • Künye: Çetin Altan – Onlar Uyanırken: Türk Sosyalistlerinin El Kitabı, Yordam Kitap, siyaset, 239 sayfa

Taner Timur – Devrimler Çağı: 1848, 1871, 1917 (2017)

Taner Timur’dan, 19. yüzyıldan 20. yüzyıla taşan devrimler çağının dönüm noktalarını saptayan, onların zengin mirasını yeniden yorumlayan dört önemli yazı.

Bu yazıların ilk ikisi, ideallerini, vaatlerini gerçekleştirmek yerine, dar burjuva kalıplarına yenik düşen 1789 Devrimi’ne karşı tepki olarak ortaya çıkan, önceleri işçi ve öğrenci ayaklanması olarak başlayıp ardından tüm Avrupa’ya yayılan 1848 Devrimi’ne ve buna karşı gerçekleşen Louis Bonaparte’ın darbesine odaklanıyor.

Taner Timur, 1848 Devrimi’nde yaşananları Marks ve Engels’in ‘Komünist Manifesto’su ve Marx’ın ‘Louis Bonaparte’ın 18. Bruamaire’i çalışmasını merkeze alarak yorumluyor.

Yazıların ikincisi, Bonaparte’ın yirmi yıllık despotizminin sona ermesinin ardından, Almanya’nın Fransa’yı işgal etmesinin ardından Fransızların direniş için kurdukları 1871 Komün deneyimini irdeliyor.

Timur bu süreci de, yine Marx’ın değerlendirmeleri ve dönemin önemli devrimci figürlerinden Lissagaray’ın anıları ışığında irdeliyor.

Timur, kitabının son yazısında da, devrimler çağının son ve kuşkusuz en görkemli duraklarından olan 1917 Sovyet Devrimi’ni işliyor.

Yazar, şu an 100. yılına giren Ekim Devrimi’ni ortaya çıkaran koşulları ve bu deneyimin günümüze nasıl bir miras bıraktığını kapsamlı bir bakışla tartışıyor.

  • Künye: Taner Timur – Devrimler Çağı: 1848, 1871, 1917 (2017), Yordam Kitap, tarih, 142 sayfa, 2017

Orhan Tüleylioğlu – Neden Öldürüldüler 3: Dipsiz Kuyu (2008)

Orhan Tüleylioğlu, ‘Neden Öldürüldüler?’ dizisinin üçüncü kitabı olan ‘Dipsiz Kuyu’da, Muammer Aksoy, Çetin Emeç, Turan Dursun, Bahriye Üçok, Musa Anter ve Uğur Mumcu cinayetlerini araştırıyor.

Uğur Mumcu’nun bir yazısının başlığından adını alan ‘Dipsiz Kuyu’, söz konusu isimlerin cinayetlerinin arkasındaki karanlık noktaları; dava dosyaları, gazete arşivleri, konuyla ilgili kitaplar ve Mumcu’nun yazılarıyla gün ışığına çıkarıyor.

Kitapta bunun yanı sıra, öldürülen aydınların aileleri, yakınları ve dostlarının anlatımları da yer alıyor.

Tüleylioğlu’nun kapsamlı kitabı, okuru, fikirleri nedeniyle öldürülmüş aydınları yeniden hatırlamaya davet ediyor.

  • Künye: Orhan Tüleylioğlu – Neden Öldürüldüler?: Dipsiz Kuyu, um:ag Yayınları, siyaset, 447 sayfa

Deniz Som – BOP Dedik Recep (2008)

Deniz Som ‘BOP Dedik Recep’te, “küresel efendiler” olarak tanımladığı güçlerin, konumu nedeniyle Türkiye’ye kritik bir rol biçtiğini savunuyor.

Büyük Ortadoğu Projesi’nin (BOP), George W. Bush’un Amerika Birleşik Devletleri’nin başkanlık koltuğuna oturmaya başladıktan sonra benimsenmeye başlandığını söyleyen Som, “projenin Ortadoğu’daki eş başkanlığına da Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanlık koltuğunda oturan Recep Tayyip Erdoğan uygun görülmüştür.” diyor.

Türkiye’nin çağdaşlaşması yolunda “büyük umut” olarak gösterilen Avrupa Birliği’nin, büyük bir kandırmaca ve yalan olduğunu savunan Som, AB’yle ilgili yazılarını da kitabın ikinci bölümü olan ‘Yalan Dünya Avrupa’da bir araya getiriyor.

  • Künye: Deniz Som – BOP Dedik Recep, Cumhuriyet Kitapları, siyaset, 208 sayfa