Tom Burgis – Talan Makinesi (2023)

Dünyadaki hidrokarbon ve mineral rezervlerinin yaklaşık yüzde 30’una ve dünya nüfusunun yüzde 14’üne sahip olan Afrika kıtasının küresel üretime katkısı 2011’de tam olarak 2000’de olduğu yerdeydi: yüzde 1.

Afrika’nın zengin yeraltı kaynakları, Afrika ülkelerini yağmalamak için iş birliği yapan rüşvetçi siyasetçiler, tüccarlar, bankacılar, lobiciler ve yatırımcılardan oluşan küresel bir ağı cezbediyor.

Afrika’nın yeraltı kaynaklarına yönelik küresel talep arttıkça bir avuç Afrikalı zengin olurken büyük çoğunluğu soyuluyor.

Tom Burgis, ‘Talan Makinesi’nde Afrika’nın sistematik olarak yağmalanmasını kişisel şahitlikleri ve yaptığı mülakatlar yoluyla detaylı olarak inceliyor ve kıtanın kalkınmasının bir mucize olduğunu iddia ediyor.

  • Künye: Tom Burgis – Talan Makinesi: Savaş Ağaları, Baronlar, Kaçakçılar ve Afrika’daki Zenginliğin Sistematik Hırsızlığı, çeviren: Birsen Aybüke Evranos, Afrika Vakfı Yayınları, siyaset, 404 sayfa, 2023

Nancy Folbre – Ataerkil Sistemlerin Yükselişi ve Düşüşü (2023)

  • Ataerkil sistemler nasıl oluyor da ayakta kalabiliyor?
  • Toplumsal cinsiyet eşitsizliği neden hâlâ bu denli yaygın?

Feminist kuramın uzun zamandır cevabını aradığı bu soruların peşine düşen Nancy Folbre, Marksist siyasal iktisadın eleştirisi ve yeniden formülasyonuyla yola koyuluyor.

Neoklasik iktisat, sosyoloji, psikoloji ve evrimsel biyoloji gibi alanların dahil olduğu son derece kapsamlı bir bilimsel çerçeve içinde, kapitalist kalkınmanın ataerkil sistemlerin devamlılığında büyük rol oynayan çelişkili taraflarını masaya yatırıyor.

Sınıf, toplumsal cinsiyet, yaş, ırk/etnisite ve yurttaşlık temelli eşitsizlik ve sömürünün iç içe geçen yanlarını temel alan “kesişimsel siyasal iktisat” yaklaşımını benimseyen Folbre, mevcut piyasa ekonomilerinde bilhassa savunmasız konumda olan bakım verenleri mercek altına alıyor.

Bakım emeğinin neden değersizleştirildiği veya karşılığının yeterince ödenmediğine dair analizlerinde, çocuk doğurma, çocuk yetiştirme, varlıkların miras bırakılması, fiziksel ve beşeri kaynaklara zor ve şiddet yoluyla el konulması gibi piyasa dışı süreçlere dikkat çekiyor.

Gerek bireyleri gerek toplulukları çelişkili konumlara sokan ve çoğu zaman birbiriyle kesişen kolektif iktidar yapılarından oluşan toplumsal sistemleri tanımlamanın yeni bir yolunu ortaya koyan bu kitap, bazı toplulukların sahip olduğu iktidar ve imtiyazları daha da pekiştirmesini sağlayan pazarlık süreçlerini gözler önüne seriyor.

Ataerkil iktidarın kökenleri, kapitalist kurumların ortaya çıkışı, refah devletlerinin yükselişi, bakım emeğinin iktisadi olarak cezalandırılması gibi tarihsel süreçleri yeniden yorumlayarak, ilerici bir toplumsal dönüşüm için kurulması elzem geniş koalisyonlara yön verecek genel bir iktisadi adalet teorisine duyulan ihtiyacı görünür kılmaya çalışıyor.

  • Künye: Nancy Folbre – Ataerkil Sistemlerin Yükselişi ve Düşüşü: Kesişimsel Bir Siyasal İktisat, çeviren: Aslı Önal, Ayrıntı Yayınları, siyaset, 400 sayfa, 2023

Kolektif – Devletin Güvenliği Adına (2023)

AKP iktidarında devletin kamusal kimliğini, rejimin ortalama demokratik niteliğini tamamen ortadan kaldıran yeni bir milli güvenlik devleti inşa edildi.

Eldeki derleme ise, bu olağanüstü sürecin sosyo-ekonomik ve ideolojik-düşünsel arka planının, Türkiye’de iktidar ve muhalefetin milli güvenliğe yaklaşımlarını belirleyen eski ve yeni toplumsal/siyasal dinamikleri tartışıyor.

Başka bir deyişle ‘Devletin Güvenliği Adına’, Türkiye’de milli güvenlik siyasetinin bir panoramasını çiziyor.

Soğuk Savaş döneminden günümüze, “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi”ne…

ABD’nin milli güvenlik anlayışının yansımalarına ve Milli İstihbarat Teşkilatı’nın oluşumunda dış etkilere…

Ordunun rolünden olağanüstü hal rejiminin biçimlenmesine…

Manisalı gençler davası, 12 Eylül darbesi ve “terörist”-öznenin inşası, AKP iktidarının “devlet sırrı rejimi” gibi, milli güvenlik kavramının soy kütüğünü çıkartmamızı sağlayan vakalara…

Sağ ve sol ideolojilerdeki milli güvenlik anlayışlarından, bu kavramın feminist okumalarına…

Özlem Kaygusuz ve Behlül Özkan’ın hazırladığı derlemede ayrıca İsmet Akça, Mert Arslanalp, T. Deniz Erkmen, C. Akça Ataç, Tuncer Beyribey, Seçkin Çelik, Serhat Güvenç, Funda Hülagü, Okan İrtem, Alper Kaliber, Cangül Örnek, İpek Gencel Sezgin, Ekin Kadir Selçuk, Alper H. Yağcı, Tunahan Yıldız ve Barış Zeren’in katkıları yer almış.

Kitaptan bir alıntı:

“Günümüz Türkiyesi’nde milli güvenlik sadece güvenlik kurumları ve dış politika alanında değil, sosyo-ekonomik işleyiş, kamusal idari yapı, anayasal düzen, ordu-siyaset ilişkileri, demokratikleşme, milliyetçilik/vatandaşlık, toplumsal cinsiyet, din-devlet ilişkileri ve sivil toplum gibi tüm alanlarda iktidarın söylem ve politikalarının ana meşruiyet çerçevesini oluşturmaya devam ediyor.”

  • Künye: Kolektif – Devletin Güvenliği Adına: Türkiye’de Milli Güvenlik Siyaseti, derleyen: Özlem Kaygusuz, Behlül Özkan, İletişim Yayınları, siyaset, 456 sayfa, 2023

Kristen R. Ghodsee – Kızıl Savaşçı Kadınlar (2023)

‘Kızıl Savaşçı Kadınlar’, sosyalist kadın hakları aktivizminin tarihini bu tarihin önde gelen beş figürü üzerinden anlatıyor: Sovyetler’in kadınlara yönelik politikalarına şekil veren teorisyen, siyasetçi ve diplomat Aleksandra Kollontay; kendini halk eğitimine adamış Nadejda Krupskaya; Komünist Parti Kadın Birimi Jenotdel’in kurucularından İnessa Armand; efsanevi keskin nişancı Lüdmila Pavliçenko ve Bulgar Kadın Hareketi Komitesi’nin yirmi iki yıl boyunca başkanı olan Elena Lagadinova.

Bu beş kadının yaşam öykülerinden yola çıkan Kristen Ghodsee, sosyalist kadınların mücadelelerini, başarılarını ve önlerine çıkan engelleri anlatırken geçtiğimiz yüzyılın kadın hakları mücadelesini yaşadığımız çağa bağlıyor.

İç çatışmalarla, çelişkilerle, birlikte çıkılan veya ayrılan yollarla ama aynı zamanda da büyük bir azimle, yaratıcılıkla ve başarılarla dolu beş yaşam öyküsü.

Hayatları boyunca ince bir çizginin üzerinde yürümek zorunda kalan kızıl savaşçı kadınlar kadın mücadelesine büyük bir sadakatle bağlı kaldılar; yeni çözümler ürettiler, siyasi projeler geliştirdiler ve bizlere bugüne dair yeni sözler ederken mutlaka dikkate alınması gereken bir deneyim bıraktılar.

Yirminci yüzyıl kadın hareketine Doğu Avrupa’nın ve Sovyetler’in devrimci politikalarından yola çıkarak bakan ‘Kızıl Savaşçı Kadınlar’, kadın hareketinin, Batı tarihçiliğinin ilgisiz kaldığı sosyalist yönüne ışık tutuyor ve bu hareketin radikal geçmişiyle yeniden bağlantı kuruyor.

Toplumu ve değişmez sanılan kuralları değiştirmek ve daha adil bir dünya kurabilmek için erkek yoldaşlarıyla omuz omuza çarpışan bu kadınların hem uluslararası etkileri hem de başarıları belki gözden kaçırıldı, ama kesinlikle unutulmadı.

Kadın hareketi üzerinde öyle bir etki bıraktılar ki aslında yaşadıkları başarısızlıklar bile ne kadar devrimci olduklarının bir kanıtı sayılmalı.

‘Kızıl Savaşçı Kadınlar’, sadece yirminci yüzyıl kadın hareketine dair yazılan hikâyenin değil, aynı zamanda Sovyetler ve Doğu Avrupa tarihinin de eksik kalan sayfalarını tamamlıyor.

  • Künye: Kristen R. Ghodsee – Kızıl Savaşçı Kadınlar: Beş Devrimci Kadından Dersler, çeviren: Senem Erdoğan, Yordam Kitap, siyaset, 224 sayfa, 2023

Élise Massicard – Mahalleyi Yönetmek (2023)

Osmanlı Devleti zamanından bu yana yerel yönetimin en alt düzeyini oluşturmakla birlikte şekil değiştirerek de olsa varlığını hâlâ koruyan muhtarlık, en uzun ömürlü kurumlardan biri olarak yurttaş ile devlet arasında aracılık rolünü devam ettiriyor.

Élise Massicard’a göre, muhtar gündelik hayat ile iktidarın kesiştiği noktada yer alıyor, yurttaşların denetlenmesini sağlıyor ve devletin erişilebilir bir makam olduğu duygusunu yaratıyor.

Bu sayede kimi zaman devletin memuru kimi zaman da yurttaşın savunucusu rolünü üstleniyor.

Kapsamlı bir saha çalışmasına dayanan ‘Mahalleyi Yönetmek’, muhtarların muğlak konumlarını, hangi rolleri üstlendiklerini, nasıl çalıştıklarını, usulleri kimi zaman devlet kimi zaman da mahalle sakinleri lehine nasıl esnettiklerini, daha genel olarak da devlet ile yurttaş arasındaki ilişkilerin biçimlenişini araştırıyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Bu çalışma muhtarlık uygulamalarının, tutarlı ve merkezî bir devlet imajını nasıl aynı zamanda hem zedeleyip hem de desteklediğini, söz konusu imajın kendisinin de yurttaşların ve memurların uygulamalarını zorlayıp şekillendirdiğini inceliyor. Dolayısıyla kitabın sorduğu soru, Türk Devleti’nin güçlü olup olmadığına ilişkin değil, söz konusu karşılaşmalar çerçevesinde kurulan ve etkili olan ilişkilerde devletin günlük olarak nasıl üretildiğine ve yaşandığına ilişkindir.”

  • Künye: Élise Massicard – Mahalleyi Yönetmek: Muhtarlar Üzerinden Türkiye’de Devlet-Toplum İlişkileri, çeviren: Olcay Kunal, İletişim Yayınları, siyaset, 373 sayfa, 2023

Byung-Chul Han – Yorgunluk Toplumu (2023)

80’lerle beraber eskilerin “sürat asrı” dediği devri kapatan, hızın sadece fiziksel değil sanal bir dünyada da bir mevzu haline geldiği, insanların, bilginin her an ulaşılabilir olduğu, sosyal ilişkilerin yerini ‘etkileşime’ terk ettiği bir döneme girdik.

Merakımız varsa dahi ilgi duyamıyoruz, dikkat kesilemiyoruz.

Dikkatimiz yazılım arayüzeylerinin arasında, bir yüzeyden diğerine atlamakla meşgul.

Ara’nın yerini hiperaktiflik, yani oradan oraya atlamak aldı.

Yerimizde duramıyoruz.

Gündemimiz aralıksız olarak “güncel”leniyor ve tüm bu bitmek bilmeyen yepyeni şimdiden bezmiş durumdayız, bugün olmazsa yarın…

‘Yorgunluk Toplumu’nu Almanya’da son on senenin en cok satan kitaplarından biri yapan şey kapitalizmin son yirmi yılında ortaya çıkan yeni bir yaşam biçiminin insanı nasıl ufaladığını göstermesi: sıfırı tükettik ve devam ediyoruz, her şey angarya geliyor, devam ediyoruz.

Byung-Chul Han, kapitalist yabancılaşmanın yarattığı birey tipolojisinin nasıl meşgul ve yorgun bir toplum meydana getirdiğini gözler önüne seriyor.

Byung-Chul Han’ın eseri sürüncemede kalmış, depresyondan çıkamayan, sürmenaj olmuş insanın durumuna dair bir başyapıt.

Kitaptan iki alıntı:

“İyi bir hayat yaşama kaygısı, kaldı ki buna başkalarıyla yaşamayı başarmak da dahildir, gitgide hayatta kalma kaygısına dönüşüyor…”

“Prometheus miti, kendi kendisine şiddet uygulayan, kendi kendisiyle savaş halindeki günümüz performans öznesinin psikolojik aygıtının bir sahnesi olarak yeniden yorumlanabilir. Kendisini özgür zanneden performans öznesi aslında Prometheus gibi zincirlenmiştir. Sürekli büyüyen ciğeriyle beslenen kartal, performans öznesinin savaştığı alter egosudur. Böyle bakıldığında Prometheus ile kartal arasındaki ilişki bir kendilik-ilişkisi, bir kendi kendini sömürme ilişkisidir. Kendinde ağrısız olan ciğerin ağrısı ise yorgunluktur. Böylece Prometheus, kendini sömüren bir özne olarak sonsuz yorgunluğa yenik düşecektir. Performans öznesi yorgunluk toplumunun kök-figürüdür.”

  • Künye: Byung-Chul Han – Yorgunluk Toplumu, çeviren: Çağlar Tanyeri, İnka Kitap, felsefe, 72 sayfa, 2023

Alex de Waal – Yeni Salgın Eski Siyaset (2023)

‘Yeni Salgın Eski Siyaset’, modern dünyanın salgın hastalık tehditleriyle başa çıkmak için nasıl bir savaş senaryosu benimsediğini ve bunun defalarca nasıl başarısız olduğunu araştırıyor.

Avrupa ilk olarak on dokuzuncu yüzyılda koleraya karşı “savaş” ilan etti.

Hastalığı yenemedi ama ulus-devletlerin kuruluşuna ve imparatorlukların amaçlarına hizmet etti.

1918’de grip gerçek bir savaştan çıktı ve ne siyasalar ne de tıp tarafından denetim altına alınmadan dünyayı kasıp kavurdu.

Kırk yıl önce AIDS tıp biliminin güvenine meydan okudu.

AIDS hâlâ bizimle, ama onunla yaşamayı öğrendik, özellikle de toplumsal aktivizm ve özgürleştirici siyaset sayesinde.

Bugün, halk sağlığı uzmanları ve onları dinlemeyen siyasi liderler COVID-19’la “savaşmamız” gerektiği konusunda hemfikir.

Toplumlarımızın bu kadar savunmasız olmasının nedenlerini ele almak yerine, tek tek patojenleri hedef almamız ve onları bastırmamız gerektiği konusunda bir fikir birliği var.

Bu fikir birliğinin yanlış olduğunu savunan Alex de Waal, Antroposen için yeni bir demokratik halk sağlığı savunusu yapıyor.

  • Künye: Alex de Waal – Yeni Salgın Eski Siyaset: Hastalığa Karşı Savaşın İki Yüz Yılı ve Alternatifleri, çeviren: S. Erdem Türközü, Nika Yayınevi, tarih, 300 sayfa, 2023

Aleksandra Kollontay – Sovyet Kadını (2023)

Aleksandra Kollontay (1872-1952), Rus devrimci hareketinin etkili önderlerinden, sınıflar üstü bir kadın mücadelesine kararlılıkla karşı çıkan Marksist bir düşünür, Ekim Devrimi’nin ardından Bolşevik hükümette yer alan ilk kadın komiser (bakan), barış için gösterdiği çabalarla dünyanın saygısını kazanmış bir kadın diplomat…

Kollontay’ın fikirleri, Sovyet Rusya tarihi içinde de Marksist feminizmin düşünsel mirası içinde de yeterince tartışılmadı.

Oysa Kollontay’ın boyun eğmeyen, dolaysız bir üslupla kaleme aldığı yazıları, radikal bir düşünürün ve Sovyet Rusya’da geliştirilmeye çalışılan sosyalist pratiğe sorumluluk hissiyle bağlı bir yöneticinin derinlikli ve önemli düşünceleriyle doludur.

Kollontay’ın yaşamı sırasında görece gölgede kalmasına getirilmiş açıklamalardan biri, aşk, cinsellik ve evlilik meselelerindeki görüşleri fazlasıyla serbest olduğu için sosyalist düzen tarafından bir kenara itildiğidir.

‘Sovyet Kadını’, Kollontay’ın siyasi yaşamının farklı evrelerinde zihnini meşgul eden çeşitli meseleler üzerine yazdığı yazılardan ve yaptığı konuşmalardan derlenmiş on iki makaleden oluşuyor.

Yeni bir toplumun yaratılmasına dair güçlü umutlarla ortaya konduğu açıkça hissedilen bu makaleler, sosyalist kadın hareketinin talepleri, çağdaş burjuva toplumunun yarattığı “cinsel kriz”in nasıl aşılacağı, kadınların özgürleşmesi için sosyalist devletin sorumlulukları gibi pek çok konuda bugün de tartışmalar açabilecek parlak gözlemler içeriyor.

Son bölümde yer verilen Kollontay’ın anıları ise siyaset ve mücadeleyle geçmiş bu ömrün, yeni bir dünya yaratma ülküsünden hiç vazgeçmediğini gösteriyor:

“Benim hayatım, bir örnek olarak eskimiş çifte standart garabetini diğer kadınların hayatından da defetmeye hizmet edebilir. Bu, şahsi varoluşumun en önemli anlamıdır.”

  • Künye: Aleksandra Kollontay – Sovyet Kadını (Seçme Yazılar), çeviren: Deniz Tuna, Yordam Kitap, kadın, 160 sayfa, 2023

Erkin Özalp – Devrim Nasıl Yapılır? (2023)

“Küçük azınlıkların büyük çoğunluklara hükmetmesine son vererek, insanların kendileriyle ilgili her tür kararı özgürce kendilerinin almasını sağlamak mümkün mü?”

“21. Yüzyılda Marksizm ve Sosyalizm” alt başlıklı ‘Teorisyeniniz Devrimciydi’nin yazarı Erkin Özalp, yeni çalışmasında, farklı ülkelerdeki görece yakın tarihli mücadele deneyimlerinden hareketle, yukarıdaki soruya olumlu yanıtlar veriyor.

Kitapta incelenen çok sayıda örnek arasında, Nepal’de Maoistler tarafından yürütülmüş olan gerilla savaşı, Hugo Chávez’in Bolivarcı Devrimi, Meksika’daki Zapatistaların “aşağıdan yukarıya” devrim yapma mücadeleleri, Yunanistan’da Syriza’nın iktidara gelişi ve teslim bayrağını açması, İspanya’da popülizm teorisini hayata geçirmeye çalışan Podemos’un henüz muhalefetteyken yaşadığı dönüşümler ve Avusturyalı komünistlere Graz kentinin belediye başkanlığını kazandıran yerel çalışmalar da bulunuyor.

Sosyalist sistemin çöküşü sonrasında başvurulan mücadele stratejilerini somut deneyimler ışığında değerlendiren Özalp, Türkiye’deki devrim mücadelesinin gereklerini de göz önünde bulundurarak, kitlelerin kendi eserleri olacak, geçmişteki zaafların yeniden ortaya çıkmasına izin vermeyecek ve insanlığın kurtuluşunu yakınlaştırabilecek olan devrimlerin nasıl yapılabileceğini ana hatlarıyla tartışıyor ve somut önerilerde bulunuyor.

  • Künye: Erkin Özalp – Devrim Nasıl Yapılır?: Dünyada Strateji Arayışları, Yordam Kitap, siyaset, 240 sayfa, 2023

Kolektif – Cumhuriyetçilik ve Cumhuriyetler (2023)

 

Yerküreyi kaplayan irili ufaklı çok sayıda cumhuriyetin “başarısız” varlığı etik-politik bir düşünce geleneği olarak cumhuriyet(çiliğ)in de gölgede kalmasını beraberinde getirmiştir.

Çok uzun bir süre biçimsel olarak yükselen pratikler karşısında bir düşünce geleneği olarak cumhuriyetçiliğin suskunluğuna tanıklık edilmiştir.

Sonrasında entelektüel düzeyde bir cumhuriyetçi canlanış/silkeleniş söz konusu olsa da henüz pratikler üzerinde dönüştürücü bir etkiden bahsetmek güç.

Cumhuriyetleşememiş cumhuriyetler dünyasında teoriyle pratik arasındaki devasa boşluk her iki alanı da sorunsallaştırmayı zorunlu kılıyor.

Dünyanın farklı coğrafyalarından 27 bilim insanının katkı sunduğu ‘Cumhuriyetçilik ve Cumhuriyetler: Teoriyi Derinleştirmek, Pratiği Sorgulamak’, bir yandan siyaset felsefesinin önemli kavramlarından olan cumhuriyetçiliği tartışmayı, temel kavram setleri etrafında dönen imkanları, alanın önde gelen isimleriyle görünür kılmayı çabalarken öte yandan Batı dışı çeşitli ülke deneyimlerini de içerecek şekilde cumhuriyetçi pratiklerin sorgulamasını yapmayı amaç ediniyor.

Ayrıca 100. yıl çalışmalarına-tartışmalarına doğrudan katkı sunmak amacıyla çeşitli yazılardan oluşan bir Türkiye bölümü de bulunuyor.

Kitap, pratiğin krizine karşı “büyük fikirler”in etkisini yitirdiği bir çağda büyük bir geleneği hatırlamaya, onu yeniden büyütmeye çağrı yapıyor.

  • Künye: Kolektif – Cumhuriyetçilik ve Cumhuriyetler: Düşünceyi Derinleştirmek Pratiği Sorgulamak, derleyen: Selman Saç, Nika Yayınevi, siyaset, 504 sayfa, 2023